Türk Hukukunda Yeni Gelişmeler* - TÜRKİYE HUKUK

Türk Hukukunda Yeni Gelişmeler*

0

Av. Mustafa Tırtır / İstanbul Barosu Avukatı

Türk Ceza Hukuku sisteminde, Ceza Kanunun 11.maddesinde belirtilen suçlar cezaların temel çerçevesini belirtmiştir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis, ağır hapis, hapis, hafif hapis, kamu hizmetlerinden yasaklılık, belirli bir meslek veya sanatın yerine getirilememesi cezaları ile ağır para ve hafif para cezaları bu sistem içerisinde yer almıştır. Son derece az sayıdaki bu tür cezaların yanı sıra son yıllarda idari para cezaları ile, ceza sisteminin dışında yeni bir sistem oluşturulmaya çalışılmıştır.

Türk Ceza Kanunu’nda öngörülen cezalar sisteminin sınırları, son yıllarda Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun 4. maddesinde belirtilen tedbirlerle genişletildiği gibi, Çocuk Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulü Hakkındaki Kanun’un yapısı içerisinde yer alan emniyet tedbiri ve diğer tedbirlerle değişikliklere de uğratılmıştır.

Bu kısa incelememizde cezalar sisteminin kapsamını genişletmeye çalışan kimi yerel mahkemelerden verilmiş kararlar irdelenecek ve yaptırım konusundaki gelişmelerden örnekler verilecektir.

I – KISA SÜRELİ HÜRRİYETİ BAĞLAYICI CEZANIN TEDBİRE ÇEVRİLME ÖRNEĞİ: FUTBOL MAÇINA GİTMEKTEN YASAKLANMA

Batı Anadolu’da bir il merkezinde, Asliye Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu ilginç bir karar, ilerde Türk Hukuk uygulaması tarihine geçecek bir değer taşımaktadır. Bu kararı aynen belirtip kısa bir incelemede bulunulacaktır.
İnceleme konumuzu teşkil eden karar şu şekildedir.

“…… Sanıklar M.U., S.G. ve A.A.Ş. hakkında …… Asliye Ceza Mahkemesi’nde, Kooperatifler Kanunu’na aykırılıktan açılan Kamu Davası sonunda;

Gereği düşünüldü: S.S.K.Yapı Kooperatifinin yönetim kurulu üyeleri olan sanıklar, M.U., S.G. ve A.A.Ş.’nin … Kooperatifi’nin 2000 yılına ait genel kurul toplantısını, 30.06.2000 tarihine kadar yapmamak sureti ile atılı suçu işledikleri, iddia, sanık anlatımları, sanıkların yönetim kurulu asıl üyesi olarak seçildiklerine dair toplantı tutanak fotokopisi ve dosya kapsamındaki tüm deliller ile sabit olduğu anlaşıldığından, cezalandırılmalarına, ancak geçmiş hallerinin sabıkasız oluşu, gecikmeli de olsa bilahare toplantı yapmış olmaları nedeni ile cezalarının ertelenmesine karar vermek gerektiği sonucuna varılmıştır.

Hüküm: Açıklanan nedenlerle,

Sanıkların S.S.K. Yapı Kooperatifi’nin yönetim kurulu üyeleri olan sanıklar M.U., S.G. ve A.A.Ş.’nin kooperatifin 2000 yılına ait genel kurul toplantısını, 30.06.2000 tarihine kadar yapmamak sureti ile atılı suçu işledikleri sabit olduğundan eylemlerine uyan 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun Ek 2/2.maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanıkların amaçları göz önünde bulundurularak takdiren 1’er ay hapis ve TCK’nın 19. maddesinde 4421 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik de göz önünde bulundurularak, 142.365.600’er lira Ağır Para cezası ile cezalandırılmalarına,

– Sanıklara verilen hapis cezasının, miktar itibariyle 647 sayılı Yasa’nın 4.maddesi gereğince zorunlu olarak tedbire çevrilmesine ve tedbirin 1 ay süre ile Bursaspor takımının, Bursa’daki maçlarına gitmekten Men’i cezasına çevrilmesine,

– Ancak sanıklara verilen cezaların 647 sayılı Yasa’nın 6.maddesi gereğince ihtaren ertelenmesine ………”

Yerel Mahkeme kararını, Dönmezer’in, tahlil yöntemi çerçevesinde incelediğimizde şu özelliklerle karşılaşmaktayız.

1- Olay
Olayda sanıklar bir yıl içinde yapılması gereken Genel Kurulu toplantıya çağırmamışlar ve böylece adı geçen kanunun Ek 2/2.maddesini ihlal etmişlerdir. Yerel Mahkeme sanıkları yargıladıktan sonra, her birine birer ay hapis cezası vermiş ve ayrıca 142.365.600 TL. ağır para cezasına hükmetmiştir. Mahkeme verdiği hapis cezasını 647 sayılı Yasa’nın 4.maddesi gereğince tedbire çevirmiş ve bunu da ertelemiştir.

2 – Çözümlenmesi gereken hukuki sorun

647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun’un 4. maddesinin içeriğinde yer alan tedbirlerin kapsam ve sınırlarında genişletilmeye gidilmesi mümkün müdür ? Yargıç, hükmettiği cezayı bu tedbirlerden birine çevirdiğinde, sanığın işlemiş olduğu suçla bir uyumluluğu öngörmek durumunda mıdır ?

3 – Hukuki sorunun çözümlenme biçimi

Yukarıda aynen aktarılan kararda görüldüğü gibi kısa süreli hürriyet bağlayıcı cezayı tedbire çeviren mahkeme Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanun’un 4/1-4 maddesinde yer alan muayyen bir yere gitmekten, bazı faaliyetleri veya meslek ve sanatı icradan men tedbiri içerisinde kalarak bir futbol maçına gitmeyi sanıklara yasaklamıştır.

Yerel mahkeme bu yaklaşımı ile, CİHK 4.maddesinin 1. fıkrasının 4. bendinde yer alan tedbirin kapsamını genişletmiş ya da bu kapsam çerçevesinde yeni bir olguyu öngörerek bir futbol maçına gidip gitmeme eylemini tedbir olarak düşünmüştür.

Ancak mahkeme bunu yaparken sanıkların işlemiş oldukları suç ile cezanın çevrildiği tedbir arasında bir bağlantı kurmamıştır.

4 – Hukuki sorun karşısında görüşümüz

Hukuki sorunun çözümü için , CİHK 4/1-4.maddesinde yer alan yaptırımın niteliği üzerinde durmak gerekmektedir. Bu maddede öngörülen belirli yerlere gitmeme şeklindeki yasaklama klasik anlamdaki emniyet tedbiri niteliğini taşımamasına rağmen , ceza müeyyidesinin çevrildiği bir tedbir olarak ortaya çıkmakta ve bugünkü modern ceza hukuku yaklaşımı içerisinde sadece tedbir adı verilen bir yaptırım şeklinde belirmektedir. Dönmezer-Erman bu kavramı emniyet tedbirleri içerisinde incelemektedirler (3).

Bu çerçevede ortaya konulan hukuki problemi çözebilmek için emniyet tedbirlerinin tanımını yapmak, ilkelerini ve amaçlarını belirtmek faydalı olacaktır. Emniyet Tedbirleri ; kişinin tehlikeli hali ile orantılı olup ceza yerine veya ceza ile birlikte, kanunla belirlenen yaptırımlardır. Bunların amacı ; suçlunun ıslahı, topluma yeniden kazandırılması ve suçta tekerrüre engel olmak suretiyle toplum düzeninin korunmasıdır. Başka bir deyişle emniyet tedbirlerinde failin tehlikelilik hali öngörülmekte ve fiili ilerde yeniden işlenmesi önlenmek istenmektedir.

1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’na aykırılıktan verilen ceza genellikle CİHK’nun 4. maddesinde belirtilen tedbirlerden birine çevrilmektedir. Çünkü Yargıtay’ımız çeşitli kararlarında Kooperatifler Kanunu’na aykırılıktan verilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezayı tedbirlerden birine çevrilmesi yönünde bozmuştur. (4)

Yargıç sanığın cezalandırılmasına karar verdikten sonra 647 sayılı CİHK’nun 4.maddesinin 2-5.bentlerindeki tedbirlere hükmetmek için bazı ilkeleri göz önünde bulundurmalıdır. Bu ilkelerden bizce önemli olanı orantılılık ilkesi (5)‘dir. Uygulanacak tedbir ile failin işlediği fiil ve ilerde işleyebileceği fiil ile tehlikelilik hali arasında bir orantı olmalıdır. Bu ilkenin kapsamına faydalılık, zorunluluk, ölçülülük ve öngörülebilirlik ilkeleri de girmektedir (6).

Faydalılık ilkesi, tedbirin uygulanması amaca ulaşılabilip ulaşılamamasını ifade eder. Hakim, şartları oluştuğu takdirde, kanunda yazılı olduğu şekilde emniyet tedbirine karar vermelidir. Ancak, uygulanacak tedbirin amaca ulaşıp ulaşmayacağına dikkat etmelidir.

İncelediğimiz kararda da; Mahkeme, sanıkların bir il futbol kulübünün bu ildeki maçlarına gitmekten men edilmesine karar vermiştir. Burada önemli olan husus çevrilen tedbir ile failin işlediği suç arasında bir bağlantının olup olmamasıdır. Gerçekten kooperatifin genel kurulunu toplamama eylemi ile bir maça gitme eylemi arasında bağlantının kurulabilmesi bizce çok zordur. Futbol maçına gitmekten yasaklama yerine aynı kanunun aynı bendinde yer alan meslek ve sanatı icradan men’e şeklindeki hükme dayanarak herhangi bir dernek ya da kooperatif genel kurullarına iştirak etmemek, dernek veya kooperatif yönetiminde bir yıl için görev almamak tedbirine çevirmek daha doğru olurdu.

Yargıç başka bir açıdan gene CİHK’nın 3. maddesinde yer alan bir eğitim veya ıslah kurumuna devam etmeye şeklinde belirtilen tedbir çerçevesinde düşünülerek sanıkları Türkiye Kooperatifler Birliği gibi tüm kooperatifleri içeren bir üst kuruluşun merkezinde haftanın belirli günleri gitmeye yöneltmesi akla gelebilen bir yaklaşım olabilirdi.
Kısaca yargıç incelenen karar içerisinde işlenen suç ile hiçbir bağlantısı olmayan bir tedbire hükmetmiş, bu yaklaşımı ile bizce emniyet tedbirlerinde var olması gereken faydalılık, zorunluluk ve orantılılık ilkelerine belirli bir ölçüde uyulmamıştır.

Ancak şu durumu açıklamak gerekmektedir ki yargıcın yepyeni bir kavram ile tedbir sınırlarını genişletmeye çalışması Türk hukukunda sınırlı sayıdaki yaptırımlar sistemi çerçevesini genişletme anlamına gelmekte ve bu yolunu itibari ile bizce bu karar ceza hukuku alanında sanığı eğitme yönünde önemli bir adım teşkil etmektedir.

II – ÇOCUK MAHKEMELERİNİN KURULUŞ VE YARGILAMA USULÜ KANUNUNDA YER ALAN DENEME SÜRESİNİN UYGULANMASINA İLİŞKİN ÖNEMLİ BİR KARAR : KÜÇÜĞÜN İÇKİLİ YERE GİTMEKTEN YASAKLANMASI

Güney Anadolu’da bir il merkezinde 14 yaşındaki bir küçüğün iştirak halinde işlemiş olduğu suç ile ilgili olarak yerel mahkeme verdiği kararda küçük hakkında Küçüklerini 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu Görev ve Yargılama Usulleri Hakkındaki Kanun’un 38. maddesinde yer alan deneme süresinde uygulanacak ilginç bir karar vermiştir. Karar şu şekildedir.

“…… 17 yaşındaki M.T ile 14 yaşındaki H.T hakkında ….…. Ceza Mahkemesi’nde TCK’nın 493/1.maddesine aykırılıktan açılan Kamu Davası sonunda;

Gereği Düşünüldü: Müştekinin Sanayi Sitesinde işlettiği bir büfesinin olduğu, sanıkların bu büfeyi ve onun yapısal özelliklerini bildikleri, bu nedenle büfeden hırsızlık yapmaya karar verdikleri, olay günü geceleyin birlikte giderek kahvehanenin üst tarafındaki bir camı kırıp oradan aşarak büfeye girdikleri, içerden 15 milyon lira para ve 135 milyon liralık muhtelif sigara ve bakkaliye eşyası aldıkları, çıkarken de büfenin sağlam ve muhkem olan kapı kilidini kırıp çıktıkları, bu suretle, iştirak halinde eşyaları muhafazaya yarayan sağlam ve muhkem kilidi kırıp tahrip etmek ve maniaları kaldırmak sureti ile hırsızlık suçunu işledikleri, suç tarihi itibari ile cürüm konusu para ve eşyanın toplam değerinin pek hafif nitelikte olduğu, sanık H.T.’nin suç tarihinde 15 yaşını ikmal etmediği, ancak, işlediği fiilin suç olduğunu idrak edecek akli,bedeni,ruhi gelişimini tamamladığı , sanık M.T.’nin ise 15 yaşını bitirip 18 yaşını ikmal etmediği, iddia olayla ilgili tutanaklar, müştekinin beyanı sanıkların ikrarı, keşif bilirkişi mütalaası, sanık H.T. hakkındaki uzman hekim raporu, sanıkların nüfus kayıtları, yapılan yargılama ve toplanan diğer delillerden anlaşılmış olmakla,

Hüküm:
TCK’nın 64/1.maddesi delaleti ile sanıkların fiiline uygun TCK’nın 493/1 md.si gereğince fiilin işleniş şekli, işlendiği ortam ve şartlar gözetilerek kanunda gösterilen cezanın alt sınırı aşılmaksızın takdiren 3’er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına ,
– TCK’nın 522/1 maddesi gereğince takdiren cezalarının 1/3’üne indirilerek 1’er yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına,
– Sanık M.T.’nin yaşı nedeni ile TCK 55/3. maddesi gereğince cezasının takdiren 1/3’ü indirilerek 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
– Sanık H.T.’nin yaşı nedeni ile 2253 sayılı Kanun’un 12.maddesi gereğince cezası takdiren ½ oranında indirilerek 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
– Sanıkların ikrarı, cezalarının azaltılmasını gerektiren takdiri neden sayılarak TCK’nın 59/2.maddesi gereğince takdiren cezalarının 1/6 ‘sı indirilip sanık M.T.’nin 6 ay 20 gün hapis, sanık H.T.’nin 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
– Suçun işlenişindeki şekil ve özellikler, sanıkların kişilikleri, yaşları nazara alınarak 647 sayılı yasanın 4. maddesi gereğince hapis cezalarının takdiren günlüğü 3.042.000 liradan hesaplanıp paraya çevrilmek sureti ile sanık M.T.’nin neticeten 608.400.000 lira ağır para cezası ile sanık H.T.’nin neticeten 456.300.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmalarına,
– Sanık M.T.’nin geçmişteki hali, eğilimleri, cezasının tecili halinde ilerde tekrar suç işlemekten kaçınacağı konusunda yeterli ve olumlu kanaat vermiş bulunduğundan TCK’nın 94.maddesi gereğince kanuni ihtarat yapılarak(yapılmadı) 647 sayılı Yasa’nın 6.maddesi gereğince cezasının teciline,
– 2253 sayılı Yasa’nın 38.maddesi gereğince sanık H.T’nin cezasının şartlı olarak ertelenmesine,
– Bu sebeple sanık H.T.’nın 2253 sayılı Yasa’nın 38.maddesi gereğince 1 yıl deneme devresine tabi tutulmasına, deneme süresi içinde alkollü içki ve sigara içmekten, içki ve sigara içilen kumar oynanan yerlere girmekten ve geceleri yanında velisi veya reşit olan bir yakını olmaksızın sokağa çıkmaktan men edilmesine…”

1- Olay
Olayda sanıkların sağlam kilidi kırıp, engelleri ortadan kaldırarak hırsızlık yapmaları sonucunda sanıklardan biri 6 ay 20 gün hapis cezası ile, 15 yaşından küçük diğer sanık ise 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmışlardır. Her iki sanığa verilen ceza, para cezasına çevrilmiştir. Yerel Mahkeme sanıklardan birinin çevrilen para cezasını ertelemiş ve 15 yaşından küçük diğer sanığa verdiği cezayı 2253 sayılı ÇMKYUHK gereğince şartlı olarak ertelemiştir. Ancak, şartlı ertelemede öngörülen deneme süresinde bir tedbirin de uygulanmasına hükmetmiştir.

2 – Çözümlenmesi gereken hukuki sorun:
2253 sayılı ÇMKYUHK’nun 38. maddesinde yer alan tedbirlerin kapsam ve sınırları ile suç arasında bağlantı kurulması uygun mudur. Yargıç, hükmettiği cezayı bu tedbirlerden birine çevirdiğinde, sanığın işlemiş olduğu suçla bir uyumluluğu öngörmek durumunda mıdır ?

3 – Hukuki sorunun çözümlenme biçimi:
Mahkeme küçüğün cezalandırılmasına karar verdikten sonra 2253 sayılı ÇMKYUHK’nun 38. maddesi gereğince şartlı olarak ertelemiş ve aynı maddenin 2. ve 3.fıkrasında yer alan içkili yere gitmekten men tedbirini uygulamıştır.

Yerel mahkeme işlenen hırsızlık suçu ile bağlantılı olmayan bir tedbire hükmetmiştir.

4 – Hukuki sorun karşısında görüşümüz:
Yerel Mahkeme küçüğün alkollü içki satılan yer gitmekten men edilmesine karar verirken ÇMKYUHK’nun 38/3. maddesinde bulunan alkollü içki kullanmamak tedbirini aynen uygulamıştır. Bu uygulama biçimi içerisinde işlenen suç ile bir ilişki kurulmamıştır. Ancak aynı mahkeme küçüğün geceleri yanında reşit olan bir yakını olmadıkça sokağa çıkamayacağını da belirtmekle bu kavramın sınırlarını bir parça genişletmiştir. Yerel mahkeme bu yönde karar verirken aslında ÇMKYUHK’nun 38/3. maddesinde yer alan tedbirlerin uygulanma alanını geniş açıdan ele almış kanunda yazılı bir tedbirin uygulanabilirliğini belirli kurallar içerisinde belirtmiştir.

Kanunda “bunlar gibi bazı şartlara uymaya mecbur edebilir” şeklindeki bir belirleme yargıçların küçükler hakkında daha geniş ve daha yapıcı tedbirlere gitmelerine olanak sağlamaktadır. Yerel Mahkeme’nin irdelediğimiz kararında bu özelliğe uyduğunu saptayabilmekteyiz.

*Bu makale, Av. Mustafa Tırtır’ın izniyle yayımlanmıştır.

Bir önceki yazımız olan Türkiye'de Kurumsal ve Mesleki Tahkim Merkezleri ve Dünyadaki Örnekleri* başlıklı makalemizde Jacques Covo ve uluslararası tahkim kongresi hakkında bilgiler verilmektedir.

Paylas.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: