İstanbul Sözleşmesi nedir?

Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan “Kadına Yönelik Şiddetin ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Sözleşme” 11 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul’da imzaya açıldığı ve uluslararası anlaşmaların imzaya açıldığı şehrin adıyla anılmasından dolayı “İstanbul Sözleşmesi” olarak adlandırılmaktadır. 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ve onaylayan devlet Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bu sözleşmeye dayanarak 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun çıkarılmıştır.

Sözleşmenin duygusal, ekonomik, cinsel ve fiziksel başta olmak üzere her tür şiddetle mücadele konusunda “Önleme, Koruma, Kovuşturma ve Destek Politikaları” olmak üzere  dört temel hareket noktası bulunmakta.

İstanbul Sözleşmesi 33. madde “fiziksel şiddet, tecavüz dahil cinsel şiddet, zorla evlilik, zorla kürtaj, zorla kısırlaştırma ve bu eylemlere yardım – yataklık edilmesi”ni suç kabul eder. 

İstanbul Sözleşmesi neden önemli?

Şiddetin, kadınlara yapılan ayrımcılığın ve kadın erkek eşitsizliğinin sonucu olduğunun uluslararası hukukta vurgulandığı;  şiddetle mücadelede bağımsız izleme mekanizmasına sahip, yaptırım gücü bulunan ve bağlayıcılığı olan ilk sözleşmedir.

İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayarak onaylayan devletler, başta kadına yönelik şiddet olmak üzere her türlü şiddeti önleyerek bununla mücadele etmek için ülke genelinde birbiriyle uyumlu, kapsamlı ve etkili politikalar uygulamakla yükümlüdür.

Taraf devletler; İstanbul Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması ve etkilerinin değerlendirilmesinde;

  • Toplumsal cinsiyet bakış açısına yer vermeyi
  • Kadın erkek eşitliği ve
  • Kadınların güçlendirilmesine yönelik etkili politikalar geliştirmeyi ve uygulamayı taahhüt ederler. (madde: 6)

İstanbul Sözleşmesi’ni onaylayan devletler; kadının aşağılığı iddiasına veya kadın erkek için kalıp rollere dayanan ön yargıları, örf ve adetleri, gelenekleri  ve tüm diğer uygulamaları ortadan kaldırmak amacıyla kadın ve erkeklere ilişkin toplumsal ve kültürel davranış modellerinde değişim sağlamak için gerekli tedbirleri almayı taahhüt eder. (Madde:12/1 )

Okuma önerisi:  Aktüerya Nedir?

İstanbul Sözleşmesi, imzalayan ve onaylayan devletlere;

  • Kadınları her türlü şiddetten korumak, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele etmek, şiddeti önlemek ve kovuşturmak
  • Kadına yönelik her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirerek, gerçek anlamda kadın erkek eşitliğini teşvik etmek
  • Şiddet mağdurlarını korumak ve desteklemek
  • Şiddetle mücadelede tüm kurum ve kuruluşlar arasında işbirliğini sağlamak amacıyla koordinasyonu sağlamak gibi temel sorumluluklar getirir.

Taraf Devletler, İstanbul Sözleşmesi kapsamında yer alan herhangi bir şiddet eyleminin gerçekleşmesini müteakiben başlatılan cezai işlemlerde kültür, gelenek, görenek, din veya sözde “namus”un bu eylemlerin gerekçesi olarak görülmemesi için gerekli yasal ve diğer tedbirleri alma yükümlüdür. (madde: 42)

İstanbul Sözleşmesini imzalayarak onaylayan devletler 33. maddede suç olarak kabul edilen eylemlerin mağdur tarafından bildirilmesi veya şikayette bulunulmasına bağlı olmamasını, mağdur şikayetini veya ifadesini geri alsa bile kovuşturmanın devam etmesini (madde:55);  tehdit veya zorlama yoluyla kişinin psikolojik bütünlüğüne ciddi biçimde zarar veren kasıtlı eylemlerin cezai suçlar olarak değerlendirilmesini sağla- mak üzere hukuki veya diğer tedbirleri almakla (madde: 32 ) yükümlüdür.

İstanbul Sözleşmesi 45. madde kapsamında taraf devletlere mağdurun güvenliğini de içerebilen, çocuğun yüksek yararının başka hiçbir şekilde garanti altına alınamaması durumunda, ebeveyn hakkının elinden alınması için gerekli yasal düzenleme ve tedbirleri alma yükümlülüğünü verir.


İstanbul Sözleşmesi ile ilgili daha ayrıntılı kaynaklar: