Yargıtay İçtihatları Işığında Uyuşturucu Madde Ticaretiyle Mücadele - TÜRKİYE HUKUK

Yargıtay İçtihatları Işığında Uyuşturucu Madde Ticaretiyle Mücadele

0

İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Yeşim YILMAZ‘ın imzasını taşıyan bu tebliğ, 7 Nisan 2015 tarihinde İ. Kemerburgaz Üniversitesi’nde düzenlenen Disiplinler Arası ve Ceza Hukuku Boyutlarıyla Uyuşturucu Madde Bağımlılığı ve Ticaretiyle Mücadele Sempozyumu‘nda sunulmuştur. Söz konusu sempozyumda sunulan bütün tebliğler Uyuşturucu Madde Bağımlılığı ve Ticaretiyle Mücadele ismiyle kitaplaştırılmıştır.

GİRİŞ
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçuna ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Suçun kapsamına uyuşturucu maddeler ile birlikte uyarıcı maddeler de alınmıştır. Söz konusu düzenleme uyarınca uyuşturucu ve uyarıcı maddeler ile ilgili suçlar maddenin 1., 3., 6. ve 7. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;

A. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç edilmesi

B. Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satışı, satışa arzı, başkalarına verilmesi, sevk edilmesi, nakli, depolanması, kullanma dışında bir amaç için satın alınması, kabul edilmesi, bulundurulması

C. Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü maddenin imal, ithal veya ihraç edilmesi, ülke içinde satışı, satışa arzı, başkalarına verilmesi, sevk edilmesi, nakli, depolanması, kullanma dışında bir amaç için satın alınması, kabul edilmesi, bulundurulması

D. Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddenin ülkeye ithal edilmesi, imal edilmesi, satılması, satın alınması, sevk edilmesi, nakli, depolanması veya ihraç edilmesi

Bu çalışmada, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarına ilişkin Yargıtay kararları incelenecek ve değerlendirilecektir. Yargıtay’ın söz konusu suçlara ilişkin genel olarak istikrarlı uygulamaları olduğunu ifade etmek gerekir. Özellikle, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti ile kullanmak için uyuşturucu ya da uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ve yahut uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçlarını ayırmak bakımından getirdiği ölçütleri, suçun örgüt faaliyetinde işlenmesine ilişkin uygulamaları ve şüpheden sanık yararlanır ilkesine ilişkin değerlendirmeleri isabetli ve yerinde görünmekle birlikte tartışmalı kararları da bulunmaktadır. Maddenin uygulanmasında çok sayıda hukuki problemin ortaya çıktığı tespit edilmiş ve çalışmada olabildiğince çok sayıda Yargıtay kararına yer verilmeye çalışılmış olup bu nedenle tüm kararların klasik karar inceleme yöntemi ile incelenmesi mümkün görülmemiştir. Kararların incelemesinde uygulanan yöntem; belirli
bir konuda birden fazla karar olması ve kararlara konu uyuşmazlıkların benzer yönde olması durumunda söz konusu kararların aynı başlık altında bir arada, kararlara konu uyuşmazlıkların farklı olması durumunda ise ayrı meseleler olarak ayrı başlıklar altında değerlendirilmesidir. Ayrıca Yargıtay uygulamasında yer bulmayan fıkra hükümleri çalışma kapsamına alınmamıştır. Aşağıda ilgili Yargıtay kararları ile getirilen kriterler ve uygulamalar doktrindeki görüşler de dikkate alınarak değerlendirilecektir.

1. SUÇ KONUSU UYUŞTURUCU VE UYARICI MADDELERİN NİTELİĞİNİN TESPİTİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

Türk Ceza Kanununun 188. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere, maddede uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin nelerden ibaret bulunduğu tanımlanmadığı gibi, bunların teker teker gösterilmesi yoluna da gidilmemiştir. Bunun nedeni, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ve aynı etkiyi yapan ilâç ve sentetiklerin kötüye kullanılmalarının yaptırım altına alınarak güçlü bir sosyal savunmanın sağlanmasıdır. Böylece, psikotrop madde olarak, uyuşturucu veya uyarıcı etkisi yapan ve kişilerde bağımlılık meydana getiren bütün maddelerin, bu suçun konusunu oluşturacağı kabul edilmiştir.(1)

Bununla birlikte, suç konusu maddenin uyuşturucu ve uyarıcı madde olarak kabul edilebilmesi için 5237 sayılı TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasında, Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi’nin 1 ve 2 numaralı cetvellerinde, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun’da, 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun’da veya 2313 ve 3298 sayılı Kanunların verdiği yetki uyarınca çıkarılan Bakanlar Kurulu kararlarında sayılan uyuşturucu ve uyarıcı maddeler arasında yer alması gerekir.

Suçun niteliğine etki etmesi bakımından ele geçirilen bir maddenin uyuşturucu veya uyarıcı madde olup olmadığının tespiti son derece önemlidir. Uygulamada bir uyuşturucu veya uyarıcı maddenin niteliği ve ilgili hüküm kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusunda bir duraksama yaşandığında, bu durumun bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu incelemesi yoluyla çözümlendiği görülmektedir. (Bkz. 1.1.; 1.2.; 1.4.; 1.6.) Aynı zamanda söz konusu maddenin uyuşturucu ve uyarıcı maddeler arasında yer almaması nedeniyle uyuşturucu veya uyarıcı madde olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı hallerde, uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran bir madde olup olmadığı konusunda rapor alınması gündeme gelmektedir. (Bkz. 1.3. ve 1.5.) 188. maddenin 6. fıkrası uyarınca, üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde hakkında da 188. madde hükümleri uygulanacak olup bu durum hâkimin takdirine bırakılan hafifletici bir neden olarak düzenlenmiştir. Zira bu durumda suç failinin fiili, diğerlerine nazaran daha az zararlı ve tehlikelidir.(2)

(1) Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin türlerine göre sınıflandırılması ve ayrıntılı bilgi için bkz. Ahmet Gündel, 5237 Sayılı TCK’da Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2009, s. 14 vd.
(2) Erdener Yurtcan, Yargıtay Kararları Işığında Uyuşturucu Suçları (Kamu Sağlığına Karşı Suçlar), Adalet Yayınevi, Ankara, 2012, s. 20.

1.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2013/8059 K. 2013/8200 T. 25.9.2013

“Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün 9.1.2013 tarihli ekspertiz raporuna göre; ele geçirilen haplardan 694 adedinin uyuşturucu madde içermediği, 1 adet tabletin uyuşturucu maddelerden ana etken maddesini ve 171 adet tabletin de uyuşturucu maddelerden phenmetrazine etken maddesini eser miktarlarda ihtiva ettiğinin tespit edildiği,

Suç konusu maddelerden emanette kalanların ve Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı’nda bulunan numune maddenin. İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek;

a-)Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün ekspertiz raporunda belirtilen uyuşturucu maddeleri içerip içermediğinin belirlenmesi,

b-)İçeriyorsa miktarlarının saptanıp saptanamadığı,

c-) Mevcut halleriyle bu tabletlerin bir ya da birden fazla kullanılması halinde uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğurup doğurmadığı Konularında rapor alınması.

Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile ve yetersiz rapora dayanılarak hüküm kurulması.”

1.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2012/6585 K. 2012/13170 T. 10.7.2012

“1- Adana Kriminal Polis Laboratuvarı’nca düzenlenen 04.10.2011 tarih ve KMY. 2011/5931 sayılı raporda, suç konusu 0,5 gram maddenin eroin içerdiği, ancak miktarı az olduğundan miktarsal analiz yapılamadığı belirtilmiş olduğundan, suç konusu 0,5 gram madde içindeki eroinin miktarı veya oranı;

a)Belirlenmiş ise, eroin miktarı veya oranının ne olduğu,

b)Belirlenememiş ise, bunun incelenen madde miktarının azlığından mı yoksa içerdiği eroin miktarının azlığından mı kaynaklandığı

Konularında, aynı laboratuvardan ek rapor alınması,

2- Daha sonra, eroin miktarının ele geçen madde içindeki oranı ile 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun’un 1. madde

sinde eroin (morfin ve milhleri)için öngörülen binde iki oranı karşılaştırılarak sanıkların hukukî durumunun saptanması gerekirken, eksik rapora dayanılarak hüküm kurulması.”

1.3. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2010/30978 K. 2012/2008 T. 29.2.2012

“İ… Kriminal Polis Laboratuarının 02.04.2008 tarihli raporuna göre, sanığın evinde bulunan 140 adet tabletin “clonazepam” aktif maddesini içeren R… isimli ilaç olduğu, “clonazepam” isimli maddenin 5237 sayılı TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasında, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun’da, 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun’da, Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi’nin 1 ve 2 numaralı cetvellerinde, 2313 ve 3298 sayılı Kanunların verdiği yetki uyarınca çıkarılan Bakanlar Kurulu kararlarında sayılan  uyuşturucu ve uyarıcı maddeler arasında yer almaması nedeniyle uyuşturucu veya uyarıcı madde olarak kabul edilmesine olanak bulunmadığı dikkate alınarak, İ… Kriminal Polis Laboratuarının 02.04.2008 tarihli raporunda “clonazepam” aktif maddesini içeren R… isimli ilaç olarak belirtilen tabletin, 5237 sayılı TCK’nın 188. maddesinin altıncı fıkrasında belirtildiği şekilde;

a) “Uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran” bir madde olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Beşinci İhtisas Kurulu’ndan rapor alınması,

b) Üretiminin resmi makamların iznine veya satışının yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olup olmadığının, Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü’nden sorulması, 

Sonucuna göre eyleminin TCK’nın 188. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenen “uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran maddenin ticaretini yapma” suçunu oluşturup oluşturmadığı tartışılarak, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,”

1.4. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/5405 K. 2010/710 T. 21.1.2010

“Sanığın 13.04.2007 tarihinde yakalandığında üzerinde ele geçen tütünle karışık maddenin uyuşturucu veya uyarıcı nitelikte bir madde olup olmadığına ilişkin analizin yaptırılıp yaptırılmadığı araştırılıp, yaptırılmadığının anlaşılması halinde bu konuda gerekli ekspertiz raporu alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı,”

1.5. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2008/9091 K. 2008/17424 T. 24.11.2008

“1-Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi Narkotik Şubesi ile 5. İhtisas Kurulu’nun dosya içinde mevcut 19.03.2007 ve 16.04.2007 tarihli raporlarında “Buprenorphine” içerdiği belirtilen suç konusu tabletlerin içerdiği kimyasal madde itibariyle uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğurup doğurmayacağı konusunda Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu’ndan ek rapor alınması,

2- Suç konusu tabletlerin uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuracağı saptandığı takdirde; Adli Tıp Kurumu Kimya İhtisas Dairesi Narkotik Şubesi ve 5. İhtisas Kurulu’nun raporları ile dosya açma numune alma kapama ve iade tutanağının birer örnekleri de eklenmek suretiyle, Sağlık Bakanlığı İlaç Ve Eczacılık Genel Müdürlüğü’nden, sözü edilen tabletlerin veya içerdiği “Buprenorphine” isimli kimyasal maddenin üretiminin izne tabi bulunup bulunmadığının veya satışının yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olup olmadığının sorulması,

Sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tartışılıp belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı,”

1.6. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2005/4951 K. 2005/8680 T. 13.7.2005

“1412 sayılı CMUK’nun 66. (5271 sayılı CMK’nın 63.) maddesi uyarınca suç konusu maddenin 765 sayılı TCK’nın 403. (5237 sayılı TCK’nın 188.) maddesi kapsamında sayılabilecek uyuşturucu madde olup olmadığı konusunda, uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken uzman olmayan polis memurunca düzenlenen 16.01.2001 ve 23.11.2000 tarihli yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması”

2. UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İMAL ETME FİİLİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

2.1. İmal Etme Sayılan ve İmal Etme Sayılmayan Fiillere İlişkin Kararlar

Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi’nin 1. maddesinin n bendinde imal deyiminin, istihsal (3) hariç, uyuşturucu madde elde edilmesini mümkün kılan bütün işlemleri ifade ettiği ve uyuşturucu maddelerin arıtılması ve diğer uyuşturucu maddelere dönüştürülmesi işlemlerini kapsadığı düzenlenmiştir.

Buna göre imal etme 3 şekilde gerçekleşir:

“1) Başlı başına uyuşturucu veya uyarıcı madde olmayan iki ya da daha çok maddenin kimyasal tepkimeye sokulması sonucu, bunlardan farklı nitelikte, merkezi sinir sistemini etkileyen ve bağımlılık yaratan bir maddenin elde edilmesi.

2) Bir uyuşturucu veya uyarıcı maddenin başka bir uyuşturucu veya uyarıcı maddeye dönüştürülmesi.

3) Bir uyuşturucu veya uyarıcı maddenin arıtılması. (4)” (Bkz. 2.1.1.)

Yargıtay, herhangi bir kimyasal işleme tabi tutmaksızın kenevir bitkisinin kurutulmasını teknik bir yöntem gerektirmeyen basit bir işlem olarak kabul etmekte ve bu işlem maddenin kimyasal yapısında değişiklik getirmediğinden imal etme sayılamayacağını ifade etmektedir. (Bkz. 2.1.2 ve 2.1.3.) Bununla birlikte, uyuşturucu madde üretimine yarayan kenevir, haşhaş gibi bazı bitkilerin ekimi ve yetiştirilmesi, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun ve 3298 sayılı Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun ile ayrıca düzenlenip yaptırım altına alınmıştır.

(3) Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi’nin 1. maddesinin t bendi uyarınca, İstihsal deyimi: “Afyon, koka yaprağı, kenevir ve kenevir reçinesini veren bitkilerden bunların toplanması ameliyesini ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır.

(4) Ömer Yılmaz Çamlıbel, “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçları ve Yargıtay Uygulaması”, Yargıtay Kararları Çerçevesinde Ceza Hukuku Sempozyumu, Türk Ceza Hukuku Derneği, 2011, s. 382.

2.1.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2010/31344 K. 2011/3680 T. 4.4.2011

“Adli Tıp 5. İhtisas Kurulunun 25.06.2007 ve 13.06.2007 tarihli raporlarına göre sanıkta ele geçirilen suç konusu uyuşturucu maddenin “tağşiş (5) edilmiş afyon” olduğu, sanığın bahsedilen uyuşturucu maddeyi bir başka uyuşturucu veya uyarıcı maddeye dönüştürmediği ya da arıtmadığı, tersine katkı maddeleri ile etkisini azalttığı anlaşılmakla, sanığın eylemini “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal etme” olarak nitelendirilemeyeceğinin, eylemin temin amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğunun ve buna göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi” (6)

2.1.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 1992/5557 K. 1992/6015 T. 21.5.1992

“Kenevir bitkisinin sapçık ve yapraklarının kurutulup ufalanarak toz esrar haline getirilmesi teknik yöntemi gerektirmeyen basit bir işlem olduğu gibi maddenin kimyasal yapısında değişiklik de sağlamadığından esrar imal etme sayılamaz. Sanığın eyleminin uyuşturucu maddelerden esrarı arz etmek olduğu gözetilmeden TCK.nın 403. maddesinin 5. bendi yerine 1. bendi gereğince hüküm kurulması,”

2.1.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 1992/5557 K. 1992/6015 T. 21.5.1992

“Kenevir bitkisinin sapçık ve yapraklarının kurutulup ufalanarak toz esrar haline getirilmesi teknik yöntemi gerektirmeyen basit bir işlem olduğu gibi maddenin kimyasal yapısında değişiklik de sağlamadığından esrar imal etme sayılamaz. Sanığın eyleminin uyuşturucu maddelerden esrarı arz etmek olduğu gözetilmeden TCK.nın 403. maddesinin 5. bendi yerine 1. bendi gereğince hüküm kurulması,”

2.2. Uyuşturucu Maddenin İmal Edilip Edilmediğinin Belirlenmesine İlişkin Kararlar

Uygulamada, ele geçirilen uyuşturucu madde ile alet ve malzemeler dikkate alınarak uyuşturucu maddenin imal edilip edilmediği hususunda, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden görüş alınması gerektiği kabul edilmektedir. (Bkz. 2.2.1 ve 2.2.2)

(5) Bir şeyin içine başka bir madde karıştırma, katıştırma bkz. http://tdk.gov.tr/ Erişim Tarihi: 03.06.2015
(6) Aktaran Ali Parlar, Güleç Demirel, Türk Ceza Kanunu’nda Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Bilge Yayınevi, Ankara, 2015, s. 153.

2.2.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2012/21741 K. 2013/4878 T. 30.05.2013

“Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi’nin 1. maddesinin 1-n bendinde yer alan, “İmal deyimi: İstihsal hariç, uyuşturucu madde elde edilmesini mümkün kılan bütün işlemleri ifade eder ve uyuşturucu maddelerin arıtılması ve diğer uyuşturucu maddelere dönüştürülmesi işlemlerini kapsar” şeklindeki uyuşturucu madde imal tanımı ile, sanıkların çalıştığı fabrikada elde edilen uyuşturucu madde içeren haplar, kimyasal maddeler, uyuşturucu maddenin imal edildiği iddia edilen yerde bulunan alet ve malzemeler nazara alınarak sanıklar tarafından uyuşturucu madde imal edilip edilmediği hususunda 14.04.1982 tarih ve 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 7. maddesi ile kurulmuş bulunan Adli Tıp Beşinci İhtisas Kurulu’ndan mütalaa alınarak, suç niteliğinin tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden ve bu konuda rapor alınmasına ilişkin 16.05.2010 tarihli ara kararı
da yerine getirmeksizin yazılı şekilde uyuşturucu madde imal etmek suçundan hüküm kurulması” (7)

2.2.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/15034 K. 2007/13545 T. 02.11.2006

“Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi’nin 1. maddesinin 1-n bendinde yer alan, “İmal deyimi: İstihsal hariç, uyuşturucu madde elde edilmesini mümkün kılan bütün işlemleri ifade eder ve uyuşturucu maddelerin arıtılması ve diğer uyuşturucu maddelere dönüştürülmesi işlemlerini kapsar” şeklindeki uyuşturucu madde imal tanımı ile, sanıktan elde edilen uyuşturucu madde, uyuşturucu maddenin imal edildiği iddia edilen yerin çevresinden elde edilen alet ve malzemeler nazara alınarak sanık tarafından uyuşturucu madde imal edilip edilmediği hususunda 14.04.1982 tarih ve 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 7. maddesi ile kurulmuş bulunan Adli Tıp Beşinci İhtisas Kurulu’ndan mütalaa alınarak, suç niteliğinin tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uyuşturucu madde imal etmek suçundan hüküm kurulması … yasaya aykırı,”

(7) Aktaran Parlar-Demirel, s. 145.

2.3. İmal Edilen Uyuşturucu Maddenin Ayrıca Satılması ya da Satmak İçin

Bulundurulması Durumuna İlişkin Kararlar Yargıtay uygulamasında, imal edilen uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ayrıca satılması veya satmak için bulundurulması halinde tüketen-tüketilen norm ilişkisi (8) gereği ayrıca uyuşturucu madde satma ya da satmak için bulundurma suçundan hüküm kurulmayacağı kabul edilmiştir. (Bkz. 2.3.1) Doktrinde ise haklı olarak, imal edilen uyuşturucu maddenin ayrıca satılması halinde, iki ayrı suçun söz konusu olacağı (m.188/1 ve m.188/3), zira imalden ötürü verilecek cezanın sonradan gerçekleştirilen satma fiilinin haksızlık içeriğini karşılamadığı ve bu nedenle satma eyleminin ayrıca cezalandırılmasının doğru olacağı ifade edilmiştir. (9)

2.3.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2011/10792 K. 2011/58701 T. 15.12.2011

“Tüketen-tüketilen norm ilişkisi kuralı gereğince, uyuşturucu ve uyarıcı madde imal eden kişinin, arada hukuken geçerli bir kesinti olmaması koşuluyla, imal ettiği bu maddeleri satmak için bulundurmasının ya da satmasının, imal dışında ayrı bir suç oluşturmayacağı, imalle ilgili fiilin, bulundurma ve satma fiillerini içine alıp tüketeceği; sanığın, temin ettiği uyarıcı niteliğindeki amfetaminden, bu maddeyi içeren tabletleri imal ederek, “uyarıcı madde imal etme” suçunu işlediği ve imal ettiği yerde bu tabletlerin bulunduğu, sanık bu tabletlerden bir kısmını sattığını söylemiş ise de, imal ve satma arasında hukuken geçerli bir kesinti olmadığı için, ayrıca uyuşturucu madde satma suçunun oluşmadığı; sanığın fiilinin bütünüyle “uyarıcı madde imal etme” suçunu oluşturduğu ve sadece bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında ayrıca “uyarıcı madde satma” suçundan da mahkumiyet hükmü kurulması” (10)

(8) Görünüşte içtima halinde, suçların çokluğu görünüşte olup gerçekte olaya uygulanacak tek norm bulunmaktadır. Tüketen-tüketilen norm ilişkisi de görünüşte içtima şekillerinden biridir. Bir ceza normunun diğer bazı normların koruduğu hukuki değerleri ortak bir şekilde korumak ve dolayısıyla bu değerlere zarar veren fiillere tek ceza öngörmek suretiyle diğer normları adeta tükettiği hallerde tüketen-tüketilen norm ilişkisinden söz edilir. Cezalandırılmayan önceki ve sonraki eylemler de tüketen-tüketilen norm ilişkisine örnek gösterilebilir. Ayrıntılı bilgi
için bkz. Mahmut Koca, İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 7. Baskı, Ankara, 2014, s. 508 vd.; Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 17. Baskı, Ankara, 2014, s. 615 vd.; Mehmet Emin Artuk, Ahmet Gökcen, A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 7. Baskı, Ankara, 2013, s. 633-634.

(9) Durmuş Tezcan, Mustafa Ruhan Erdem, Murat Önok, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Seçkin Yayınevi, 11. Baskı, Ankara, 2014, s. 729.; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 7. Baskı, Ankara, 2014, s. 755.

(10) Aktaran Parlar-Demirel, s. 151.

3. UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İTHAL ETME FİİLİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

3.1. İthal Etme Sayılan Fiillere İlişkin Kararlar

İthal, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin yasa dışı yollarla Türkiye’ye getirilmesidir. (11) Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi’nin 1. maddesinin m bendinde ithal, “özel anlamıyla birlikte, uyuşturucu maddelerin maddeten bir memleketten diğerine veya aynı memleketin bir ülkesinden diğerine nakledilmelerini ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. İthal gümrük kapısından veya gümrük kapısı dışında havadan, denizden veya karadan belirlenen ülke sınırlarına girilmesiyle gerçekleşir. Gümrük kapısı olan yerlerde ülke dışından getirilen uyuşturucu maddenin gümrük kapılarında saklanmak veya beyan edilmemek suretiyle kaçak olarak ülkeye sokulması ile ithal suçu tamamlanmaktadır. Gümrük kapısı olmayan yerlerde ise, kara sınırları bakımından ülkeye girildiği anda, hava veya deniz sınırları bakımından; ülkenin hava sahasına ve karasularına girildiği anda ithal suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir. (Bkz. 3.1.1; 3.1.2. ve 3.1.3.)

(11) Parlar-Demirel, s. 15.

Uyuşturucu madde ithal etme suçu, kural olarak, uyuşturucu maddenin ülke sınırından içeri sokulması ile tamamlanır. Bununla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ithal edilmesinde teşebbüsten bahsetmek mümkündür. Ancak Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere, suçun faili uyuşturucu maddeyi gizlemeden gümrük görevlilerine kendiliğinden bildirdiği takdirde, istisna olarak, failin ithal kastının bulunmadığı ve eyleminin uyuşturucu madde bulundurma ve nakletme suçunu oluşturduğu kabul edilir. (Bkz. 3.1.4) Bu kabulün ise gümrük kapısı olan ve olmayan yerlerde işlenen suçlar bakımından adil olmayan sonuçlara yol açabileceği ifade edilmiştir. (12) Zira uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ithal veya ihracının mutlaka gümrük kapısından gerçekleşmesi gerekmez. Bu çerçevede ithale teşebbüs bakımından failin kastına bakılmalı ve olayın bütün özellikleri değerlendirilerek suçun niteliği konusunda bir sonuca ulaşılmalıdır. (Bkz. 3.1.4)

(12) Mehmet Zülfü Öner, “Türk Ceza Kanunu’nda Uyuşturucu Madde İmal, İthal ve İhraç Suçları” TBB Dergisi, Sayı 88, 2010, s. 121.

3.1.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2006/174 K. 2006/8891 T. 29.6.2006

“Dosya kapsamına göre; sanığın, İran’ın Bazergan şehrinde tanıştığı M. G. isimli şahsın, kendisinden para karşılığı suça konu uyuşturucu maddeyi Doğubeyazıt’a götürmesini istemesi üzerine, bu teklifi kabul ederek 10 paket halindeki suça konu esrarı vücuduna sararak Gürbulak Gümrük Kapısından yurda soktuğu ve burada bindiği minibüsle Doğubeyazıt’a gitmekte iken görevlilerce yapılan yol kontrolleri esnasında yakalandığının anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin, uyuşturucu madde ithal etmek suçunu oluşturduğu gözetilmeyerek, uyuşturucu madde nakletmek suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması”

3.1.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2012/388 K. 2013/155 T. 9.1.2013

“Suç konusu uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülke sınırlarından Türkiye’ye sokulmasıyla “ithal” suçunun tamamlanmış olacağı; sanığın Nijerya’dan uçakla getirdiği suç konusu 378.6 gram kokainin Atatürk Hava Limanı’nda ele geçirilmesi nedeniyle ithal suçunun tamamlandığı gözetilmeden, suç niteliği yanlış değerlendirilerek uyuşturucu madde nakletme suçundan hüküm kurulması” (13)

(13) Aktaran Parlar-Demirel, s. 150.

3.1.3. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2006/12263 K. 2008/11760 T. 8.7.2008

“Olay tutanağı içeriğine, sanıkların savunmalarına, gümrük ve pasaport kayıtları ile dosyadaki diğer bilgi ve belgelere göre, suça konu uyuşturucu maddelerin sanık Özay Gürbüz tarafından Hollanda’dan Türkiye’ye ithal edildiğinin anlaşılması karşısında; iddianamedeki anlatım da dikkate alındığında, CMK.nun 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilerek sanık Özay Gürbüz hakkında 5237 sayılı TCK.nun 188/1. maddesi uygulanması gerekirken, aynı Kanunun 188/3. maddesi gereğince mahkumiyet hükmü kurulması”

3.1.4. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/5799 K. 2008/17108 T. 19.11.2008

“Uyuşturucu madde ithal etme suçu, kural olarak, uyuşturucu maddenin ülke sınırından içeri sokulması ile tamamlanır. Ancak, suçun faili uyuşturucu maddeyi gizlemeden gümrük görevlilerine kendiliğinden bildirdiği takdirde, istisna olarak, failin ithal kastının bulunmadığı ve eyleminin uyuşturucu madde bulundurma ve nakletme suçunu oluşturduğu kabul edilir. Somut olayda, sanıkların suç konusu uyuşturucu maddeyi, yurt dışında otobüsün gizli bölmelerine yerleştirdikleri ve sanık Afrim yönetimindeki bu otobüsle Türkiye’ye girdikleri, giriş işlemlerinden sonra, şüphe üzerine otobüsün ay cihazından geçirildiği ve uyuşturucu maddelerin yerleştirildiği gizli bölmelerin belirlendiği, daha sonra bu bölmeler açılarak uyuşturucu maddenin ele geçirildiği; buna göre, sanıkların uyuşturucu maddeyi ithal kasıtları belirgin olduğundan, uyuşturucu madde ithal etme suçunun oluştuğu gözetilmeden, aramadan önce sanıkların beyana tabi tutulmadıkları gerekçesiyle, nakil amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması”

3.2. İthal ve İhraç Etme Fiillerinin Ticari Anlam Taşıması Gerektiğine İlişkin Kararlar

İthal veya ihraç suçunun oluşabilmesi için, uyuşturucu ve uyarıcı maddeyi ithal veya ihraç eden kişinin bunu kendi kişisel kullanımı için değil, başkasına satmak veya vermek için ithal veya ihraç etmiş olması gerekir. Uyuşturucu ve uyarıcı maddenin miktarı kullanım sınırlarını aşmıyorsa ve başkasına devredilmemişse, ithal veya ihraç değil, kullanmak için bulundurma suçu oluşur. (14) Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 1.3.1982 tarih ve 17/76 sayılı kararında “765 sayılı TCK’nın 403. maddesinin uygulanmasında güdülen amacın insanlık için büyük sorunlar yaratan, nitelikleri itibariyle vahim sayılan uyuşturucu maddelerin uluslararası trafiğinin, diğer deyişle uluslararası
ticaretini önlemek olduğu, şayet ithal ve ihraç edilen uyuşturucu madde miktarı kişisel gereksinmeyi karşılayacak miktarda ise bunun kullanma amacıyla bulundurulduğunun kabulü gerektiği” belirtilerek ithal ve ihraca ticari bir anlam yüklenmiştir. (Bkz. 3.2.1)

(14) Tezcan, Erdem, Önok,, s. 717.

3.2.1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 1982/5-271 K. 1982/315 T. 28.6.1982

“Türkiye’den Almanya’ya dönmekte olan sanığın, Yugoslavya Macaristan arasında Knejvo Sınır Kapısı’nda yapılan aramada Wolksvagen marka özel vasıtasını marka özel vasıtasının motor bölümünde bulunan takım çantası içinde 460 gr. toz ve 50 gr. plaka halindeki esrar yakalanmış…

Uyuşmazlık konusu olan husus, yurt dışında yapılan aramada arabasında 460 gr. toz ve 50 gr. plaka halinde esrar elde edilen sanığa TCK.nun 403/1 – 2. maddesinin mi, yoksa 404/2. maddesinin mi uygulanması gerektiği hususudur. Ceza Genel Kurulu’nun 1.3.1982 gün ve 17/76 sayılı kararında ayrıntılarıyla açıklandığı gibi: (“ithal veya “ihraç” edilen uyuşturucu madde miktarı çok az ise ve kişinin kendisi de uyuşturucu madde kullanıyor ve kişisel gereksinmeleri “ihtiyacı” için yeterli miktarı aşmıyorsa, uyuşturucu madde “ithal” veya “ihraç” suçu değil, bu maddeleri “kullanma için bulundurma” suçu oluşmuş olur. Roma Mahkemesi’nin 10 Kasım 1966 tarihli bir kararı da aynı mahiyettedir)…Objektif bir değerlendirişte: Esrar satışı ve ticareti yaptığı belirlenemeyen sanığın, suç konusu esrarı kendi ihtiyacında kullanmak üzere çalıştığı yere götürdüğünü kabulde zorunluluk bulunmaktadır.”

3.3. Uyuşturucu ve Uyarıcı Maddenin Türkiye’den Transit Olarak Geçirilmesine İlişkin Kararlar

Uyuşturucu ve uyarıcı maddenin ülkemizden transit olarak geçirilmesi durumunda, ithal suçu değil, nakletme suçu oluşur. Bu kapsamda, eğer söz konusu maddenin yurt içinde bırakılacağı hususunda kesin bir delil yoksa nakletme suçu oluşacaktır. (Bkz. 3.3.1)

3.3.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2012/19974 K. 2013/778 T. 24.1.2013

“Gine uyruklu olan sanığın, Mali’ye götürmek üzere Brezilya ülkesinden temin ettiği suç konusu kokaini hava yoluyla Brezilya’dan İstanbul’a getirdiği, sanığın uçaktan indikten sonra şüphe üzerine yakalandığı, sanığın savunmasında Sao Paulo’dan Casablanca’ya gitmek üzere yola çıktığını söylediği; İstanbul- Casablanca biletinin de mevcut olduğu anlaşıldığından; savunmasının aksine, suç konusu uyuşturucu maddeyi Türkiye’de bırakacağına veya başkasına vereceğine ilişkin delil bulunmadığı, transit geçiş niteliğindeki eyleminin ithal veya ihraç değil, uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, ithal suçundan hüküm kurulması … yasaya aykırı”

3.4. Uyuşturucu veya Uyarıcı Maddenin İthal Edildiğine Dair Şüpheyi Aşan

Yeterli ve Kesin Delil Bulunması Gerektiğine İlişkin Kararlar Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ithal edildiğinin şüpheyi aşan yeterli ve kesin deliller ile ispat edilmesi gereklidir; ispat edilmiyorsa 188. maddenin 3. fıkrasında tanımlanan nakletme veya satmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu oluşur. (Bkz. 3.4.1 ve 3.4.2)

3.4.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2013/13892 K. 2014/1688 T. 13.3.2014

“Olay tutanağı içeriği, suç konusu eroinin Ağrı il merkezinde durdurulan sanık yönetimindeki TIR’ın römorkunda ele geçirilmesi, römorktaki T.C. gümrük mühürünün bozulmamış olmasına karşın römorku çevreleyen halatın kesilmiş durumda olması, arama sırasında görevlilerin römorka bu kesik bölümü açarak girmiş olmaları ve sanığın savunması karşısında; eroinin römorka Türkiye’de konmuş olmasının da mümkün olduğu, sanığın bu TIR ile olaydan bir gün önce İran’dan Türkiye’ye giriş yapmış olmasının eroinin bu ülkeden Türkiye’ye getirildiğine kanıt oluşturmayacağı, suç konusu uyuşturucu maddenin ithal edildiğine ilişkin şüpheyi aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı; sanığın sabit olan fiilinin TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrasında tanımlanan “uyuşturucu madde nakletme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, bu suç yerine “uyuşturucu madde ithal etme” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması”

3.4.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2012/24624 E. 2013/6576 K. T. 27.6.2013

“Sanığın olaydan bir gün önce İran’dan Türkiye’ye girdiğini söylemesinin ele geçirilen afyon sakızı ve eroini belirtilen ülkeden Türkiye’ye getirdiğinin kabulü için kesin delil oluşturmadığı; Doğubayazıt’ta sokak içinde görevlileri görünce attığı suç konusu uyuşturucu maddeleri ithal ettiğine ilişkin, şüpheyi aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı; sanığın sabit olan fiilinin TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrasında tanımlanan “satmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, bu suç yerine “uyuşturucu madde ithal etme” suçundan mahkumiyet hükmü kurulması” (15)

(15) Aktaran Parlar-Demirel, s. 145.

3.5. İthal Edilen Uyuşturucu veya Uyarıcı Maddenin Ayrıca Satılması, Nakledilmesine İlişkin Kararlar

İmal veya ithal edilen uyuşturucu maddenin ayrıca satılması, nakledilmesi, başkalarına verilmesi gibi durumlarda Yargıtay, aradan geçen süreyi de dikkate alarak, failin, ithal amacı dışında kastının yenilenip yenilenmediği kriteri uygulamakta, kastın yenilenmediği hallerde satmayı vb. tüketen tüketilen norm ilişkisi kapsamında ele almakta ve ayrıca cezalandırılmaması gerektiğine karar vermektedir. (Bkz. 3.5.2) Ancak kastın yenilendiği durumlarda fail her iki suçtan dolayı cezalandırılmalıdır. (Bkz. 3.5.1) Doktrinde, imal veya ithal edilen uyuşturucu maddenin ayrıca satılması gibi bir durumda, imal veya ithalden ötürü verilecek cezanın sonradan gerçekleştirilen satma fiilinin haksızlık içeriğini karşılamadığı ve bu nedenle satma eyleminin ayrıca cezalandırılmasının yerinde olduğu ifade edilmiştir. (16) Zira TCK m. 188/1 ve m.188/3’de ayrı suçlar söz konusu olduğundan böyle bir durumda iki ayrı fiil ile iki ayrı suç işlenmiş olur ve failin her iki suçtan da cezalandırılması gerekir. Bu çerçevede ithal fiilinin ülke içinde ticaret kastını da kapsadığı, ithal suçuna ilişkin normun satma suçuna ilişkin normu tükettiği, satmak suçuna ilişkin eylemin cezalandırılmayan sonraki fiiller olduğu kabulleri isabetli görülmemelidir.

(16) Tezcan – Erdem – Önok, s. 729.

3.5.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2002/27279 K. 2002/22773 T. 23.9.2002

“Sanığın; suç konusu uyuşturucu maddeyi yaklaşık bir ay önce yurt dışından izinsiz olarak ithal edip bir süre evinde saklandıktan sonra ithal amacının dışında yenilenen kasıtla naklederken yakalandığı sabit olmasına nazaran, gerçekleşen iki ayrı eylemin uyuşturucu madde ithal etmek ve uyuşturucu maddeyi nakletmek suçlarını oluşturduğu, sanığın, ithal eylemini görevlilerin bilgisi olmadığı aşamada kendi ikrarı ile ortaya çıkması nedeniyle hakkında TCK.nın 405/1. maddesinin uygulanması gerektiği, uyuşturucu madde nakletmek eyleminin ise TCK.nın 403/5, maddesi kapsamında kaldığı düşünülmeden olayda uygulama yeri bulunmayan TCK.nın 79. maddesine dayanılarak sadece uyuşturucu madde ithal etmek suçundan hüküm kurulması”

3.5.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2005/17549 K. 2006/1699 T. 08.02.2006

“19.12.2002 tarihli olay tutanağı içeriğine, sanığın savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın yurt dışından, on gün önce getirdiği suça konu uyuşturucu maddeyi görevli polis memuruna satmak isterken yakalandığı olayda, daha ağır cezayı gerektiren ithal suçuna ilişkin normun satma suçuna ilişkin normu tükettiğinin ve ithal etmek fiili gerçekleştirilirken ticaret kastının da oluştuğunun kabul edilmesi, bir normun diğeri tarafından tüketilmesi ilkesi gereğince sadece ithal suçundan cezalandırılması, satmak suçuna ilişkin eylemin cezalandırılmayan sonraki fiiller olduğu kabul edilmekle; aradan geçen süre de nazara alınarak, sanığın ithal fiilinden sonra eyleminin hukuki ve fiili kesintiye uğramadığı, ithal eyleminden sonra satmak suçuna yönelik yenilenen kastının bulunmadığının anlaşılmasına göre, açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/7. maddesi (1412 sayılı CMUK’un 253. maddesi) uyarınca reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde satmak suçundan da ayrıca hüküm kurulması, yasaya aykırı” (17)

(17) Aktaran, Çamlıbel, s. 384.

3.6. Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İthal Etme Suçunda Etkin Pişmanlık Uygulamalarına İlişkin Kararlar

Sanığın ithal suçunu kendi beyanı ile ortaya çıkardığı ortaya çıkardığı durumlarda etkin pişmanlığı nedeniyle TCK’nın 192. madde hükmü gereğince uyuşturucu madde ithal etme suçundan değil, uyuşturucu ticareti yapma suçundan hüküm kurulması gerekir. (Bkz.3.6.1 ve 3.6.2) Bu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak sanığın fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım ettiği durumlarda ise 192. maddenin 3. fıkrası uygulama alanı bulacaktır. (Bkz. 3.6.3)

3.6.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2014/2905 K. 2014/3707 T. 12.5.2014

“Birecik’ten İstanbul’a gitmekte olan yolcu otobüsünün Nizip’de durdurularak, arama kararı uyarınca yapılan arama sonucu sanığın eşyaları arasında 1181,25 gram esrar bulunduğu; bu maddenin başka bir ülkeden Türkiye’ye getirildiğine ilişkin hiçbir delil olmadığı halde, sanığın suç konusu esrarı Suriye’den getirdiğini söyleyerek ithal suçunu kendi beyanı ile ortaya çıkardığı ve etkin pişmanlığı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 192. maddesinin 1. fıkrası gereğince “uyuşturucu madde ithal etme” suçundan ceza verilemeyeceği, sanık hakkında TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrasında tanımlanan “uyuşturucu madde bulundurup nakletme” suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiğinin gözetilmemesi”

3.6.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2012/11180 E. 2013/783 K. 24.1.2013

“Sanığın, sürücüsü ve maliki olduğu TIR’ın römorkunda ele geçirilen eroini Irak’tan getirdiğini belirterek, görevlilerin bilgisi olmadığı aşamada ithal suçunun ortaya çıkmasını sağladığı anlaşıldığından, bu suçtan 5237 sayılı TCK’nın 192/1. maddesi uyarınca hakkında cezaya hükmolunamayacağı ancak, sanığın eyleminin uyuşturucu ticareti yapma suçunu oluşturacağı gözetilmeden, TCK’nın 188/3-4. maddeleri yerine TCK’nın 188/1-4. maddeleri uyarınca hüküm kurulması” (18)

(18) Aktaran Parlar-Demirel, s. 149.

3.6.3. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/5799 K. 2008/17108 T. 19.11.2008

“Sanık Afrim’in, kovuşturma aşamasındaki dilekçesi ve mahkemedeki beyanı ile diğer sanık Fehmi’nin suçla ilgisini açıkladığı, ayrıca Fehmi’nin cezaevinde kendisine gönderdiği el yazısı ile yazılmış notunu ibraz ettiği, bu nottaki imza ve yazıların Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi’nce yapılan inceleme sonucu Fehmi’ye ait olduğunun belirlendiği; böylece sanık Afrim’in, tüm aşamalarda suçunu inkar eden diğer sanık Fehmi’nin suçunun ortaya çıkmasına yardım ettiği dikkate alınarak, sanık Afrim hakkında TCK’nın 192/3. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi”

4. UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE İHRAÇ ETME FİİLİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

4.1. İhraç Etme Sayılan Fiillere İlişkin Kararlar İhraç, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin yurt içinden izinsiz olarak yurt dışına çıkarılmasıdır. (19) Uyuşturucu Maddelere Dair 1961 Tek Sözleşmesi’nin 1. maddesinin m bendinde ihraç, “özel anlamıyla birlikte, uyuşturucu maddelerin maddeten bir memleketten diğerine veya aynı memleketin bir ülkesinden diğerine nakledilmelerini ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. İhraç kara, deniz veya hava yoluyla yapılabileceği gibi uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin çeşitli şekillerde taşınması da mümkündür. Bu çerçevede ihraç fiili, posta veya kargo yoluyla yurt dışına uyuşturucu veya uyarıcı madde göndermek şeklinde gerçekleştirilebileceği gibi söz konusu madde örneğin vücut üzerinde veya mide içinde taşınabilecektir. (Bkz. 4.1.1 ve 4.1.2)

4.1.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2011/9116 K. 2013/5318 T. 6.6.2013

“Suç konusu uyuşturucu maddeyi posta yoluyla Türkiye’den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gönderdiği anlaşılan sanığın eyleminin “uyuşturucu ve uyarıcı madde ihraç etme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç niteliği yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde hüküm kurulması … yasaya aykırı”

4.1.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2011/2771 E. 2011/56999 K. 14.11.2011

“Dosya içerisinde mevcut Aras Kargo’ya ait gönderi faturasına göre 13.10.2001 tarihinde sanık Alper tarafından CD kutusu içerisinde Bodrum’dan gönderilen 5,358 gr. kenevirin 18.10.2001 tarihinde alıcısı olan Tunç’un Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ikamet ettiği yurt odasında aramada ele geçirilmiş olması karşısında, sanık Alper’in eyleminin 765 ayılı TCK’nın 403/2. maddesinde düzenlenen uyuşturucu madde ihraç etme suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yazılı biçimde hüküm kurulması” (20)

(20) Aktaran Parlar-Demirel, s. 151.

4.2. Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İhraç Etme Suçuna Teşebbüse İlişkin Kararlar

Yargıtay, gümrüklerden çıkışlarda, failin gümrükte beyanda bulunup bulunmamasını teşebbüs veya tamamlanma açısından ölçüt olarak kullanmaktadır. Buna göre, ihraç suçu açısından failin icra hareketlerine başlayıp başlamadığının ve gümrük görevlilerine beyanda bulunulup bulunulmadığının araştırılması gerekmekte, beyanda bulunulmasından önceki durumları tamamlanmış bulundurma ya da nakletme, beyanda bulunulmasından sonraki durumları ise, ülke sınırından çıkmadan yakalanmışsa, ihraca teşebbüs olarak değerlendirmektedir. (Bkz. 4.2.1 ve 4.2.2) İfade etmek gerekir ki, Yargıtay’ın ihraca teşebbüs konusunda gümrük görevlilerine beyanda bulunma gibi kanunda öngörülmeyen bir ölçüt getirmesi yerinde değildir. (21) Burada failin hareketlerinin niteliği ve kastı dikkate alınmalı aynı zamanda olayın bütün özellikleri değerlendirilerek suçun niteliği tespit edilmelidir. (22)

(21) Aynı yönde bkz. Öner, s. 123.
(22) Aynı yönde bkz. Çetin Arslan, “Yargıtay’ın “Uyuşturucu Ve Uyarıcı Madde Suçları”na İlişkin Kimi Güncel Kararları ve Bunların Değerlendirilmesi”, Uyuşturucu Madde Bağımlılığıyla Mücadele ve Ceza Hukuku, Ed: Murat Balcı, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2011, s. 93; Öner, s. 123.

Uyuşturucu madde gümrük memurlarına beyandan sonra ele geçirilirse ihraca teşebbüs suçu oluşmaktadır. Bu durumda Yargıtay, ihraca teşebbüs ve tamamlanmış bulundurma veya nakletme olmak üzere iki suçun oluştuğunu, TCK’nın 44. maddesindeki fikri içtima kurallarına göre daha ağır olan suçtan ceza verilmesi gerektiğini kabul etmektedir. (Bkz. 4.2.3 ve 4.2.4) Bununla birlikte, doktrinde bir görüş tarafından, failin kastı ihraca yönelikse ve icra hareketlerine başlanmışsa, sadece m.188/1’den ötürü hüküm kurmak gerekeceği, zira aynı fiilin hem 188/1 hem de 188/3’ü ihlal etmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir. (23) Bu kapsamda bu hallerde farklı iki suç bulunmamakla birlikte geçitli suç (24) kapsamında görünüşte içtima ilkesi çerçevesinde bir değerlendirme yapmak yerinde olacaktır. (25) Yine burada Yargıtay’ın her iki suçtan belirlenecek sonucun karşılaştırılması ve daha ağır sonuç doğuran suç esas alınarak hüküm kurulması uygulamasının kural olarak, fikri içtimaının düzenlendiği TCK’nın 44. maddesine aykırı olduğunu ifade etmek gerekir. (26) Zira fikri içtima halinde içtima ilişkisine giren suçlardan en ağır cezayı gerektiren suç belirlenirken soyut cezaların üst sınırı esas alınarak bir sonuca ulaşılmalıdır. (27) Bununla birlikte, Yargıtay’ın söz konusu uygulamasının 18.6.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 66. maddesinin, 188. maddedeki yaptırımlara ilişkin getirdiği değişiklikten önce ihraca teşebbüs ve nakletme suçlarının cezalarının üst sınırlarının aynı olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Mevcut düzenlemeler uyarınca ise söz konusu suçlardan verilecek somut cezaların ayrıca belirlenmesi gerekmemekte olup ihraç suçuna teşebbüsün cezası, nakletme suçunun cezasından ağır olacağından fail ihraca teşebbüsün cezası ile cezalandırılmalıdır.

(23) Tezcan, Erdem, Önok, s. 729-730.
(24) Geçitli suçta biri diğerini kapsayan iki suç vardır, çünkü fail daha ağır suçu işlemek için adeta daha hafif suçtan geçmek durumunda kalmaktadır. Fail suç yolunda ilerlerken önce daha hafif suçu sonra da aynı konuyu taşıyan daha ağır suçu işlemektedir. Ayrıntılı bilgi için bkz. Sulhi Dönmezer, Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, C:1, Beta Yayınevi, 13. Tıpkı Bası, 1997, s. 403 vd.
(25) Aynı yönde bkz. Arslan, s. 93.
(26) Arslan, s. 93.
(27) Fikri içtima halinde, hakimin somut olarak hükmedeceği cezayı değil, ihlal edilen çeşitli hükümlerde soyut olarak gösterilen cezayı esas alacağına ilişkin bkz. Sulhi Dönmezer, Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, C:2, Beta Yayınevi, 11. Bası, 1997, s. 388.

4.2.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2012/10248 K. 2013/3480 T. 15.4.2013

“Sanığın suç konusu uyuşturucu madde ile gümrük memuruna beyan aşamasından önce Atatürk Havalimanı dış hatlar gidiş katında bulunan XRay cihazından geçerken güvenlik kontrolü sırasında yakalanmış olması nedeniyle; uyuşturucu madde ihraç etme suçunun icra hareketinin başlamadığı ve bu suça teşebbüsün söz konusu olmadığı, sanığın eyleminin tamamlanmış uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturduğu gözetilmeden”

4.2.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2010/31498 K. 2011/4141 T. 25.4.2011

“Sanığın suça konu uyuşturucu madde ile gümrük memurlarına beyanda bulunmadan önce Atatürk Havalimanı dış hatlar giriş katında X-Ray cihazından geçerken güvenlik kontrolü sırasında yakalanmış olmasına göre; uyuşturucu madde ihraç etme suçunun icra hareketinin başlamadığı ve bu suça teşebbüsün söz konusu olmadığı, sanığın eyleminin uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki ihraca teşebbüs ve tamamlanmış nakletme suçlarının karşılaştırılması ve daha ağır sonuç doğuran suçtan hüküm kurulması gerektiğine ilişkin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.”

4.2.3. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2010/44988 K. 2011/4284 T. 2.5.2011

“Gümrük işlemlerinden sonra, suç konusu uyuşturucu madde ile havalimanından yurt dışına çıkmak isterken yakalanan sanığın eyleminin biri ihraca teşebbüs, diğeri tamamlanmış nakletme olmak üzere iki ayrı suçu oluşturduğu; TCK’nın 44. maddesi gereğince, tamamlanmış nakletme suçu için belirlenen sonuç ile ihraca teşebbüs suçundan yapılacak uygulama ile belirlenecek sonucun karşılaştırılması ve daha ağır sonuç doğuran suç esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, belirtilen nitelikte somutlaştırma ve karşılaştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,”

4.2.4. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/6670 K. 2013/477 T. 17.1.2013

“Olay tutanağı içeriğine, sanığın savunmasına, tüm dosya kapsamına göre; suç konusu uyuşturucu maddenin Kapıkule gümrük sahasında ele geçirildiği dikkate alınarak sanığın eyleminin ihraca teşebbüs aşamasında kalmış olduğu, bu durumda sanığın biri ihraca teşebbüs, diğeri tamamlanmış nakletme olmak üzere iki ayrı suç işlemiş olacağı dikkate alınarak; TCK’nın 44. maddesi gereğince, ihraca teşebbüs suçundan yapılacak uygulama ile tamamlanmış nakletme suçundan uygulama yapılarak belirlenecek sonucun karşılaştırılması ve daha ağır sonuç doğuran suç esas alınarak hüküm kurulması gerekirken, tamamlanmış nakletme suçundan hüküm kurulması” (28)

(28) Aktaran Parlar-Demirel, s. 150.; Ayrıca bkz. 10. CD 2012/28123 2013/2101 s. 148.; 10. CD 2011/15674 2012/10618 s. 150.

4.3. Uyuşturucu ve Uyarıcı Maddenin Türkiye’den Transit Olarak Geçirilmesine İlişkin Kararlar

Uyuşturucu ve uyarıcı maddenin ülkemizden transit olarak geçirilmesi durumunda, ihraç suçu değil, nakletme suçu oluşur. (Bkz.4.3.1)

4.3.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2012/19974 K. 2013/778 T. 24.1.2013

“Gine uyruklu olan sanığın, Mali’ye götürmek üzere Brezilya ülkesinden temin ettiği suç konusu kokaini hava yoluyla Brezilya’dan İstanbul’a getirdiği, sanığın uçaktan indikten sonra şüphe üzerine yakalandığı, sanığın savunmasında Sao Paulo’dan Casablanca’ya gitmek üzere yola çıktığını söylediği; İstanbul- Casablanca biletinin de mevcut olduğu anlaşıldığından; savunmasının aksine, suç konusu uyuşturucu maddeyi Türkiye’de bırakacağına veya başkasına vereceğine ilişkin delil bulunmadığı, transit geçiş niteliğindeki eyleminin ithal veya ihraç değil, uyuşturucu madde nakletme suçunu oluşturduğu gözetilmeden, ithal suçundan hüküm kurulması … yasaya aykırı”

4.4. Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İhraç Etme Suçunda Etkin Pişmanlık Uygulamalarına İlişkin Kararlar

Sanığın ihraç suçunu kendi beyanı ile ortaya çıkardığı durumlarda etkin pişmanlığı nedeniyle TCK’nın 192. madde hükmü gereğince hüküm kurulması gerekir. (Bkz. 4.4.1 ve 4.4.2)

4.4.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2014/323 K. 2014/1546 T. 7.3.2014

“Somut olayda, 06.01.2000 tarihinde ülkemize giriş yaptığı, 10.01.2000 tarihinde ise ülkemizden çıkış yaptıktan sonra 25.03.2000 tarihinde, Makedonya Cumhuriyeti Gostivar kentinde, yanında taşıdığı çanta içerisinde 12.340 gram eroini bulundurduğu sırada yakalanan sanık, Makedonya yetkili makamlarında alınan ilk savunmalarında eroinin Türkiye’de bulunan eniştesi Aziz tarafından gönderildiğini söylemiştir. Üsküp İstinaf Mahkemesi’nce 19.09.2000 tarihli kararı ile “uyuşturucu maddeyi satışa sunma suçundan” 7 yıl hapis cezasına hükmolunmuştur.

Belirtilen durumlara göre; suç konusu uyuşturucu maddeyi Türkiye’den ihraç ettiğine ilişkin hiçbir bilgi ve delil bulunmadığı halde, ihraç suçunu kendi beyanı ile ortaya çıkaran sanık hakkında, etkin pişmanlığı nedeniyle TCK’nın 192. maddesinin 1. fıkrası ile CMK’nın 223. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bu suçtan dolayı “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden “mahkûmiyet” hükmü kurulması,”

4.4.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2011/9743 K. 2013/5486 T. 10.6.2013

“Olay tarihinde suça konu uyuşturucunun içinde bulunduğu kargo paketinin teslimi sırasında göndericinin kimlik kontrolünün yapılıp yapılmadığı, imzasının alınıp alınmadığının Aras Kargo’nun Diyarbakır şubesinden araştırılarak ve irsaliyeli faturada yazılı olan 0537 953 84 ** numaralı telefon hattının olay tarihinde sanık tarafından kullanılıp kullanılmadığı tespit edilerek sonucuna göre sanık hakkında T.C.K.nın 192/3. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi… yasaya aykırı”

4.5. Türkiye’de İşlenen Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İhracı Fiilinin Yurtdışında İthal Olarak Nitelendirilmesi Halinde Türkiye’de Ceza Mahsubuna İlişkin Kararlar (TCK.m.188/2)

Yurt dışında ele geçirilen uyuşturucu veya uyarıcı maddenin Türkiye’den ihraç edildiğinin anlaşılması durumunda, Türkiye’de de ihraç fiili sebebiyle yargılama yapılır. (Bkz. 4.5.1) Bu konuyla ilgili olarak ikinci fıkrada ceza mahsubu öngörülmüştür. Madde gerekçesinde belirtildiği üzere, uyuşturucu veya uyarıcı madde suçlarıyla yargılama yapılması veya bir cezaya mahkûm olunması, Türkiye’de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yargılama yapılmasına engel teşkil etmemektedir. Böylece, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti suçlarıyla ilgili olarak “non bis in idem” kuralına milletlerarası sahada geçerlilik tanınmamıştır. Ancak, Türkiye’den yapılan uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı karşı ülke açısından ithal oluşturduğu için, bu ülkede yapılan yargılama sonucunda mahkûm olunan hapis cezasının kurumda infaz edilen kısmının, Türkiye’de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılan yargılama sonucunda mahkûm olunan hapis cezasından mahsup edilmesi gerekmektedir. (Bkz.4.5.2) Bununla birlikte, doktrinde bir görüş tarafından, gerekçedeki “non bis in idem” ilkesine milletlerarası sahada geçerlilik tanınmaması olarak açıklamasının doğru olmadığı, böyle bir durumda aynı suç failinin iki ayrı fiilinin söz konusu olduğu, bu nedenle “non bis in idem” ile bir ilgisi olmadığı, kanun koyucunun cezadan mahsup sonucu yaratmasını suç ve ceza alanındaki bir tercihin ifadesi olduğu ileri sürülmüştür. (29)

(29) Yurtcan, s. 14-15.

4.5.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2014/323 K. 2014/1546 T. 7.3.2014

“Somut olayda, 06.01.2000 tarihinde ülkemize giriş yaptığı, 10.01.2000 tarihinde ise ülkemizden çıkış yaptıktan sonra 25.03.2000 tarihinde, Makedonya Cumhuriyeti Gostivar kentinde, yanında taşıdığı çanta içerisinde 12.340 gram eroini bulundurduğu sırada yakalanan sanık, Makedonya yetkili makamlarında alınan ilk savunmalarında eroinin Türkiye’de bulunan eniştesi Aziz tarafından gönderildiğini söylemiştir. Üsküp İstinaf Mahkemesi’nce 19.09.2000 tarihli kararı ile “uyuşturucu maddeyi satışa sunma suçundan” 7 yıl hapis cezasına hükmolunmuştur.

Belirtilen durumlara göre; suç konusu uyuşturucu maddeyi Türkiye’den ihraç ettiğine ilişkin hiçbir bilgi ve delil bulunmadığı halde, ihraç suçunu kendi beyanı ile ortaya çıkaran sanık hakkında, etkin pişmanlığı nedeniyle TCK’nın 192. maddesinin 1. fıkrası ile CMK’nın 223. maddesinin 4. fıkrası uyarınca bu suçtan dolayı “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden “mahkûmiyet” hükmü kurulması yasaya aykırı”

4.5.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2012/1612 K. 2013/7333 T. 15.7.2013

“1- TCK’nın 188/2. maddesi gereğince, yabancı ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmının hükmolunan cezadan mahsubuna karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, “Lefkoşe Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15 ay hapis cezasının hükmolunan cezadan indirilerek 2 yıl 11 ay hapis cezasına hükmedilmesine” şeklinde karar verilmesi,

2- Sanık hakkında, KKTC Lefkoşe Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda hükmedilip kesinleşen 15 ay hapis cezasının infaz edilip edilmediği, edilmiş ise infaz edilen sürenin araştırılmaması,” (30)

(30) Aktaran Parlar-Demirel, s. 157.

5. UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE TİCARETİ TEŞKİL EDEN FİİLLERE İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

5.1. Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticareti Sayılan Fiillere İlişkin Kararlar

Türk Ceza Kanunu, ticareti, ülkeler arasında (dış) ticaret (TCK m.188/1) ve ülkede (iç) ticaret (TCK m.188/3) olarak iki ayrı suç şeklinde düzenlemiştir. (31) Ülkeler arasında ticaret suçunun seçimlik fiilleri imal, ithal veya ihraçtır. Bu kapsamda ithal ve ihraç fiillerinin de ticari kavramlar olduğu yukarıda ifade edilmişti. Ülke içinde uyuşturucu madde ticareti teşkil eden fiiller ise 188. maddenin 3. fıkrasında gösterilmiştir. Bu fiiller şunlardır (32):

(31) Hamide Zafer, “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu (TCK m.188)”, İlaç Hukuku ve Etik Anlayışı, Sempozyum No. 2 kitabında yayınlanan makale, s. 6 vd. http://hamidezafer.com/wp-content/uploads/2012/05/27-Uyu%C5%9 FturucuTicareti-Tebli%C4%9F-YEN%C4%B0-SON-MET%C4%B0N-PDF.pdf

(32) Tezcan-Erdem-Önok, s. 718.; Bu fiillere ilişkin ayrıntılı bilgi için bkz. Özbek ve Diğerleri, s. 746 vd.

  • Satmak, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin bir bedel karşılığında başkalarına devredilmesini ifade eder. (Bkz. 5.1.2, 5.1.4)
  • Satışa arz etmek, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin bir bedel karşılığında bir başkasına devredilmek üzere hazırlanmasını ifade eder.
  • Başkalarına vermek, satış niteliği olmaksızın, üçüncü kişilerin uyuşturucu veya uyarıcı madde üzerinde tasarrufta bulunma olanağının yaratılmasıdır. (Bkz. 5.1.1)
  • Sevk etmek, bir kimsenin, maliki veya zilyedi bulunduğu uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanma dışında bir amaçla bir yerden başka bir yere, bir başkası aracılığıyla götürülmesidir.
  • Nakletmek, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin bir yerden diğer bir yere taşınmasını ifade eder. (Bkz. 5.1.3, 5.1.7)
  • Depolamak, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin, kişisel kullanım dışında, herhangi bir yerde tutulmasıdır.
  • Satın almak, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin bir bedel karşılığında başkasından devralınmasıdır. (5.1.2)
  • Kabul etmek, uyuşturucu veya uyarıcı madde üzerinde tasarrufta bulunma olanağı elde edilmesini ifade eder.
  • Bulundurmak, uyuşturucu veya uyarıcı madde üzerinde fiili egemenlik ilişkisinin devam ettirilmesini ifade eder. (Bkz.5.1.5, 5.1.6)

Başkalarına vermek, sevk etmek, nakletmek, depolamak fiilleri ülke içinde ticarete aracılık yapma fiilleridir ve ülke içinde ticaret kavramına dahil edilmeleri yerindedir. (33)

(33) Zafer, s. 6.

5.1.1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2013/10-637 K. 2014/137 T. 25.3.2014

“Sanık D. görüşmelere konu maddelerin tamamının kokain olduğunu, ancak sadece kendi kullanımı için aldığını kabul etmiş ise de, telefon konuşmalarına göre yoğun bir biçimde uyarıcı madde satın aldığı, içme ve arkadaşlarına verme gayreti içinde bulunduğu anlaşılan sanığın iddia ettiği gibi, bu satın almalarının kişisel kullanma amacına yönelik olması halinde, sıklıkla yapılan telefon görüşmelerine konu madde miktarlarının az olması gerekecektir. Oysa uyuşturucu maddenin, “5+5”, “9+3”, “5+4”, “7+2” şeklinde hemen hemen her gün satın alınması kişisel kullanım amacıyla hareket ettiğine dair savunmalarını çürütmektedir. Diğer taraftan sanığın müdafii huzurunda savcılıkta verdiği ve sulh ceza mahkemesindeki sorgu ifadesinde de kabul ettiği beyanında, zaman zaman arkadaşlarının kendisini bayıltacak derecede ısrar etmeleri ve ricada bulunmaları sebebiyle de satıcıları aradığı, genelde ödemeyi kendisinin yaptığı, bazen onlardan da para veren olduğu şeklindeki anlatımı da sanığın fiilinin uyuşturucu ya da uyarıcı maddeleri başkalarına verme suçunu oluşturduğunu göstermektedir. 

Bu nedenle, hakkında T.C.K.nun 188/3 maddesinden mahkumiyet hükmü kurulan sanık D. S.’nin, suçun kanuni tanımında yer alan seçimlik hareketlerden “uyuşturucu ya da uyarıcı maddeleri başkalarına verme” fiilini gerçekleştirdiği ve 5237 Sayılı T.C.K.nun 37/1. maddesi uyarınca fiili gerçekleştiren fail olarak sorumlu olduğundan”

5.1.2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2012/10-1256 K. 2013/142 T. 16.4.2013

“Her ne kadar sanık M. R. kullanmak amacıyla uyuşturucu madde satın aldığını, kimseye uyuşturucu madde satmadığını belirtmiş ise de, mahkeme kararı ile tespit edilen telefon görüşmelerinde sanık tarafından kullanılan “Dükkandayım beni mahcup etme”, “Alo ayrı ayrı yap ha” ve “Tamam düzgün şey olsun beni mahcup etme” vb. cümleleri birlikte değerlendirildiğinde, sanığın uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla değil, bilakis ihbarda belirtildiği üzere işletmekte olduğu iş yerinde başkalarına satmak amacıyla aldığı ve sattığı anlaşılmaktadır. Zira kendisi için uyuşturucu madde alan kişinin uyuşturucunun ayrı ayrı hazırlanmasını istemesi hayatın olağan akışına uygun olmayıp, ancak başkaları için uyuşturucu alan kişi farklı farklı şahıslara vermek amacıyla uyuşturucunun ayrı ayrı hazırlanmasını isteyecektir. Ayrıca sanık; “beni mahçup etme” diyerek, uyuşturucu maddeyi kendisi için değil de başkaları için aldığını, onlara karşı zor durumda kalmak istemediğini ortaya koymaktadır…

E. tüm aşamalarda kendisi tarafından yapıldığını kabul ettiği telefon görüşmelerinin kullanmak amacıyla aldığı uyuşturucu maddelere ilişkin olduğunu, kesinlikle satmaya yönelik olmadığını belirtmiş ise de, mahkeme kararıyla tespit edilen telefon görüşmelerinde sanığın kullandığı; “O yaramıyordu abe yarın gündüz saat 11 de abe ben sana yetiştiririm istiyorsan”, “Valla daha erken olursa ararım seni abe tamam”, “He dün değil evvelsi günkündendir”, “Abe valla bende senin için gelmişim Aksaraya adam yarım saattir yanımda oturmuş bende onu bekliyorum”, “Onları başka birinin yanından getirdim abe bu onun değil”, “Sen şeylerini tarttınmı yani tam çıktı değilmi”, “Madem ki öyle ee o şey kalsın biz bu akşam değil de yarın gidip alırız ondan başka yerden alırız tamam abi”, “Eğer diyorsan 2 de eksik onuda cebimden karşılarım” ve “O olmadı abi ben şimdi Kumkapıya gidecem eğer olmasa adam dedi sabah dedi, sabah erkenden size ayarlarım başkada yok abi” vb. cümleleri telefon görüşmelerinin uyuşturucu madde satışına yönelik olduğunu göstermektedir. Nitekim sanık M.’in evinde yapılan aramada 12 adet satışa hazır halde kokain maddesinin ele geçirilmiş olması da, sanık E.’in sanık M.’e başkalarına satmak amacıyla uyuşturucu madde sattığını doğrulamaktadır.”

5.1.3. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/17867 K. 2010/11522 T. 11.5.2010

“Yakalama ve el koyma tutanağı içeriği, ele geçirilen suça konu uyuşturucu madde esrarın 194 adet paket halinde net 194.105 gr. olması, diğer sanık Nurettin’in ehliyetinin bulunmamasına rağmen esrarı satın aldığı araçla İstanbul’a sanığa güvenerek nakli esnasında yakalanmış olması, 17.02.2009 tarihli bilirkişi raporunda sanıkların her ikisinin de aynı GSM numaralı telefonlarla sürekli irtibat halinde bulunduklarının HTS raporu ile tespit edilmiş bulunması ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın sürücülüğünü yaptığı, diğer sanık Nurettin’e ait 06 … … plakalı araçla suç konusu uyuşturucu maddenin naklini sağladığının anlaşılması karşısında; atılı suçtan mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,”

5.1.4. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/6700 K. 2007/7597 T. 19.6.2007

“Olayla ilgili tutanak içeriğine, sanığın savunmasına, tanık Ramazan’ın anlatımlarına, suç konusu 0,5 gramdan ibaret esrarın miktarı ile ele geçiriliş biçimine, dosyadaki diğer belge ve bilgilere göre; olay günü tanık Ramazan’ın, sahilde sigara içmekte olan sanığın yanına gelerek sigara istemesi üzerine sanığın “sigara yok, istersen sigaralık var” dediği, Ramazan’ın “ne demek o” diye sorması üzerine ise “esrar, istersen birlikte kullanalım” dediği; bunun üzerine Ramazan’ın durumu güvenlik görevlisine bildirdiği ve sanığın üzerindeki esrarla birlikte yakalandığı anlaşıldığından; sanığın, tanık Ramazan’a birlikte esrar kullanmayı önermesinin uyuşturucu madde satmak yada bedelsiz vermek olmayıp, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı”

5.1.5. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2014/10-7 K. 2014/322 T. 10.6.2014

“Emniyet görevlilerince daha önce hakkında uyuşturucu bulundurmaktan işlem yapıldığı için bilinen ve tanınan sanığın, olay tarihinde uyuşturucu maddeyi kolaylıkla satabileceği köylü garajında yakalanması, yapılan üst aramasında montunun cebinde satışa hazır dokuz ayrı pakete sarılı esrar maddesinin bulunması, sanığın yaklaşık altı ay önce de yakalandığı yerin yakınlarında benzer şekilde satışa hazır beş ayrı pakete sarılı esrar maddesiyle yakalanmış olması göz önüne alındığında, ele geçen net olarak 9,5 gram esrar elde edilebilecek toplam 27 gram uyuşturucu maddeyi uyuşturucu madde ticareti yapma amacıyla bulundurduğu kabul olunmalıdır.”

5.1.6. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2012/10-1294 K. 2013/16 T. 22.1.2013

“Tanık M.Y.’ın yargılama aşamasında uyuşturucu maddenin ele geçtiği yerin kapısına olaydan bir iki gün önce sanık M. tarafından kilit takılarak anahtarınının kendisine verildiğini söylemesi ve bu beyanının mahkeme huzurunda tanık M.Y. tarafından da doğrulanması, sanığın aşamalardaki birbiriyle ve incelemeye konu olmayan diğer sanıklar F. ve V.’nin ifadeleri ile uyumlu savunmaları tüm dosya içeriği ile birlikte göz önüne alındığında, ele geçen net olarak 151,512 kg esrar elde edilebilecek toplam 252,520 kg uyuşturucu maddeyi sanık M. E.’in uyuşturucu madde ticareti yapma amacıyla bulundurduğu sonucuna ulaşılmaktadır.”

5.1.7. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2011/8734 K. 2012/12799 T. 2.7.2012

“Olay tutanağı içeriğine, dosyadaki bilgi ve belgelere göre; sanık A. A.’in, diğer sanığın ithal suçuna iştirak etmeksizin yurt dışından getirilen ve açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen “S.’e” ait olan uyuşturucu maddeyi, “S.” adına teslim almak için diğer sanık N. ile buluştuktan sonra henüz teslim almadan yakalandığı, eyleminin “uyuşturucu madde ticareti yapmaya teşebbüs” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, ithal suçundan hüküm kurulması yasaya aykırı,”

5.2. Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticaretinde Cezasızlık ve Ceza İndirim Nedeni Olarak Etkin Pişmanlığa İlişkin Kararlar

Uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarına ilişkin etkin pişmanlık hükümleri, m. 188 ve m. 191’deki suçlar yönünden m. 192’de düzenlenmiştir. TCK’nın 192. maddesinin ilk iki fıkrasında cezasızlık nedeni olarak etkin pişmanlık düzenlenmiş olmakla birlikte, son iki fıkrasında ise ceza indirim nedeni olarak etkin pişmanlık düzenlenmiştir. Cezasızlık nedeni olarak etkin pişmanlık ile indirim nedeni olarak etkin pişmanlık arasındaki fark ise ihbarın zamanına ilişkindir. (34)

(34) Tezcan, Erdem, Önok, s. 725.

192. maddenin 1. fıkrasında ‘ve’ bağlacına yer verilmiş olması nedeniyle yalnızca diğer suç ortaklarının veya yalnızca uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerlerin bildirilmesi durumunda failin etkin pişmanlıktan yararlanamayacağı, ‘ve’ bağlacını ‘veya’ olarak ele almanın ceza hukukunda yeri olmayan düzeltici yorum yapmak anlamına geleceği ifade edilmektedir. (35) Bununla birlikte, Yargıtay kararları uyarınca, maddenin konuluş amacına uygun bir şekilde failin hem diğer suç ortaklarını hem de uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri bildirmiş olması şart değildir. Doktrinde de bir görüş tarafından her ne kadar maddede ‘ve’ bağlacına yer verilmiş ise de, failin etkin pişmanlıktan yararlanması için hem diğer suç ortaklarını hem de uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin saklandığı veya imal edildiği yerleri bildirmesinin gerekli olmadığı, birinin bildirilmesinin yeterli olduğu ifade edilmektedir. (36)

 (35) Tezcan, Erdem, Önok, s. 725; Yurtcan, 139.

(36) A. Caner Yenidünya, Zafer İçer, Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçlarında Etkin Pişmanlık, Fasikül Dergisi, Sayı:38, Ocak 2013, s. 16.; Parlar-Demirel s. 447.

Yine 192. maddenin 3. fıkrası açısından madde metninde kullanılan ‘ve’ bağlacının, hem suçun meydana çıkmasına hem de fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardımın bir arada arandığını düşündürdüğü ifade edilmiş olsa da (37), hükmün getiriliş amacı dikkate alındığında failin sadece suçun meydana çıkmasına ya da sadece suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım etmesi hükmün uygulanabilmesi açısından yeterlidir. (38) Yargıtay’ın yaklaşımı da bu yöndedir.

(37) Tezcan-Erdem-Önok, s. 726.
(38) Yenidünya-İçer, Etkin Pişmanlık, s. 22; Parlar-Demirel s. 449.

Uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti bakımından TCK’nın 192/3. maddesinde yer alan etkin pişmanlığa, suçun haber alınmasından sonra söz konusu olması dolayısıyla diğer fıkralardaki etkin pişmanlık türlerine göre uygulamada daha sık rastlanmaktadır. Söz konusu suçlar haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadarı indirilmektedir. (Bkz. 5.2.1, 5.2.2, 5.2.4, 5.2.6, 5.2.11) Yargıtay, birden fazla kişinin bulunduğu yerde yapılan arama sonucu ele geçirilen ve kime ait olduğu henüz belli olmayan aşamada maddenin kendisine ait olduğunu söyleyen fail hakkında 192/3. maddesini uygulamaktadır. (Bkz. 5.2.7, 5.2.10) Yine, suç konusu uyuşturucu maddenin kime ait olduğunun veya kimden temin edildiğinin söylenmesi ve yine söz konusu kişinin uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu ikrar etmesi halinde de 192/3 uygulama alanı bulmaktadır. (Bkz. 5.2.8, 5.2.9, 5.2.12, 5.2.13) Bununla birlikte, Yargıtay, failin, arama yapmak için gelen güvenlik güçlerine evinde bulunan uyuşturucu maddeyi aramadan önce teslim etmesini hükmün uygulanması için yeterli saymamıştır. (Bkz. 5.2.14) Yargıtay, failin, etkili bilgi açıklaması teşkil etmeyen, uyuşturucu madde ticaretini gizlemeye veya kendisini suçtan kurtarmaya yönelik beyanları bakımından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını kabul etmemiştir. (Bkz. 5.2.3, 5.2.5) TCK’nın 192/3. maddesi uyarınca failin verdiği bilginin yardım ve hizmet niteliğinde kabul edilebilmesi için, hizmet ve yardımın konusu olan bilgilerin doğru olmasının yanında, hizmet ve yardımın sonuca etkili ve yararlı olması da gerekmektedir. (39)

(39) Uygulamada uyuşturucu ve uyarıcı madde suçlarında etkin pişmanlık durumları örnekleri için ayrıca bkz. Erkan Canak, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçlarında Etkin Pişmanlık, Kazancı Hukuk Yayımevi, İstanbul, 2012, s. 116-118.

5.2.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2014/2862 K. 2014/5369 T. 10.7.2014

“Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesinde, adını ve suçla ilgisini açıklayarak diğer sanık K.’ın suçunun ortaya çıkmasına ve yakalanmasına yardım eden sanık hakkında, etkin pişmanlıkla ilgili TCK’nın 192. maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,”

5.2.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2011/15264 K. 2013/6023 T. 18.6.2013

“Şüphe üzerine durdurulan sanığın, üzerinde ve evinde ele geçirilen toplam net 260 gramdan ibaret esrarı satacağına veya başkasına devredeceğine dair delil bulunmadığı aşamada, kullanmak için bulundurduğunu söylemesi mümkün iken, satmak için taşıdığını beyan etmek suretiyle “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçunun ortaya çıkarılmasına hizmet eden sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi”

5.2.3. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2012/10-1531 K. 2013/254 T. 21.5.2013

“Sanık A.’in araç içinde yapılan arama sırasında uyuşturucu maddenin ortaya çıkarılmasında emniyet görevlilerine yardımcı olmadığı gibi yakalandıktan sonra da esrar maddesini kullanmak için tanımadığı bir şahıstan aldığını beyan etmesi suçun ortaya çıkmasında etkili olmayıp, bilakis sanığın bu beyanıyla sabit görülen uyuşturucu ticareti suçunu gizleyemeye çalıştığı, bu nedenle TCK’nun 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık şartlarının oluşmadığı kabul edilmelidir. Bu itibarla, sanığın etkili bir bilgi açıklamasının söz konusu olmadığı olayda, sanık hakkında etkin pişmanlık nedeniyle indirim yapılmaması gerektiğine dair yerel mahkeme kararı isabetli olup, onanmasına karar verilmelidir.”

5.2.4. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2012/22048 K. 2013/1748 T. 25.2.2013

“Suç konusu esrarın taşındığı otomobili kimin kullandığının bilinmediği aşamada, sürücü olarak kendisinin kullandığını söyleyerek kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım eden sanık hakkında, etkin pişmanlığı sebebiyle T.C.K.nın 192. maddesinin 3. fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,”

5.2.5. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2012/10-670 K. 2012/226 T. 12.6.2012

“Sanığın etkin pişmanlık uygulamasına esas alınan, kullandığı araçta uyuşturucu madde olduğunu bilmediğine, sanıklar İbrahim ve Şaban’ın isteği nedeniyle onlarla birlikte Van’a gittiğine ilişkin kendisini suçtan kurtarmaya yönelik 11.03.2010 tarihli anlatımındaki ayrıntılar, daha önce görevliler tarafından öğrenilmemiş olsa dahi suçun ortaya çıkmasında ya da suç ortaklarının yakalanmasında veya belirlenmesinde etkili olmayıp yardım ve hizmet niteliğinde bulunmadığı ve TCY’nın 192/3. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık koşullarının oluşmadığı kabul edilmelidir. Bu nedenle, sanığın etkili bir bilgi açıklamasının sözkonusu olmadığı olayda sanık hakkında etkin pişmanlık nedeniyle indirim yapılmasına dair yerel mahkeme hükmü ile bu hükmün onanmasına ilişkin Özel Daire kararında isabet bulunmamaktadır.”

5.2.6. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2011/8832 K. 2011/55414 T. 4.10.2011

“Diğer sanık A.’ın evinde yapılan aramada ele geçen uyuşturucu maddenin kendisi tarafından gönderildiğini söyleyerek, diğer sanık A.’ın soyut beyanıyla içeriği tam olarak belirlenemeyen telefon görüşmeleri dışında delil bulunmadığı aşamada ikrarıyla atılı suçun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunduğu anlaşılan sanık hakkında, T.C.K.nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi”

5.2.7. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2010/5689 K. 2010/26390 T. 13.12.2010

“Dosya kapsamına göre; diğer sanık Bahattin’in kullandığı araçta yapılan aramada, suça konu uyuşturucu maddenin görevlilerce ele geçirilmesinden sonra ve hakkında yeterli delil bulunmadığı aşamada, söz konusu maddenin kendisine ait olduğunu söyleyerek, suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 192/3. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,”

5.2.8. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/8987 K. 2010/6619 T. 23.3.2010

“Sanık Kadir’in evinde yapılan aramada ele geçen uyuşturucu maddenin, hakkında soruşturma yürütülmeyen sanık Mustafa’ya ait olduğunu söyleyerek adı geçenin suçunun ortaya çıkmasına yardım ettiği; sanık Mustafa’nın da sanık Kadir’in atfı cürüm niteliğindeki soyut beyanından başka delil bulunmadığı aşamada, uyuşturucunun kendisine ait olduğunu söyleyerek, ikrarıyla atılı suçun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunduğu anlaşıldığından; sanıklar hakkında, TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,”

5.2.9. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/13382 K. 2010/6426 T. 23.3.2010

“Y… F… mahallesi S… sokakta uyuşturucu madde ticareti yapıldığı yönündeki çok sayıda ihbar üzerine bu sokakta bulunan evlere ilişkin alınan arama kararına dayanılarak sanık Afife’nin evinde yapılan aramada 71 adet poşet içinde net 39,8 gram esrar maddesi ile 2 adet extacy hap ele geçirilmesinden sonra sanık Afife’nin, evinde bulunan uyuşturucu maddelerin kardeşi diğer sanık Ramazan’a ait olduğunu söyleyip, kalmış olduğu evi de göstererek bu sanığın yakalanmasını ve suçunun ortaya çıkmasını sağladığı; yine evinde ve üzerinde herhangi bir uyuşturucu madde ele geçirilemeyen sanık Ramazan’ın, sanık Afife’nin evinde bulunan uyuşturucu maddelerin kendisine ait olduğunu söyleyerek, hakkında sanık Afife’nin soyut beyanı dışında delil bulunmadığı bir aşamada ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ettiği anlaşıldığından, her iki sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,”

5.2.10. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/7173 K. 2010/1454 T. 27.1.2010

“Tayfun isimli kişinin yönetimindeki otomobilde sanıkla birlikte toplam beş kişinin bulunduğu, şüphe üzerine ve önleme araması kararına dayanılarak yapılan arama sonucu otomobilin arka koltuğunun sağ boşluğundaki poşet içinde suç konusu esrarın ele geçirildiği, sanığın bu esrarın kendisine ait olduğunu söylediği dikkate alınarak; ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına yardım eden sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,”

5.2.11. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2008/18087 K. 2009/8013 T. 29.4.2009

“Dosya kapsamına göre; sanık Bayram’ın suç konusu uyuşturucu madde ile yakalanmasından sonra beyanlarıyla, sanık Nevzat’a ait olup, diğer sanık H.Hasan’a ait büfede uyuşturucu maddenin ele geçirilmesini ve sanık Nevzat’ın yakalanmasını sağladığı, sanık Nevzat’ın ise, üst ve ev aramasında herhangi bir uyuşturucu madde ele geçirilmemesine rağmen, söz konusu uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu kabul ederek ikrarı ile suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardımda bulunduğu anlaşılmakla; her iki sanık hakkında TCK’nın 192/3. maddesinde öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,”

5.2.12. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/6516 K. 2007/7666 T. 20.6.2007

“Sanık Sebahattin’in, güvenlik görevlilerinin bilgisi olmadığı aşamada kendisinde ele geçirilen uyuşturucu maddeyi diğer sanık Burhan Kelemer’in satması için verdiğini söyleyerek onun yakalanmasını ve suçunun ortaya çıkarılmasını sağladığı gözetilerek hakkında 192/3. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı olduğundan hükmün BOZULMASINA”

5.2.13. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/6139 K. 2009/18152 T. 23.11.2009

“Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanık Şaban K. hakkında kurulan hükmün incelenmesi: Dosya kapsamına göre; görevlilerce yapılan yol aramasında, sanıkların beraber seyir halinde oldukları, sanık Hamza’nın yönetimindeki araçta yapılan aramada, kişisel kullanım sınırı içerisinde bulunan net 329,5 gr esrar maddesinin ele geçirildiği: Hamza’nın esrarı diğer sanık Şaban’dan bedelsiz aldığını söylediği, Şaban’ın da aynı yönde ifade verdiği; böylelikle ikrarı ile kendi suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettiğinin anlaşılması karşısında; hakkında 5237 sayılı TCK’nın 192/3. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekliğinin gözetilmemesi,”

5.2.14. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2010/31344 K. 2011/3680 T. 4.4.2011

“Sanık hakkında ihbarın içeriğine, olay tutanağı kapsamına, sanığın ikametinde ele geçen suç konusu uyuşturucu maddenin ele geçiriliş biçimine göre; sanığın ikametinde arama yapmak için gelen güvenlik güçlerine evinde bulunan uyuşturucu maddeyi aramadan önce teslim etmesinin TCK’nın 192/3. maddesi kapsamında etkinlik pişmanlık sayılmayacağı gözetilmeden, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması”(40)

(40) Aktaran Parlar-Demirel, s. 153.

5.3. TCK m. 188/3 ve m. 191 Ayrımına Dair Suç Konusu Uyuşturucu Madde Miktarının Suça Etkisi ve Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesine İlişkin Kararlar

Eylemin kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçunu mu, yoksa uyuşturucu madde ticareti suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesinde belirgin rol oynayan husus, sanığın amacıdır. Sanığın kastının belirlenmesi açısından ise uyuşturucunun miktarı önem arz etmektedir. Yargıtay uygulamasında, genellikle kişisel kullanım ihtiyacına yetecek miktar esas alınmaktadır. (Bkz. 5.3.1, 5.3.2, 5.3.3, 5.3.4, 5.3.5, 5.3.8,5.3.9, 5.3.10) Aynı zamanda dikili veya kurutulmaya bırakılmış kenevirlerden elde edilebilecek esrarın miktarına göre, uyuşturucu madde ticareti yapma suçu oluşacaktır. (Bkz. 5.3.22, 5.3.24, 5.3.26) Bununla birlikte, failin ele geçiriliş biçimi, maddenin bulundurulduğu yer (kolayca ele geçirilebilecek yer vb.), bulundurma şekli (örneğin paket, poşet sayısı) gibi kriterler gözetilerek failin kastı tespit edilmeye çalışılmaktadır. (41) (Bkz. 5.3.12, 5.3.13, 5.3.14, 5.3.18, 5.3.19, 5.3.21, 5.3.23, 5.3.25, 5.3.26) Son olarak, failin uyuşturucu maddeyi hangi kastla bulundurduğu tespit edilemiyorsa, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince failin uyuşturucu maddeyi kullanmak maksadıyla bulundurduğu sonucuna varılmalıdır. (Bkz. 5.3.1, 5.3.2, 5.3.3, 5.3.4, 5.3.6, 5.3.7, 5.3.8, 5.3.9, 5.3.10, 5.3.11, 5.3.15, 5.3.16, 5.3.17, 5.3.20)

(41) Tezcan, Erdem, Önok, s. 720.

5.3.1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2012/10-1335 K. 2013/423 T. 22.10.2013

“Bir ihbar üzerine yakalanan sanığın üzerinde taşıdığı poşetin içerisinde ele geçirilen kenevir bitkisi dışında, uyuşturucu madde ticareti yaptığı yolunda teknik ya da fiziki takip, tanık beyanı, iletişimin tespiti v.b gibi somut, yeterli, her türlü şüpheden arınmış, kesin ve inandırıcı herhangi bir delil elde edilememesi, uygulamada ilke olarak kabul edilen yıllık uyuşturucu madde kullanım miktarı göz önünde bulundurulduğunda, adli raporda belirtilen 345,510 gramlık esrar maddesinin yıllık şahsi kullanım sınırları içerisinde olması, sanığın uyuşturucu maddeyi satmak için değil kullanmak amacıyla satın aldığı yönündeki aksi kanıtlanamayan istikrarlı savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği şüphe boyutundan öteye geçememektedir.

Bu itibarla; sanığın sübuta eren eyleminin kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu yönündeki Özel Daire bozma ilamında bir isabetsizlik bulunmadığından, itirazın reddine karar verilmelidir.”

5.3.2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2012/10-1501 K. 2013/52 T. 12.2.2013

“Sanıkların tüm aşamalarda istikrarlı biçimde uyuşturucu madde (esrar) kullandıklarını ancak uyuşturucu madde ticareti yapmadıklarını savunmaları, sanıklar C. ve U. ‘un kanlarında THC (esrar) maddesinin bulunması, ele geçen net 1,2 gram esrarın kişisel kullanım sınırları içinde kalması, sanıkların ev ve üstlerinde yapılan aramada başka bir uyuşturucuuyarıcı maddenin ele geçirilememiş olması, uyuşturucu maddenin kolayca erişilebilecek biçimde toplam 2 adet sigara paketi içinde bulundurulması, istihbari bilgi dışında sanıkların savunmalarının aksini gösterir delil elde
edilememesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların uyuşturucu madde ticareti suçunu işledikleri şüphe boyutunda kalmaktadır… Bu nedenle, sanıkların eylemlerinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturduğunu kabul eden Özel Daire bozma kararı isabetlidir.”

5.3.3. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2012/10-325 K. 2012/1817 T. 16.10.2012

“Sanıkların kiralamış oldukları araçla Tem Otoyolunda Akyazı’dan İstanbul istikametine doğru seyir halinde iken ihbar üzerine durdurularak araçta yapılan arama sonucunda ele geçen uyuşturucu madde dışında, sanıkların uyuşturucu maddeyi ticari amaçla naklettiği yolunda bir kanıtın elde edilememesi, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında belirtilen günlük gereksinim miktarı dikkate alındığında, bilirkişi raporunda belirtilen net 393,5 gram uyuşturucu madde miktarının iki kişinin kişisel kullanım sınırları içinde olması, sanıkların tüm aşamalarda araçta bulunan uyuşturucu maddeyi satmak için değil, kullanmak için bulundurdukları yönündeki aksi kanıtlanamayan savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği kuşku boyutunda kalmaktadır… Bu nedenle, yerel mahkemece, sübuta eren eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kesin kanaat vermekten uzak kanıtlara dayanılarak, sanıkların uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle suç niteliğinin hatalı belirlenmesi isabetsizdir.”

5.3.4. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2011/10-482 K. 2012/1784 T. 25.9.2012

“Üzerinde yapılan arama sonucunda ele geçen uyuşturucu madde dışında, sanığın uyuşturucu maddeyi sattığı yolunda başka bir kanıtın elde edilememesi, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında belirtilen günlük gereksinim miktarı dikkate alındığında, bilirkişi raporunda belirtilen net 2 gram 59 miligram uyuşturucu madde miktarının bir günlük kişisel kullanım sınırları içinde olması, sanığın tüm aşamalarda üzerinde bulunan uyuşturucu maddeyi satmak için değil, kullanmak için bulundurduğu yönündeki aksi kanıtlanamayan savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği kuşku boyutunda kalmaktadır. Kaldı ki, bir taraftan hakkında olayın başlangıcında hiçbir iddia olmadığı ve olay mahallinde de bulunmadığı halde sanık L.’nin beyanları ile soruşturmaya dahil edilen ve uyuşturucu madde ticareti suçundan kurulan mahkumiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşen M. A.’a dair beyanlarına itibar edilen sanık L.’nin, diğer taraftan ele geçen uyuşturucuyu kullanmak amacıyla bulundurduğuna dair aksi ispatlanamayan ve aşamalarda istikrarlı olarak dile getirdiği savunmasına itibar edilmemesi de açıklanması olanaklı olmayan bir çelişki oluşturmaktadır…

Bu nedenle, yerel mahkemece, sübuta eren eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kesin kanaat vermekten uzak kanıtlara dayanılarak, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle suç niteliğinin hatalı belirlenmesi isabetsizdir.”

5.3.4. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2011/10-482 K. 2012/1784 T. 25.9.2012

“Üzerinde yapılan arama sonucunda ele geçen uyuşturucu madde dışında, sanığın uyuşturucu maddeyi sattığı yolunda başka bir kanıtın elde edilememesi, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında belirtilen günlük gereksinim miktarı dikkate alındığında, bilirkişi raporunda belirtilen net 2 gram 59 miligram uyuşturucu madde miktarının bir günlük kişisel kullanım sınırları içinde olması, sanığın tüm aşamalarda üzerinde bulunan uyuşturucu maddeyi satmak için değil, kullanmak için bulundurduğu yönündeki aksi kanıtlanamayan savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği kuşku boyutunda kalmaktadır. Kaldı ki, bir taraftan hakkında olayın başlangıcında hiçbir iddia olmadığı ve olay mahallinde de bulunmadığı halde sanık L.’nin beyanları ile soruşturmaya dahil edilen ve uyuşturucu madde ticareti suçundan kurulan mahkumiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşen M. A.’a dair beyanlarına itibar edilen sanık L.’nin, diğer taraftan ele geçen uyuşturucuyu kullanmak amacıyla bulundurduğuna dair aksi ispatlanamayan ve aşamalarda istikrarlı olarak dile getirdiği savunmasına itibar edilmemesi de açıklanması olanaklı olmayan bir çelişki oluşturmaktadır…

Bu nedenle, yerel mahkemece, sübuta eren eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kesin kanaat vermekten uzak kanıtlara dayanılarak, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle suç niteliğinin hatalı belirlenmesi isabetsizdir.”

5.3.5. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2012/2093 K. 2013/7340 T. 15.7.2013

“Otobüsün bagajındaki çantasında ele geçirilen net 406 gram esrar nedeniyle sanık hakkında “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan bu davanın açıldığı, ayrıca kanında ve idrarında esrar etken maddesi tespit edilmesinden dolayı Ceyhan Sulh Ceza Mahkemesi’ne “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan dava açıldığı ve bu davalara konu olan fiillerin farklı olduğu; İskenderun’da oturup çalışan sanık Ankara’ya dişini yaptırmaya gitmekte olduğunu söyleyip esrarı kullanmak için bulundurduğunu savunmuş ise de, somut olaya göre belirlenen zaman dilimi itibarıyla 406 gram esrarın kullanma sınırları üzerinde olduğu ve sanığın bu esrarı satmak için bulundurduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.”

5.3.6. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2012/1451 K. 2013/6215 T. 20.6.2013

“Olay tutanağı içeriğine, sanığın savunmasına ve dosya kapsamına göre; suç tarihinde 6 pakette toplam net 4.2 gram esrarla yakalanan sanığın savunmasının aksine, suç konusu uyuşturucu maddeyi kullanma dışında bir amaçla bulundurduğuna dair mahkûmiyetine yeterli ve kesin delil bulunmadığı eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması”

5.3.7. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2012/10-1253 K. 2012/1769 T. 18.9.2012

“Suç tarihinde yapılan istihbari çalışma sonucunda, usulüne uygun olarak gerçekleştirilen aramalarda sanığın ev ve seralarında uyuşturucu madde ele geçirilmiş ise de, tanık H.E.’nin sonradan değişen kolluktaki beyanı ve istihbari bilgi dışında, sanığın uyuşturucu maddeyi sattığı yönünde başka herhangi bir kanıtın bulunmaması, el konulan uyuşturucu madde miktarının kişisel kullanım sınırları içinde olması, uyuşturucunun evde rahatlıkla bulunabilecek bir yerde ele geçmesi, sanığın tüm aşamalarda istikrarlı olarak uyuşturucu maddeyi satmak için değil, kullanmak için bulundurduğunu savunması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği kuşku boyutunda kalmakta ve sübuta ermemektedir… Bu nedenle, sanığın sübuta eren eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kesin bir kanaat vermekten uzak kanıtlara dayanılarak, uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle, suç niteliğinin hatalı belirlenmesi isabetsiz ve yasaya aykırıdır.”

5.3.8. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2012/10-294 K. 2012/253 T. 26.6.2012

“Aracında yapılan arama sonucu ele geçen kenevir bitkisi dışında, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığı yolunda başka bir kanıtın elde edilememesi, uygulamada kabul edilen günlük kullanım miktarı dikkate alındığında, ekspertiz raporunda belirtilen üçyüzkırk gramlık uyuşturucu madde miktarının yıllık kişisel kullanım sınırları içerisinde bulunması, sanığın söz konusu uyuşturucu maddeyi satmak için değil kullanmak amacıyla bulundurduğu yönündeki aksi kanıtlanamayan savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçunu işlediği kuşku boyutunda kalmaktadır.

Bu nedenle sübuta eren eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kesin bir kanaat vermekten uzak kanıtlara dayanılarak, yerel mahkemece sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle suç niteliğinin hatalı belirlenmesi isabetsizdir.”

5.3.9. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2011/10-387 K. 2012/75 T. 6.3.2012

“Evinde yapılan arama sonucunda ele geçen uyuşturucu madde dışında, sanığın uyuşturucu maddeyi sattığı yolunda başka bir kanıtın elde edilememesi, Adli Tıp Kurumunun mütalaalarında belirtilen günlük kullanım miktarı dikkate alındığında, bilirkişi raporunda belirtilen 276 gramlık uyuşturucu madde miktarının iki aylık kişisel kullanım sınırları içinde olması, sanığın tüm aşamalarda evinde bulunan uyuşturucu maddeyi satmak için değil, kullanmak için bulundurduğu yönündeki aksi kanıtlanamayan savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği kuşku boyutunda kalmaktadır…Bu nedenle, yerel mahkemece, sübuta eren eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kesin bir kanaat vermekten uzak kanıtlara dayanılarak, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle suç niteliğinin hatalı belirlenmesi isabetsizdir.”

5.3.10. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/7340 K. 2010/1355 T. 26.1.2010

“Olay yakalama ve el koyma tutanağı, suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçiriliş biçimi ve tüm dosya kapsamına göre; yol kontrolünde önleme araması kararına dayanılarak çantasında yapılan aramada 392 gr esrar ele geçirilen sanığın, uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla bulundurduğunu söylediği, idrar ve kan testinde esrar bulunduğu ve ele geçen madde miktarın kullanma sınırı içinde kaldığı anlaşıldığından; savunmasının aksine, uyuşturucu maddeyi başkası için temin ettiğine ve ticaret için bulundurduğuna ilişkin, kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı, bu durumda sanığın fiilinin bütünüyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu gözetilerek; sanık hakkında aynı eylem sebebiyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan açılan davanın sonucunun araştırılması, derdest ise bu dava ile birleştirilmesi, sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdiri gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi,”

5.3.11. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2006/7524 K. 2006/10290 T. 20.9.2006

“Kişisel ihtiyaç sınırını aşmayacak miktardaki suç konusu uyuşturucu maddeyi tüm aşamalarda kullanmak için bulundurduğunu söyleyen sanığın savunmasının aksine, satmak için bulundurduğuna ilişkin, kimliği gizli tutulan muhbirin narkotik şubeye yaptığı soyut ihbar dışında, kuşku sırlarını aşan yeterli ve kesin kanıt bulunmadığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 191/1. maddesi yerine, 188/3. maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi”

5.3.12. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/21016 K. 2009/7506 T. 27.4.2009

“Dosya kapsamına göre; sanığın evinde yapılan aramada, birlikte yaşadığı Betül’ün üzerinde 49 adet jelatine sarılmış paketçikler halinde esrar ele geçirilmiş olup, sanığın bu maddeyi kullanmak amacıyla bulundurduğu kabul edilmiş ise de; uyuşturucu maddenin 49 paketçik halinde olmasına ve ele geçiriliş biçimine göre, sanığın suç konusu esrarı satmak amacıyla bulundurduğunun kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan hüküm kurulması,”

5.3.13. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/8103 K. 2009/1288 T. 3.2.2009

“Sanığın, evinde esrar maddesi ile hap ve eroin bulundurduğu ve sattığı yönündeki istihbari bilgi üzerine alınan arama kararına dayanarak evinde yapılan aramada; evinin değişik yerlerinde 99 adet paket içinde, net 301.92 gram esrar maddesi içeren dişi hint keneviri bitkisinin ele geçirildiğinin anlaşılması karşısında; istihbari bilginin içeriği, sanıkta ele geçirilen uyuşturucu maddelerin miktarı, niteliği, ele geçiriliş şekli ve tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın eyleminin satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanığın sübut bulan bu suçunu gizlemek ve bu suçun cezasından kurtulmak için suça konu maddeleri kullanmak için bulundurduğu yönündeki beyanına itibar edilerek yazılı biçimde karar verilmesi yasaya aykırı,”

5.3.14. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2006/6900 K. 2008/2676 T. 19.2.2008

“Suç tarihinde sanığın sevk ve idaresinde bulunan araçta yapılan aramada, direksiyon kutusunun içerisinde 255 adet uyuşturucu madde niteliğindeki hapın ele geçirildiğinin anlaşılması karşısında; suça konu uyuşturucu maddenin miktarı, niteliği, iki poşet içinde ve iki ayrı renkte olması, ele geçiriliş şekli ve tüm dosya kapsamı itibariyle sanığın eyleminin satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı biçimde karar verilmesi,”

5.3.15. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2008/15703 K. 2009/7806 T. 28.4.2009

“Sanığın evinde yakalanan net 203 gram esrarın ele geçiriliş biçimi ve miktarı dikkate alındığında, savunmasının aksine suça konu esrarı satmak amacıyla bulundurduğuna ilişkin soyut ihbardan başka şüpheden uzak, yeterli, kesin, inandırıcı delil bulunmadığı ve sanığın tek olan fiilinin bütünüyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması”

5.3.16. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2008/18087 K. 2009/8013 T. 29.4.2009

“Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan kurulan hükümlerle ilgili olarak;

Dosya kapsamına göre; suç konusu uyuşturucu maddelerin ele geçiriliş biçimi itibariyle, sanıkların; sübut bulan uyuşturucu madde ticareti yapmak suçunu gizlemek ve bu suçun cezasından kurtulmak için; suça konu maddeleri kullanmak için bulundurduklarını belirttikleri, sanıkların uyuşturucu madde kullandıklarının teknik yöntemlerle de belirlenmediği gözetilmeden atılı suçlardan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi yasaya aykırı,

Sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına ilişkin tanık Suat’ın soyut beyanları ve diğer sanık Bayram ile yaptığı içeriği tam olarak belirlenemeyen telefon görüşmelerinden başka mahkumiyeti için yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden; atılı suçtan beraati yerine yazılı gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırı”

5.3.17. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/5723 K. 2007/6552 T. 4.6.2007

“Kişisel ihtiyaç sınırını aşmayacak miktardaki suç konusu uyuşturucu maddeyi tüm aşamalarda kullanmak için bulundurduğunu söyleyen sanığın savunmasının aksine, satmak için bulundurduğuna ilişkin, muhbirin yaptığı soyut ihbar dışında, kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin kanıt bulunmadığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK.nun 191/1. maddesi yerine, 188/3. maddesi uyarınca mahkumiyet kararı verilmesi”

5.3.18. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2011/27377 K. 2013/6722 T. 28.6.2013

“Suç tarihinde 1,5 gr. esrarla yakalanan ve hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrıca işlem yapılan A.A adlı şahsın suç konusu esrarı aldığı yer olarak gösterdiği sanığın evinde yapılan aramada ele geçirilen uyuşturucu maddenin paket sayısı ile bulunduğu yer ve dosya kapsamına göre; eyleminin satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğu halde, sanık hakkında beraat kararı verilmesi” (42)

(42) Aktaran Parlar-Demirel, s. 163.

5.3.19. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2011/27307 K. 2013/6517 T. 25.6.2013

“Olay yakalama el koyma tutanağı içeriğine, sanığın üzerinde ele geçirilen suç konusu uyuşturucu maddenin ele geçirilme şeklim ile paket sayısına (43 paketçik) ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçu sübut bulduğu gözetilmeden, mahkumiyeti yerine beraatine karar verilmesi” (43)

(43) Aktaran Parlar-Demirel, s. 163.

5.3.20. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2011/25186 K. 2013/6073 T. 18.6.2013

“Polis memurlarının durması için ihtarda bulunması üzerine bisikletini bırakarak kaçan sanığın, kaçarken yere attığı iki paketçik halindeki toplam 1,5 gramdan ibaret esrarı, kullanma dışında bir amaç için bulundurduğuna ilişkin kuşkuyu aşan delil bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” yerine “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan hüküm kurulması” (44)

(44) Aktaran Parlar-Demirel, s. 164.

5.3.21. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/4857 K. 2013/852 T. 25.1.2013

“Dosya kapsamı, olay tutanağı, tanıklar M. Ve A.’nın anlatımları ile tanık A.’ya yaptırılan fotoğraf teşhis tuıtanağına, tutanak tanıklarının duruşmadaki beyanlarına ve sanığın yakalanış şekline göre, kiraladığı evdev 19 ayrı poşette uyuşturucu madde elde edilen sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında yazılı gerekçe ile beraat kararı verilmesi” (45)

(45) Aktaran Parlar-Demirel, s. 166.

5.3.22. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/2579 K. 2012/1557 T. 27.2.2012

“Olay tarihinde sanığa ait hayvan ağılında kurutulmaya bırakılmış net 2760 gram esrar elde edilebilecek miktarda kenevir bitkisi ele geçirilmesi ve dosya kapsamı karşısında sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suçun niteliği yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde hüküm kurulması” (46)

(46) Aktaran Parlar-Demirel, s. 167.

5.3.23. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/3936 K. 2012/867 T. 9.2.2012

“Çadırında yapılan arama sonucu, yanında bulunan siyah poşet içinde 50 adat ganyan kağıtlarına sarılı vaziyette net 25 gram esrar ele geçirilen sanığın eyleminin bütünüyle “satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, tek olan fiil nitelik yönünden ikiye bölünerek, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan beraat ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan suç duyurusunda bulunulması” (47)

(47) Aktaran Parlar-Demirel, s. 167.

5.3.24. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2011/3952 K. 2011/59165 T. 23.12.2011

“Olay yerinde sanığın kullanımındaki tarlada kurutulmaya bırakılmış net 271 gram esrar elde edilebilecek miktarda kenevir bitkisi ile birlikte 1.5 – 1.8 metre boylarında 1500 kök dikili kenevir bitkisinin ele geçirilmesi ve dosya kapsamı karşısında sanığının eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu gözetilmeden suçun niteliği yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde hüküm kurulması” (48)

(48) Aktaran Parlar-Demirel, s. 168.

5.3.25. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/3303 K. 2011/56642 T. 26.10.2011

“Hakkında evinde esrar maddesi bulundurduğu ve bu esrar maddesini sattığı şeklinde ihbarda bulunan sanığın ikametinde yapılan aramada; evin holünde plastik kova içinde, holde bulunan buzdolabı üzerindeki poşette, evin girişine göre solundaki odada kanepe üzerinde ve bahçenin duvarının içlerine serpiştirilmiş şekilde olmak üzere toplam net 2180 gram esrar ele geçirildiği; esrar miktarının kullanma sınırının çok üzerinde olduğu, suç konusu uyuşturucu maddenin miktarı ile ele geçiriliş biçimine göre, sanığın eyleminin satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma gözetilmeden suçun niteliğinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması” (49)

(49) Aktaran Parlar-Demirel, s. 169-170.

5.3.26. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2008/11518 K. 2011/56286 T. 20.10.2011

“Sanık hakkında evinde dişi hint keneviri yetiştirdiği duyumu üzerine, evinde ve bahçesinde yapılan arama sonucunda, 19 poşet, 29 paketçik ve 1 cam kavanoz içerisinde toplam 1 kilo 655 gram kurutulmuş kenevir ile 55 kök dikili halde Hint keneviri bitkisi ele geçirilmesi, kurutulmuş kenevirlerden net toplam 948,18 gram esrar elde edilebileceğinin belirlenmesi karşısında; ele geçirilen uyuşturucu maddenin miktarı ile paket ve poşet sayısına göre, sanığının eyleminin satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma gözetilmeden suçun niteliği yanlış değerlendirilerek yazılı şekilde hüküm kurulması” (50)

(50) Aktaran Parlar-Demirel, s. 170.

5.4. Uyuşturucu Ticaretine Konu Madde Miktarı ve Cezada Orantılılık İlkesine İlişkin Kararlar

Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin miktarı TCK m. 188/3 ile m.191’i ayırt etmek açısından önemli bir kriter olmakla birlikte, fiilin uyuşturucu ticareti olduğu tespit edildikten sonra cezanın tayini bakımından da son derece önemlidir. 18.6.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 66. maddesiyle, 188. maddenin birinci fıkrasında yer alan “on yıldan az olmamak üzere” ibaresi “yirmi yıldan otuz yıla kadar” şeklinde, üçüncü fıkrasında yer alan “beş yıldan on beş yıla kadar” ibaresi “on yıldan az olmamak üzere” şeklinde değiştirilmiş ve TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrası uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası olarak yaptırıma bağlanmıştır. Kanunumuzda genel olarak suçların cezası aşağı ve yukarı sınırlar arasında gösterilmiştir. Bununla birlikte, 188. maddede görüldüğü üzere, bazı hallerde kanun alt sınırı, bazı hallerde de üst sınırı göstermeyebilir, bu durumda ise TCK m. 49 ve m.52/1’de gösterilen sınırlar geçerli olacaktır. (51) Hakimin söz konusu sınırlar içinde temel cezayı tayin etmede önemli takdir hakkı bulunmaktadır. Ancak hakim bu takdir hakkını kullanırken cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesinin düzenlendiği TCK’nın 61. maddesindeki (52) nesnel ölçütleri kullanmalıdır. (53) Bununla birlikte, TCK’nın “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrası uyarınca suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunacağı düzenlenmiş ve böylece işlenen fiil ile hükmolunan ceza ve güvenlik tedbiri arasında orantı bulunması gerektiği vurgulanmıştır. Bu kapsamda uyuşturucu veya uyarıcı maddenin miktarı az ise cezanın tayininde alt sınırdan uzaklaşılması bozma nedeni sayılabilmektedir.(Bkz. 5.4.1, 5.4.2, 5.4.3, 5.4.4, 5.4.5) Yine suç konusu uyuşturucu maddenin miktarına göre alt sınırdan ceza verilerek cezanın eksik tayin edilmesi de bozma nedeni yapılmıştır. (Bkz. 5.4.6)

(51) Hakeri, s. 680. İfade etmek gerekir ki, TCK m. 49’da yer alan düzenleme sonuç cezayı değil, temel cezayı ifade etmektedir. Bu konuda bkz. YCGK E. 2006/5-178 K. 2006/163 T. 20.6.2006 “… 49. maddede yer alan düzenlemenin sonuç cezayı değil, temel cezayı gösterdiği, bu yeni düzenleme ile hürriyeti bağlayıcı cezaya bir üst sınır getirmenin amaçlandığı, yasa değişikliğinin aleyhe değil lehe olduğu anlaşılmaktadır. 5237 sayılı Yasanın diğer hükümlerinin incelenmesinden de bu husus açıkça ortaya çıkmaktadır, şöyle ki; 5237 sayılı Yasanın, Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticaretini düzenleyen 188. maddesinde, 1. fıkrada, imal, ithal veya ihraç fiilerinin cezası on yıldan az olmamak üzere hapis cezası olarak belirlenmiş, 4. fıkrada, uyuşturucunun eroin, kokain, morfin veya baz morfin olması halinde verilecek cezanın yarı oranında, 5. fıkrasında ise bu suçların bir suç örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında arttırılacağı hükmüne yer verilmiştir. Maddenin 1. fıkrasındaki suçun yaptırımının üst sınırının 5237 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca 20 yıl hapis olduğunda bir kuşku bulunmamaktadır, bu hükmün temel cezayı değil sonuç cezayı da kapsadığının kabulü halinde, mahkemece 1. fıkra uyarınca üst sınırdan ceza tayin edildiği taktirde, diğer fıkraların hiçbir şekilde uygulama olanağı olamayacak, alt sınırdan ceza tayin edildiği taktirde dahi, 4 ve 5. fıkralardaki artırımlar uygulandığında hapis cezası yirmi yılı aşacağından, diğer fıkraların uygulanması olanaksız hale gelecektir, bu kabul yasa koyucunun açık iradesine aykırı olduğu gibi, yasanın sistemine de uygun bir çözüm değildir.”

(52) TCK’nın 61. maddenin 1. fıkrasında, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulması gereken hususlar; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik şeklinde düzenlenmiştir.

(53) Artuk-Gökcen-Yenidünya, s. 827.

5.4.1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2013/10-558 K. 2013/436 T. 5.11.2013

“Hakkında kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan soruşturma yürütülen kişinin adını vermesi üzerine, sanığın yalnız olarak, yakınında okul, çocuk parkı, kafe ya da benzeri bir yer bulunmayan bir mahalde yakalanması, 12 paket halinde ve adını veren kişide ele geçirilen 1 paketin de dahil edilmesiyle toplam net miktarı 17.8 gram olan esrar ele geçmesi ve aşamalarda maddeleri satış için bulundurduğunu belirterek suçunu ikrar etmesi şeklinde gerçekleşen olayda, yerel mahkemece sanık hakkında temel hapis cezasının 8 yıl olarak belirlenmesinde; “suçun vasıf ve niteliği, işleniş biçimi, sanığın aynı eylemi işleme yönündeki kararlılığı ve kast yoğunluğuyla suçun neticeleri nazara alınarak” biçiminde gerekçe gösterildiği görülmektedir.

Sanığın bağlantılı olduğu uyuşturucunun net 17,8 gram esrar olması ve yakalandığı yer göz önüne alındığında, sanık hakkında temel ceza tayin edilirken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle ve orantılılık ilkesine aykırı olarak yerel mahkemece orantısız şekilde alt sınırdan çok uzaklaşılması isabetsizdir.”

5.4.2. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2012/10-1279 K. 2013/86 T. 5.3.2013

“Sanık bir ihbar üzerine, gece saatlerinde yalnız olarak, yakınında okul, çocuk parkı, kafe ya da benzeri bir yer bulunmayan mahalde, üzerinde net ağırlığı bir gram olan uyarıcı madde ile yakalanmış olup, söz konusu maddenin kokain olması suçun daha fazla ceza verilmesini gerektiren nitelikli bir halidir.

Sanığın üzerinden çıkan uyarıcı madde miktarı ile yakalandığı yer göz önüne alındığında, yerel mahkemece sanık hakkında alt hadden uzaklaşılarak ceza tayin edilirken dayanılan; “suç işleme sebep ve saiki, kastının yoğunluğu” şeklindeki gerekçe, dosya kapsamına, adalet, hak ve nasafet kuralları ile TCK’nun “suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenli tedbirine hükmolunur” şeklindeki 3/1. maddesi hükmüne aykırı olduğundan, yerel mahkemece anılan gerekçelerle alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması isabetsizdir.”

5.4.3. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/10991 K. 2007/12602 T. 5.11.2007

“Suç konusu uyuşturucu maddenin 1315 gram esrardan ibaret olduğu, suçun işleniş biçimi ile sanığın kastına dayalı kusurunda bir ağırlık bulunmadığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 3/1. maddesinde öngörülen “orantılılık” ilkesine aykırı olarak, temel gün para cezasının alt sınır çok aşılmak suretiyle sanık hakkında 6000 gün olarak belirlenmesi yasaya aykırı”

5.4.4. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/6529 K. 2007/7644 T. 19.6.2007

“Suç konusu uyuşturucu maddenin 4,5 gram esrar ile 4 adet ekstaziden ibaret olduğu, suçun işleniş biçimi ile sanıkların kastlarına dayalı kusurlarında bir ağırlık bulunmadığı gözetilmeden, 5237 sayılı TCK’nın 3/1. maddesinde öngörülen “orantılılık” ilkesine aykırı olarak, temel gün para cezasının alt sınır çok aşılmak suretiyle sanık Bilal hakkında 5000 gün ve sanık Şahin hakkında 3000 gün olarak belirlenmesi yasaya aykırı”

5.4.5. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/13908 K. 2007/14345 T. 6.12.2007

“TCK’nun 188/3. maddesinde yazılı hürriyeti bağlayıcı cezanın üst haddinin 15 yıl olduğu, Türkiye genelinde zaman zaman tonlara varan uyuşturucu madde ele geçtiği ve yargılama konusu olduğu, bu durumlarda dahi azami 15 yıl hapis cezasına hükmedilebileceği, sanıkta ise 17709,9 gram esrar ele geçirildiği, emsal dosyalar gözetilerek sanığın cezasının tayini gerektiği gözetilmeden, salt yasadaki kelimelerin tekrarı ile suçun işleniş şekli, suça konu esrar maddesinin önem ve değerinin çokluğu, kastın yoğunluğu, sanığın amaç ve saikı, geçmişi, ceza adaletinin temin ve tesisi ile hak ve nesafet kuralları gözetilerek gerekçe yapılarak Türkiye genelindeki uygulamaya aykırı biçimde temel cezanın asgari haddin çok üzerinde tayin edilmesi”

5.4.6. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2012/9838 K. 2012/18731 T. 20.12.2012

“Kabule göre; 29.07.2009 tarihinde işlenen suçtan dolayı, ele geçirilen 9950 gram eroinin miktarına bağlı olarak önem ve değeri ile oluşturduğu tehlikenin ağırlığına göre, temel cezanın alt sınırdan daha fazla uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, hapis cezasının 6 yıl ve adlî para cezasının 120 gün olarak eksik tayin edilmesi,”

5.5. Suçun Maddi Konusunun Bulunmamasına İlişkin Kararlar

Hareketin yöneldiği kişi veya şey suçun konusunu oluşturmakta olup konusuz bir suç düşünülemez. (54) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarının konusu uyuşturucu veya uyarıcı maddedir. Somut olayda suç konusu uyuşturucu maddenin ele geçirilememesi veya kime ait olduğu konusunda delil bulunamaması halinde suçun oluştuğunun kabulü mümkün değildir. (Bkz. 5.5.1, 5.5.2,5.5.3, 5.5.5) Yargıtay, failin, uyuşturucu madde ticareti yapan kişiyi aradığında alıcı rolündeki kolluk görevlileri ile uyuşturucu alımı konusunda konuşmasını ve buluşma yerinde görevliler tarafından yakalanmasını uyuşturucu maddeye el konulduğundan işlenemez suç (55) kapsamında değerlendirmiştir. (Bkz. 5.5.4) Zira burada kolluk görevlileri kişiyi işlenemeyecek bir suça yönlendirmiştir, suçun gerçekleşmesi mutlak olarak imkânsızdır. Yine ele geçirilen maddenin içinde eser miktarda uyuşturucu bulunması halinde işlenemez suçun söz konusu olduğu kabul edilmektedir. (Bkz. 5.5.6)

(54) Artuk-Gökcen-Yenidünya, s. 280.

(55) İşlenemez suç, cezai müeyyide içeren bir hükmü ihlale yönelmiş olmasına rağmen, ya vasıtanın ihlal edilmek istenen suçu karakterize eden zarar veya tehlikeyi meydana getirmeye elverişli olmaması ya da hareketin konusunun bulunmaması sebebiyle başarısız kalmaya mahkum bir davranış olarak tanımlanabilir. Ayrıntılı bilgi için bkz. Dönmezer-Erman, C:1, s. 458-459.; Artuk, Gökcen, Yenidünya, s. 584.

5.5.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/11806 K. 2007/12471 T. 2.11.2007

“Kendisinde uyuşturucu madde ele geçirilemeyen sanığın, iletişim tespit tutanaklarında ve beyanlarında diğer sanığa verdiği kabul edilen uyuşturucu maddenin elde edilememesi ve teknik yöntemle uyuşturucu madde olup olmadığının saptanamamış olması karşısında; suçu işlediğine dair diğer sanık Ahmet’in sonradan döndüğü beyan dışında delil bulunmadığından beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,”

5.5.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/22548 K. 2009/15827 T. 19.10.2009

“Dosya kapsamına göre; sanığa ait herhangi bir uyuşturucu madde ele geçirilemediği gibi, uyuşturucu madde kullandığına dair tıbbi bir bulguya da ulaşılamaması karşısında; sanığın soyut ikrarı dışında, mahkumiyetine yeterli, somut ve inandırıcı herhangi bir delilin bulunmaması nedeniyle atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,”

5.5.3. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/4828 K. 2010/8734 T. 13.4.2010

“Sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yaptıklarına ilişkin, içeriği tam olarak belirlenemeyen telefon görüşmelerinden başka delil bulunmadığı gibi, sanık M.M’nin işletmeciliğini yaptığı kahvehanedeki bilardo masasının altında ele geçirilen bir adet extacy hapın sanığa ait olduğuna ilişkin delil de bulunmadığı gözetilmeden atılı suçtan beraatlari yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi” (56)

(56) Aktaran Parlar-Demirel, s. 173.

5.5.4. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/2548 K. 2010/3279 T. 15.2.2010

“1- Olay ve yakalama tutanağına, tutanak düzenleyici tanıkların anlatımlarına ve savunmalara göre; sanığın olay günü uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan mahkûm olan diğer sanık Hacı A.’dan kullanmak amacıyla uyuşturucu temin etmek için, önceden bildiği cep telefonu numarasından aradığında, bu sırada Hacı A.’ı yakalamış bulunan görevliler tarafından durumdan şüphelenilerek telefona cevap verildiği, sanığın Hacı ile görüştüğü düşüncesi  ile uyuşturucu alımı ve randevu yerinin tespitine ilişkin konuşmayı gerçekte görevliyle yapmasının ardından, kararlaştırılan yere geldiğinde, güvenlik görevlilerince yakalandığı; suç konusu uyuşturucu maddeye daha önce görevliler tarafından elkonulmuş olduğundan, sanığın zaten almasına olanak bulunmadığı, bu nedenle işlenemez suçun söz konusu olduğu ve buna bağlı olarak sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,”

5.5.5. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/5405 K. 2010/710 T. 21.1.2010

“Kendilerinde uyuşturucu madde ele geçmeyen sanıkların, diğer sanıklarda yakalanan uyuşturucu maddeler ile ilgilerinin saptanamadığı, telefon konuşmalarında geçen ve ticaretini yaptıkları ileri sürülen maddelerin bulunmaması nedeniyle uyuşturucu veya uyarıcı nitelikte olup olmadığının teknik yöntemlerle belirlenemediği, böylece sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine ilişkin yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, beraatleri yerine hükümlülüklerine karar verilmesi,”

5.5.6. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2006/9234 K. 2007/8332 T. 3.7.2007

“Jandarma Genel Komutanlığı Bölge Kriminal Laboratuarları Şube Müdürlüğü’nün 09.12.2002 gün ve 3609 sayılı ekspertiz raporunda, suç konusu maddenin 2313 sayılı Kanun kapsamına giren uyuşturucu maddelerden olmadığının; Adli Tıp Kurumu Beşinci İhtisas Kurulu’nun 28.07.2003 tarih ve 1123 sayılı raporunda ise sanıkta ele geçirilen 1.885 gram maddenin içindeki uyuşturucunun, eser miktarda olduğunun belirtilmesi karşısında; suçun maddi konusu olan uyuşturucu maddenin kullanmaya ve buna bağlı olarak uyuşturucu madde temin etme suçuna elverişli olmadığından, olayda işlenemez suçun söz konusu olduğu, suçun unsurlarının oluşmadığı ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması yasaya aykırı”

6. NİTELİKLİ HALLERE İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI:

6.1. Uyuşturucu Maddenin Niteliğine Bağlı Nitelikli Hallere İlişkin Kararlar (m. 188/4)

Türk Ceza Kanununun 188/4. maddesi uyarınca uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçlarında, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin maddelerin eroin, kokain, morfin, sentetik kannabinoid ve türevleri (57) veya bazmorfin olması nitelikli haldir. (Bkz. 6.1.3) Zira söz konusu uyuşturucu veya uyarıcı maddeler, diğer maddelere göre daha fazla zarar verici ve tehlike doğurucu nitelik taşımaktadır. (58) Maddede yapılan sayım sınırlayıcı olduğundan bu kapsama girmeyen maddeler hakkında bu nitelikli halin uygulanma imkanı bulunmamaktır. (Bkz. 6.1.1,6.1.2, 6.1.4) Bununla birlikte, doktrinde, bu fıkrada sayılan uyuşturucu veya uyarıcı maddelerle aynı derecede hatta daha tehlikeli olan uyuşturucu maddelerin sadece bu maddede sayılmadıkları için daha az bir ceza ile cezalandırılması eleştiri konusu yapılmıştır. (59) 6638 sayılı Kanun ile yapılan değişikliği de bu çerçevede düşünmek yerinde olacaktır.

(57) 4 Nisan 2015 tarihli ve 29316 Sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan 6638 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un TCK’nın 188. maddesinde değişiklik yapan 11. maddesi ile metne “sentetik kannabinoid ve türevleri” ibaresi eklenmiştir.

(58) Yurtcan, s. 16.

(59) Tezcan, Erdem, Önok, s. 722.

6.1.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/14906 K. 2010/6321 T. 22.3.2010

“İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın 17.09.2007 tarihli raporunda; afyon sakızı olduğu bildirilen suça konu maddenin morfin içerdiğinin belirtilmesine karşın; 3298 sayılı Kanun’un 4. maddesinin 1. fıkrasında “ham afyon, hazırlanmış afyon, tıbbi afyon ve bunların müstahzarları Türk Ceza Kanunu’nun uygulanmasında uyuşturucu maddelerden sayılır” denilerek, afyonun başlı başına uyuşturucu madde olarak kabul edildiği, içerdiği morfinin dikkate alınamayacağı; öte yandan, 5237 sayılı TCK’nın 188. maddesinin 4. fıkrasında sayılan uyuşturucu ve uyarıcı maddeler arasında afyon sakızının yer almadığı gözetilmeyerek, sanık hakkında TCK’nın 188/4. maddesinin uygulanması sonucu fazla cezaya hükmedilmesi,”

6.1.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/20130 K. 2008/457 T. 16.1.2008

“5237 sayılı TCK’nın 188/4. maddesinde de 765 sayılı TCK’ya benzer bir şekilde düzenleme yapılıp şiddet sebebi olarak uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya baz morfin olması halinde artırım yapılacağı belirtilmiş olmasına göre; dosya içerisinde mevcut Adli Tıp Kurumu Beşinci ihtisas Kurulu’nun 19.02.2007 tarih ve 417 karar numaralı raporunda suç nedeniyle ele geçirilen maddenin ham afyon (afyon sakızı) olduğu ve “morfin” içerdiğinin belirtilmesi karşısında “afyon”un ayrıştırılması ile ortaya çıkan içerdiği maddelerin değil, kendisinin dikkate alınması gerekir. Sonuç olarak; “afyon”un 5237 sayılı TCK’nın 188/4. maddesinde sayılan uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden olmadığı dikkate alınmadan yazılı şekilde cezanın artırılması,”

6.1.3. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/5547 K. 2007/5743 T. 15.5.2007

“Sanığın 10 gram esrar maddesini satarken görevlilerce izlenip suçüstü yakalanmasından sonra yapılan üst aramasında ayrıca pantolonunun cebinde 0,4 gram kokain ele geçirilmiş olması karşısında; hakkında TCK.nun 188/4. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi”

6.1.4. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2006/11099 K. 2006/13819 T. 6.12.2006

“5237 sayılı TCK.nun 188/4. maddesinde de 765 sayılı TCK’ya benzer bir şekilde düzenleme yapılıp şiddet sebebi olarak uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya baz morfin olması halinde artırım yapılacağı belirtilmiş olmasına göre; dosya içerisinde mevcut İstanbul Kriminal Polis Laboratuar Müdürlüğünce düzenlenen 30.11.2001 tarih ve KMY-2001/3631 sayılı ekspertiz raporunda havluya emdirilmiş şekilde afyon alkoloidlerinden kodein ve morfin bulunduğunun belirtilmesi karşısında “afyon”un ayrıştırılması ile ortaya çıkan içerdiği maddelerin değil, kendisinin dikkate alınması gerekeceği, “afyon”un 5237 sayılı TCK.nun 188/4. maddesinde sayılan uyuşturucu veya uyarıcı maddelerden olmadığı dikkate alınarak; bu konuda İstanbul Adli Tıp Kurumu Kimyasal Tahliller İhtisas Dairesinden suç konusu maddenin afyon olup olmadığı konusunda rapor alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve taktiri gerektiğinin gözetilmemesi”

6.2. Örgüt Faaliyetinde İşlenen Uyuşturucu Madde Suçlarına İlişkin Kararlar (m. 188/5)

Türk Ceza Kanununun 188/5. maddesinde suçun bir örgüt faaliyetinde işlenmesi cezayı ağırlaştıran bir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. (Bkz. 6.2.6, 6.2.7) Maddedeki örgüt kavramını TCK’nın 220. maddesi çerçevesinde ele almak gerekir. 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen “Suç işlemek için örgüt kurmak” suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibariyle devamlılık göstermesi gereklidir. Örgütün yapısının, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması da aranmalıdır. Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün, ancak zorunlu değildir. Soyut olarak sanık sayısının üç kişiden fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir. (60) (Bkz. 6.2.1, 6.2.2, 6.2.3,6.2.4, 6.2.5, 6.2.8) İfade etmek gerekir ki, suçun en az üç kişi tarafından birlikte işlenmesi de cezayı ağırlaştıran bir nitelikli hal olarak 18.6.2014 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile maddenin 5. fıkrasına eklenmiştir. (61)

(60) Örgüt kavramı ve örgüt kavramının taşıması gereken özellikler hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. A. Caner Yenidünya, Zafer İçer, Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, Digesta Yayınevi, İstanbul, 2014, s. 5 vd.; Vesile Sonay Evik, “Suç İşlemek Amacıyla Örgütlenme Suçu”, Prof. Dr. Nur Centel’e Armağan, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C: 19, S:2, İstanbul, 2013, s. 677 vd.

(61) Bu düzenlemenin sorunlu olduğuna ilişkin eleştiri için bkz. Özbek ve Diğerleri, s.754-755.

6.2.1. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2006/10-253 K. 2007/80 T. 3.4.2007

“1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın 188. maddesinde uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçları yeniden düzenlenmiş, maddenin (5.) fıkrasında, diğer fıkralarda gösterilen suçların, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hali, ağırlatıcı bir neden olarak öngörülmüş, suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu ise anılan Yasanın 220. maddesinde düzenlenmiştir.

5237 sayılı Yasanın 220. maddesi anlamında bir örgütün varlığından bahsedebilmek için; en az üç kişinin, suç işlemek amacıyla hiyerarşik bir ilişki içerisinde, devamlı bir şekilde amaç suçları işlemeye elverişli araç ve gerece sahip bir şekilde bir araya gelmesi gerekmektedir.

Tanımdan da görüleceği üzere suç işlemek için örgüt kurmak suçundan bahsedilebilmesi için,

a- Üye sayısının en az üç veya daha fazla kişi olması gerekmektedir.

b- Üyeler arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir bağ bulunmalıdır. Örgütün varlığı için soyut bir birleşme yeterli olmayıp, örgüt yapılanmasına bağlı olarak gevşek veya sıkı bir hiyerarşik ilişki olmalıdır.

c- Suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme yeterli olup, örgütün varlığının kabulü için suç işlenmesine gerek bulunmadığı gibi işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün olmakla birlikte, zorunluluk arz etmemektedir. Örgütün faaliyetleri çerçevesinde suç işlenmesi halinde, fail, örgütteki konumuna göre, üye veya yönetici sıfatıyla cezalandırılmasının yanında, ayrıca işlenen suçtan da cezalandırılacaktır.

d- Örgüt niteliği itibariyle devamlılığı gerektirdiğinden, kişilerin belli bir suçu işlemek veya bir suç işlemek için bir araya gelmesi halinde, örgütten değil ancak iştirak iradesinden söz edilebilecektir.

e- Amaçlanan suçları işlemeye elverişli, üye, araç ve gerece sahip olunması gerekmektedir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, sanıkların sayısının örgüt kurmaya yeterli olduğu ve uyuşturucu ticareti yapma suçu yönünden elverişli üye, araç ve gerece sahip olunduğu saptanmış ise de, toplanan kanıtlar, özellikle teknik takip sonucu elde edilen bilgi ve belgeler, sanıklar arasında hiyerarşik bir bağ bulunduğu veya suç işleme iradelerinde devamlılık bulunduğunu kabule elverişli değildir. Ceza yargısında, şüphenin sanıklar lehine yorumlanması, evrensel hukukun vazgeçilmez ve değişmez, ilkesidir.”

6.2.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2011/9702 K. 2011/55850 T. 12.10.2011

“5237 Sayılı T.C.K.nın 220. maddesinde düzenlenen “Suç işlemek için örgüt kurma” suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibariyle devamlılık göstermesi gereklidir. Örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısıyla araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması da aranmalıdır. Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün, ancak zorunlu değildir. Soyut olarak sanık sayısının üç kişiden fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir.

Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüte üye olmak suçundan ayrı ayrı cezalandırılır.

Somut olayda; örgüt oluşturmak için sayısal yeterliliğin bulunduğu anlaşılmakta ise de; failler arasında hiyerarşik ilişki ve suç işleme iradelerinde devamlılık saptanamamıştır.

Açıklanan durum karşısında sanıklar hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nın 220. maddesinin ve buna bağlı olarak aynı Kanunun 188/5. maddesinin uygulanmasının koşullarının bulunmadığı gözetilmeden”

6.2.3. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2010/41378 K. 2011/1746 T. 3.2.2011

“Somut olaya bakıldığında; sanıkların örgüt oluşturmak için sayısal yeterlikte olduğu anlaşılmakta ise de, suç işleme amacı etrafında somut hiyerarşik bir yapılanma ve bu yapılanma içerisinde suç işleme iradelerinde devamlılık saptanmamıştır.

Açıklanan durum karşısında sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nin 220. maddesinin ve buna bağlı olarak aynı Kanunun 188.maddesinin 5. fıkrasının uygulanmasının koşullarının bulunmadığı gözetilmeden”

6.2.4. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2008/692 K. 2011/3098 T. 3.2.2011

“Somut olaya bakıldığında; sanıkların örgüt oluşturmak için sayısal yeterlikte olduğu anlaşılmakta ise de, suç işleme amacı etrafında somut hiyerarşik bir yapılanma ve bu yapılanma içerisinde suç işleme iradelerinde devamlılık saptanmamıştır.

Açıklanan durum karşısında sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nin 220. maddesinin ve buna bağlı olarak aynı Kanunun 188.maddesinin 5. fıkrasının uygulanmasının koşullarının bulunmadığı gözetilmeden”

6.2.5. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2010/38765 K. 2010/23049 T. 27.10.2010

“Somut olaya bakıldığında; örgüt oluşturmak için sanık sayısı yeterli ise de aralarında hiyerarşik ilişki ve suç işleme amaçlarında devamlılık olduğuna ilişkin deliller bulunmadığı buna bağlı olarak belirtilen suçların oluşmadığı gözetilmeden sanıklar hakkında beraat yerine mahkumiyet hükmü kurulması”

6.2.6. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2011/10-36 K. 2012/213 T. 5.6.2012

“Sanıklar Sedat, Ziya ve Okyay’ın haklarındaki mahkûmiyet hükümleri kesinleşen ve uyuşturucu madde ticareti suçundan sabıkası bulunan sanık Hayrullah tarafından uyuşturucu madde ticareti yapmak amacıyla kurulan ve yönetilen TCY’nın 220. maddesi kapsamında gerekli ve yeterli unsurları taşıyan suç örgütüne diğer sanıklar Zülfü ve Mehmet Ali ile birlikte üye oldukları, adı geçen sanıklarla birlikle kendilerine örgüt tarafından verilen görevler çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işledikleri ve olay tarihinde sanık Hayrullah liderliğindeki bu örgütün uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği sırada yukarıda ayrıntısı verilen miktarda eroinin ele geçirildiği anlaşıldığından, dosya içeriğindeki tüm bu kanıtlara göre sanıklar Sedat, Okyay ve Ziya’nın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olarak bu örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediklerinin kabulü gerekmektedir.”

6.2.7. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2011/12987 K. 2012/2383 T. 1.3.2012

“Kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen sanığın savunmasının aksine, diğer sanıklar tarafından kurulan veya mevcut başka bir örgüte üye olduğuna, diğer sanıklarda ele geçirilen uyuşturucu maddelerle ilgisi bulunduğuna veya diğer sanıkların suçlarına iştirak ettiğine ilişkin, somut olay ve olgularla örtüşmeyen ve maddi bulgularla desteklenmeyen telefon görüşmeleri dışında, kuşku sınırlarını aşan yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın her iki suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,”

6.2.8. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2006/5542 K. 2006/8498 T. 22.6.2006

“Somut olaya bakıldığında; sanıkların örgüt oluşturmak için sayısal yeterlikte olduğu anlaşılmakta ise de, aralarında hiyerarşik ilişki ve suç işleme iradelerinde devamlılık saptanmadığı anlaşılmaktadır. Açıklanan durum karşısında olayda 5237 sayılı TCK’nin 188/5. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi”

7. İÇTİMA İLİŞKİSİNE İLİŞKİN YARGITAY KARARLARI

7.1. Ceza İnfaz Kurumuna Uyuşturucu Madde Sokulması Durumunda Fikri İçtima Hükmünün Uygulamasına İlişkin Kararlar

Ceza infaz kurumuna uyuşturucu veya uyarıcı madde sokulması durumunda, aynı hareketle birden fazla suç oluşmasına sebebiyet verildiğinden (TCK m. 188 veya m.191-TCK m. 297) 44. madde uyarınca farklı neviden fikri içtima kuralları uygulama alanı bulacak ve fail bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılacaktır.(Bkz. 7.1.1, 7.1.2, 7.1.3, 7.1.4, 7.1.5) İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçunun düzenlediği TCK’nın 297/1. maddesinde bu konuda değişik bir hükme yer verilmiştir. Buna göre, infaz kurumuna veya tutukevine silah, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı sokan veya bulunduran kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde; fikri içtima hükümlerine göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır. Dolayısıyla kanun, fikri içtima kurallarının uygulanacağına işaret etmiş, ancak bu sonucu yeterli görmemiş ve cezanın artırılması gerektiğini hüküm altına almıştır. (62)

(62) Hakeri, s. 600-601.

7.1.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2009/5436 K. 2009/18111 T. 20.11.2009

“Bir ihbar üzerine, tutukevinde tutuklu olan sanığın idrar örneğinin alındığı ve yapılan analiz sonucu esrar etken maddesi bulunduğunun belirlendiği; sanık hakkında “infaz kurumunda uyuşturucu madde bulundurma” ve “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçlarından kamu davası açıldığı; TCK’nın 297. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesi gereğince ve aynı Kanun’un 44. maddesinde öngörülen fikri içtima kurallarına göre, bu iki suçtan daha ağır sonuç doğuran “infaz kurumunda uyuşturucu madde bulundurma” suçu esas alınarak TCK’nın 297. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesi gereğince belirlenecek cezanın aynı fıkranın ikinci cümlesi uyarınca yarı oranında artırılması ve fikri içtima kapsamına giren “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçunun dikkate alınmaması gerektiği gözetilmeden; “infaz kurumunda uyuşturucu madde bulundurma” suçundan TCK’nın 297. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesi gereğince cezaya hükmolunması ile yetinilerek ikinci cümleye göre artırma yapılmaması, ayrıca “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan da tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanması suretiyle her iki suçtan hüküm kurulması,”

7.1.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2007/96 K. 2007/13851 T. 27.11.2007

“İncelenen dosya içeriğine göre, Yalova Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan kardeşi Nurullah’ı ziyaret etmek için cezaevine geldiğini belirten sanık Yavuz’un beraberinde getirdiği eşyalar üzerinde jandarma görevlileri tarafından yapılan arama sonucunda, ayakkabı topuğunun iç kısmı oyulmak suretiyle oluşturulan bölümde net 3.016 gram esrar içeren hint keneviri bitkisinin ele geçirildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin cezaevine uyuşturucu madde sokmaya kalkışmak ve uyuşturucu madde nakletmek suçlarını oluşturduğu dikkate alınarak, suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK.nun 297/1. fıkrasının son cümlesi ile aynı Kanun’un 44. maddesi hükmü birlikte değerlendirilip, daha ağır cezayı içermesi nedeniyle uyuşturucu madde nakletmek suçundan dolayı TCK.nun 188/3. maddesi gereğince belirlenecek cezanın, aynı Kanun’un 297/1. maddesinin son cümlesi uyarınca 1/2 oranında artırılması gerektiği gözetilmeden, yazılı biçimde karar verilmesi”

7.1.3. Yargıtay 9. Ceza Dairesi E. 2013/6146 K. 2013/13864 T. 14.11.2013

“Tutuklu bulunan babasını ziyaret etmek için cezaevine gelen sanığın uyuşturucu madde ile yakalanması şeklindeki eyleminin, TCK’nın 188/3. maddesinde öngörülen uyuşturucu madde nakletme ve anılan Kanunun 297/1. maddesinde düzenlenen cezaevine yasak eşya sokma suçlarını oluşturacağı, kanıtları değerlendirme ve fikri içtima hükümleri de gözetilerek TCK’nın 188/3. maddesinde öngörülen cezanın süresi bakımından yargılama yapmanın 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 12. maddesine göre ağır ceza mahkemesinin görevine girdiği, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması”

7.1.4. Yargıtay 4. Ceza Dairesi E. 2008/13601 K. 2008/19592 T. 3.11.2008

“Ancak; cezaevinde hükümlü olan sanıkların, çalıştırıldıkları işten dönüşleri sırasında, yapılan aramada üzerlerinde esrar maddesi bulunması karşısında eylemlerinin 5237 sayılı TCY.nın 188/3.maddesine uyabileceği, aynı Yasanın 297/1.maddesi uyarınca suça konu maddenin cezaevine sokulmasının suç olması nedeniyle, işlediği bir fiil ile birden çok suçun oluşmasına sebebiyet vermesi ve anılan Yasanın 297/1.maddesindeki “bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde fikri içtima hükümlerine göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır” hükmü nedeniyle, öbür suçtan dava açılıp açılmadığının araştırılması, açılmışsa davaların birleştirilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ile karar verilmesi”

7.1.5. Yargıtay 4. Ceza Dairesi E. 2008/5809 K. 2008/9471 T. 20.5.2008

“Sanıkların, S … Kapalı Cezaevinde uyuşturucu suçundan hükümlü olarak bulunan Adnan’ı ziyaret için cezaevine geldiklerinde, yapılan aramada uyuşturucu maddelerden olan toz esrarı sigara paketlerinin içinde cezaevine sokmaya çalışırken yakalanmaları biçimindeki iddianamede açıklanan eylemlerinin, 5237 sayılı TCY’nin 188/3. fıkrasında öngörülen “uyuşturucu maddeyi başkalarına verme” suçu olarak nitelenebileceği, aynı Yasa’nın 297/1. maddesi uyarınca da, cezaevine sokulan eşyanın temin edilmesi veya bulundurulmasının ayrı bir suç oluşturması halinde, fikri içtima hükümlerinin uygulanması gerekeceğinin öngörülmesi karşısında, kanıtları değerlendirme ve suçu niteleme görevinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla karar verilmesi yasaya aykırı”

7.2. Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Ticaretinde Zincirleme Suç Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Kararlar

Fail, aynı suç işleme kararına bağlı olarak uyuşturucu madde ticareti suçunu birden fazla işleyecek olursa, suçun mağduru belirli bir kişi değil, kamunun sağlığı olduğundan zincirleme suç kuralları (63) uygulanabilecektir. (Bkz. 7.2.1, 7.2.2, 7.2.3, 7.2.4, 7.2.5, 7.2.6, 7.2.7,7.2.8)

(63) Zincirleme suç, TCK’nın 43. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiştir:”Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.” şeklinde düzenlenmiştir. Ayrıntılı bilgi için bkz. Artuk, Gökcen, Yenidünya, s. 640 vd. Koca-Üzülmez, s. 479 vd.; Hakeri, s. 579 vd.

7.2.1. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2012/9838 K. 2012/18731 T. 20.12.2012

“Sanıklar hakkında, diğer sanık Aurel’e verdikleri ve 11.04.2009 tarihinde Aurel’de ele geçirilen 420 gram eroinden dolayı 01.09.2009 tarihli iddianame ile dava açıldığı; diğer sanık Zeiab’dan satın alacakları 9950 gram eroinin, birinci olaydan dolayı dava açılmadan önce 29.07.2009 tarihinde Zeiab’ın kaldığı otel odasında bulunduğu ve bu olay nedeniyle 24.09.2009 tarihli iddianameyle dava açıldığı; ikinci olaydaki eroinin sanıklara teslim edilmeden görevlilerce ele geçirilmesi nedeniyle, sanıkların bu suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı; her iki suç arasında hukukî kesinti bulunmadığı; böylece sanıkların, belirtilen suçları “bir suç işleme kararının icrası kapsamında” işledikleri ve bu nedenle zincirleme suçun şartlarının gerçekleştiği dikkate alınarak; tamamlanan birinci suç ile teşebbüs aşamasında kalan ikinci suçtan, daha ağır sonuç doğuran suç esas alınarak belirlenecek cezanın, TCK’nın 43. maddesi uyarınca artırılması gerekirken, iki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulması”

7.2.2. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2012/17806 K. 2013/1225 T. 11.2.2013

“Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında 09.01.2011, 13.01.2011 ve 18.01.2011 tarihlerindeki eylemlerinin TCK’nun 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suçu oluşturduğu gözetilmeden 09.01.2011 tarihli 2. olay nedeniyle bir mahkûmiyet hükmü, 13.01.2011 ve 18.01.2011 tarihli 2. ve 3. olaylar nedeniyle de TCK’nun 43. maddesi uygulanmak suretiyle ayrı bir mahkûmiyet hükmü kurulması”

7.2.3. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2012/3685 K. 2013/5919 T. 17.6.2013

“Sanığın 23.05.2008 tarihli eylemine dair olarak düzenlenen iddianamenin tarihiyle aynı mahkemenin 2008/108 esas, 2009/253 karar sayılı dosyasındaki eylem ve iddianame tarihleri dikkate alınarak dosyalar birleştirilerek delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre sanık hakkında T.C.K.nın 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden dosyalar birleştirilmeksizin yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması,”

7.2.4. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2014/1561 K. 2014/5349 T. 10.7.2014

“Dairemizin 05.07.2012 tarih ve 2011/25438 esas, 2012/13033 karar sayılı ilamı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün onanmasına karar verilen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 14.04.2011 tarih ve 2008/222 esas. 2011/72 karar sayılı dosyasının Uyap sistemi üzerinden yapılan incelemesine ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın suç tarihi olan 27.07.2008 tarihinden sonra, yeni bir suç işleme kararı ile 01.08.2008 tarihinde ikinci kez suç işlediği, bu hali ile zincirleme suç hükümlerine ilişkin TCK’nın 43. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma düşüncesi benimsenmemiştir.”

7.2.5. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2014/2332 K. 2014/3539 T. 5.5.2014

“Dosyadaki bilgi ve belgelere göre sanığın 27.05.2013 tarihinde ele geçirilen eroini diğer sanıklara temin ettiği sabit ise de; 23.5.2013 tarihinde …plakalı araçtan atıldığı kabul edilen maddenin ele geçmemesi sebebiyle uyuşturucu veya uyarıcı madde olarak kabul edilemeyeceği, sanığın ele geçirilen diğer uyuşturucu maddelerle ilgisi olduğuna ya da diğer sanıkların suçlarına iştirak ettiğine dair kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden; sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinde öngörülen ‘zincirleme suç’ hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla cezaya hükmolunması”

7.2.6. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2013/13007 K. 2014/1359 T. 28.2.2014

“Sanığın birden fazla kişiye ayrı ayrı uyuşturucu madde verip vermediği saptandıktan sonra, sanık hakkında zincirleme suçla ilgili TCK’nın 43. maddesinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılmaması, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni sayılmamıştır.”

7.2.7. Yargıtay 10. Ceza Dairesi E. 2012/12470 K. 2012/14508 T. 27.9.2012

“TCK’nın 188. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen seçimlik hareketlerden herhangi birinin birden fazla olarak yapılması halinde zincirleme suçun oluşacağı; haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yapılan A. ve S.’nin ortaklaşa esrar almak için birleştirdikleri 25 lira karşılığında A.’nin sanıktan 2 adet jelatine sarılmış net 1,8 gram esrarı satın aldığı, daha sonra sanığın evinde yapılan arama sonucu poşetler içinde 12 parça halinde net 254,5 gram esrarın ele geçirildiği; bu duruma göre olayda tek satış ve tek bulundurma hareketinin bulunması nedeniyle zincirleme suçun gerçekleşmediği gözetilmeden, sanık hakkında TCK’nın 43. maddesinin uygulanması”

7.2.8. Yargıtay Ceza Genel Kurulu E. 2014/10-453 K. 2014/387 T. 23.9.2014

“Suç konusu esrar alışverişlerinin yapıldığı evin, hakkındaki mahkûmiyet hükmü inceleme dışında bulunan sanık Y.’a ait olmasına karşın, fiziki takip sırasında evde sanık Ç. ile diğer sanık S.’nin bulunduğu, ailesiyle birlikte dışarıda bulunan Y.’ın evde olmadığı, olaylar sonrasında hakkında kullanma amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçundan soruşturma başlatılan V.’ın esrarı satan şahıs olarak sanık Ç.’i teşhis ettiği, fiziki takip sürecinin ilk bölümünde yakalanan üç kullanıcının da S.’yi teşhis ettikleri, bu beyan ve teşhislerin fiziki takip tutanağı ile olay ve yakalama tutanaklarıyla örtüştüğü, inceleme kapsamı dışında bulunan sanık S.’nin olay yerinden ayrılmasından sonra fiziki takibe de konu olacak şekilde iki kez daha esrar satışının yapıldığı, o esnada bahçede sadece sanık Çetin’in bulunduğunun fiziki takip tutanağı, olay ve yakalama tutanakları ile belirlendiği, görevlilerce de üzerinde siyah mont, beyaz tişört ve gri kumaş pantolon bulunan ve gelen kişilere uyuşturucu madde verdiği görülen şahsın kesintisiz takip sonucunda yakalanınca kimliğinin “Ç.Y.” olduğunun belirlendiği, sanığın ifadesinde belirttiği ve bir kullanıcının soy adı olarak hatırladığı “T.”‘nin S.’in soyadı olduğu, teşhis edemediğini aşamalarda bildirmiş olsa dahi bu kişinin diğer sanık S.’nin evden ayrılmasından sonra gelerek sanık Ç.’den uyuşturucu madde aldıktan sonra yakalandığı ve birbirlerini tanıdıklarının ifadelerle ortaya çıktığı anlaşıldığından, olay ve yakalama tutanakları, fiziki takip tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre; sanık Ç.Y.’ın bir suç işlemek kararının icrası kapsamında suç tarihinde değişik zamanlarda uyuşturucu madde kullanan sanıklar Velat ve S.’e bizzat, diğer kullanıcılar M.Y., E.T. ve S. K.’ya ise diğer sanık S.Y. ile birlikte esrar sattığının şüpheye yer vermeyecek şekilde sabit olduğu ve hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunduğu kabul edilmelidir.”

Bu makale, Disiplinler Arası ve Ceza Hukuku Boyutlarıyla Uyuşturucu Madde Bağımlılığı ve Ticaretiyle Mücadele kitabının yayın ve telif haklarını elinde bulunduran Lale Yayıncılık ve Lale Organizasyon‘un izniyle Türkiye Hukuk’ta paylaşılmıştır. Bu sebeple yukarıdaki makale, yazılı izin olmadan kopyalanamaz, yayımlanamaz.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

  • ARSLAN Çetin, “Yargıtay’ın “Uyuşturucu Ve Uyarıcı Madde Suçları”na İlişkin Kimi Güncel Kararları ve Bunların Değerlendirilmesi”,Uyuşturucu Madde Bağımlılığıyla Mücadele ve Ceza Hukuku, Ed: Murat Balcı, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2011.
  • ARTUK Mehmet Emin, GÖKCEN Ahmet, YENİDÜNYA A. Caner, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 7. Baskı, Ankara, 2013.
  • CANAK Erkan, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçlarında Etkin Pişmanlık, Kazancı Hukuk Yayımevi, İstanbul, 2012.
  • ÇAMLIBEL Ömer Yılmaz, “Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçları ve Yargıtay Uygulaması”, Yargıtay Kararları Çerçevesinde Ceza Hukuku Sempozyumu, Türk Ceza Hukuku Derneği, 2011.
  • DÖNMEZER Sulhi, ERMAN Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, C:1, Beta Yayınevi, 13. Tıpkı Bası, İstanbul, 1997.
  • DÖNMEZER Sulhi, ERMAN Sahir, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, C:2, Beta Yayınevi, 11. Bası, İstanbul, 1997.
  • EVİK Vesile Sonay, “Suç İşlemek Amacıyla Örgütlenme Suçu”, Prof. Dr. Nur Centel’e Armağan, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C: 19, S:2, İstanbul, 2013.
  • GÜNDEL Ahmet, 5237 Sayılı TCK’da Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2009.
  • HAKERİ Hakan, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi,17. Baskı, Ankara, 2014.
  • KOCA Mahmut, ÜZÜLMEZ İlhan, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 7. Baskı, Ankara, 2014.
  • ÖNER Mehmet Zülfü, “Türk Ceza Kanunu’nda Uyuşturucu Madde İmal, İthal ve İhraç Suçları” TBB Dergisi, Sayı 88, 2010.
  • ÖZBEK Veli Özer, KANBUR M. Nihat, DOĞAN Koray, BACAKSIZ Pınar, TEPE İlker, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 7. Baskı, Ankara, 2014.
  • PARLAR Ali, DEMİREL Güleç, Türk Ceza Kanunu’nda Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Bilge Yayınevi, Ankara, 2015.
  • TEZCAN Durmuş, ERDEM Mustafa Ruhan, ÖNOK Murat, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Seçkin Yayınevi, 11. Baskı, Ankara, 2014.
  • YENİDÜNYA A. Caner, İÇER Zafer, Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçlarında Etkin Pişmanlık, Fasikül Dergisi, Sayı:38, Ocak 2013.
  • YENİDÜNYA A. Caner, İÇER Zafer, Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma, Digesta Yayınevi, İstanbul, 2014.
  • YURTCAN Erdener, Yargıtay Kararları Işığında Uyuşturucu Suçları (Kamu Sağlığına Karşı Suçlar), Adalet Yayınevi, Ankara, 2012.
  • ZAFER Hamide, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu (TCK m.188), İlaç Hukuku ve Etik Anlayışı, Sempozyum No.2 kitabında yayınlanan makale http://hamidezafer.com/wpcontent/uploads/2012/05/27-Uyu%C5%9FturucuTicareti-Tebli%C4%9F-YEN%C4%B0-SON-MET%C4%B0N-PDF.pdf E.T: 21.5.2015
  • Türk Dil Kurumu Resmi İnternet Sitesi http://tdk.gov.tr/ E.T: 21.5.2015
  • Yargıtay Kararları için www.kazanci.com E.T: 21.5.2015

Bir önceki yazımız olan Türk Ceza Kanununda Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Ticareti Suçları başlıklı makalemizde Disiplinler Arası ve Ceza Hukuku Boyutlarıyla Uyuşturucu Madde Bağımlılığı ve Ticaretiyle Mücadele Sempozyumu, Hasan Sınar ve Uyuşturucu Madde Bağımlılığı ve Ticaretiyle Mücadele hakkında bilgiler verilmektedir.

Paylas.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: