Kısa Süreli Hapis Cezalarının Özel İnfaz Şekilleri* - TÜRKİYE HUKUK

Kısa Süreli Hapis Cezalarının Özel İnfaz Şekilleri*

0

Av. Mustafa Tırtır / İstanbul Barosu Avukatı

Aile reisini hapishaneye gönderen aynı mahkeme kararı, anneyi her gün yoksunluğa çocukları terk edilmeye ailenin tümünü serserilik ve dilenciliğe sürüklemektedir. Suç bu bağlantı içinde kök salma tehdidi içindedir (2).

Lucas

Bilindiği üzere 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (3), 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun (4)’un 8. maddesinde yer alan kısa süreli hapis cezalarının özel infaz şekilleri, 5275 sayılı kanunun 110. maddesinde düzenlenmiştir. 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun yürürlükten kalkmış olsa da bu çalışmamızda her iki kanun birlikte ele alınacak, ayrı ve benzer yönleri ortaya konmaya çalışılacaktır. Her iki kanunu özel infaz usulleri yönünden irdelediğimizde çok büyük farklılıkların karşımıza çıkmadığını belirtebilmek mümkündür.

Şu hususu belirtmek isteriz ki, özel infaz usullerine karar verme yetkisi, hükmü veren mahkemeye, ya da hükümlü başka yerde ise, o yerdeki aynı derecedeki mahkemeye aittir. Ancak mahkeme re’sen cezanın, özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verememektedir. Hükümlü ya da vekili tarafından bu yönde talepte bulunulduğu takdirde mahkemeler karar verilebilmektedir.

Ayrıca 647 sayılı CİK’da özel infaz usulüne göre karar vermek için 60 gün ve 4 aylık süreler öngörülmüştü. 5275 sayılı CGİK’te ise 6 ay ve hatta 3 yıla kadar olan hapis cezalarının infazı da özel infaz usulüne göre çektirilebilecektir. Cezaevi koşulları ile cezaevinde bulunan hükümlü sayısının çok olduğu dikkate alındığında, hapis cezası kesinleşmiş olan hükümlünün, cezasının cezaevi dışında infaz edilmesi ya da yalnızca hafta sonu ve geceleri infaz edilmesi, hükümlülere verilmiş olan mahkemenin takdirine bağlı bir haktır. 5275 sayılı CGİK ile genişletilen bu hakkın kapsamını şu şekilde belirtebiliriz :

1)HAFTA SONU İNFAZ:

a)Ön Koşul – Hapis cezasının miktarı:
Öncelikle belirtmek gerekir ki, CGİK’in 110. maddesinin 1. fıkrasına göre hükmedilen cezanın infazının hafta sonu gerçekleştirilebilmesi için 6 ay ya da daha az süreli hapis cezası olması gerekmektedir.

b)Yetkili Mahkeme:
CGİK’nın 110. maddesine göre yetkili mahkeme hükmü veren mahkemedir. Eğer hükümlü başka bir yere nakledilmis ve cezasının infazı o yerde gerçekleştiriliyor ise, o yerdeki aynı derecedeki mahkeme hükümlünün ya da müdafiin talebi üzerine bu kararı verebilecektir

Burada yeniden belirtmek gerekir ki, ancak talep üzerine bu kararlar verilmektedir. Madde metninde yer alan “karar verilebilir” ibaresi dikkate alındığında, söz konusu kararın hakimin takdirine bırakıldığı anlaşılacaktır.

c)İnfazın gerçekleştirileceği günler:
CGİK’in 110. maddesinin 1. fıkrasına göre ; hükümlü her hafta Cuma günü saat 19.00’da cezaevine girecek, Pazar günü saat 19.00’da cezaevinden çıkacaktır. Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi İle Ceza Ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 52/1a-3. maddesine göre bu hükümlülerin cezası, diğer hükümlülerden ayrı bir yerde infaz edilir (5).

Hafta sonu infaz sisteminde, hükümlünün erkek ya da kadın olması, belli bir yaşın altında ya da üstünde olması gibi niteliklerin infaz usulüne herhangi bir etkisinin olmadığını belirtmek gerekmektedir. Önemli olan burada yaş ve cinsiyet sınırlaması olmadan cezanın hafta sonu infaz edilmesidir.

647 sayılı CİK gereğince, hafta sonu infazdan faydalanabilmek için, hükmedilen hapis cezasının 60 günlük sürenin altında olması gerekmekte idi. Aksi takdirde hafta sonu infazdan yararlanılamamakta idi6. CGİK’da ise, bu süre, 6 ay olarak belirlenmiştir.

2) GECELERİ İNFAZ:

a)Ön Koşul – Hapis cezasının miktarı:
Hükmedilen ceza miktarının hafta sonu infazda olduğu gibi, 6 ay veya daha az süreli hapis cezası olması gerekmektedir.

b)Yetkili Mahkeme:
CGİK’nın 110. maddesinin 1. fıkrasına göre ; hükmü veren mahkeme, hükümlü başka bir yerde ise aynı derecedeki mahkeme yetkilidir.

c)İnfazın gerçekleştirileceği günler:
CGİK’in 110. maddesinin 1. fıkrasına göre ; hükümlü her gün akşam saat 19.00’da cezaevine girecek, ertesi gün saat 07.00’da cezaevinden çıkacaktır. Madde metninde yer alan “Her gün” ibaresinden, infazın haftanın bütün günlerinde yapılacağı anlaşılmaktadır. İnfaz Tüzüğü’nün 52/1a-3. maddesine göre bu hükümlülerin cezası da, hafta sonu infazda olduğu gibi, diğer hükümlülerden ayrı bir yerde infaz edilir. Geceleri infazda her gece 1 gün olarak sayılacaktır (7).

Geceleri infaz sisteminde de, hükümlünün erkek ya da kadın olması, belli bir yaşın altında ya da üstünde olması gibi niteliklerin infaz usulüne herhangi bir etkisinin olmadığını belirtmek gerekmektedir. Önemli olan burada yaş ve cinsiyet sınırlaması olmadan cezanın geceleri infaz edilmesidir.

647 sayılı CİK yürürlükte iken, hükümlünün geceleri infaz rejiminden faydalanabilmesi için hükmedilen cezanın 4 aydan fazla olmaması gerekmekte idi. CGİK ile bu süre 6 aya çıkarılmıştır.

3) KONUTTA İNFAZ:

CGİK’in 110. maddesi incelendiğinde üç ayrı grup kişiler yönünden hükmedilen hapis cezasının konutta çektirilebileceği anlaşılmaktadır. Bu üç grup kişileri şu şekilde belirtmek gerekmektedir. Bunlardan ilki kadın ve 65 yaşını bitiren hükümlüler yönünden konutta infaz, ikincisi 70 yaşını bitirmiş kişiler yönünden ve 75 yaşını bitiren hükümlüler yönünden konutta infazdır. Her üçü arasında bilhassa süre yönünden farklılıklar mevcuttur. Şimdi her iki grubu şu şekilde açıklayabiliriz.

A) Kadın ve 65 yaşını bitiren hükümlüler yönünden konutta infaz :

a)Ön Koşul – Hapis cezasının miktarı :
Hükmedilen ceza miktarının, 6 ay veya daha az süreli hapis cezası olması gerekmektedir.

b)Yetkili Mahkeme :
CGİK’nın 110. maddesinin 2. fıkrasına göre ; hükmü veren mahkeme, hükümlü başka bir yerde ise aynı derecedeki mahkeme yetkilidir.

c)İnfazın gerçekleştirileceği yer:
CGİK’in 110. maddesinin 2. fıkrasına göre ; infazın gerçekleştirileceği yer hükümlünün konutudur. Bununla beraber kanunda, konuttan ne anlaşılması gerektiği belirtilmemiştir. Ancak İnfaz Tüzüğü’nde bu konuyla ilgili açıklayıcı bir hüküm öngörülmüştür. Anılan tüzüğün 52/2. maddesinin 2. bendine göre konutta infaz, hükümlünün mahkemeye beyan etmiş olduğu yerleşim yerinde yapılır.

Yine İnfaz Tüzüğü’nün 52. maddesi gereğince hükmedilen cezalara ilişkin ilâmların, Cumhuriyet Başsavcılıklarınca infazı amacıyla Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü’ne ya da bürosuna gönderileceği ve cezaların bu birimler tarafından infaz edileceği belirtilmiştir.

5402 sayılı Denetimli Serbestlik Ve Yardım Merkezleri İle Koruma Kurulları Kanunu’nun (8) 14/1-h maddesi gereğince Denetimli Serbestlik Büroları, hapis cezasını konutta çektirilmesine karar verilen kişiler hakkında hükümlünün psiko-sosyal sorunlarının çözümüne yardımda bulunacak, bu konuda zaman içerisinde rapor düzenleyecek, hükümlünün infazın gereklerine uymadığının belirlenmesi durumunda ise bu durumu Cumhuriyet Başsavcılığına bildirecektir.

Faydalanacak hükümlüler:
CGİK’in 110. maddesinin 2. fıkrasının a bendine göre kadın ya da 65 yaşını bitirmiş hükümlüler hükmedilen 6 ay veya daha az süreli hapis cezasını konutlarında infaz edilecektir. Açıkça belirtmek gerekir ki, kadınlar yönünden her hangi bir yaş sınırlaması getirilmemiş olup, hangi yaşta olursa olsun her kadın hükümlü talep ettiği takdirde bu hükümdün faydalanabilecektir. Örnek vermek gerekirse, 6 ay ya da daha az süreli hapis cezasına çarptırılan 30 yaşındaki bir kadın hükümlü cezasını konutunda çekebilecektir.

Erkekler yönünden ise, konutta infaz için 65 yaşının bitirilmesi gerekmektedir. Ancak yine belirtmek gerekir ki, madde metninde yer alan “karar verilebilir” ibaresi ile takdir hakkı mahkemeye bırakılmıştır.

647 sayılı CİK yürürlükte iken, iki şartın gerçekleşmesi halinde konutta infaz kararı verilebilmekte idi. Bunlardan birincisi hükümlünün 65 yaşını bitirmiş olması veya 65 yaşını doldurmamış olsa bile sıhhi durumu cezaevinde bulunmasına mani olacak derecede bozuk olduğu tabip raporu ile belgelendirilecek olması, ikincisi ise hükümlülük süresinin 60 günden fazla olmaması idi.

CGİK’e göre ise, 6 ayı aşmayan kısa süreli hapis cezasının konutta infazı için kadın hükümlüler yönünden yaş sınırlaması olmadan, erkek hükümlüler yönünden ise 65 yaşın ikmali ile mümkündür.

B)70 yaşını bitiren hükümlüler yönünden konutta infaz:

a)Ön Koşul – Hapis cezasının miktarı:
Hükmedilen ceza miktarının, 1 yıl hapis cezası olması gerekmektedir.

b)Yetkili Mahkeme :
CGİK’nın 110. maddesinin 2. fıkrasına göre ; hükmü veren mahkeme, hükümlü başka bir yerde ise aynı derecedeki mahkeme yetkilidir.

c)İnfazın gerçekleştirileceği yer:
CGİK’in 110. maddesinin 2. fıkrasına göre ; infazın gerçekleştirileceği yer hükümlünün konutudur. İnfaz Tüzüğü’nün 52/2-b maddesi gereğince, hükümlünün konutu, mahkemeye beyan etmiş olduğu adreste bulunan yerleşim yeridir.

İnfaz Tüzüğü’nün 52/2b maddesinin d bendine göre cezaları konutta infaz edilen hükümlülerin talepleri hâlinde konutlarının değiştirilmesine, Cumhuriyet savcısının talebi ile mahkeme tarafından karar verilebilecektir.

Faydalanacak hükümlüler:

CGİK’in 110. maddesinin 2. fıkrasının b bendine göre ; 70 yaşını bitirmiş hükümlülerin hükmedilen 6 ay veya daha az süreli hapis cezasını konutlarında infaz edilecektir. Burada 2. fıkranın a bendinde olduğu gibi, hükümlünün erkek ya da kadın olması ayrımı yapılmamaktadır.

C)75 yaşını bitiren hükümlüler yönünden konutta infaz:
a)Ön Koşul – Hapis cezasının miktarı:
Hükmedilen ceza miktarının, 3 yıl veya daha az süreli hapis cezası olması gerekmektedir. Diğer infaz usullerinde bu süre, 6 ay ve 1 yıla kadar kısa süreli hapis cezası olarak belirlenmiştir.

b)Yetkili Mahkeme:
CGİK’nın 110. maddesinin 2. fıkrasına göre; hükmü veren mahkeme, hükümlü başka bir yerde ise aynı derecedeki mahkeme yetkilidir.

c)İnfazın gerçekleştirileceği yer:
CGİK’in 110. maddesinin 2. fıkrasına göre; infazın gerçekleştirileceği yer hükümlünün konutudur. İnfaz Tüzüğü’nün 52/2-b maddesi gereğince, hükümlünün konutu, mahkemeye beyan etmiş olduğu adreste bulunan yerleşim yeridir.

İnfaz Tüzüğü’nün 52/2b maddesinin d bendine göre cezaları konutta infaz edilen hükümlülerin talepleri hâlinde konutlarının değiştirilmesine, Cumhuriyet savcısının talebi ile mahkeme tarafından karar verilebilecektir. Ancak belirtmek gerekir ki, 6 aya kadar olan hapis cezasının konutta infazı halinde konutun değiştirilmesine izin verilmemiştir.

Faydalanacak hükümlüler:
CGİK’in 110. maddesinin 2. fıkrasının b bendine göre ; 70 yaşını bitirmiş hükümlülerin hükmedilen 6 ay veya daha az süreli hapis cezasını konutlarında infaz edilecektir. Burada 2. fıkranın a bendinde olduğu gibi, hükümlünün erkek ya da kadın olması ayrımı yapılmamaktadır.

4)HUKUKİ SORUMLULUKLA İLGİLİ HÜKÜM:

Kanun koyucu CGİK’in 110. maddesinin 2. fıkrasının başına hukuki sorumluluk ile ilgili bir hüküm koymuştur.

Bu hüküm “mahkumiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme ve tazmin sureti ile tamamen giderilmesine dair hukuki sorumlulukları saklı kalmak kaydıyla…” şeklindedir.

Buna göre cezanın infazı özel usullere göre gerçekleştirilse dahi, hükümlülerin hukuki sorumlulukları saklı kalacaktır.

5)KOŞULLU SALIVERME İLE İLGİLİ DURUM:
CGİK’in 110. maddesinin 5. fıkrası gereğince, özel infaz şekilleri ile çektirilen hapis cezaları nedeniyle CGİK’in 107. maddesinde yer alan Koşullu Salıverme hükümleri uygulanmamaktadır.

Diğer bir anlatımla geceleri infaz, hafta sonu infaz, kadın ve 65 yaşını bitiren erkekler yönünden konutta infaz rejiminde, hükmedilen ceza üzerinde Koşullu Salıverme hükümleri uygulanmamaktadır.

Ancak 3. fıkrada yer alan, 75 yaşını bitiren ve 3 yıla kadar olan hapis cezalarının konuttu çektirilmesine karar verilenler hakkında, koşullu salıverme hükümleri uygulanacaktır. 3. fıkranın son cümlesi ile bu hüküm saklı tutulmuştur.

6)ÖZEL İNFAZ USULÜNE İLİŞKİN TALEP:

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Mahkeme, hükümlünün cezasının özel infaz usulüne göre çektirilmesine re’sen karar veremez (9). Ancak talep üzerine karar verebilir. 647 sayılı CİK’da bu durum açıkça yer almakta idi. Cumhuriyet savcısı, hükümlü ve kanuni vekilin bu talebi yapma hakkının olduğu 647 sayılı CİK’nın 8. maddesinde açıkça belirtilmişti. Ancak CGİK’in 110. maddesinde kimlerin bu talebi yapabileceği ile ilgili bir hükme rastlamak mümkün değildir.

Yine CGİK’in 110/4. maddesine göre, infaza başladıktan sonra da, hükmedilen cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesine karar verilebileceği belirtilmiştir. Başka bir ifade ile kişi cezasının infazı için cezaevine alındıktan ve infaza başlandıktan sonra da mahkemeye müracaatla cezanın özel infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin karar isteyebilecektir. CGİK’nın 110. maddesinde yer alan bu hüküm, 647 sayılı CİK’da yer almamakta idi.

Ayrıca hükmün kesinleşmesinden sonra özel infaz usulü ile ilgili mahkemesinden karar istenmesi gerekmektedir. Mahkemenin gerekçeli kararında infazın özel infaz usulüne göre çektirileceğine dair karar verilmesi mümkün değildir. İnfaza başlandıktan sonra da Mahkeme’den karar istenebileceği belirtilmiştir (10).

7)İNFAZIN GEREKLERİNE UYULMAMASI:

CGİK’in 110. maddesinin 6. fıkrasında infazın gereklerine “geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması halinde” cezanın baştan itibaren ceza infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceği belirtilmiştir. Madde metninde yer alan “karar verilir” amir hükmüne istinaden, infazın gereklerine aykırılık halinde ceza baştan itibaren cezaevinde çektirilecektir. Örnek vermek gerekirse, konutta infaz süresi içinde hükümlünün evinde bulunmaması halinde hükümlü cezaevine alınacak ve cezası baştan itibaren infaz edilecektir.

5237 sayılı TCK’nın 292/6 maddesi yürürlükte iken (11) kısa süreli hapis cezasının gereklerine uymayan hükümlünün 1 aydan 2 aya kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı, kalan cezasının ayrıca çektirileceği yer almakta idi. Ancak bu hüküm yapılan değişiklikle madde metninden çıkarılmıştır.

