Hedeflerimiz ve Kadromuz CEHAMER'in İddiasını Gösteriyor - TÜRKİYE HUKUK

Hedeflerimiz ve Kadromuz CEHAMER’in İddiasını Gösteriyor

0

CEHAMER’in temel kuruluş amacı nedir?

CEHAMER İstanbul Kültür Üniversitesi bünyesinde kuruldu. Vakıf üniversitesi olsun devlet üniversitesi olsun bir ayrım gözetmeden Türkiye genelinde ceza hukukçularını, kriminoloji alanında çalışanları, suçlulukla mücadele konusundaki değişik alanlardaki uzmanları bir araya getirerek yurt dışındaki benzer faaliyet gösteren kurumlarla, uzmanlarla toplantılar, sempozyumlar, yaz okulları gibi düzenlemelerle bir araya getirmek temel amaçlarımız arasında. Tabii bu yolla ülkemizin ceza hukuku ve ceza muhakemesi hukuku başta olmak üzere suçlulukla mücadele alanındaki faaliyetlerine destek olmak. Bunu yaparken de büyük oranda şu an Kültür Üniversitesi’nin olanaklarından yararlanıyoruz. Ayrıca bir kısım faaliyetlerimiz yurt dışından katkılarla sağlandığı gibi belirli bir süre sonra merkez kendi kendinin masrafını karşılayabilecek bir düzene dönüşsün arzu ediyoruz. Bunu yapabilmek için de gerektiğinde üniversite dönem dönem özveride bulunabiliyor. Bizim kapımız herkese açık. Nitekim şu ana kadar yaptığımız Adalet Akademisi gibi hakim savcı yetiştiren kurumlar da dahil Yargıtay’la, Danıştay’la diğer kurumlarla çalışmalar gerçekleştirdiğimiz gibi tüm üniversitelerden hocaları araştırma görevlilerini gereğinde bir araya getirebiliyoruz. Bir çok alt dallarımızda görevli öğretim üyelerimiz değişik üniversitelerde görevlidir. Bundan bir iki yıl önce tüm üniversitelerdeki ceza hukuku araştırma görevlilerini bir araya getirdik. Yol paralarını da katkı payı olarak verdik ve misafir ettik. Onlar da, “ilk kez bize böyle destek çıkan bir merkezle karşı karşıyayız, hiç unutmayacağız” dediler. Bunu yapmamızın nedeni herhangi bir şekilde üniversitenin reklamını yapmak değil, ülkenin suçlulukla mücadelesine destek olmaktı.

Bu alanda ülkemizde daha önce nasıl bir deneyim var?

Zamanında İstanbul Ceza Hukuku Merkezi, Dönmezer hocaların döneminde bu işi yapmak istemiş ancak imkan bulamadıkları için 50’li yıllarda epeyce araştırma yapmalarına rağmen gerisi maalesef getirilememiş. Bugün CEHAMER kadar kapsamlı bir faaliyet yapan kurum ben bilmiyorum. Ama elbette başka kurumlar da var. “Sadece biz varız” gibi bir iddia ile konuşmayalım. Ancak CEHAMER’in önemini, hedefimiz ve genellikle Türkiye’deki belli başlı ceza hukukçularını bir araya toplayan kadromuz zaten gösteriyor.

Peki dünyadaki örnekler?

Elbette en başta Max Planck Ceza Hukuku Enstitüsü önemli bir örnektir ama tabii orası koskoca Max Planck topluluğunun imkanlarıyla ayrı bir araştırmacı kadrosu olan, tüm dünya ceza hukuku alanında gençlere hizmet vermeye çalışan bir kurum. Prof. Hans-Heinrich Jescheck’in ve onun hocasının kurduğu bir merkezdir. Tabii Jescheck ilginç bir kişilik. 1939’da doçentliğini de aldıktan sonra, İkinci Dünya Savaşı nedeniyle askere gitmiş, Fransa’da toplama kampında kalmış, orada dahi kamptakilere eğitim vermiş ve 1947’lerden itibaren bu merkezde hocasının yerine faaliyete başlamış. Anadili Almanca’nın yanı sıra Fransızca’yı ve İngilizce’yi bilmesi ile çok geniş bir bilim çevresine hitap edebilmiş. Enstitü zamanla büyütülmüş ve yetiştirdiği bütün dünyadan cezacılar sayesinde Almanya’nın bir bakıma o ülkelerdeki gönüllü temsilini yapar hale gelmiş. Ben Max Planck Enstitüsü’nü sadece bir iki defa ziyaret ettim. Ama Dekanımız Bahri Öztürk’ün, daha İzmir’deki faaliyetleri edindiği ilişkiler sayesinde Max Planck ve Almanya’daki diğer merkezleri, üniversiteleri gayet iyi tanıyoruz.

Max Planck dışında?

Her üniversitede bir takım merkezler var. Bazıları imkansızlıklarla boğuşuyor uzun süre. Mesela Belçika’da kriminoloji enstitüsü vardı ve devletin imkanları ile finanse ediliyordu ama ekonomik kriz nedeniyle devlet yardımları kesilince faaliyetler sıkıntıya girdi. Rahat çalışanlar Max Planck gibi arkasına büyük bir vakfın desteğini alarak işi yürütenlerdir. Yoksa üniversite imkanları ile böylesi bir faaliyeti yürütmek mümkün değildir. Ama Anglosakson ülkelerinde pek çok alanda olduğu gibi bu alanda da ciddi çalışmalar yapan merkezler bulunmakta. Biz zaten değişik ülkelerdeki bu tip kurumlarla işbirliği yapıyoruz.

cehamer

Şu ana kadar hangi projeleri gerçekleştirdiniz?

En başta burada değişik meslektaşlarımızı davet ederek aylık konferanslar düzenlemek suretiyle ceza hukukunda uzmanlık belgesi verecek, gençlere hitap eden faaliyetler yapıyoruz. Haziran 2005’ten beri her yıl yeni Türk Ceza Kanunu’nun kabul edildiği haziran ayına isabet edecek şekilde toplantılar düzenliyoruz. Zaten her eylül ayında yaz akademimiz devam ediyor. Ki merkezimiz kurulduğundan beri çok aktif şekilde bu işi üstlendik. Bunun dışında Türk ve Alman yargıtaylarını bir araya getirerek toplantılar yaptık. Belçika Danıştay Dava Dairesi Başkanı gelip hem bize hem İstanbul Bölge İdare Mahkemesi başkan ve üyelerine mukayeseli hukuk bakımından Belçika’daki uygulamaları aktardı. En önemli projelerimizden birisi de üç yıl sürecek, İETT’ye hiçbir masraf getirmeden hocalarımızın hiçbir ücret almadan ve üniversitelerimizin kaynakları ile yürüttüğümüz eğitim. Öfke kontrolü ile ilgili İETT sürücülerine verilen bu eğitim, İstanbul’da hem trafiğe canlılık kazandırmak, hem kurallara uyulmasını sağlamak, hem sürücülerin gerek sağlık yönünden sorunlarını çözmek gerekse hukuk bilgilerini tazeleyip onlara bu açıdan da sorumlu yaklaşmalarını sağlayacak bir çalışma. Geçen yıl OLAF denilen yolsuzlukla Mücadele Avrupa Ofisi’nin desteklediği Almanya’nın Trier şehrindeki Avrupa Hukuku Akademisi ile işbirliği yaparak, ki Avrupa Birliği’nce desteklenen bir akademidir, 27 AB ülkesinin Avrupa Ceza Hukuku alanında uzmanlarını bir araya getirdik. Hem Avrupa Birliği’nin mali bütünlüğüne karşı hem Türkiye’nin mali bütünlüğüne karşı işlenen suçlar alanındaki gelişmeler, örgütlü suçlar gibi konular masaya yatırılıp değerlendirmeler yapıldı. Bunlar kolay işler değildir, mali portresi yüksek işlerdir. İşbirliği ile yürütülüyor tabii. Bir taraftan Avrupa Birliği’nin bir taraftan Avrupa Hukuku Akademisi ERA’nın ve diğer taraftan Kültür Üniversitesi’nin imkanları bir araya gelince bizim de bilimsel katkılarımızla bu işler yürüyor. OLAF’ın Türkiye’deki bilimsel temsilciliğini de üstlenmiş bulunuyoruz. Çünkü Türkiye çıkardığı bir yasa ile Başbakanlık Teftiş Kurulu’nu Avrupa Birliği’nin mali bütünlüğüne karşı işlenen suçlar konusunda görevlendirdi. Ama biz bilimsel ayağını oluşturan bir konumdayız. O tür toplantıları bizler yapıyoruz, Başbakanlık Teftiş Kurulu ile işbirliği halinde. Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı, aynı zamanda Maliye Bakanlığı’nın yolsuzlukla mücadele birimi, İstanbul ve Ankara’da örgütlü suçları soruşturan başsavcı vekillerinin, Yargıtay’dan kaçakçılıkla mücadele birimlerinden gelen savcı ve hakimlerin katıldığı bir toplantı yaptık. Burada AB’nin 27 ülkesinden de temsilciler vardı.

Sadece akademik çalışmalar değil, ceza hukukunun uygulayıcısı olan kurumlarla da yakın bir çalışmanız var o halde?

Evet, her türlü çalışmaya imkanlarımız oranında açığız. Zaten kendi hocalarımızın da desteklediği bu merkezin yayın organı durumunda olan ve Esra Alan Akcan’ın müdürlüğünü üstlendiği Fasikül adlı yayınımız da Seçkin Kitabevi yayınları arasında merkezimizin resmi yayını olarak devam ediyor. Kitabevi de hukuk alanındaki böyle bir yayının kendi bünyesinde çıkmasından kıvanç duyduklarını ve en çok ilgi gören hukuk yayını olduğunu belirtiyor. Kendimizi methetmek değil ama merkezimizin dışa açıklığının somut bir örneği de İngilizce, Almanca, İtalyanca ve Fransızca dillerinde aynı yayının basılmasıdır.

Prof. Dr. Durmuş TEZCAN: 1947’de Silifke’de doğdu. 1969’da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 1976’da Brüksel Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Uluslararası Ceza Hukuku Uzman Doktoru (Docteur spécial en droit pénal international) unvanını aldı. 1976-1981 tarihleri arasında adli teşkilatta görev aldı (Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nde Müşavir–Polatlı C.savcılığı). 1981-1985 arası AÜSBF’de öğretim üyeliği (Yard. Doç. Dr., 1984’den itibaren Doç. Dr. olarak) yaptı. 1986-2004 arası DEU Hukuk Fakültesi’nde (1990’dan itibaren Prof. Dr. olarak) görev aldı. 2004 Kasım ayından beri İKÜ Hukuk Fakültesi öğretim üyesi olarak Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku ve insan hakları dersi vermektedir. 1996-2004 arası AİHM nezdinde T.C. adına devlet avukatlığı yapmıştır. 2000 yılından itibaren Avrupa Birliği’nce organize edilen Topluluğun Mali Bütünlüğü’nün cezai yönden korunması ile ilgili toplantılara Aybay Hukuk Araştırmaları Vakfı adına katılmaktadır. Ayrıca 1996-2001 arasında Adalet Bakanlığı’nca kurulan Ceza ve Ceza Muhakemesi Kanunu Reform Komisyonları üyeliği yapmıştır. 1989-1999 yılları arasında Bordeaux IV Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yılda bir ay lisansüstü eğitimde “Uluslararası Ceza Hukuku” dersi ve lisans öğrencilerine de konferanslar vermiş ve Fransız Hükümetince kendisine 1991 yılında akademik sınıftan “şövalyelik unvanı ve beraatı” verilmiştir. Hukuk alanında yayınlanmış pek çok Türkçe ve Fransızca kitap, çeviri, makale sahibidir.

Bu içerik daha önce İdeal Hukuk dergisinin 5. sayısında yayımlanmıştır.

Paylas.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: