Ana Sayfa Blog Sayfa 138

Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu’nu Anma Toplantısı

Düzenleyenler

İstanbul Barosu ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından “Prof. Dr. Erdoğan Moroğlu’nu Anma Toplantısı” düzenlenmekte.

Tarih ve saat

29 Mayıs 2021 saat 11.30

Yer/Katılım

Düzenlenen etkinlik çevrim içi ortamda https://www.youtube.com/c/%C4%B0stanbulBarosuTV/featured adresinden takip edilebilir.

Konuşmacılar

  • Ömer Ekmekçi (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı)
  • Mehmet Durakoğlu (İstanbul Barosu Başkanı)
  • Ersin Çamoğlu (Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi)
  • Mehmet Helvacı (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi)
  • Mehmet Bahtiyar (Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi)
  • Füsun Nomer Ertan (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi)
  • Arslan Kaya (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi  Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Başkanı)
  • Ayşe Albayrak Doğan (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Üyesi)
  • Seda Özmumcu (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi)
  • Abuzer Kendigelen (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi)
  • Saibe Oktay Özdemir (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi 
  • Zehra Şeker Öğüz (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Deniz Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi) 

Etkinlik Konuları

  • Limited şirkette genel kurulun pay devrine ilişkin onay kararının reddi ve hukuki sonuçları
  • Anonim şirket paylarının miras yoluyla geçişine ilişkin bazı sorunları
  • Sınai mülkiyet haklarının haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunması
  • 22.07.2020 t. ve 7251s. Kanunla istinaf incelemesi sonunda verilebilecek kararlara dair HMK’nın 353 ve 356. maddelerinde yapılan değişikliklerin değerlendirilmesi
  • Dava şartı arabuluculuğun yargılama hukukuna yansımaları ve olası sorunlar
  • Hak ve alacak rehninde sorunlu hususlara ilişkin değerlendirmeler
  • Sigortacının tazminat ödeme borcu

1. Uzay Bilimleri Sempozyumu

Düzenleyen

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Gözlemevi  tarafından “1. Uzay Bilimleri Sempozyumu” düzenlenmekte.

Tarih ve saat

29 Mayıs 2021 saat 10.00

30 Mayıs 2021 saat 11.00

Yer/Katılım

Sempozyum çevrim içi ortamda düzenlenecek ve https://www.youtube.com/watch?v=vc0XK-fUwFs adresten takip edilebilir. 

Konuşmacılar

  • Tolga Güver (İstanbul Üniversitesi Gözlemevi Müdürü)
  • Sayım Yorğun (İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Dekanı)
  • Ömer Ekmekçi (İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı)
  • Mahmut Ak (İstanbul Üniversitesi Rektörü)
  • Mehmet Fatih Kacır (Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı)
  • Şuay Alpay (Milli Savunma Bakan Yardımcısı)
  • İsmail Demir (Savunma Sanayi Başkanı)
  • Temel Kotil (TUSAŞ Genel Müdürü)
  • Barış Kablamacı 
  • Korhan Yelkenci
  • Semih Akçomak
  • Billur Engin Balın
  • Türkan Turan
  • Cevher Levent Ertürk
  • Serdar Hüseyin Yıldırım (TUA Başkanı)
  • Ahmet İncekara 
  • Emine Tahsin
  • Furkan Börü
  • Itır Toksöz Bullens
  • Verda Neslihan Akün
  • Enver Arıkoğlu
  • Bora Yıldız
  • Faruk Kerem Giray
  • Cahit Yeşilyaprak
  • Funda Bostancı
  • Merve Erdem Burger
  • Medeni Soysal
  • Sinan Aliş
  • Yeliz Neslihan Akın
  • Mithat Zeki Dinçer
  • Murat Kaplan
  • Reşat Volkan Günel
  • Sadık Ünay
  • Füsun İstanbullu Dinçer 
  • Yasemin Taşkın
  • Zinnur Tunç
  • Haluk Zülfikar

Sempozyum Konuları

  • Türkiye’nin Uydu ve Uzay Projelerinin Dünü ve Bugünü
  • Uzay Araştırmalarının Dünü, Bugünü ve Yarını
  • Türkiye’nin Teknoloji Politikası ve Uzay Endüstrisi
  • Türkiye’de Uzay Araştırmaları Sektöründe Yapılan Çalışmaların Gelişme ve Refah Düzeyine Katkısı
  • Türksat 6A Uydusu ve Milli Ekonomimize Katkısı
  • Türkiye’nin Uzay Hedefleri
  • Kapasite Yaklaşımı ve Görev Odaklı Projeler Kapsamında Türkiye Uzay Çalışmalarının Analizi
  • Uzaya Gitmek ya da Gitmemek: İşte Bütün Mesele Bu!
  • Uluslararası Andlaşmalar ve Belgeler Çerçevesinde Uzay Hukuku
  • Uluslararası Hukukta “İnsanlığın Ortak Mirası” Kavramı ve Uzayın Hukuki Statüsü 
  • Uzay Çağında Yeni Yönetim Paradigmaları
  • Türkiye’nin Uzay Bilimleri 2023 Vizyon Projesi “DAG” ve Uzay Bilimleri Ekosistemi
  • Güneş Parlamaları ve Uydulara Etkisi
  • Uzay Hukukunda Tartışılan Güncel Konular
  • Teknoloji ve Hukukun Uzay Alanındaki Etkileşimi ve Birleşmiş Milletlerin Rolü
  • Bir Uzay Hukuku Sorunu: Takım Uydular
  • Uzay Ekonomisinde Kamu İhaleleri: Uzay İhaleleri
  • Asteroid Madenciliği
  • Uzay Hukukunda Ekonomi Politiği
  • Küresel Rekabet Stratejileri Bağlamında Türkiye’nin Uzay Programı
  • Uzay Turizmi
  • Uzay Araştırmalarına Ayrılan Bütçenin Artırılmasında Finansman Arayışı ve Bir Finansman Kaynağı Olan Vergiler Açısından Mükellef Uyumunun Araştırılması
  • İklim Değişimi ve Uzay Ekonomisi İlişkisi Üzerine Değerlendirmeler

Filistin’de İnsan Haklarını Savunmak

Düzenleyen

Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi, İbn Haldun Üniversitesi tarafından “Filistin’de İnsan Haklarını Savunmak” konulu bir webinar düzenlenmekte.

Tarih ve Saat

29 Mayıs 2021 saat 10.00

Yer/Katılım

Webinar çevrim içi ortamda https://www.youtube.com/channel/UCe9gWyiD-mbtm5wkxJRXv3Q adresinden takip edilebilir.

Konuşmacılar

  • Berdal Aral (İstanbul Medeniyet Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü)
  • Ali Osman Karaoğlu (Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi)
  • Anas Zeineddin (FSMVU UHAM Koordinatörü)
  • Kudret Bülbül (Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi)
  • Ahmet Uysal (ORSAM Başkanı)
  • Muhammed Hüseyin Mercan (Marmara Üniversitesi)
  • Fethullah Bayraktar (Ankara Siyasal Bilgiler Üniversitesi)
  • Fatma Kahraman Gül (Yalova Üniversitesi)
  • Yaser Snoubar (Katar Üniversitesi)

Webinar Konuları

  • Filistin Devleti ve Uluslararası Hukuk
  • Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Filistin’de İsrailli Yerleşimciler Sorunu
  • İsrail’in Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde Yargılanması
  • Kudüs’ün Anlamı ve Yapılabilecekler
  • Filistin Meselesi’nin Jeopolitik Önemi 
  • İsrail’in Artan Saldırganlığının Nedenleri Üzerinde Bir Değerlendirme
  • “İnsansız” Coğrafyanın “Haksız” İnsanları: Filistinliler
  • Filistin’de Engelli Hakları
  • Filistin’de Engelli Olmak ve Çocuk Hakları İhlali 

Av. Ömer Aykul:Kanal İstanbul’da İç Hukuk Uygulanamaz

Avukat Hakları Grubu Samsun’un çevrim içi yayınında ekolojik hukuk ve çevre hukuku ele alındı. Yayına katılan Avukat Ömer Aykul, Kanal İstanbul’dan Sinop’ta yapımı devam eden nükleer santrale kadar pek çok konuda önemli bilgiler paylaştı.

Ekolojik Hukukun Odağında Canlı Ekosistem Vardır

Gönüllü sivil toplum kuruluşlarının 19. yüzyılın sonunda ortaya çıkmaya başladığını belirten Av. Ömer Aykul, “İnsanlar devletin ve şirketlerin kendi hak menfaatlerini ve devamlılığını sağlamak için doğal varlıklar üzerinde oluşturmuş oldukları hegamonyayı yıkmak için mücadeleye başlamışlardır. Mücadeleye başladıkları zaman da ekolojik hukuk ve çevre hukuku ortaya çıkmıştır. Ekolojik hukuk, çevre hukukuyla eşit midir? Hayır değildir. Ekolojik hukukun odak noktası canlı sistemlerin olduğu hukuktur. Orman hukuku, toprak hukuku, biyolojik çeşitlilik, deniz hukuku, kıyı hukuku, ve sularla ilgili hukuk  ekolojik hukuka girer.” dedi.

Mekânsal Planlamalar Çevre Hukukunda Karşımıza Çıkmakta

Çevre hukukunun ilgilendiği alanlar hakkında bilgi veren Av. Aykul “İnsan merkezli olan yani insanın gelişmesini sağlayacak olan yatırımların çevreye olası zararların ölçülüp biçildiği ve en aza indirildiği sistem olan çevresel etki değerlendirmesi ile daha ağırlıklı olarak mekânsal planlamaların yer aldığı çevre düzeni ve daha alt planların çevrenin insanla ilişkili olarak planlanlamasını içeren hukuk dalları da çevre hukuku olarak karşımıza çıkıyor.” şeklinde konuştu.  

Kanun Yoksa Kanal Yasalara Aykırıdır

Eski Meclis Başkanlarından Nizamettin Cindoruk’un “Kanal İstanbul için kanun olmalı” şeklindeki sözlerini hatırlatan Aykul, “Anayasa’nın 43. maddesi ‘Kıyılar kanunla düzenlenir’ diyor. 3621 Sayılı Kıyı Kanunu’nun 6. maddesine baktığımızda kıyılar iskeleye kadar sayılmış ve yapı inşasına izin verilmediği görülmektedir. Kanal İstanbul’da önce bir Anayasa’ya aykırılık sorunu var. Yalnızca İstanbul’u Türkiye’yi değil, Doğu Avrupa’yı, Karadeniz’i, Ön Asya’yı ilgilendiren bir konuda stratejik çevresel etki değerlendirmesi yapmadan geçemezsiniz. Etkileme alanı olarak Çin Seddi’nden sonra dünyadaki en büyük proje bu olabilir.” ifadelerini kullandı.

Sadece Türk Gemileri ve Yolcuları Geçerse İç Hukuk Uygulanabilir

Kanal İstanbul’un yapılmasıyla birlikte uygulanacak hukukun tartışma konusu olduğunu belirten Ömer Aykul, Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türk boğazları dediğimiz İstanbul ve Çanakkale boğazlarıyla Marmara Denizi’nin tamamı Montrö’nün hukuku içerisindedir. Kanal İstanbul yapıldığında Türk hukuku uygulanacak deniyor. Nasıl olacak bu iş? Bunu iki nehir arasında bir kanal yaparsanız uygulayabilirsiniz. Bu kanalı şu şekilde yapabilirsiniz: Hiçbir şekilde yabancı gemi geçmez. Sadece Türk gemilerinin geçeceği içinde yabancı yük ve yabancı yolcu da taşımamak koşuluyla bir kanal yapabilirsiniz. Bunun örneği var. Almanlar 1800’lü yılların sonunda meşhur Kiel Kanalı’nı böyle yapmışlar. Sizler Kanal İstanbul’un uluslararası deniz trafiğine açılacağını söylüyorsunuz ama burada iç hukuku uygulayamazsınız.” değerlendirmesinde bulundu.

Nükleer Santrallerde Nükleer Silah Yapamazsınız

Sinop’ta yapımı devam eden nükleer santralin tamamlanmasıyla birlikte nükleer silah üretileceğine dair iddialara yanıt veren Aykul “Nükleer silah işlenmiş radyoaktif çubukların daha farklı bir teknoloji ile elden geçirilip silahlandırılmasıyla olur. Nükleer santralinizin olması sizin nükleer silah yapacağınız anlamına gelmez. Üstelik nükleer silahların yapılmayacağına dair imzaladığımız o kadar çok anlaşma var ki. Rusya ve Japonya nükleer güçtür ve onlar bağlı oldukları uluslararası anlaşmalar nedeniyle bu santralleri yaparken bu maddeleri önünüze koyarlar. Türkiye olarak nükleer silah yapamayacağız. İran gibi yasa dışı yollarla bunu yapmaya kalkacak olursak Türkiye Cumhuriyeti ve Osmanlı’nın tarihinde İran benzeri bir olayı bulamazsınız. Türkiye Cumhuriyeti hep ahde vefasıyla anlaşmalarına uyan ülke olarak tanınmıştır.” dedi.

Mağdura Yaklaşım Kılavuzu

Adalet Bakanlığı, 2019 yılında açıklanan Yargı Reformu Strateji Belgesinde mağdur odaklı uygulamaların geliştirilmesi yönünde açık hedeflere yer verilmesinin ardından 2021 yılı Mart ayında kamuoyuna açıklanan İHEP kapsamında da benzer şekilde adliyelerde suç mağdurlarının kendilerini yalnız hissetmemeleri adına yeni adımların atılacağını açıklamıştı. Bu kapsamda Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan Mağdura Yaklaşım Kılavuzu ile adli süreçte mağdur odaklı yaklaşımı destekleyen çalışmalara bir yenisi daha eklendi.

Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Başkanlığı’nın uygulayıcılara gönderdiği Mağdura Yaklaşım Kılavuzu ile birlikte adaletin, hakkın hak sahibine tesliminin yanında, mağdurun gözyaşının silinmesi ve vicdanların teskin edilmesi ile tecelli edebileceğinin altı çizildi; mağdurun, adli süreçte gözetilerek hak ve hukuk temelinde korunmasının gerekliliği vurgulandı.

Adli Süreçte Mağdur Odaklı Yeni Bir Yaklaşım

Mağdura Yaklaşım Kılavuzu, şu üç açıdan büyük önem taşımakta:

  • Hazırlanan kılavuz, adalete erişimin güçlendirilmesi yolunda önemli bir kazanım olacak.
  • Söz konusu kılavuz uyarınca adli süreçte mağdurlara hizmet sunan görevlilerin, mağdurla iletişimde belirlenen ilkeler ışığında hizmet sunmaları sağlanacak.
  • Suça maruz kalan kişiler, adli süreçte kendilerini yalnız hissetmeyecek ve mağdurlara doğru yaklaşım ilkelerinden yola çıkılarak hizmet sunulması temel hareket noktası olarak benimsencek.

Mağdura Yaklaşım Kılavuzuyla Neler Amaçlanmakta?

  • Kişilerin mağduriyet ve bireysel özelliklerini önceleyen Mağdura Yaklaşım Kılavuzu, mağdurla temas halindeki görevlilerin farklı suçlardan mağdur olan veya farklı bireysel özelliklere sahip mağdurlara yaklaşımda ortak bir tutum sergilemesi
  • Çocuklar, yaşlı ve engelli mağdurlar ile şiddet mağduru kadınlar gibi kırılgan grupların ihtiyaçları ve bu kişilere uygun tutum ve davranışlarla ilgili hâkim, Cumhuriyet savcısı, avukat, kolluk görevlisi ve sağlık çalışanında farkındalık oluşturulması
  • Yetkililerin, mağdurun hisleri ve temel gereksinimlerini tam anlayabilmesi, ayrıca mağdurun beyanının alınması sürecinde yapması / yapmaması gereken davranışlar konusunda bilinçlendirilmesi amaçlanmaktadır.

Her Kurum için Ayrı Bir Mağdura Yaklaşım Modeli


Mağdura Yaklaşım Kılavuzunda suça maruz kalan kişilerin ilk temas kurduğu kolluk görevlileri ile Cumhuriyet savcılarına yönelik, mağdurun temel ihtiyaçları, mağdurun ifadeye hazırlanması, dinlenilmesi, ifade sırası ve sonrasında görevlilerin dikkat etmesi gereken hususlara yer verilirken; yine hâkimler ve uzmanlar yanında sağlık personeli için de standart yaklaşımların sergilenmesi amacıyla bu kurumlardaki görevli farklı meslek gruplarının karşılaşılabileceği durumlarda yapılması gerekenler ayrıntılı olarak anlatılmakta.

Mağdura Yaklaşımda Dikkat Edilmesi Gerekenler

Hazırlanan kılavuzda, mağdura yaklaşımda yapılması ve yapılmaması gerekenler on beş maddeyle sıralanmakta:

  1. Mağdura anlayışlı ve güleryüzlü bir yaklaşım sergileyin.
  2. Olayı bir vaka olarak değil, mağdur nezdindeki önem ve değeri mesabesinde bakın.
  3. Aynı seviyede oturun ve göz teması kurun.
  4. Mağdurun anlattıkları ile uyumlu jest ve mimikler kullanın.
  5. Kişisel yorum yapmadan, eleştirmeden ve yargılamadan dinleyin.
  6. Mağdurun öncelikle kaygı düzeyini düşürün, hislerini de dikkate alın.
  7. Kendisini rahat ifade edebileceği uygun bir ortam sağlayın.
  8. Rahat şekilde kendini ifade edebilmesi için zaman tanıyın.
  9. Mağdurla iletişimde teknik hukuki tabirlerden ziyade yalın ve anlaşılabilir bir dil kullanın.
  10. İşlenen suç nedeni ile farklı tavır ve davranışlar sergileyebileceğini unutmayın.
  11. Mağdurun kendisinin suçlandığı algısına sebebiyet verebilecek davranış ve söylemlerden kaçının.
  12. Çelişkili beyanları netleştirmeye çalışın. Bellek yanılsaması yaşayabileceğini unutmayın.
  13. Gerekirse uzman desteğinden faydalanmasına olanak tanıyın.
  14. Olayın açıklığa kavuşturulması için zorunlu değilse, mağdurun özel hayatına ilişkin sorular sormaktan kaçının.
  15. Mağduru olumsuz etkileyecek, söylem ve davranışlardan kaçının.

Mağdura Hizmet Sunan Görevlilerin Dikkat Etmesi Gereken Noktalar

Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Mağdura Yaklaşım Kılvazunda, mağdura hizmet sunan görevlilerin dikkat etmesi gereken hususları da şu şekilde sıralamakta:

  • Dinledikleri kişinin suça maruz kalan bir mağdur olduğunun farkında olarak hassasiyetle ve sabırla kendilerini dinlemeleri
  • Mağdura adil, saygılı ve anlayışlı davranılması ve bunun gösterilmesi, kendisini doğru ifade edebilmesine olanak tanınması
  • Rahat olmadığı ve kendisini layıkı ile ifade edemedikleri görülmekte ise mutlaka uzman desteği alarak öncelikle kaygı düzeylerinin düşürülerek ifade alma süreçlerine geçilmesi
  • Bunun için gerekirse mağdura rahatlaması için fırsat verilmesi
  • Mağdura hakları yanında mağdur odaklı uygulamalar konusunda da bilgi verilmesi
  • Kaygı düzeyi yüksek olan mağdurlar için özel ortamların (Adli Görüşme Odaları) kullanılması ve mağdura uzman eşliğinde psiko-sosyal destek verilmesi
  • Adli Görüşme Odalarının mağdur odaklı dizayn edilen özel ortamlarından ihtiyaca binaen faydalanılması
  • Çocuk mağdurlara çocuk, yaşlı mağdurların yaşlılara uygun bir yaklaşım sergilenmesi ve klavuzdaki adımların takip edilmesi
  • Mağdurun etkili dinlenilmesi ile, adaletin konunun takipçisi olacağını hissetmesi ve inanması, adalete olan güveninin tahkim edilmesi
  • Mağdurların olaya ilişkin anlatımlarının ifade metnine eksiksiz şekilde dercedilmesi, mağdurun rahatlamasına fırsat verilerek olaya ilişkin bilgi ve görgüsünün ayrıntılı şekilde alınması
  • Çocuklar ile iletişim kurulurken yaş dönemleri ve o yaş dönemin özellikleri göz önüne alınarak uygun yöntemler kullanılması ve kılavuzda belirtilen yönergelerin takip edilmesi
  • Şiddet mağduru kadınlar ile yapılan görüşmelerde, mağdurun duygusal tepkilerinde dalgalanmalar olabileceğini öngörerek, mağdura kendini güvende hissettirecek, sakin ve destekleyici bir tutum sergilenmesi
  • Cinsel suç mağdurları ile yapılan görüşmelerde öncelikle bunun için oluşturulan özel merkez ve ortamların kullanılması, mağdurlara tek seferde sorulması lazım gelen tüm soruların yöneltilmesi ve ikincil örselenmelerine mahal verilmemesi, mağdura sürecin gizliliği ve mahremiyeti konusunda gereken hassasiyetin gösterileceğinin ihsas edilmesi
  • Mağdur beyanı alınmasına karşın, kaygılı görülen ve adli süreçte desteklenmesi gereken mağdurların mutlaka Adli Destek Ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne yönlendirilmesi
  • Mağdura gereken hallerde soruşturma safahati hakkında bilgi verilerek devletin konuyu titizlikle takip ettiğinin gösterilmesi

91 sayfadan oluşan Mağdura Yaklaşım Kılavuzu’nu aşağıdan inceleyebilirsiniz:

1952021192714magdurayaklasimkilavuzu

Son 9 Yılın AYM Bireysel Başvuru İstatistikleri

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanlığı, 23.09.2012 – 31.03.2021 tarihleri arasını kapsayan Bireysel Başvuru İstatistiklerinin yer aldığı bir rapor paylaştı.

Bireysel Başvuru 2017’de Zirve Yaptı

İstatistiklere göre 23.09.2012 – 31.03.2021 döneminde Anayasa Mahkemesi’ne toplam 308 bin 672 başvuru yapılırken bunların yüzde 85,9‘u sonuçlandırılabildi.

2012’den itibaren bireysel başvuru sayısı her yıl artış gösterirken arada bazı düşüşler de görülmekte. 2015, 2017, 2018 ve 2020 yıllarında bireysel başvuru sayısı bir önceki yıla göre azaldı. 2013 yılının 12 ayında toplam 9.897 olan bireysel başvuru sayısı 2017’de zirve yaparak 80 bin 756‘ya yükseldi.

Derdest Bireysel Başvuru Sayısı 2020’de %50’ye Dayandı

AYM’nin istatistikleri, derdest yani bir önceki yıldan devam edegelen dava sayısının 2020 yılında 21 bin 124 davayla zirve yaptığını göstermekte. 2019 yılından 2020’ye sarkan derdest bireysel başvuru sayısı yüzde 49 olarak gerçekleşti. En çok bireysel başvuru yapılan 2016 yılından 2017’ye derdest olan bireysel başvuru sayısı ise %1 oranla 503.

En Sık Verdiği Karar: Kabul Edilemezlik

Anayasa Mahkemesi, sonuçlandırılan 265 bin 300 bireysel başvuruda en çok kabul edilemezlik kararı verdi. 236 bin 662 başvuru için kabul edilemezlik kararı verilirken 769 başvuru için de hakkın ihlal edilmediği kararı verildi. En az bir hakkın ihlalinin olduğuna dair karara bağlanan başvuru sayısı ise 14 bin 204.

Anayasa Mahkemesi, 2013 ve 31 Mart 2021 arası toplam 769 bireysel başvuru hakkında hakkın ihlal edilmediği yönünde karar bildirdi. Bu yönde verilen en yüksek karar 225 ile 2019 yılı oldu. 2013 yılından 2017 yılına kadar hakkın ihlal edilmediği kararında artış gözlenirken 2017 ve 2020 yıllarında bir düşüş yaşandığı görülmektedir.

AYM’ye bireysel başvurularla ilgili verilen en az bir hakkın ihlali kararlarına daha ayrıntılı bakıldığında 2020 yılı öne çıkmakta. 2013 yılında 75 olan en az bir hakkın ihlali karar sayısının 2020’de yüzde 40’lık oranla 5 bin 658’e yükseldiği görülmekte. Söz konusu yöndeki karar 2016, 2017 ve 2019 yıllarında düşüş göstermiştir.

En fazla hak ihlali: Adil yargılanma hakkı

En az bir hakkın ihlal edildiğine karar verilen 14 bin 204 bireysel başvuru içinde en büyük paya sahip hak ihlalinin yüzde 62,9 ile adil yargılanma hakkı olduğu görülmektedir. Bunu 2 bin 791 kararla mülkiyet hakkı takip etmekte. AYM’nin ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine dair karar verdiği bireysel başvuru sayısı ise 611.

Hak ve özgürlük bazında ihlal kararlarının yıllara göre dağılımı incelendiğinde 2020 yılı öne çıkmakta. İstatistiklere göre 2013 yılından Mart 2021’e kadar toplam 14 bin 476 bireysel başvuru için ihlal kararı verildiği görülmektedir. 2020 yılında ise 5 bin 690 ile en yüksek ihlal kararı verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tarafından yayımlanan Bireysel Başvuru İstatistiklerinin ayrıntılı raporunu aşağıdan inceleyebilirsiniz:

bb_istatistik_2021-1-yeni

Av. Göksoy: Teknoloji Demek Bilgiye Zahmetsiz Ulaşmak Demek

Avukat Hakları Grubu İzmir’de “Hukuk Teknolojileri” konuşuldu. Çevrim içi yayında teknolojinin hukukla olan ilişkisi üzerine birikimlerini aktaran Avukat Resul Göksoy, UYAP’la ilgili sık yaşanan sorunlara dair çözüm önerilerinde bulunduklarını ancak yıllardır bu yönde ciddi adımlar atılamamasıyla ilgili eleştirilerini de dile getirdi. 

Hukuk teknolojilerinin genel anlamda tanımını yapan Av. Resul Göksoy “Hukuk teknolojileri, hukuk mesleğinde kullanılan teknolojiler için verilen genel bir isimdir. Bu teknolojiyi doğrudan veya dolaylı olmak üzere ikiye de ayırabiliriz. Doğrudan hukukta; çıkarılan bir teknolojik gelişmenin, sistemin veya donanımın hukukçuların kullanımına sunulan veya bu mesleğe özgü çıkarılan bir teknolojidir. Dolaylı hukuk teknolojileri dediğimizde ise aslında doğrudan hukuk sektörünü ilgilendirmeyen ancak hukuk sektöründe de faydalanabildiğimiz teknolojilerden bahsediyoruz.” dedi.

Teknolojik Yenilik Sistemi Daha Kullanışlı Hale Getiriyorsa Başarılıdır

Teknolojik bir gelişmenin hukuk alanında kullanılacağı zaman temkinli davranan avukatların olduğunu belirten Göksoy, buna gerek olmadığını ifade etti. Göksoy “Uluslararası Elektronik Tebligat Sistemi (UETS), ilk hayatımıza girdiğinde yaşça kıdemli olan meslektaşlarımız ‘Ya tebligat bana ulaşmazsa?’ korkusuyla UETS hesaplarını aktif etmediler. Hâlâ daha aktif hale getirmeyenler var. Mevcut sistemi daha iyi, daha hızlı, daha pratik hale getirebilen bir sistemin neden yüzde 100 sorunsuz olmasını arıyoruz? Zaten mevcut sistemde de sorunlar var. Yeni sistem, mevcut sistemin sorunlarını biraz olsun egale edebiliyorsa bence bu başarılıdır. Bence teknolojiyi kullanırken korkacak bir durum yok. Zaten o tebligat size ulaşmazsa usulsüz olacağı açık. Yapılacak bilişim incelemesiyle çok rahat ortaya çıkarılabilir bir durum. Bundan dolayı korkmak için bir sebep göremiyorum.” ifadelerini kullandı.

Teknoloji Sayesinde Bilgiye Zahmetsiz Ulaşılıyor

Teknolojiye uyum sağlamanın önemine vurgu yapan Av. Göksoy, gelişmeleri takip edemeyen avukatların geride kalabileceğinin altını çizdi. Göksoy “Teknoloji demek, bilgiye daha hızlı ve zahmetsiz erişmek demek. Avukatlık mesleğinin ana sermayesi bilgiyse bu mesleği sürdürürken bilgiye daha çok bilgiye daha hızlı şekilde erişebilen kişiler meslekte biraz daha öne geçme avantajı sağlayacaklar. Teknolojiye ayak uydurup çalışma ortamını dijitalize edebilen meslektaşlar bir tık daha öne geçebilecekler. Ofisinizdeki standartları yukarı çekemediyseniz işsiz kalma riskiniz bile olabiliyor.” şeklinde konuştu.

Teknoloji, Bilginin Tekrar Kullanılmasını Sağlar

Avukatların teknolojiyle birlikte güç kazandıklarını belirten Göksoy, teknolojiyle birlikte sağlanan avantajların önemli boyutlarda tasarrufu olduğunu söyledi. Göksoy “Teknoloji bize iş gücünden tasarruf sağlıyor. Zamandan tasarruf sağlıyor. Aynı zamanda kağıt tasarrufu sağlıyor.Teknoloji, bilginin kolaylıkla yeniden kullanılmasını sağlıyor. Örneğin önceden yazmış olduğunuz dilekçelerin içinde kelime araması yaparak veya dilekçe isimlerini düzgün kaydettiyseniz aynı konuyla ilgili başka bir dava açtığınızda bir önceki davada kullandığınız argümanlardan çok rahat bir şekilde yararlanabiliyorsunuz.” diyerek teknolojiyi kullanarak planlı ve düzenli çalışılabileceğini aktardı.

Bilişim Komisyonu Önerisi İki Kez Kabul Görmedi

Teknolojik açıdan yaşanan sorunlarla ilgilenebilecek bir komisyonun kurulması için çaba sarfettiğini belirten Göksoy, Türkiye Barolar Birliği’nin bu konuda avukatın yanında yer almadığını ve iki defa komisyon kurulmasını reddettiğini söyledi. Göksoy “Bilişimle ilgilenen, UYAP’la ilgili çözüm önerilerini paylaşan bir grup avukat, bir araya gelerek Barolar Birliği’ne ‘Bir bilişim komisyonu oluşturalım’ dedik. Çağrıya çıkılsın, bizim bilmediğimiz, meslektaşlarımız arasında teknolojiyle haşır neşir olan avukatlar vardır. Onları da davet edelim katılsınlar. UYAP’la ilgili sorunların çözümünde bu komisyon görev alsın. Avukatların talepleri, sistemin gelişimi için yapılacak olan görüşmeleri bu komisyon yapsın. Maalesef bu talebimiz iki defa iletilmesine rağmen kabul göremedi.” dedi.

5737 Sayılı Vakıflar Kanunu

20 Şubat 2008 tarihinde kabul edilen 5737 Sayılı Vakıflar Kanunu, 27 Şubat 2008 tarihli 26800 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. 4Kanun, 4 kısım 8 bölüm oluşmaktadır.

  •  BİRİNCİ KISIM 
    •  Amaç, Kapsam ve Tanımlar 
      •  Amaç 
      •  Kapsam 
      •  Tanımlar 
  • İKİNCİ KISIM 
    • Vakıflarla İlgili Hükümler 
      • BİRİNCİ BÖLÜM 
        • Tüzel Kişilik, Ehliyet, Yönetim, Temsil 
          • Tüzel kişilik 
          • Yeni vakıfların kuruluşu, mal varlığı, şube ve temsilcilikleri 
          • Yönetim ve temsil şekli 
          • Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar 
          • Yeni vakıf organlarının tamamlanması 
          • Vakıf yöneticisi olamayacaklar 
          • Vakıf yöneticilerinin sorumlulukları ve görevden alınması 
          • İdarî para cezası 
      • İKİNCİ BÖLÜM 
        • Vakıf Malları ve Faaliyetleri 
        • Vakıfların mal edinmesi, akar cinsinden olan malların değiştirilmesi 
        • Taşınmazların vakıfları adına tescili 
        • Amaç ve işlev değişikliği 
        • Hayrat taşınmazların nitelikleri ve değerlendirilmesi 
        • Hayrat taşınmazların tahsisi 
        • Taşınmazların vakfına dönmesi 
        • Taviz bedeli 
        • Taviz bedelinin tahsil şekli 
        • Kiralama 
        • Vakıf ormanları 
        • Vakıf kültür varlıklarının korunması ve imar uygulamalarının bildirilmesi 
        • Zilyetlik yoluyla kazanım 
        • Sigorta 
        • Uluslararası faaliyet 
        • İktisadî işletme ve şirket kurulması 
        • Sona eren veya dağıtılan yeni vakıfların mal ve hakları 
      • ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 
        • Vakıf Kültür ve Tabiat Varlıkları 
          • Vakıf kültür varlıklarının tespiti, tescili ve yaşatılması 
          • Vakıf kültür ve tabiat varlıklarının korunması 
          • Vakıf kültür varlıklarının devri 
      • DÖRDÜNCÜ BÖLÜM 
        • Vakıfların Muhasebesi ve Denetimi 
          • Vakıf muhasebesi 
          • Beyanname verme yükümlülüğü 
          • Vakıfların denetimi 
          • Yönetim ve temsil masrafı 
  • ÜÇÜNCÜ KISIM 
    • Vakıflar Genel Müdürlüğü, Vakıflar Meclisi, Genel Müdürlük Teşkilâtı ve İstihdam 
      • BİRİNCİ BÖLÜM 
        • Vakıflar Genel Müdürlüğü 
          • Vakıflar Genel Müdürlüğü 
          • Genel Müdürlüğün görevleri 
          • Genel Müdürlüğün denetimi 
          • Genel Müdürlüğün bütçesi 
          • Genel Müdürlüğün gelirleri 
          • Bazı gelirler ile bağışların harcanması 
      • İKİNCİ BÖLÜM 
        • Vakıflar Meclisi 
          • Meclisin oluşumu 
            • Meclisin görevleri 
            • Meclis üyelerinin nitelikleri ve görev süresi 
            • Meclis üyelerinin yenilenmesi ve huzur hakkı 
            • Meclisin toplantı şekli ve karar nisabı 
            • Meclis üyelerince uyulması gereken hususlar 
      • ÜÇÜNCÜ BÖLÜM 
        • Teşkilât
          • Merkez teşkilâtı 
          • Genel Müdür 
          • Genel müdür yardımcıları 
          • Ana hizmet birimleri 
          • Vakıf Hizmetleri Daire Başkanlığı 
          • Hayır Hizmetleri Daire Başkanlığı 
          • Sanat Eserleri ve Yapı İşleri Daire Başkanlığı 
          • Yatırım ve Emlak Daire Başkanlığı 
          • Sağlık Hizmetleri Daire Başkanlığı 
          • Kültür ve Tescil Daire Başkanlığı 
          • Dış İlişkiler Daire Başkanlığı 
          • Danışma ve denetim birimleri 
          • Hukuk Müşavirliği 
          • Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı 
          • Strateji Geliştirme Daire Başkanlığı 
          • Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği 
          • Yardımcı hizmet birimleri 
          • İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı 
          • Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı 
          • Taşra teşkilâtı 
      • DÖRDÜNCÜ BÖLÜM 
        • İstihdam 
          • Personel rejimi 
          • Atamalar 
          • Vakıf Uzmanı ve Vakıf Uzman Yardımcısı 
          • Müfettiş ve Müfettiş Yardımcısı 
          • Kadro iptal ve ihdasları 
          • Performans ve vekalet ücreti 
  • DÖRDÜNCÜ KISIM 
    • Çeşitli Hükümler 
      • Görev ve yetki 
      • Yetki devri 
      • İntifa hakkı 
      • Mülhak vakıflarda hasım gösterilme 
      • Muafiyet ve istisnalar 
      • Dava ve icra takibi ile alacaklardan vazgeçme 
      • Değiştirilen hükümler 
      • Yürürlükten kaldırılan hükümler 
      • Yürürlük 
      • Yürütme 

5737 Sayılı Vakıflar Kanunu’nun ayrıntılı maddelerini mevzuat.gov.tr‘den inceleyebilirsiniz.

1.5.5737

Hukuk Gündemi 2021/20

17-23 Mayıs 2021 haftasında hukuk dünyasında hangi gelişmeler oldu, en çok ne konuşuldu? Öne çıkan başlıkları özetledik.

#18Mayıs Salı

Adalet Bakanlığı Bilirkişilik Daire Başkanı İzzet Başara, TBMM’de milletvekillerine yönelik gerçekleştirdiği bilgilendirme toplantısında “Taşınmaz, motorlu taşıt değerleme ve muhasebe alanlarında tüzel kişi bilirkişilik uygulaması başlıyor. Kurumsal bir yapıda bu raporlamaların sağlanması mağduriyetleri giderecek, birbirinden tutarsız raporlamaların önüne geçilecektir” açıklamasında bulundu.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, RedHack’in sızdırdığı Berat Albayrak‘a ait e-postaları haberleştirdikleri için gözaltına alınarak tutuklanan Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat‘in “ifade ve basın özgürlüğü” ile “özgürlük ve güvenlik hakları”nın ihlal edildiği sonucuna vardı. 

Avukat Hakları Grubu’nun çevrim içi yayınına katılan Erdem Türkekul, “Radyo ve Televizyon Hukuku” ile ilgili deneyimlerini aktardı.

#19Mayıs Çarşamba

Dr. Öğr. Üyesi Argun Karamanlıoğlu, Erciyes Üniversitesi Nizam ve Adalet Kulübü’nün çevrim içi yayınına katılarak Kripto Paraların Hukuki Niteliği ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

#20Mayıs Perşembe

Av. Begüm Gürel‘in Türkiye Hukuk için kaleme aldığı Kadın Hak ve Özgürlüklerinin Gelişimi başlıklı makalesi yayımlandı.

#21Mayıs Cuma

Gezi Parkı davasında verilen beraat kararını istinaf mahkemesinin bozması üzerine, 16 kişi hakkında “Hükûmeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla İstanbul Adliyesi 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tekrar yargılamaya başlandı. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, oy çokluğuyla sanık Osman Kavala‘nın tutukluluk halinin devamına hükmetti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmalar kapsamında; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Adalet teşkilatında operasyonel GSM hattı kullanarak örgütsel irtibat ve faaliyetlerde bulundukları tespit edilen 60 şüpheli mahrem imam hakkında 21.05.2021 tarihinden itibaren gözaltı kararı verildiği duyuruldu.

Anayasa Mahkemesi, Canan Karatay‘ın, tıbbi bir konudaki görüşleri nedeniyle disiplin para cezası ile cezalandırılmasının başvurucunun ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkin başvurusunu açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verdi.

Adalet Bakanlığı, Mağdura Yaklaşım Kılavuzu yayımladı.

Adalet Bakanlı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘nin Ocak-Mart 2021 döneminde Türkiye hakkında verdiği ihlal bulunmayan veya kabuledilemezlik kararlarının yer aldığı raporu paylaştı

AİHM’in Türkiye’yle İlgili Verdiği Kararlar (Ocak-Mart 2021)

Adalet Bakanlı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘nin Ocak-Mart 2021 döneminde Türkiye hakkında verdiği ihlal bulunmayan veya kabuledilemezlik kararlarının yer aldığı raporu paylaştı. Raporda, AİHM’in söz konusu kararları yaşam hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, özel hayata saygı hakkı, örgütlenme özgürlüğü, mülkiyet hakkı, serbest seçim hakkı olmak üzere sekiz başlık altında incelenmekte.

Raporun açıklama kısmında; AİHM’e yapılan çok sayıda başvurunun, ihlal bulunmadığına ya da kabul edilemez olduğuna karar verilerek reddedildiği hatırlatılmakta ve bu kararlardan kamuoyu ve araştırmacıların çoğu zaman haberdar olamadıkları, bunun da Türk hukuk sisteminin AİHM ve Avrupa standartlarıyla karşılaştırılmasında resmin tamamının görülememesine yol açtığı vurgulanmakta.

AİHM’de 2020 yılında Türkiye hakkında 6.520 başvurunun karara bağlanarak sonuçlandırıldığı ve sadece 85 ihlal kararının verildiği bilgisinin paylaşıldığı raporda, 2020 yılında ihlal kararlarının sonuçlandırılan tüm başvurulara oranının sadece %1,3 olduğu, 2021 yılının ilk 4 ayı itibarıyla 1.777 başvuruyu karara bağlayan AİHM’in, yalnızca 32 ihlal kararı verdiğinin altı çizilmekte.

İlgili raporda, AİHM tarafından Türkiye’yle ilgili 2021 yılının ilk üç ayında verilen ihlal bulunmama ve kabul edilemezlik kararıyla sonuçlanan bazı başvurulara yer verilmekte.

Yaşam hakkı ile ilgili kararlar

1. Ceza infaz kurumunda sağlık sorunlarına ilişkin yeterli tedbir alınmadığı iddiası

İşkence ve kötü muamele yasağıyla ilgili kararlar

2. Yakalama veya gözaltı sırasında kötü muamelede bulunulduğu iddiaları

Özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili kararlar

3. Tutukluluğa itirazın başvuranın yokluğunda incelendiği iddiası 

4. Esası İtibariyle Gizli Tanık Beyanlarına Dayalı Olarak Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmasının Hukuka Aykırı Olduğu İddiası 

Adil yargılanma hakkıyla ilgili kararlar

5. Sendikal faaliyetler ile telefon dinlemelerinin hukuka aykırı olarak haklarında yürütülen adli süreçlere ve mahkûmiyet kararlarına esas alındığı iddiası 

Özel hayata saygı hakkıyla ilgili kararlar

6. Ceza İnfaz kurumunda yakınlarla yapılan görüşmede Türkçe dışı dil kullanılmasına izin verilmediği iddiası 

7. Ceza İnfaz kurumunda mektupların muhataplarına iletilmediği iddiası 

Örgütlenme özgürlüğüyle ilgili kararlar

8. Dernek binasının aranması 

9. Sendikal faaliyet nedeniyle işten çıkarıldığı iddiası 

Mülkiyet hakkıyla ilgili kararlar

10. Kamulaştırma bedeline ilişkin başvurular 

11. TMSF tarafından elkonan bankaların yöneticisi olan başvuranın malvarlığına konan tedbir 

12. Sunol/Türkiye (52624/09) 1 Aralık 2020

13. Yanlış ödenen emekli aylığının geri istenmesi 

14. Saraç vd. / Türkiye (23189/09) 30 Mart 2021 

15. Kamulaştırmasız el atma davasında vekalet ücreti

16. İmar planında özel hizmet alanı olarak ayrılmış alanlar 

Serbest seçim hakkıyla ilgili kararlar

17. Cumhurbaşkanlığı seçimleri 

2152021123322PDF-OCAK-SUBAT-MART-ULKEMIZLE-ILGILI-SON-DONENDE-VERILEN-BAZI-AIHM-KARARLARI-GUNCEL-20.05.2021