Denetimli Serbestlik - TÜRKİYE HUKUK

Denetimli Serbestlik

0

Av. Mustafa Tırtır / İstanbul Barosu Avukatı

Bilindiği üzere 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (2) ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (3), 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Denetimli Serbestlik ile ilgili hükümler, YTCK’nın 51, 58.maddelerinde ve CGİK’nin 107.maddesinde yer almaktadır. Bu hükümleri üç ana başlık altında toplamak mümkündür.

I) Erteleme kararı ile hükmedilen Denetimli Serbestlik (YTCK 51m.) :
II) Mükerrirler hakkında uygulanan Denetimli Serbestlik (YTCK 58m.) :
III) Şartla Salıverilme halinde uygulanan Denetimli Serbestlik (CGİK 107m. ):

I) Erteleme kararı ile hükmedilen Denetimli Serbestlik (YTCK 51 m. )

Denetimli Serbestlik ile ilgili açıklamalarımıza geçmeden önce YTCK’nın 51. maddesinde yer alan hapis cezasının ertelenmesi, ertelemenin şartları ve şarta bağlanan erteleme kurumunu açıklamak konumuz açısından yararlı olacaktır.

647 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nun 6.maddesi gereğince, 1 yıla kadar ağır hapis ve 2 yıla kadar hapis cezaları ertelenmekte idi (4). 5237 sayılı TCK ile hem erteleme sistemi, hem de hapis cezalarına ilişkin ağır hapis ve hapis cezası şeklindeki ayrım kaldırılmıştır.

YTCK’nın 51.maddesi’ne göre; işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına (5) mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilecektir. Ancak fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş olan kişilere verilen üç yıla kadar hapis cezasının ertelenebilmesi mümkündür. Bunun yanında belirtilen maddede hükmedilen hapis cezasının ertelenmesi için bazı şartlar aranmış, hatta yine bu maddede erteleme kararının belli şartlara bağlanabileceği açıkça ortaya konmuştur.

A) Ertelemenin şartları :

YTCK’nın 51.maddesi ile 647 sayılı CİK’da yer alan ertelemenin kolaylaştırıldığını belirtmek mümkündür. YTCK’nın 51. maddesinde öngörülen şartlardan ilki kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması; İkincisi ise, kişinin suçu işledikten sonra yargılama aşamasında gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede vicdani bir kanaatin oluşmasıdır.

647 sayılı CİK’nun 6. maddesine göre ise, erteleme kararı için, kişinin Adliye Mahkemeleri tarafından para cezasından başka bir ceza almamış olması şartı aranmakta idi. YTCK’nın 51.maddesi ise bu sınırı genişletmiş, daha önce alınan 3 aya kadar hapis cezasının erteleme için engel teşkil etmeyeceğini ortaya koymuştur.

B) Şarta bağlı erteleme :

Bir hükmün ertelenebilmesi için, yukarıda sayılan iki şartın varlığı her olayda aranacaktır. Bu sayılan şartların yanında mahkeme, gerekli gördüğü takdirde, bazı şartları ileri sürerek şarta bağlı olarak erteleme kararı verebilecektir. Hakim tarafından belirtilen şart gerçekleşinceye kadar verilen ceza, infaz kurumunda çektirilecek, şart yerine getirildiği anda, hakim kararı ile hükümlünün infaz kurumundan salıverilmesine karar verilecektir.

YTCK’nın 51/2.maddesinde tahdidi olarak sayılan bu şartlar;

i) Mağdurun uğradığı zararın aynen iadesi, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle zararın tamamen giderilmesi,

ii) Kamunun uğradığı zararın aynen iadesi, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle zararın tamamen giderilmesi, şeklindedir.

Madde metninde şart olarak belirtilen husus, daha çok bir zararın iadesi ya da giderilmesi şeklindedir. Mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın giderilmesi, son yıllarda başvurulan bir yöntem olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durum “onarıcı adalet” olarak tanımlanmaktadır (6). Dikkat edileceği üzere, uğranılan zararın tazmini ile ilgili sanığın rızası aranmamaktadır. Ancak hakim tarafından uğranılan zararın giderilmesi hususunda karar verileceği zaman suçlunun ekonomik durumu göz önünde bulundurulmalıdır.

C) Ertelemenin düşmesi ve sonuçları:

Verilen cezanın ertelenmesi neticesinde hükümlünün bazı yükümlülüklere uyması ve belirlenen denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlememesi gerekmektedir. Denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işleyen veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar eden hükümlünün ertelenen cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilecektir. Denetim süresinde kasıtlı bir suç işlenmediği (7) ve belirlenen yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılacaktır.

Ertelemenin düşmesi için işleniş tarihi itibari ile ikinci suçun deneme süresi içinde yer alması yeterli görülmüş, mahkumiyet hükmünün deneme devresi içinde olması aranmamıştır. Yurtdışında işlenen suçun Türkiye’de kovuşturulması mümkünse, erteleme kararı düşecektir. Dolayısıyla erteleme kurumu, şartlı af olmaktan çıkarılıp, infaz kurumu haline getirilmiştir. Doktrinde bu düzenlemenin ertelemenin amacıyla bağdaşmadığı belirtilmiştir (8).

D)Denetimli serbestlik :

i) Tarihsel gelişim:

Kurum, ilk kez İngiltere’de 1842 yılında hafif suç işlemiş olan kişiler hakkında uygulanmış, ilk düzenleme 1869 yılında ABD’de yapılmıştır. 1869 yılında ABD’nin Massachussets eyaletinde 17 yaşından küçükler hakkında uygulanan denetimli serbestlik, 1878 yılında yetişkinler hakkında da uygulanmış, 1880 yılında çıkarılan bir yasa ile kurumun bütün ülkeye uygulanması sağlanmıştır9. Failin suçluluğu tespit edildikten sonra, mahkeme, suçlunun, belirlenecek kurallara uyması ve belirli bir süreyi iyi hal ile geçirmesi şartıyla, serbest bırakılmasına hükmedebilmektedir10. YTCK uygulamasından farklı olarak savcı ve bazen kolluk, suç işleyen kişiyi belirli bir süre denetimli serbestliğe tabi tutar ve bu süre içinde suç işleyenin kötü hali görülmez ve yeniden bir suç işlediği de tespit edilmezse artık kamu davası açılmaz. Fakat bu kurumun uygulanmasına karar verilmesi, işlenen fiilden dolayı failin suçluluğunun ve  kusurluluğunun tespit edilmesine bağlıdır. Denetimli serbestlik sisteminde esas olan, davanın, duruşmanın veya cezaya hükmedilmesinin şartlı olarak geri bırakılmasıdır. Cezanın şartlı geri bırakıldığı dönem içinde suçlu hakkında özel bir kontrol memuru aracılığı ile gözetim görevi yerine getirilir ve ona adeta bir tedavi yapılır11.

1908 tarihinde İngiltere’de, ağır olmayan suçlarda, mahkemenin, delillerin toplanmasından sonra suçluluğu tespit etmeden, hükmün ertelenmesi ve 3 seneyi geçmemek üzere bir deneme süresi belirleyerek gerekli hallerde fail hakkında gözetim uygulanmasına karar vermesine imkan tanınmaktaydı (12).

Mevzuatımızda denetimli serbestlik ile ilgili benzer bir düzenlemeye, mülga 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluş Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 38. maddesinde rastlamak mümkündü. 2253 sayılı Kanun’un “Şartlı Erteleme” başlıklı 38.maddesinde, küçük hakkında verilen cezanın şartlı olarak ertelenebileceği, cezası bu suretle ertelenen küçüğün bir yıldan üç yıla kadar bir deneme devresine tabi tutulacağı, deneme devresi zarfında küçüğü, muayyen bir meslek veya sanat öğrenmek, belli bir yerde ikamet etmek, alkollü içki kullanmamak veya bunlar gibi bazı şartlara uymaya mecbur edilebileceği belirtilmekte idi.

ÇMK’nın 38. maddesinin devamında deneme devresi içerisinde, yapılan ikaz ve ihtarlara rağmen, tabi tutulduğu eğitim ve ıslah şartlarını yerine getirmeyen veya başka kasti bir cürüm işleyen çocuk hakkında, mahkemenin, hükmolunan cezanın aynen çektirilmesine veya vahim görülmeyen hallerde deneme devresinin yarı nispetinde uzatılmasına karar verebileceği hususları yer almakta idi.

Bu kurum, Dönmezer – Erman tarafından şu şekilde tanımlanmıştır. Denetimli Serbestlik, özel şekilde seçilmiş suçlular hakkında kamu davasının açılmasının veya duruşma yapılmasının ya da cezanın hükmedilmesinin şartlı olarak geri bırakılmasını ve serbest bırakılan suçlu hakkında onun kişiliğini hedef tutan bir kontrol, yöneltme ve idare sisteminin uygulanmasını belirleyen bir tedbir olduğu belirtilmiştir. Bu tedbirin amacının suçluluğu azaltmak ve suçluyu iyileştirmek olduğu, bu hali ile tedbir niteliğinde ve hapis cezalarının alternatifi olduğu ifade edilmiştir (13).

Bireyselleştirmenin ön plana çıktığını belirten Dönmezer – Erman tedbirin faydalı olabileceği kimseler olacağı gibi, hiç uygulanmayacak hallerin de olacağını ifade etmiştir (14).

Dönmezer – Erman, denetimli serbestliğin ülkeler açısından farklı kanuni şekiller aldığını, bunların iki başlık altında değerlendirilebileceğini belirtmiştir. Birincisi, hükmün verilmesinin geri bırakılması halinde denetimli serbestlik, ikincisi ise, verilen hükmün infazının geri bırakılması halinde denetimli serbestliktir.

ii) Çocuk Koruma Kanunu’nda yer alan Denetimli Serbestlik :

Denetimli Serbestlik kurumu, Dönmezer – Erman tarafından da belirtildiği gibi hükmün ertelenmesi ya da hükmün açıklanmasının ertelenmesi şeklinde düzenlenmiştir. Ancak YTCK ve CGİK düzenlemesinin bu şekilde olmadığını, böyle bir düzenlemenin 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda (15) yer aldığını belirtmek mümkündür.

Çocuk Koruma Kanunu’nun 19. maddesi gereğince, cezanın üst sınırı üç aydan fazla ve iki yıla kadar16 (iki yıl dâhil) hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektirir ise, Cumhuriyet Savcısı tarafından deliller toplandıktan sonra şüpheli hakkında açılacak kamu davası, 19.maddede sıralanan şartların gerçekleşmesi halinde 5 yıl süre ile ertelenebilecektir. Bu madde ile yeni bir kurum hukukumuza girmiştir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ile hem suç işleyen küçük yargılanmamış olacak, hem de bu şekilde davaların artması önlenecektir.

ÇKK’nın 23. maddesi gereğince ise, yapılan yargılama sonunda belirlenen ceza, en çok üç yıla kadar (üç yıl dâhil) hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, bu maddede sıralanan şartların gerçekleşmesi halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.

23. maddenin 3. fıkrası gereğince, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde, çocuk, beş yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulacaktır. Bu süre içinde çocuğun bir eğitim kurumuna devam etmesine, belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine karar verilebilecektir.

“Takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine” ibaresi ile hakime geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır. Ancak bu ibarenin Kanunilik İlkesi’ne Anayasa’nın 38. maddesine ve YTCK’nın 2. maddesine aykırı olduğunu belirtmek gerekmektedir.

Belirlenen bu tedbirlere uyulmamasının müeyyidesi 23. maddenin 6.fıkrasında yer almaktadır. Çocuk, denetimli serbestlik süresi içinde işlediği hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç nedeniyle mahkûm olursa veya yükümlülüklerine aykırı davranırsa, mahkeme geri bıraktığı hükmü açıklar. Ancak mahkeme, yükümlülüklerin yerine getirilme durumunu göz önünde bulundurarak, çocuk hakkında belirlenen cezada yarı oranına kadar indirim yapabilir.

ÇKK’nın 36. maddesinde “hakkında koruyucu ve destekleyici tedbir kararı verilen, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı onanan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen çocuğun denetim altına alınmasına karar verilebilir” hükmü yer almaktadır. Bu konuda hakime takdir hakkı verilmiştir. Ayrıca ÇKK’nın 38. maddesinde denetim görevlisinin görevleri açıkça sayılmıştır. Kanun’un 39. maddesinde de çocuğun tabi tutulacağı denetim ve planı ile ilgili hükümlere rastlamak mümkündür.

YTCK ve CGİK’da yer alan düzenlemelerden farklı olan ÇKK’da yer alan Denetimli Serbestlik kurumunun, hürriyeti bağlayıcı cezalara seçenek yaptırım olduğunu belirtmek mümkündür.

iii) YTCK’da yer alan Denetimli Serbestlik:

XIX. yüzyılda ortaya çıkan bu kurum, davanın açılmasının, hükmün açıklanmasının, verilen cezanın infazının ertelenmesi gibi daha çok erteleme şeklinde uygulama alanı bulmaktadır. Buna karşın YTCK sistemi ise, bu gibi erteleme kurumlarından farklı olarak uygulanmakta, burada bir kontrol işlevi ön plana çıkmaktadır.

Mahkumiyet kararı ertelenen hükümlü, erteleme süresi içinde, hakim tarafından belirlenen sürede denetime tabi tutulacak ve gene bu süreyi belirlenmiş yükümlülüklere uyarak geçirecektir.

1) Denetim süresi:

Cezası ertelenen hükümlüler için, mahkeme tarafından yasada belirtilen sürelere bağlı kalmak kaydı ile denetim süresi belirlenecektir. YTCK ve CGİK’da yer alan denetim sürelerinin alt ve üst sınırını, uzatılabilecekleri miktarı şu şekilde belirtebilmek mümkündür.

i) YTCK’nın 51. maddenin 3.fıkrası gereğince, erteleme kararı verilen hükümlü hakkında, süresi bir yıl ila üç yıl arasında olmak üzere, bir denetim süresi belirlenecek, denetim süresinin alt sınırı mahkûm olunan ceza süresinden az olamayacaktır.

ii) Mükerrirler hakkında hükmedilen denetim süresinin alt sınırı, CGİK’in 108. maddesine göre 1 yıldır. Ancak bu sürenin 5 yıla kadar çıkarılabileceği aynı maddenin 6. fıkrasından anlaşılmaktadır.

iii) Şartla Salıverilen hükümlü ile ilgili denetim süresinin alt sınırı ise, CGİK’in 107. maddesine göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin yarısı kadardır. Ancak süreli hapislerde bu süre, ancak bihakkın tahliye tarihine kadar uzatılabilecektir.

Kanun’da denetim süresinin hangi tarihten itibaren başlayacağı hususunda bir açıklığın bulunmadığı, bu nedenle hükmün verildiği tarihten itibaren başlaması gerektiği, kesinleşmesini beklemenin gereksiz olduğu ileri sürülmüştür. Ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulu 27.5.1997 yılında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 95. maddesi ile verdiği bir kararında deneme süresinin kesinleşmiş olmak koşulu ile hükmün verildiği tarihten başlayacağını açıkça belirtmiştir (17).

2) Yükümlülük belirlenmesi ve uzman görevlendirilmesi:

Hakim, suçun işlenmesine sebebiyet veren olay ile bağlantılı olarak hükümlünün belli yükümlülüklere uymasına karar verebilir. Hükümlünün hangi yükümlülüklere uyacağı maddenin 4. fıkrasında yer almıştır.

Hakim, denetim süresinde ;
i) Hükümlünün belli yükümlülüklere uymasına hükmedebilir.
ii) Hükümlüye rehberlik edecek bir uzman belirleyebilir.

Burada önemli olan, denetimli serbestlik rejiminin; yani hükümlünün haklarına mahkeme tarafından getirilecek sınırlamaların niteliklerinin, kapsamlarının ve sürelerinin belirlenmesidir. Aksi takdirde, suçluyu iyileştirmek ve topluma uyumunu sağlamak görünümü altında, bu kuruma tabi olan kişinin, cezasını hapishanede çeken bir hükümlüden daha zavallı bir duruma düşürülmüş, toplumda aşağı bir konuma yerleştirilmiş olacağı ileri sürülmüştür (18).

Hakim,denetim süresini belirledikten sonra, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde bulundurarak,denetim süresinde herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden bu sürenin geçirilmesine karar verebilecektir. Ancak denetim süresinde bir uzman görevlendirilmezse, suçlunun uslanmasının tamamen tesadüflere kalacağı ifade edilmiştir (19). Hakim tarafından belirlenen denetim süresi, belirlenen yükümlülüklere uyulduğu ve iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, verilen ceza infaz edilmiş sayılacaktır.

3) Denetim süresinde belirlenen yükümlülükler:

Mahkumiyet kararı ertelenen ve denetim süresi belirlenen hükümlünün içinde bazı yükümlülüklere uymasına karar verileceğini belirtmiştik. Hakim tarafından belirlenen yükümlülüklerin mutlaka kanun tarafından belirlenmesinde bir zorunluluk olmadığı ortaya konmuştur (20). YTCK’nın 51. maddesinde belirlenen yükümlülükler ;

i) Bir meslek veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,

ii) Bir meslek veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,

iii) On sekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine, şeklinde sıralanmıştır.

YTCK’da belirlenen yükümlülüklerin daha çok hükümlünün meslek ve sanat sahibi olması ile ilgili olduğunu belirtmek gerekmektedir. Hükümlüyü belli bir meslek sahibi yaparak onun sosyalleşmesi ve topluma kazandırılması amaçlanmaktadır. Bu tedbirler, denetimli serbestlik merkezi ve koruma kurulları tarafından uygulanacaktır (21). Denetim süresinde belirlenen yükümlülüklerin her suçlunun özelliğine göre belirlenmesi gerektiği ifade edilmektedir. Hükümlünün iş bulmasını sağlayacak olan kurumun ABD’de, iş yoğunluğu sebebiyle uygulanamaz bir hal aldığı belirtilmektedir (22). Almanya’da 1965 yılında 25.000 hükümlüye karşılık 518 gözetim memuru olduğu, 2000’li yıllarda Almanya’da bir gözetim memuru başına 84 kişinin düştüğü belirtilmiştir (23).

Denetimli Serbestlik ile ilgili belirlenen yükümlülükler ülkeden ülkeye değişmektedir. Hükümlü gerektiğinde denetimli serbestlik görevlisi ile iletişim halinde olmak, herhangi bir adres değişikliğini haber vermek, istendiği takdirde yaşam biçimi hakkında gerekli bilgileri vermek gibi şartlara tabi olabilir. Bununla birlikte, genellikle, ikamet edilen yere, mesleki faaliyete, eğitime ya da alkol tedavisine devam etmeye, mağdurun zararını gidermeye ilişkin şartlar uygulanmaktadır (24).

4) Uzman kişinin görevi,denetim süresindeki hükümlünün durumu:

Denetim süresi belirlendikten sonra hakim, bu süre içinde hükümlünün topluma uyumunun ve sorumluluk bilincinin sağlanması amacıyla bir rehber tayin eder. YTCK’nın 51/5. maddesinde denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek kişinin bir uzman olması gerektiği belirtilmişti. Ancak madde metninde yer aldığı üzere bir uzman görevlendirilmeden de bu sürenin geçirilmesine karar verilebilir.

Maddenin 5. fıkrasına göre uzman kişi, hükümlünün, topluma uyum sağlaması, kötü alışkanlıklardan kurtulması ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesi için ona öğüt verir. Uzman kişi eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya çalıştığı kişilerle istişarelerde bulunur. Ayrıca hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor düzenleyerek hakime verir.

Burada şu hususu önemle belirtmek gerekir ki, uzman kişi, hükümlüyü kötü alışkanlıklardan kurtarmak ve topluma uyumunu sağlamak amacıyla yalnızca öğüt vermekle kalmamalıdır. Verilecek raporlarda, hem hükümlünün topluma uyumdaki aşaması beyan edilmeli, hem de hükümlüye faydalı olamadığı takdirde, uzman kişi başka bir uzman görevlendirilmesini mahkemeden istemelidir. Aksi takdirde, hükümlü için belirlenen denetim süresi, topluma uyum sağlanmadan ve kötü alışkanlıklardan kurtulamadan geçirilmiş olacaktır. Denetimli serbestlik uygulamasında görülen artış nedeniyle, Almanya’da, Fahri Gözetim Memurlarının bu kurum içerisinde yer alarak suçlunun uslanmasına yarar sağladığı belirtilmiştir (25).

5) Yükümlülüklere uymamanın müeyyidesi:

Denetim süresinde hakim tarafından belirlenen yükümlülüklere uyulması ve bu sürenin iyi hâlli olarak geçirilmesi halinde, verilen ceza infaz edilmiş sayılacaktır.

Ancak hükümlü, denetim süresi içinde ;

i) Kasıtlı bir suç işlerse (26),
ii) Kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar ederse, erteleme kararının geri alınmasına karar verilir.

Erteleme kararı geri alındığı takdirde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir. Burada dikkat edilmesi gereken ilk hususa göre; ikinci kez işlenen suçun kasten işlenen suçlardan olması gerekmekte, taksirle işlenen suçtan dolayı ertelemenin geri alınması söz konusu olmamaktadır. İkinci hususa göre, ikinci suçun denetim süresinde işlenmesi gerekmektedir. Denetim süresi içinde işlenmeyen, ancak denetim süresi içinde mahkumiyet kararı verilen bir suçtan dolayı erteleme kararı geri alınmayacaktır (27).

Şunu da açıkça ifade etmek gerekir ki, madde metnindeki “kasıtlı bir suç işlerse” ibaresinin “kasıtlı bir suçtan dolayı mahkum olursa” şeklinde anlaşılması gerektiği düşüncesini taşımaktayız. Ancak bazı yazarlarca kasıtlı bir suçun işlenmesi gerektiği savunulmuştur (28).

Erteleme kararının geri alınması için, hakimin uyarısının bulunması bir zorunluluktur. Hakim, önce hükümlüyü belirlenen yükümlülüklere uymadığını belirterek uyaracak, bu uyarıya rağmen uymadığı anlaşıldığı takdirde, erteleme kararı geri alınacaktır.

Bu madde gereğince verilen kararların işlenen suçla bağlantılı olması gerektiği ifade edilmektedir. Örneğin futbol maçında işlenen bir suçtan dolayı verilen mahkumiyet kararının ertelenmesi neticesinde sanığın belli bir süre, tuttuğu takımın maçına gitmekten yasaklanmasına karar verilebilir (29).

II) Mükerrirler hakkında uygulanan Denetimli Serbestlik (YTCK 58):

YTCK’nin 51.maddesinde yer alan Denetimli Serbestlik, hapis cezasının ertelenmesi ile birlikte uygulandığı gibi, YTCK’nın 58. maddesi gereğince mükerrirler hakkında da uygulanmaktadır.

Bilindiği üzere 765 sayılı TCK’da tekerrür halinde verilen ceza, hükümle birlikte belirlenen oranlarda arttırılmakta idi. YTCK’ya göre cezanın hükümle arttırılması sistemi tamamen terk edilmiştir. Bunun yerine verilen cezanın CGİK’te yer alan mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilecektir (30).

YTCK’nın 58.maddesinin 6.fıkrası gereğince, tekerrür hâlinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilir. Ayrıca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Mahkumiyet kararında cezanın mükkerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirileceği ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği yer alacaktır. 58. maddede yer alan denetimli serbestlik ile ilgili CGİK hükümlerine atıf yapılmıştır.

CGİK’in “Mükerrirlere özgü infaz rejimi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri” başlıklı 108.maddesinin 4. fıkrası gereğince hakim tarafından, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirlenir. Yine CGİK’nın 108. maddesinin 6. fıkrası gereğince hakim, denetim süresinin 5 yıla kadar uzatılmasına karar verebilir. Halbuki, YTCK’nın 51. maddesinde belirtilen denetim süresinin üst sınırı en fazla 3 yıl olabilir. Görüldüğü üzere mükerrir hakkında öngörülen denetim süresi daha uzun tutulmuştur.

5. fıkradaki “…tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır…” hükmü gereğince, CGİK’in 107.maddesinin 7 ila 15.fıkralarında yer alan Şartla Salıverme’ye ilişkin hükümler tatbik edilecektir.

III) Şartla Salıverilme halinde Denetimli serbestlik (CGİK md. 107):

YTCK’da yer alan Denetimli Serbestlikten başka, CGİK’da da Denetimli Serbestlik ile ilgili hükümlere rastlamak mümkündür. CGİK’nın 107. maddesinde yer alan Denetimli Serbestlik, hükümlünün şartla salıvermeden faydalanarak tahliye olmasından sonra başlamaktadır. CGİK’nın 107.maddesinin 6. fıkrasına göre, hükümlü şartla salıvermeden faydalanarak tahliye olduktan sonra, hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresi, 107.maddenin 1,2,3,4.maddelerinde belirlenen infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin yarısı kadar olacaktır. Ancak süreli hapislerde, denetim süresi bihakkın tahliye tarihini geçemez. Denetim süresi içinde belirlenen tedbirlere aykırı davranılması durumunda, şartla salıverme kararı geri alınır ve kalan ceza infaz kurumunda infaz edilmeye başlanır.

107. maddenin 7. fıkrasında, denetim süresinde hükümlünün uyması gereken yükümlülükler; 8. fıkrada 18 yaşından küçüklerin denetim süresinin nasıl geçireceği, 9. fıkrada hükümlünün durumuna göre bir uzman görevlendirileceği ve uzmanın hangi konularda yardımcı olacağı ile ilgili hükümler yer almaktadır. 10. fıkrada ise “hükümlünün kişiliğini ve topluma uyumdaki başarısını göz önünde bulundurarak” her hangi bir yükümlülük belirlenmeden ya da uzman görevlendirilmeden denetim süresinin geçirilebileceği, hatta denetimli serbestlik tedbiri uygulamasının tamamen kaldırabileceği hükmü yer almaktadır.

Yükümlülüklere uymamanın müeyyidesi 12. fıkrada düzenlenmiştir. Bu fıkra gereğince “Şartla Salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkimin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde şartla salıverme kararı geri alınır” hükmüne göre belirlenen yükümlülüklere uymayan hükümlünün infaz kurumuna gönderilmesine karar verilir.

CGİK’nın 107. maddesinin 13. fıkrası gereğince, hükümlünün denetim süresi içinde suç işlemesi halinde (31), suçu işlediği tarihten itibaren; yükümlülüklere aykırı davranması durumunda ise, salıverme kararının geri alınmasının kesinleştiği tarihten itibaren, bihakkın tahliye tarihine kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir. 14. fıkrada denetim süresinin iyi halli olarak geçirilmesi durumunda ceza infaz edilmiş sayılacaktır. 15. fıkranın b bendinde, yükümlülüklere uymama halinde şartla salıverme kararının geri alınacağı belirtilmiştir (32).

V) Denetimli serbestlik merkezleri:

CGİK’nın 104/1.maddesi gereğince denetimli serbestlik ve yardım merkezleri kurulacağı belirtilmiş, denetimli serbestlik merkezinin görevleri yine bu madde içinde yer almıştır.

Bu maddenin 1.fıkrasına göre; cezaları ertelenen, salıverilen veya haklarında hapis cezası dışında herhangi bir tedbire hükmedilen hükümlülerin toplum içinde izlenmesi, iyileştirilmesi, psiko-sosyal problemlerinin çözülmesi, salıverme sonrası korunması ve yargılanan kişiler hakkında sosyal araştırma raporlarının düzenlenmesi ve mağdurun korunması gibi görevleri yerine getirmek üzere denetimli serbestlik ve yardım merkezleri kurulacaktır.

Maddenin ikinci fıkrası gereğince cezaevinden tahliye olan hükümlülerle ilgili onlara iş sağlanması amacıyla koruma kurulları kurulacaktır. Maddenin son fıkrası gereğince denetimli serbestlik ve yardım merkezleri ile koruma kurullarının kuruluşu, çalışma yöntem ve esasları, ilgili kanununda düzenleneceği hükmü yer almıştır. CGİK’da yer alan bu düzenleme bağlamında 3.7.2005 tarih ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu ile denetimli serbestlik merkezleri ve koruma kurullarının kuruluş, görev ve çalışmaları belirlenmiştir.

VI) Sonuç:

1 Haziran 2005 tarihinden itibaren YTCK ve CGİK’nın bazı maddelerinde yer alan denetimli serbestlik ile ilgili hükümler bir yenilik olarak ortaya konmuştur. Diğer hukuk sistemlerinden farklı şekilde uygulamada yer bulan Denetimli Serbestlik, cezası ertelenen, cezaevinden şartla salıverilen ve hakkında tekerrür hükümleri uygulanan mahkumun, kanunda belirtilen sürede belirli yükümlülüklere uyması şartı ile, bir uzman yardımı ile topluma uyumunu kolaylaştırmayı amaçlamaktadır. Bu arada iş sahibi olmayan hükümlü, iş sahibi yapılarak, topluma yeniden kazandırılmaya çalışılmaktadır.

Çağdaş Ceza Hukuku’nun vazgeçilemez unsurlarından olan Denetimli Serbestlik, uygulanamadığı takdirde, hükümlünün üzerinde büyük bir baskı aracı olarak kullanılabilir. Dolayısıyla gerek seçilecek olan uzman ve gerekse belirlenen yükümlülükler, hükümlünün kişiliği dikkate alınarak belirlenmeli, fayda görmediği anlaşıldığı takdirde değiştirilmelidir. Denetimli serbestlik merkezleri ve koruma kurullarının bu tedbirlerin uygulanmasında önemli bir yere sahip olduğu unutulmamalıdır.

(2) Bundan sonraki bölümlerde YTCK olarak belirtilecektir.
(3) Bundan sonraki bölümlerde CGİK olarak zikredilecektir.
(4) 647 sayılı CİK’nun 6.maddesine göre, 18 yaşını doldurmamış, 65 yaşını tamamlamış olanlar hakkında bu süre 2 yıla kadar ağır hapis, 3 yıla kadar hapis cezası olarak belirlenmiştir.
(5) 765 sayılı TCK’nın 11.maddesindeki cezaların ağır hapis, hapis, ağır para cezası şeklindeki ayrımı, YTCK ile kaldırılmıştır. YTCK’nın 45. maddesinde cezalar, hapis cezası ve adli para cezası olarak düzenlenmiştir.
(6) DEMİRBAŞ, Timur, İnfaz Hukuku, sh.445. Ankara 2003.
(7) DEMİRBAŞ, Timur, Ceza Hukuku Genel Hükümler, sh.587. Ankara 2005.
(8) Çınar, Ali Rıza, Türk Ceza Hukukunda Cezalar, sh.60, Ankara 2005 ; Yurtcan, Erdener, Yeni Türk Ceza Kanunu ve Yorumu, sh. 116, İstanbul 2004.
(9) ÇOLAK, Haluk, Güncel Ceza Hukuku & Türk Ceza Kanunu, sh.134, Ankara 2005.
(10) KURT, Gülşah, Hürriyet, Bağlayıcı Cezalara Seçenek Tedbirler, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2005, sh. 60.
(11) DÖNMEZER, Sulhi – ERMAN, Sahir , Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, c. III, sh. 3-5, İstanbul 1994.
(12) ÖNDER, Ayhan, Türk Hukukunda Tecil ve Benzeri Müesseseler, sh. 23 – 24.
(13) DÖNMEZER – ERMAN, a.g.e. sh. 3-5.
(14) DÖNMEZER – ERMAN a.g.e. sh. 6.
(15) Bundan sonraki bölümlerde ÇKK olarak zikredilecektir.
(16) On beş yaşını doldurmamış çocuk bakımından hapis cezasının üst sınırı üç yıl (üç yıl dâhil) olarak uygulanır.
(17) ÇINAR, Ali Rıza, Türk Ceza Hukukunda Cezalar, sh.60, Ankara 2005 ; aynı yönde Toroslu, Nevzat, Ceza Hukuku, sh. 281, Ankara 2005,
(18) ROUX, J. A., Les Courtes Peines de Prison, Leur Remedes Techniques et La Mise a L’Epreuve Surveillée, Revue International de Droit Pénal, 1948, No. 3 – 4, sh. 273’den nakleden: Kurt, Gülşah, Hürriyet, Bağlayıcı Cezalara Seçenek Tedbirler, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Galatasaray Üniversitesi SBE, 2005, sh. 65.
(19) ÖZBEK, Veli Özer, Yeni Türk Ceza Kanununun anlamı, sh.515, Ankara 2005.
(20) ÇOLAK, Haluk, Güncel Ceza Hukuku & Türk Ceza Kanunu, sh.134, Ankara 2005.
(21) Bkz. 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu m. 14/1b
(22) DEMİRBAŞ, Timur, İnfaz Hukuku, sh.445. Ankara 2003
(23) SCHÖCH, Heinz, Denetimli Serbestlik Yardımı ve İnsancıl Ceza Yargısı, nakleden: Bacaksız, Pınar, Karşılaştırmalı Güncel Ceza Hukuku Serisi 5 – Suç Politikası, Claus Roxin’e Armağan, Ankara 2005, sh. 377.
(24) KURT, Gülşah, Hürriyet, Bağlayıcı Cezalara Seçenek Tedbirler, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2005, sh 64.
(25) SCHÖCH, Heinz, Denetimli Serbestlik Yardımı ve İnsancıl Ceza Yargısı, nakleden: Bacaksız, Pınar, Karşılaştırmalı Güncel Ceza Hukuku Serisi 5 – Suç Politikası, Claus Roxin’e Armağan, Ankara 2005, sh. 383.
(26) Bu hükmün, “kasıtlı bir suçtan dolayı mahkum olmak” şeklinde anlaşılması gerekmektedir.
(27) Bkz. ÖZGENÇ, İzzet, Türk Ceza Kanunu Gazi Şerhi, sh.667, Ankara 2005.
(28) ÖZGENÇ, İzzet, a.g.e.sh.667.
(29) TIRTIR, Mustafa, Türk Hukukunda Yeni Gelişmeler, İstanbul Barosu Dergisi, sh. 108, Mart 2003,
(30) Mükerrirlere özgü infazda, Şartla Salıverilme süreleri uzatılmıştır.
(31) Şartla Salıverme’nin geri alınması için “kasıtlı bir suç işlemesi” ibaresi yerine “kasıtlı bir suçtan dolayı mahkum olmak” olarak anlaşılması gerekmektedir.
(32) Salıverilen hükümlü hakkında uygulanan tedbirlerin kontrolü, 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu’nun 15. maddesinde salıvermeden sonra görevler başlığı ile düzenlenmiştir.

Bir önceki yazımız olan Türkiye'de Kurumsal ve Mesleki Tahkim Merkezleri ve Dünyadaki Örnekleri* başlıklı makalemizde Jacques Covo ve uluslararası tahkim kongresi hakkında bilgiler verilmektedir.

Paylas.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: