E-Muhtıra’nın Yıl Dönümü

Türk siyasi tarihine yapılan dördüncü askeri müdahale olarak belirtilen Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinden 27 Nisan 2007 tarihinde yayımlanan bildirinin 14. yıl dönümü. Askeri müdahale olarak nitelendirilen E-Muhtıra’nın öncesi ve sonrasında yaşananlar ile etkilerini Türkiye Hukuk olarak ele aldık.

E-Muhtıra’ya Giden Süreç

10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in görev süresi Mayıs 2007’de sona ermekteydi. Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı tartışmaları sürerken Cumhuriyet Halk Partisi konuyla ilgili cumhurbaşkanının tüm partilerin uzlaşısıyla seçilmesi gerektiği görüşünde bulundu. AK Parti’nin ise kendi adayını belirlemek istemesi üzerine tartışmalar hız kazandı. Daha sonra bu tartışmalara pek çok sivil toplum kuruluşu da dahil oldu. Tartışmaların fitilini ateşleyen ilk isim Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu oldu. Kanadoğlu, 28 Aralık 2006’da yaptığı açıklamada AK Parti’nin tek başına cumhurbaşkanını seçmeye yetecek sandalye sayısının olmadığını belirtti ve ekledi: Meclis’te yapılacak oylamaya 367 milletvekili katılmazsa seçim iptal olur.

12 Nisan 2007’de dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt yaptığı açıklamada cumhurbaşkanının Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başkomutanı olması nedeniyle bu seçimlerin kendilerini de yakından ilgilendirdiğini belirterek seçilecek cumhurbaşkanının Atatürk ilkelerine sözde değil özde bağlı olması gerektiğini ifade etti. 14 Nisan’da Atatürkçü Düşünce Derneği de Ankara’da Büyük Cumhuriyet Mitingi gerçekleştirdi.

Saat 23.17’de Yayımlandı

Tarihler 23 Nisan 2007’yi gösterdiğinde AK Parti, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adayı olduğunu açıkladı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 27 Nisan 2007 tarihinde yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda toplantı yeter sayısı olan 367’ye ulaşılamadı. Gül, 361 milletvekilinin katılımıyla yapılan oylamada 357 oy aldı. Bunun üzerine CHP Anayasa Mahkemesi’ne itiraz başvurusu yaptı. Aynı gün saat 23.17’de Türk Silahlı Kuvvetleri “e-muhtıra” olarak adlandırılan bildirisini internet sitesinden yayımladı. 

Bildiride ülkenin pek çok yerinde laiklik karşıtı olayların gelişiminin vahim derecede olduğu ve bunun rejime meydan okuma olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanarak, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yasalarla üzerine düşen görev ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceği belirtildi. 

Okuma önerisi:  Hukuk Fakültesi Dekanlarının Mesajları

AK Parti bildiri hakkında bir metin hazırladı. Metinde Genelkurmay’ın, Başbakanlık’a bağlı olduğunu ve güven ortamının bozulmasında payı olanların sonuçlarına katlanacakları ifade edildi. Dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal muhtıradan sonra yaptığı ilk açıklamada müdahaleye uğrayan yönetimlere halkın sahip çıkmadığını, ortada bir mağduriyetten çok dayatmanın olduğunu belirtti. Baykal ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin vereceği “367 kararı”nın önem taşıdığını da vurguladı.

Erken Seçime Gidildi

Anayasa Mahkemesi CHP’nin 367 yeter sayısıyla ilgili yaptığı itirazı haklı buldu ve 1 Mayıs 2007’de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 1. turu iptal edildi. AK Parti’nin erken seçim önerisi TBMM’de kabul edildi ve 22 Temmuz’da seçim kararı alındı. Ayrıca Anavatan Partisi’nin teklifiyle cumhurbaşkanı seçimlerine müdahale edilmemesi için Anayasa değişikliği yapıldı. Değişiklikle cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 5 yılda bir yapılarak doğrudan halk tarafından seçilmesi, 11 Mayıs 2007’de kabul edildi. Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve CHP Anayasa değişikliğine itiraz etti. 21 Ekim 2007’de yapılan referandum sonucu %68 oy oranıyla Anayasa değişikliği kabul edildi.

Gül, 3. Turda Cumhurbaşkanı Seçildi

22 Temmuz 2007’de yapılan seçimlerde AK Parti yüzde 46,7, CHP yüzde 20,8, MHP ise yüzde 14,3 oy aldı. 26 bağımsız vekil Meclis’e girdi. 20 Ağustos 2007’de TBMM 11. Cumhurbaşkanını seçmek için toplandı. 341 oy alan Abdullah Gül, 367 yeter sayısına ulaşamadığı için seçilemedi. 29 Ağustos’ta yapılan 3. tur oylamada yeter sayısına bakılmaksızın Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçildi.

Dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, 2009 yılında katıldığı bir televizyon programında 27 Nisan 2007’deki açıklamasının kendisi tarafından yazıldığını ancak bunun bir muhtıra olmadığını ifade etti. Söz konusu açıklama, 29 Ağustos 2011’de Genelkurmay Başkanlığının sitesinden kaldırıldı.

Bildiriden 5 Yıl Sonra Soruşturma

Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik, 2012 yılında 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat 1997 postmodern darbe ve 27 Nisan 2007 “e-muhtıra” açıklamasının sorumluluları hakkında suç duyurusunda bulundu. 27 Nisan “e-muhtıra” ile ilgili dönemin askeri sorumluları hakkındaki suç duyurusu evrakı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ayırdı.  “Suç yeri Ankara olduğu” gerekçe gösterilerek dosya Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. 

Okuma önerisi:  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 70 Yaşında

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda soruşturmayı devralan savcı 2015 yılında aradan geçen süreye rağmen Yaşar Büyükanıt’ın ifadesinin alınmadığını belirledi. Büyükanıt’ın ikâmetgahının İstanbul’da olması üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na talimat yazısı yazarak “şüpheli” olarak ifadesinin alınmasını istedi.

Anayasa’yı İhlal Söz Konusu Bile Olamaz

Yaşar Büyükanıt, talimatla alınan ifadesinde bildiriyi kendisinin yazdığını ve bildiri yayımlanana kadar Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin haberi olmadığını ifade etti. Büyükanıt ifadesinde şu sözlere yer verdi: Israrla belirttiğim şekliyle basın açıklaması tarafımdan hazırlanarak yayınlattırılmıştır. İddia edildiği şekliyle kesinlikle yürütme organına yönlendirilmiş bir eylem veya anayasamız ile teminat altına alınmış anayasal düzenimize yönelik bir girişim değildir. Anayasamızı ihlal şeklinde bir eylemde bulunmam bile söz konusu dahi olamaz. Kaldı ki askeri darbe şeklinde nitelendirmeyi de kesinlikle kabul etmem olanaksızdır.

Büyükanıt’ın ifadesinin ardından savcılık Genelkurmay Başkanlığı’na bir yazı yazdı. Yazıda 27 Nisan 2007 tarihinden önce toplantı yapılıp yapılmadığı soruldu. Genelkurmay, savcılığa verdiği cevapta toplantı yapılmadığını belirtti. 

Büyükanıt’ın Vefatıyla Dosya Kapandı

Soruşturma devam ederken 21 Kasım 2019 tarihinde Yaşar Büyükanıt hayatını kaybetti. Dosyanın tek şüphelisi konumunda olan Büyükanıt vefat ettiği için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı “soruşturma ve kovuşturma olanağı kalmadığı” gerekçesiyle takipsizlik karar verdi ve dosyayı kapattı.