Efendim bizim Altuğ’u hatırlıyorsunuz, hani Ücretli Öğretmene Ders Hazırlık Ödenir mi? yazımızın kahramanı; geçenlerde beni Devlet Sanatçısı, Ressam Funda Cumbulile tanıştırdı, Meltem Cumbul’un ablası. Masada hukukçu olunca hemen sorular gelir. Ülkemizde her üç kişiden birinin ya davalı ya da davacı olduğunu düşünürsek fevkalade de normaldir bu, yakışır hukuk jargonunda “Seni sürüm sürüm mahkemelerde süründürürüm” tehdidi bulunan ülkemize.

Sorular gelsin tabii, başka nasıl müvekkil bulunulacak da rahmetli amcam Av. Şükrü Türkeş böyle durumlarda “ne avukatısınız” sorusuna deniz ticaret hukuku diye cevap verirdi. Amca biz ne anlarız, o piyasada birkaç şirket vardır orayı domine eden, armatörler onlarla çalışır. Gemi adamının iş hukuku, tedarikçinin tahsil edemediği mazotu desen, onu da öncesinde kaptan sonrasında avukat olanlar paylaşır dediğimde de “zaten vekalet vereceği filan yok, bari havamız olsun” derdi.


Lakin bu sefer soru öyle gelmedi, “fikr-i sınai haklarla ilgili bilginiz var mı” olarak döndü. Şimdi, dünyamız uzmanlık çağı, öyle her şeyi bilirim olmaz. Doktor 6 yıl tıp fakültesine gidiyor, sonra bir o kadar da uzmanlık okuyor belli bir alanın doktoru olabilmek için. Avukat da öyle olmalı. İtalya’da en fazla üç alanda çalışabilirsiniz hepsinin sınavında da başarılı olmak şartıyla. Bizde de öyle olmalı da insan gene de kendisine yediremiyor ben anlamam demeyi. Öyle ya, ne kadar zor olabilir ki hukuk formasyonunu kapmışsanız, mevzuatı da takip edebiliyorsanız?

İşte ülkemizdeki Kafkaesk Hukuk Sarmalının bir sebebi de bu zihniyettir. Bilemezsin kardeşim. Göz doktoru diyor mu ben altı sene tıp okudum, böbrekten de anlarım diye? Sen de sus, bilmiyorum de.

Şimdi adını vermeyelim, bir kuruluş sevgili Funda’nın bir resmini 2016 yılında ondan izin almadan ama resimde onun da adını zikrederek kendi dergilerinin web sayfalarında kullanıyor. Olaydan 2024’te haberdar olunuyor.

8 yıl önce olan bir haksız fiil olduğu için aklıma İhtar Zaman Aşımını Keser mi? yazımız geldi. Ne diyordu orada, TBK m. 146,  kanunda aksi bir hüküm olmadıkça tüm alacaklar 10 yıllık zaman aşımına tabiidir. E neydi bu aksi hükümler, hani TBK m. 147’de sayılmıştı kira, işçi alacakları gibi dönemsel edimler. Tamam, bu dönemsel edim değil. Ama m. 146’da kastedilen kanun da sadece Borçlar Kanunu değil! Ya Sınai Mülkiyet Kanunu’nda aksi bir hüküm varsa? Bir dakika, resim Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamına girmez mi?

Gülmeyin, gülmeyin, bu gözler ne dilekçeler gördü, aynı davada aynı dilekçede hem müspet zararı hem de menfi zararı talep eden meslektaş da gördü, ben yanlış kanuna bakmışım, çok mu? Yahu ülkede, ceza davasında aleyhe hususları kabul etmeyen müdafi var!

Kanunda aksi bir hüküm yok. Ama ya Yargıtay uygulaması farklıysa? O nasıl mı oluyor, mesela işe iade davasında işgören işe mahkeme kararına rağmen başlatılmazsa kendisine 4 ile 8 brüt maaş arasında işe başlatmama tazminatı ödenir. E, 4 maaş mı ödeyeceğiz 8 maaş mı? Bu konuda kanunda açık hüküm yok ama 9. Hukuk Dairesi 5 yıla kadar süren iş akitlerinde 4 maaş, 15 yıla kadar 6 maaş, daha da üstüne 8 maaş ödüyor ama bu bir içtihatı birleştirme kararı değil, zaten farklı bir hukuk dairesi de bakmıyor işe iadelere, olamaz da ama özünde içtihatı takip etmiyorsanız bilemezsiniz uygulamayı.

Neyse, araştırdık, öğrendik. Eğer ortada sözleşmeden kaynaklanan bir haksız fiil varsa 5 yıl, bunun dışında 10 yıllık zaman aşımımız var fikr-i sınai haklarda. Ama ya ortada bir haksız fiil yoksa? Ya belli şartlarda eser sahibinin adını zikrederek kullanabiliyorsak?

Bu konuyu bir sonraki yazımızda irdeleyelim ancak İstanbul Hukuk’tan Saygıdeğer Hocam Av. Prof. Dr. İlhan Helvacı’nın sürekli derslerinde “bana dava açmak demeyin, dava açmayı duyunca tüylerim diken diken oluyor” lafını da unutmayalım, hukuk bürosu olan, alanının zirvesindeki akademisyenler dahi dava açmayı son çare olarak görüyorsa, siz siz olun, “hemen açarız bir dava, verin vekaleti, alırız tazminatı” diyen uygulayıcılara karşı Kanuni Vekalet Ücreti Kimin? yazımızı okuyarak yaklaşın.

Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, turkiyehukuk.org’a değil, yazara aittir.

Önceki İçerikÇevrim İçi Mülteci Hukuku Seminerleri
Sonraki İçerikİşe Alımda Algoritmik Ayrımcılık
Özgür Türkeş
1978 İstanbul doğumlu. Ön lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Adalet, lisans eğitimlerini Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim ile Anadolu Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi, yüksek lisans eğitimini BİST Spor Mali Durum ve Hisse Hareketleri Analizi adlı teziyle Beykent Üniversitesi İşletme Yönetimi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde eğitimine devam eden Türkeş, Teknik Öğretmen olarak görev aldığı MEB’de Flekso Baskıda Maliyet ders kitabı modülünü hazırladı; Eğitim Kurumları Yöneticisi olarak çalıştı. Görevine Şubat 2023’ten itibaren Adalet Öğretmeni olarak devam eden Türkeş, Fransızca ve İngilizce biliyor.