Yeni Hayvan Hakları Yasasının Yerel Yönetimler (Belediyeler) Üzerindeki Etkisi

Av Gülşah GÖRÜR
Sarıçam Belediyesi Hukuk İşleri Müdürü
Adana Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı


Ülkemizde hayvan hakları alanında geçerli olan yasa 2004 yılında yürürlüğe giren 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’dur. Ancak yasa günümüzde ne yazık ki beklentileri karşılama noktasında yetersiz kalmakta, kamu vicdanında da artık karşılık bulamamaktadır. 

Hayvana karşı şiddet, işkence ve her türlü kötü muamele karşısında “sahipli, sahipsiz” ayrımı gözetmeksizin faillere hapis cezası öngören; yerel yönetimlerin de hukuki ve cezai sorumluluğa tabi olduğu yeni bir yasa talebinin önünde durabilmek pek mümkün değildir. Nitekim  Türkiye Büyük Millet Meclisi 27. Yasama Dönemi 3. Yasama Yılı içerisinde “Hayvanların Haklarının Korunması ile Hayvanlara Eziyet ve Kötü Muamelelerin Önlenmesi için Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu” Ekim 2019’da tamamlanmıştır. 

Hayvanların haklarının korunması, hayvanlara eziyet ve kötü muamelelerin önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla 12 milletvekilinden oluşan Meclis Araştırması Komisyonunca sürdürülen görüşmelere birçok baronun hayvan hakları komisyon ve kurul temsilcisi avukatlar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, Türkiye Belediyeler Birliği Temsilcileri, birçok belediyede görev yapan veteriner hekim ve veteriner işleri müdürleri, üniversite temsilcileri, Tarım Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parlak Genel Müdürlüğü temsilcileri katılmış; karşılıklı istişarelerle sorunlar ortaya konularak çözüm yolları önerileri üzerinde konuşulmuştur. Benim de bizzat katıldığım görüşmeler neticesinde, Meclis Araştırma Komisyon raporu oluşturularak son halini almıştır.

Günümüzde hayvana şiddet, işkence ve kötü muamele uygulayan bireylere yönelik adli ve idari yaptırımların haricinde konuşulması gereken en ciddi sorunlardan biri belediyelerin de tabi tutulması gereken idari ve cezai sorumlulukları hususudur. 

Zira bazı belediyelerce bugün ne yazık ki birçok hayvan hakkı ihlali ve toplu hayvan katliamları gerçekleştirilmektedir. İş bu durum Meclis Araştırma Komisyon toplantılarında da katılımcılar tarafından defalarca dile getirilerek konuyla alakalı çözüm önerileri üzerine konuşulmuştur.

Okuma önerisi:  Doç. Dr. Hasan Yücel Başdemir Demokrasi Okulu Ders Notları

Komisyon raporu uyarınca, yasalaşması beklenen hayvan hakları yasa tasarısının içeriğini oluşturacağını düşündüğümüz hususların, yerel yönetimlere getirmesi beklenen düzenleme ve değişiklikler ana başlıklarıyla şunlardır:

1.Öncelikle şehirlerde popülasyon kontrolünü sağlamak amacıyla uygulanması önerilen tek yöntem kısırlaştırma olup, kısırlaştırmanın başarıya ulaşabilmesi ancak tüm ülke çapında seferberlik halinde uygulanmasıyla mümkündür. Bu amaçla öncelikle şehirlerdeki sahipli ve sahipsiz hayvan sayısının, coğrafi dağılımının tespit edilerek buna göre hareket edilmesi öngörülmektedir. Kısırlaştırma sürecinin doğru yönetimi için belediyelere bütçe tahsisi,veteriner hekim, yardımcı teknik ve destek personel istihdamı ivedilikle gerçekleştirilmeli, kısırlaştırma operasyonunun bir cerrahi girişim olduğu gerçeğiyle asgari teknik koşulları mevzuatla belirlenen klinik ve kısırlaştırma merkezleri ile hayvanların operasyon sonrası bakımları için gerekli barındırma alanları planlanmalı. Hayvanların yakalanabilmesi için tüm personele yönelik eğitimlerin düzenlenmesi ve gerekli donanımın temini sağlanmalıdır.

2. Belediyelere, hayvanların korunmasına yönelik faaliyetleri için gelecek yılın bütçesini belirlerken bir önceki yıla ait gerçekleşmiş bütçenin belli bir oranında bir sonraki yılın bütçesine pay koyma zorunluluğu getirilmelidir. (Halihazırda böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır.) Ayrıca, Tarım ve Orman Bakanlığınca yerel yönetimlere yönelik desteğin kapsamı ve miktarı genişletilmelidir. 

3.Yerel yönetimler hazırladıkları stratejik planlarda hayvanlarla ilgili çalışmalar konusunda bakanlığa bilgi vermeli, bakanlık bu konuda yönlendirme ve planlama yapmalıdır.

4.Hayvan refahı ve sağlığı açısından önemli risk doğuran, belediyelerin bakımevi kurma sorumluluğunu devralarak sürekli ve uzun vadeli popülasyon kontrolü yapılmasına engel olan, yine aynı nedenle, hayvanlara rutin sağlık hizmeti sunulamaması sonucunu doğuran belediyelerin mobil kısırlaştırma ünitelerinin ve buna yönelik mevzuat düzenlemesinin bütünüyle kaldırılması gereklidir.

5.Sokağa terk edilen bir hayvanın sahipli olduğunun anlaşılabilmesi için, kimliklendirmeye ilişkin mevzuat ivedilikle yürürlük kazanmalıdır. Kimliklendirme belediyelerin birbirlerinin sınırlarına hayvan bırakmasının da önüne geçecektir.

Okuma önerisi:  Devlet Destekli Uluslararası Terörizm*

6.Kanunun etkin bir şekilde uygulanabilmesi maksadıyla sahipsiz hayvanların rehabilitasyonuyla ilgili yükümlülüklerini (hayvan bakımevi kurulması, kısırlaştırma, aşılama, tedavi) yerine getirmeyen yerel yönetimlere yaptırım uygulanmasına dair kanuna hüküm eklenmesi, kanunun etkin bir şekilde uygulanabilirliğini sağlayacaktır. Kısırlaştırma ve hayvanların korunmasına yönelik diğer uygulamaları gereği gibi yapmayan yerel yöneticilere adli ve idari yaptırım uygulanmalıdır.

7.5393 sayılı belediye kanununun belediyelerin görev ve sorumluluklarını düzenleyen 14. maddesinde, belediyelerin hayvanlarla ilgi görevi/görevleri yer almalıdır. Hayvan bakımevlerinde çalışacak personelin çalışma alanları ve görev tanımlarının belirlenmesi, tüm personele eğitim ve sertifikasyon zorunluluğu getirilmesi, sertifikası olmayan personelin buralarda çalıştırılmaması önem arz etmektedir. 

8.Hayvan bakımevlerinin şeffaf şekilde yönetilmesi, kamerayla izlenmesinin mümkün hale getirilmesi önerilmektedir. 

9.Geçici hayvan bakımevleri kapsamı, 5996 sayılı kanunda tanımlandığı şekliyle klinik, izolasyon/karantina birimi; hayatını tek başına idame ettiremeyecek derecede hasta ya da engelli hayvanların barındırıldığı birimler; sahiplendirme, mama hazırlama ve üretim, atık toplama gibi birimler olarak tam teşekküllü olmalıdır. 

10.Belediyelerin geçici hayvan bakımevlerinde yirmi dört saat nöbetçi veteriner hekim bulundurulmalıdır.

11.Sahipsiz hayvanların beslenmesi maksadıyla, yerel yönetimler tarafından hayvanseverlerle iş birliği içerisinde belirlenecek beslenme odaklarının oluşturulmasıyla serbest yaşayan hayvanlara ilişkin süreçlerin çevre kirliliği ve hijyenle alakalı problemlere sebebiyet verilmeksizin sistematik ve daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olacaktır. (5199 sayılı yasada her ne kadar belediyelerin yerel hayvan koruma görevlileriyle koordineli çalışmasını öngörmüş olsa da uygulamada bu durum ne yazık ki söz konusu olmamıştır.)  

12.Havai fişek kullanımının yasaklanması, hayvan dövüşlerinin önüne geçilmesi ve fayton kullanımının kısıtlandırılması konusunda da yerel yönetimlere sorumluluk getirilmesi öngörülmektedir.

Meclis Komisyonu  faytonların tüm yurtta bütünüyle kaldırılmasının uygun olacağı değerlendirmesini yapmıştır. Ancak, faytonların yüzyıllardır kullanıldığı, tarihi ve kültürel miras değeri taşıdığı bazı noktalarda, belirlenecek standartlar dahilinde, atlı fayton çalıştırılmasına izin verilebileceği değerlendirilmiştir. Görüşmelere katılan hayvanseverler ve hayvan hakkı savunucularınca atlı faytonun tüm yurtta tamamen yasaklanması talebi iletilmiş olsa da  “Fayton taşımacılığının tarihi değer taşıdığı alanların belirlenmesi ve bunlar arasından seçim yapılarak fayton çalıştırılmasına izin verilecek yerlerin kararlaştırılması, belirlenecek alanlarda düz ve kısa bir rotada, sınırlı sayıda faytonun hazırlanacak bir mevzuat çerçevesinde çalıştırılması, faytonların ulaşım amacıyla kullanılmaması, ulaşım gereksinimi olan bölgelerde ivedilikle elektrikli ulaşım araçlarının kullanımına geçilmesi” öngörülmüştür.

Bu vesile ile bir kez daha belirtmek isteriz ki atlar için eziyet haline gelen atlı fayton uygulamasının tüm yurtta tamamen -istisnasız şekilde- sonlandırılması gerektiğine inanmaktayız. 

Okuma önerisi:  Türk Ceza Kanununda Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Ticareti Suçları

Geleneklerinde, tarihinde, inancında hayvan sevgisine her daim rastladığımız güzel ülkemizde hâlâ hayvanların öldürülmesi, şiddet, işkence ve kötü muameleye maruz kalması hem hukuken hem de vicdanen kabul edebileceğimiz bir durum değildir. Hayvanların yaşam hakkını güvence altına alan bir Hayvan Hakları Yasası‘nın en kısa sürede yürürlüğe girmesi dileğiyle.