İnfaz Tüzügü’nün 52/2b maddesinin c bendine göre ; cezaları konutta infaz edilen hükümlülerin meşru ve kabul edilebilir mazeretine binaen, konuttan geçici süreli ayrılmayı gerektiren sebeplerin ortaya çıkması hâlinde, bu durum Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü ya da bürosuna hükümlü tarafından yazılı olarak bildirileceği, bu talebin Cumhuriyet Savcısı tarafından değerlendirileceği belirtilmiştir.

İnfaz Tüzüğü’nün 52. maddesine göre, hükümlünün konutta infazın gereklerine uyup uymadığı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü ya da bürosu tarafından değerlendirilecek, hükümlünün yükümlülüklere aykırı hareket etmesi hâlinde durum, Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilecektir.

647 sayılı CİK’nın 8/son maddesinde ise, kasten ya da ihmal suretiyle infaz kararına aykırılık halinde hükümlüye 1 ay hapis cezası verileceği ve ayrıca geri kalan cezanın ayrıca cezaevinde infaz edileceği belirtilmişti.

8)VERİLEN KARARLARA İTİRAZ:

Cezanın özel infaz rejimine göre çektirilmesine hükmü veren mahkeme, hükümlü başka bir yerde ise aynı derecedeki mahkemenin yetkili olacağını belirtmiştik. Bu mahkemeler tarafından verilen kararlara 5271 sayılı Ceza Mahkemeleri Kanunu’nda yer alan itiraz hükümleri uyarınca itiraz etmek mümkündür. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.

9)SONUÇ :

5275 sayılı CGİK ile kapsamı genişletilen kısa süreli hapis cezalarının özel infaz şekilleri, hükümlünün topluma uyumu, toplumdan kopmaması, suçlu kimliği kazanmaması yönünden önem taşımaktadır.

Günümüzde bir çok ülkede kısa süreli hapis cezalarının infazı cezaevinde yapılmamakta, ya belirlenen özel infaz rejimine göre çektirilmekte ya da hakimleri geniş takdir yetkisi verilmektedir.

Bu nedenle CGİK’in 110. maddesinde belirtilen özel infaz şekillerinden madde metninde yer alan şartları gerçekleştiren hükümlüler faydalanmalıdır. Kişilerin cezaevlerine gönderilmeleri onların tamamen ıslah edilmeleri, topluma tamamen kazandırılan kişiler olarak cezaevinden tahliye edilmeleri anlamına gelmemektedir. Bu konuda ünlü ceza hukukçusu Franz Von Liszt (12), 1900’lü yıllarda “Eğer bir genç ve bir yetişkin suç işler ve biz onu serbest bırakırsak, onun tekrar suç işleme ihtimali, bizim onu cezalandırmamızdakine göre daha azdır” diyerek cezaevi ile ilgili önemli bir tespit yapmıştır. Özel infaz şekillerine göre infaz edilen hükümlülerin denetiminin yapılması halinde, toplum ve hükümlünün yakınları için faydalı olacağı unutulmamalıdır.

*Bu makale, Av. Mustafa Tırtır’ın izniyle yayımlanmıştır.

(2) Foducalt, 340, nakleden Timur Demirbaş, İnfaz Hukuku, Ankara 2003, sh.72.
(3) Bundan sonraki bölümlerde CGİK olarak zikredilecektir.
(4) Bundan sonraki bölümlerde CİK olarak zikredilecektir.
(5) 6 Nisan 2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bundan sonraki bölümlerde İnfaz Tüzüğü olarak adlandırılacaktır.
(6) Bkz. 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 8/2. maddesi.
(7) Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nün 5.11.1968, 29/69 sayılı genelgesi.
(8) 3.7.2005 tarihinde kabul edilen Kanun, 20/07/2005 tarih ve 25881 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Ayrıca Bkz. http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/1532.html (26.01.2007)
(9) Erhan Günay, Açaklamalı – Uygulamalı Ceza ve Gütvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, Ankara 2006, sh.217.
(10) Erhan Günay, Açaklamalı – Uygulamalı Ceza ve Gütvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, Ankara 2006, sh.219.
(11) Bu hüküm 8.7.2005 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan, 29.6.2005 tarih ve 5377 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile metinden çıkarılmıştır.
(12) Nakleden Timur Demirbaş, Timur Demirbaş, İnfaz Hukuku, Ankara 2003, sh.72.

Bir önceki yazımız olan Türkiye'de Kurumsal ve Mesleki Tahkim Merkezleri ve Dünyadaki Örnekleri* başlıklı makalemizde Jacques Covo ve uluslararası tahkim kongresi hakkında bilgiler verilmektedir.

Paylas.

Yorumunuz

%d blogcu bunu beğendi: