Türkiye’de Rektörlük Seçimlerinin Seyri

Türkiye’de üniversitelerin yönetiminden sorumlu rektörlerin belirlenmesi ve göreve atanmasıyla ilgili 2016 yılında yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname köklü bir değişikliği de beraberinde getirdi. Mevcut sistemi savunanlar da var, demokratik bulmayarak eleştirenler de. Dünyada rektör seçimlerinin nasıl yapıldığıyla ilgili genel fotoğrafa bakmadan önce Türkiye Cumhuriyeti tarihinde rektörlük makamının seyrini mercek altına aldık.

Rektörlük makamı, 1924’e dayanıyor

Cumhuriyet’in ilan edilmesinin ardından her alanda yapılan düzenlemeler hızla hayata geçirilirken 1924 yılında Cumhurbaşkanı M. Kemal Atatürk imzasıyla bir talimatname yayımlandı. Söz konusu talimatnamenin 18. maddesine göre Maarif Vekili, “Darülfünun Reisi” olarak belirlendi. İlgili düzenlemeye göre “Vekil, Darülfünun Emini (Rektör) vasıtasıyla Darülfünun’a nezaret edecektir.” ibaresi yer aldı. Ayrıca talimatnamede rektörün öğretim üyeleri tarafından seçilmesi ve görev süresinin de üç yıl olduğu ifade edildi. 

1933: Maarif Vekili’nin önerisi devrede

2252 Sayılı Yasa ile İstanbul Darülfünunu ve ona bağlı bütün kuruluşlar 31 Temmuz 1933 tarihinde yürürlükten kaldırıldı. 11 Ekim 1934 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararnamesi olarak yayımlanan İstanbul Üniversitesi Talimatnamesi ile, “Rektörün, Maarif Vekili”nin önerisi üzerine üçlü kararnameyle atanması öngörüldü.

1946’da “Seçilmiş Rektörler” dönem başladı

13 Haziran 1946’da çıkan 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu ile rektörlerin, üniversite bünyesindeki fakültelerin profesörler kurullarının yapacağı toplantıyla iki yıl için seçileceği belirtildi. Rektörün her seçim döneminde farklı bir fakülteden ve salt çoğunlukla seçilmesi esas alındı.

Üniversiteler Kanunu ile rektörün görevleri şunlardı:

  • Üniversitenin yönetim işlerinden sorumludur.
  • İlgili kurullara başkanlık eder ve alınan kararları uygular.
  • Fakülteler arası koordinasyon ve düzenli çalışmayı temin etmekle yükümlüdür.

1960: Rektörlerin yetki ve özgürlük alanı genişlemeye başladı

27 Ekim 1960’ta 115 sayılı Kanun’la Milli Eğitim Bakanı’nın üniversiteler üzerindeki yetkileri kaldırılmıştır. Ayrıca bu kanunla birlikte rektörlere fakülteler üzerinde denetleme yetkisi de verilmiştir. 

Okuma önerisi:  Hukukçuların Seyretmesi Gereken 10 Hukuk Filmi

1961 Anayasası ile ilk kez yükseköğretim alanında anayasal bir düzenleme yapıldı. Anayasa’nın ilgili 120. maddesinde “Üniversiteler kendi seçtikleri organlar tarafından yönetilirler” şeklindeki düzenleme ile üniversitenin yönetiminin seçimini öğretim üyelerine bırakılması özerklik verilmiştir.

1973: Yükseköğretim Kurulu kuruldu

Türk Yükseköğretim tarihinde 20 Haziran 1973 tarih ve 1750 sayılı Kanun’la ilk olarak  “Yükseköğretim Kurulu’nun” kurulması kararlaştırıldı. Fakat Yükseköğretim Kurulu’nun teşkiline ilişkin kararı Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile ilga edildi. Kanunda ayrıca rektörlerin ve dekanların seçim ve atamasında seçim usulünün benimsendiği ifade edildi.

1980: YÖK’ün üniversiteler üzerindeki etkisi artmaya başladı

12 Eylül 1980 askerî darbesinin ardından anayasal düzenleme yapılmadan önce yasalaşan 1981 tarih ve 2547 sayılı Kanun Türk yükseköğretim tarihinde ikinci kapsamlı yasal düzenleme olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kanuna göre Türkiye’de üniversitelerin yönetiminin, kurulacak olan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yürütülmesine karar verildi. Yükseköğretim Kurulu 2547 sayılı Kanuna göre, cumhurbaşkanı tarafından seçilen 7, bakanlar kurulu tarafından seçilen 7 ve üniversitelerarası kurulca seçilen 7 kişi olmak üzere toplam 21 üyeden oluşmaktadır.

Rektörlerin belirlenmesinde Cumhurbaşkanlığı makamı devrede

Anayasanın 130. maddesinin 6. fıkrasında “Rektörlerin Cumhurbaşkanınca seçilip atanacağı” hüküm altına alınmışken, Yükseköğretim Kanunu’nun “Üniversite Organlar” ana başlık altında rektörlük makamına ilişkin düzenleme içeren 13/a maddesinde “Vakıflarca kurulan üniversitelerde rektör adaylarının seçimi ve rektörün atanmasıyla ilgili mütevelli heyet tarafından yapılır” hükmü getirildi.

1982 Anayasası’nın cumhurbaşkanının görev ve yetkilerini düzenleyen 104. maddesinde, cumhurbaşkanının yürütme alanına dair yetkileri kapsamında “üniversite rektörlerini seçmek” yer almaktadır. Ayrıca daha spesifik olarak Anayasanın yükseköğretim kurumlarına ilişkin 130/6. maddesinde “rektörlerin cumhurbaşkanınca seçilip atanacağı” ifade edilmektedir.

1992: Atanmış rektörler yerini seçilmiş rektörlere bırakmaya başladı

2547 sayılı yasanın 13. maddesinde 1 Temmuz 1992’de önemli bir değişiklik yapıldı. Yükseköğretim Kanunu’nun ilgili maddesinde (13/a) yapılan bu değişiklikle atama usulü yerine seçim usulü benimsendi. İlgili değişiklikle rektörlerin üniversite öğretim üyeleri tarafından profesörlerden seçilecek adaylar arasından Cumhurbaşkanınca atanacağı ifade edildi. Rektörlük süresi 4 yıl olarak belirlendi ve bir öğretim üyesinin en fazla iki dönem rektörlük yapabilmesine olanak tanındı.

Okuma önerisi:  39 Yıl Önce Yürürlüğe Giren 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu

2016: Rektörler, Cumhurbaşkanı tarafından atanmaya başladı

2016 yılında yürürlüğe giren Kanun Hükmünde Kararname ile rektörlük seçimlerinde değişiklik yapıldı. Rektörün, üniversitelerin öğretim üyeleri tarafından seçilecek adaylar arasından cumhurbaşkanı tarafından atanması şeklinde bir karara varıldı.

Buna göre en; yüksek oy alan altı kişinin ismi Yükseköğretim Genel Kurulu’na gönderildikten sonra Kurul, bu adaylar içinden üç kişiyi rektörlük için Cumhurbaşkanına sunar. Cumhurbaşkanı da üç aday arasından birini seçerek rektör olarak atar.

Vakıf üniversitelerinde ise, mütevelli heyetinin belirlediği rektör adayı YÖK’ün olumlu görüş vermesinin ardından Cumhurbaşkanı tarafından atanır.