Merve Balta: Kadınlar Önce Kendi Aralarında Birlik Olmalı

5 Aralık 1934 tarihinde ülkemizde kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi. Bu tarihten sonra her 5 Aralık, Kadın Hakları Günü olarak kutlanmakta. Türkiye Hukuk olarak bugüne özel Türk Alman Üniversitesi Probono Hukuk Kulübü Başkanı Merve Balta’dan kadın hakları konusundaki görüş ve düşüncelerini aldık.

Bir hukuk öğrencisi olarak kadınların hukuk alanındaki geleceğini nasıl görüyorsunuz?

İş hayatının her noktasında olduğu gibi hukuk alanında da kadınlar çok fazla engelle karşılaşabiliyor. Ama ben bunun diğer alanlara göre hukukta daha avantajlı olduğunu düşünüyorum. En azından siyaset gibi değil. Bu, bizim için bir övünç kaynağı olabilir. Avukat sayılarını düşünecek olursak tatmin edici rakamlar olmasa da en azından geçmişe göre belirgin farklar var. Avukat sayısı son 20 yılda ciddi artış gösterdi. Kadınlar bu alanda daha aktif olmaya başladı. Yanılmıyorsam Türkiye’de 50 bin civarında kadın avukat var. Erkeklerde ise bu sayı 70 binlerde. Buna bakarak 20 bin fark var diyerek üzülmek yerine bardağın dolu tarafına bakmayı daha önemli buluyorum. Bana göre nicelik yerine nitelik daha önemli. Bu 50 bin kadın avukatın niteliklerinden daha aktif nasıl yararlanabiliriz? Bu sayı bizi, istediğimiz şeyleri yapmakta daha avantajlı noktaya getirebilir. Bu artışın daha hızlanacağını düşünüyorum.

Hukuk sosyal bir bilim. Daha çok okumalar yaparak, düşünce olarak perspektifi genişleterek büyük resme bakmaya odaklanan bir bilim. Kadınların bu alanda yetenekli olduklarını düşünüyorum. Bu yüzden hukuk alanında daha iyi yerlere geleceğimizden hiç şüphem yok. Osmanlı döneminde hukuk, İslam hukukuna dayanıyordu. Bu nedenle kadınlar hukuk alanında aktif değillerdi. İslamiyet’ten kaynaklı bir bakış açısı aslında bu. Avukatlık mesleği çok yeni bir meslek . Avukatlık bizim topraklarımıza 19. yüzyılda geldi. Kalıplaşmış ön yargılarla oluşmuş bir meslek. Tüm bunlara rağmen kadınlar bu alanda 50 bin gibi bir sayıya ulaştı. Bence bu çok büyük bir başarı.

Bugüne kadar kulüp olarak kadın haklarıyla ilgili düzenlediğiniz ya da katıldığınız etkinliklerdeki gözlemlerinizden yola çıkarak sizce kadınlar, haklarıyla ilgili yeterli bilince sahip mi? 

Çok fazla etkinliğe katıldım. Çok fazla etkinlik düzenledim. Kadınlar yeterli bilince sahip olsa da ben hep şuna inanırım: Bir insanın bir bilgiyi kendi hayatında kullanabilmesi, bir davranışı kendi hayatına yerleştirebilmesi için o bilgiyi, bilinci içselleştirmesi gerekir bence. Çoğu kadın, eminim haklarının en azından taslak olarak farkındadır. Ama bu bilgiyi içselleştirmiyorlar. Bir kadın günlük hayatında bir problem yaşadığında “Olacak o kadar” gibi düşünüp yaşadığı haksız durumu günlük hayatın akışında normal görüyor. Bu çok üzücü. Aslında hukuk sistemimizde de o davranış normal görünmüyor. Yaşanan şey ruhsal ya da fiziksel şiddet olabilir. Bunlar hukuk sistemimizde bile normal karşılanmıyorken kadınlar günlük hayatlarında arkadaşlık ilişkilerinde, kadın erkek ilişkilerinde yaşananlara “Bu da normaldir. Yapacak bir şey yok” diyorlar.

Okuma önerisi:  Dijital Miras nedir? Türk yasalarında "dijital miras"ın yeri

Çoğu öğrenci kulübünde kadın komisyonuna rastlamadık. Bu komisyonu kurmanızdaki sebep nedir? Bu komisyon ve kulüp olarak kadınlarla ilgili planladığınız etkinlik ya da projeler var mı?

Bazı fikirlerimizin oluşması, farklı açılardan bakabilmemiz için harekete geçmemiz gerek. Bizim de düzenlediğimiz bir etkinliğe katılan bir öğrencimiz, etkinlikten öğrendiği, yeni duyduğu ya da gördüğü bir bakış açısıyla kendi hayatına yeni bir değer katabilir. Yeni bir bakış açısı kazandırabilir. Ülkemizde üzerine en çok eğilmemiz gereken en önemli konunun kadına yönelik şiddet, kadın erkek fırsat eşitsizliği olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu konuda bir şeyler yapmayı düşündüğümüzde daha çok etkinlik yapalım, daha çok kişiye temas edelim, daha çok kişiye fikirlerimizi ulaştıralım dedik. Bunu yaptığımız takdirde başka insanların hayatında yeni bir değer, düşünce ve fikir katabiliriz diye düşündük açıkçası. Ben bunun da etkili olduğuna inanıyorum. 

Geçen hafta 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddet ve Mücadele Günü’nde bir video hazırladık. Videomuza Türkiye Hukuk’ta destek verdi. Bu videoyu gören ve izleyen herkesin hayatında ufak da olsa neler yaşadığı, neler yapacağı, kadınların durumu hakkında bir fikirleri olduğunu ya da onları harekete sevk ettiğine eminim. Eğer tüm hukuk fakültelerinde kadın hakları komisyonu olsaydı ya da bu konu üzerine daha çok etkinlik yapılsaydı daha çok gündemde olurdu. Daha çok fikir dile getirilirdi. Hangi çözümler bulacağımız konusunda şu an önerilen bir yada iki fikir varsa belki o zaman on fikir olurdu. Tüm fikirlerin harmanlanmasıyla güzel şeyler yapılabilirdi. 

Önümüzdeki haftalar kadına karşı şiddete yönelik farkındalık yaratmak amacıyla bir etkinlik düzenliyoruz. Türk Alman Üniversitesi’nin sertifika vereceği bir etkinlik olacak. Bu etkinlikte fakültemiz dekanını, bir adli tıp uzmanını, bir psikoloğu, bir avukatı ve bir hukuk profesörünü ağırlayacağız. Kadına yönelik şiddeti detaylı olarak konuşacağız ve şiddetin neden kaynaklandığı, nasıl çözümler üretebileceğimiz üzerine eğileceğiz. 8 Mart için de aklımızda birkaç etkinlik var. 

Okuma önerisi:  Hedeflerimiz ve Kadromuz CEHAMER'in İddiasını Gösteriyor

Genç bir hukukçu adayı olarak Türkiye’de en öncelikli çözüme kavuşturulması gereken kadın hak ihlali hangisi?

Tüm haklarımız kesinlikle çok değerli ve kıymetli. Taviz verilmemesi gereken hususlar ama en önce yaşam hakkımız. Hepsini kapsadığı için yaşam hakkının ihlali çok büyük bir insan hakları kusuru. Aslında bunların yaşanmamış olması gerekiyor. 2019 yılında 474 kadın öldürüldü. 474 yaşam hakkının başka bir insan tarafından alınması ve bu yaşam hakkının alınmasıyla ortadan kalkan diğer hakların tamamı çok büyük bir ihlal. Diğer hakların da ihlal edilmesiyle en üst noktaya pike ulaşan yaşam hakkının ihlal edilmesi kabul edilemez. Özgürlüklerimizi kapsayan her hak ihlalinin, en sonunda bizi yaşam hakkından alıkoyacağına inanıyorum. Yer, konum, yaşam tarzı farketmeksizin haklarımızı başka birinin temsiliyetine verebiliyoruz. Bir kadın kendi isteği veya kendi isteği dışında hayat şartlarının onu zorlamasıyla bazı haklarından vazgeçebiliyor. Bunlar seyahat etme, başkalarıyla görüşme, sosyalleşip kaynaşma olabilir. Kendi yaşamımızın kontrolünü başkalarına veriyoruz. Bunlar da bize en büyük hak ihlaline sebep oluyor. Bu hak ihlallerinin sonucu olarak bir gün yaşam hakkımızı kaybedebiliriz.

Üniversitelerde hem kadın akademisyen hem kadın öğrencilerin haklarına saygı duyulması ve bu hakların ihlal edilmemesi için sizce hangi adımlar atılabilir?

Hem kadın öğrencilerin hem de kadın akademisyenlerin yaşadığı çok fazla problem var. Bu konuyu aşabilmek için yapmamız gereken en öncelikli şey kadınların birbirlerine destek vermesi. Erkeklerin bu konudaki desteği yadsınamaz. Onlar olmadan bu mücadele başarıya ulaşamaz. Okullar ve iş yerlerinde, çalıştığımız ortamlarda problem yaşayan bir kadına orada bulunan diğer kadın destek olursa tüm sorunların üstesinden gelebileceğimize inanıyorum. Ama maalesef bu konuda bir dayanışma yok. Kadınların ilk önce kadınlara destek vermesi ve yardımcı olması gerektiğine inanıyorum. Çünkü birlik olup problemler çözüldükçe devamı gelecektir. Problemleri ardımızda bıraktığımız için problem yaşayan başka birine biz destek olabileceğiz. Bu sorunları aştıkça yetkilerimiz de genişleyecektir. Daha çok bir şeyler yapabilme imkanına sahip oluyoruz. Kadına karşı şiddet, kadın haklarının ihlali ülkemizde en çok konuşulan konulardan biri. Bizim yöneldiğimiz ve geldiğimiz nokta tek sesli olmaya dönüştü. Bu durum beni üzüyor. Bunu şöyle bir örnekle açıklamak istiyorum: Türkiye’deki eğitim sistemi, çok iyi öğrenciler yaratmaya yönelik bir eğitim sistemi. Ama Almanya’daki eğitim sisteminin en büyük amacı kötü öğrenci bırakmamak. Herkesin iyi, orta ve çok iyi olmasını sağlamak. Bizim ise tam tersi. İyilere çok yöneliyoruz. Kötüleri ardımızda bırakıyoruz. Kadın hakları konusunda da benzer bir durumun söz konusu olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde çaresizlikler yaşayan hiçbir çözüm yolu üretemeyen kadınlarımız var. Bunların dağılımı çoğunlukla taşra ve köylerde oluyor. Ama bu insanlar için çözüm bulmalıyız. Onlara çözüm yolu sunabilsek ve hayatlarında değişiklik yapabilecek şartları oluşturabilsek, çok kötü şartlara sahip kadınlarımıza destek olsak, zor durumda kadın bırakmasak bu problemlerin daha çabuk çözüme kavuşacağını düşünüyorum.