Ana Sayfa Blog Sayfa 125

Kadınların Yaşam Hakkı ve Ayrımcılık Yasağı Sempozyumu

Eskişehir Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Ayrımcılıkla Mücadele Komisyonu, 18 Şubat 2022 Cuma günü Kadınların Yaşam Hakkı ve Ayrımcılık Yasağı Sempozyumu düzenlemekte.

İki oturumdan oluşacak sempozyumun açılış konuşmasını Eskişehir Barosu Başkanı Av. Mustafa Elagöz yapacak.

Yaşam Hakkı ve Ayrımcılık başlıklı ilk oturumun başkanlığını Eskişehir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Hilal Şeref üstlenirken Ayrımcı Şiddete Karşı Türk Medeni Kanunu’nun Yeri başlıklı oturumun başkanlığını Eskişehir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Hüseyin Akçar yürütecek.

Sempozyumun ilk oturumunda Doç. Dr. Çiğdem Sever, Doç. Dr. Bülent Yücel ve Doç. Dr. Fahri Gökçen Taner; ikinci oturumundaysa Doç. Dr. Özge Yücel, Av. Hülya Gülbahar, Av. Ceren Kalay Eken ve Av. Eylem Karacasu konuşma yapacak.

09.30 – 18.00 saatleri arasında yapılacak sempozyum Hasan Polatkan Kültür Merkezinde gerçekleştirilecek.

Sempozyum Programı

Nafakaya Evlilik Süresi Düzenlemesi

Hürriyet gazetesinden Gizem Karakış’ın haberine göre nafakada düzenleme getirecek taslak Adalet Bakanı Bekir Bozdağ tarafından incelendi ve sona gelindi. Buna göre evlilik yılına göre nafaka süresi belirlenecek, nafakaya “ara süre” formülü getirilecek ve çekişmeli boşanma davalarında düzenlemeye gidilecek.

Bozdağ’ın Adalet Bakanlığı görevini devralmasıyla birlikte nafaka konusuna öncelik verildiği ve nafaka düzenlemesinde sona yaklaşıldığı belirtilen haberde, taslağın ana hatlarına yer verildi:

  • Evlilik süresine göre nafaka ödeme süresi belirlenerek nafaka ödeme süresine üst sınır getirilmesi
  • 2 yılın altındaki evliliklerde 5 yıl, 15 yılın üzerindeki evliliklerdeyse evlilik süresi dikkate alınarak nafaka verilmesi
  • Nafaka süresinin kararının da eşlerin iş ve gelir durumu dikkate alınarak hâkimin takdirine bırakılması planlanmakta.

Süresiz Nafaka Yerine Maaş

Geçmişe yönelik de uygulanması öngörülen yeni düzenlemede “ara süre formulü” de gündemde. Bu formüle göre nafaka süresi bittiğinde kadınların çalışma ve gelir durumu, yeniden evlenmemesi, iş bulamaması gibi durumlarda 2-3 yıl daha ara süre tanınması planlanmakta.

2-3 yıllık ara süre dolduğunda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının devreye girerek ihtiyaç durumu devam ettiğinin tespiti durumunda kadına belirli bir maaş ödenmesi konusu da gündemde.

Haberde maaş konusuyla ilgili AK Partili hukukçu kurmayların “…eğer nafaka ihtiyacı verilen sürenin sonunda devam ediyorsa, Anayasa’nın 41. maddesi gereğince ailenin korunması ve güçlendirilmesi devletin sorumluluğunda olduğu için muhtaç haldeki eşe devlet bir gelir bağlayabilecektir.” görüşlerine yer veriliyor.

Çekişmeli Boşanma Davalarında “Kusur” Düzenlemesi

Karakaş haberinde, çekişmeli boşanma davalarıyla ilgili öngörülen düzenlemenin ayrıntılarına da “Boşanmada tarafların fikren, ruhen ve sadakat hükümlülüğü kapsamında aile birlikteliğini sürdürüp sürdüremedikleri konusunda hâkim kararı aranacak. Evlilik birliği fikren, ruhen ve sadakat hükümlülüğü kapsamında bitmişse, boşanmaya karar verilecek ve tarafların kusur durumu aranmayacak. Tarafların kusuru nafaka, tazminat ve velayet konusunda değerlendirilecek. Bu gibi konulardaki karar boşamanın ardından değerlendirilecek.” şeklinde yer vermekte.

Alkaç: Kullandığımız Kamu Gücünün Özgürlüklerini İhlal Ettiğini Düşünenler, AYM’ye Başvurabilir

Anayasa Mahkemesi tarafından düzenlenen “Bireysel Başvuruda Ceza İnfaz Kurumları Kaynaklı Müdahalelerin İncelenmesi” toplantısına katılan Ceza ve Tevkifevleri (CTE) Genel Müdürü Yunus Alkaç, idarenin işlem ve eylemlerine karşı yargısal yolların tanınmış olmasının hukuk devletinin önemli bir görünümlerinden biri olduğunu vurguladı.

Hukuk devletinin özünün, insan haklarının korunmasına dayandığının altını çizen Alkaç, “bireyler, haklarının ihlal edildiğini düşündüklerinde çeşitli yargısal yollara başvurma imkânına sahiptirler. Bu durum, insan haklarına dayalı bir hukuk devletinin olmazsa olmazıdır.” ifadelerini kullandı.

İnfaz hâkimliğinin, önemli bir yargısal aktör olmasının yasal alt yapısı oluşturuldu

Ceza infaz kurumlarının, insanların doğrudan temel hak ve hürriyetlerine dokunan birçok iş ve işlem yapma yetki ve sorumluluğuna sahip olduğunu hatırlatan CTE Genel Müdürü Alkaç, söz konusu iş ve işlemlerin yargısal denetime tabi olduğuna dikkat çekerek “Hükümlü ve tutuklular infaz kurumlarının iş ve işlemlerine karşı kanunlarda gösterilen yargısal merciler nezdinde haklarını arayabilmektedirler. Bu haklardan en yaygın ve belki de en önemlisi, hükümlü ve tutukluların, infazın tüm aşamalarında yapılan işlemler ve faaliyetlere karşı infaz hâkimliğine şikâyet yoluyla başvuruda bulunma olanaklarıdır. 7242 Sayılı Kanun ile yapılan yasal düzenleme ile infaz hâkimliğinin yetki ve görev alanı genişletilerek infaz sistemi içerisinde daha da önemli bir yargısal aktör olmasının yasal alt yapısı oluşturulmuştur.” dedi.

Alkaç, konuşmasının devamında tüm vatandaşların Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabildiğini hatırlatarak “Bizler de ceza infaz uygulamaları kapsamında, bireyler üzerinde kamu gücü kullanmaktayız ve bireyler kullandığımız bu kamu gücünün temel hak ve özgürlüklerini ihlal ettiğini düşündüklerinde, uygulamalarımızı bireysel başvuru kanalı ile Anayasa Mahkemesi önüne getirebilmektedir.” görüşünü paylaştı.

Çağdaş infaz anlayışında, hükümlülerin cezalarını çektikleri sırada kurum idaresince kendilerine karşı insanlık onuruna yaraşır şekilde davranılması düşüncesinin varlığına dikkat çeken CTE Genel Müdürü Yunus Alkaç, “Bu uygulamalara aykırılık teşkil edebilecek nitelikte iş ve işlemlere maruz kaldığını düşünen hükümlü ve tutuklular, kurum uygulamalarına karşı herhangi bir kısıtlama olmaksızın doğrudan Anayasa Mahkemesine müracaat edebilmektedir. Bunun yanı sıra, Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesindeki; İnsan Haklarını İnceleme Komisyonuna, Dilekçe Komisyonuna, Kamu Denetçiliği Kurumuna, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna ve sivil toplum kuruluşlarına başvuruda bulunmaktadırlar.” şeklinde konuştu.

Haber ve fotoğrafın kaynağı

Bakan Bozdağ: Türk Yargısı, Darbecilere İlk Kez Biat Etmedi

Yargıda Birlik Derneği Başkanı Birol Kırmaz ve Yönetim Kurulu Üyelerini ağırlayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Türkiye’nin terör örgütleriyle mücadelesinin aralıksız samimi, kararlı etkin bir şekilde devam edeceği mesajını verdi.

“Hem FETÖ ile hem PKK ile hem DHKPC ile hem de bilumum diğer terör örgütleriyle nasıl kararlı bir mücadele yapıldıysa bundan sonra da aynı kararlılıkla ve etkinlikle aralıksız mücadele devam edecektir.” diyen Bozdağ, 12 Ekim 2014 tarihindeki HSK seçimlerinin FETÖ terör örgütünün belini kıran en önemli gelişmelerden biri olduğunu hatırlattı:

Türkiye’de FETÖ terör örgütünün belini kıran pek çok şey olmuştur ama en önemlilerinden bir tanesi 12 Ekim 2014’teki HSK seçimidir. O dönemde yaşadıklarımızı sizler de biliyorsunuz ve yargının üzerinde kurdukları tahakkümü yargının tarafsız ve bağımsız görüntüsünü kaybedişini hep beraber yaşadık ve buna karşı Yargıda Birlik, büyük bir mücadele verdi. Türkiye’nin dört bir yanında, 81 ilinde bütün ilçelerinde gerçekten büyük bir mücadele verdi. O zaman ki adıyla HSYK seçimi 12 Ekim 2014’te FETÖ’nün belini kıran bir sonuçla neticelendi.

Türk Yargısı Üzerine Gölge Düşürülmeye Çalışılıyor

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası Türk yargısının hızla hareket ettiğini vurgulayan Bozdağ, “Türk yargısı ilk defa darbecilere biat etmemiş, meydan okumuş ve onların yakalanması, gözaltına alınması, tutuklanması süreçlerini başlatmış, demokrasiye ve hukuka, hukuk devletine sonuna kadar sahip çıkmıştır. O yüzden de bütün yargı mensuplarına darbe teşebbüsü sırasında demokrasiden yana, insan haklarından yana, hukuk devletinden yana ve Anayasamızdan ve milletimizden yana koydukları tavırdan dolayı da hassaten buradan bir kez daha şükranlarımı ifade etmek isterim.” ifadelerini kullandı.

Uluslararası alanda Türk yargısının üzerine düşürülmek istenen pek çok gölgenin varlığına işaret eden Bekir Bozdağ, Türkiye’deki yargı sistemi verilen kararlar ve uygulamalar üzerinden hukuk devleti ile adalet anlayışımızın belli çevreler tarafından yıpratılmak istendiğine dikkat çekti: Buna da fırsat vermeyeceğiz. Çünkü sizin kararlarınız, yaptığınız işler o bütün gölgeleri dağıtacak, karanlığı aydınlatacak, milletin ve devletin hukukunu hem içeride, hem dışarıda güçlü bir şekilde koruyacaktır. Ben buna yürekten inandığımı bir kez daha ifade etmek isterim.

Haberin ve fotoğrafın kaynağı

UHUB’dan Tunus’taki Gelişmelerle İlgili Basın Açıklaması

Uluslararası Hukukçular Birliği (UHUB) Genel Sekreteri Av. Necati Ceylan imzasıyla yayımlanan basın açıklamasında Tunus’ta devam eden siyasi krizin ve bunun sonucunda ortaya  çıkan insan hakları ihlallerinin endişeyle takip edildiği belirtildi.

Yürütme erkinin yargıyı kontrol etme niyetinde olma ihtimaliyle birlikte Cumhurbaşkanı’nın yargının rolüne ilişkin açıklamalarından şaşkınlık duyulduğunun ifade edildiği açıklamada UHUB’un Tunus’u ziyaret etme talebine Tunus makamlarının olumlu yanıt vermeleri ve ziyaret ekibinin maruz kaldıkları ihlaller hakkında şikayette bulunan tüm kişi ve tarafları ziyaret etmesini sağlaması isteğinde bulunuldu.

UHUB’dan yapılan yazılı açıklama şu şekilde:

Basin-Aciklamasi-Tunus-

Sağkan: Yargı Baskı Altında

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Ramiz Erinç Sağkan, Sözcü’den Saygı Öztürk’ün sorularını yanıtladı. Türkiye’nin tam anlamıyla bağımsız bir yargıya hiçbir zaman sahip olamadığını söyleyen Sağkan, yargı üzerindeki baskının son on yıldır daha da arttığını ifade etti.

“Devletten isteğimiz yargıyı rahat bırakmasıdır. Yargının bağımsızlığının, vatandaşın o devlete aitlik hissi ile bir bağı var.” diyen TBB Başkanı Sağkan; “Hakimlik sınavı koşullarında 70 puan barajı kaldırıldı. Çok enteresan şekilde dereceye giren bazı hukukçular mülakatta elendi, 53-54 puan alan bazı hukukçular mesleğe alındı. Bunların bir siyasi partiye bağlı olup olmadığı üzerinden maalesef ki değerlendirmeler yapıldı.” diyerek 15 Temmuz sürecinden ders çıkarılmadığını dile getirdi.

Torpilin adı referans oldu

Sınırlı da olsa eskiden torpilin var olduğunu, bu hukuksuzluğun son günlerde “referans” adı altında yürütülmeye devam ettiğini söyleyen Ramiz Erinç Sağkan, mülakatta, “Sizin referansınız kim” diye sorulduğunu; bazı yapılara aidiyeti, iltisakı olan kişilerin değerlendirmeye alınarak bu kişilere öncelik verildiğini duyduklarını belirtti. Sağkan, niteliği yüksek kişilerin “referansı” olmadığı için tercih edilmemesinden dolayı kadrolaşmanın dışında hukuk camiasında ciddi bir nitelik sorunu başladığının altını çizdi.

“Türkiye’de maalesef yargı baskı altında.” diyen Sağkan, tutuklama tedbirinin bir sopaya çevrildiği sürecin yaşandığını belirterek adli kontrol hükümlerinin varlığını hatırlattı: Tutuklamanın yerine uygulanabilecek çok sayıda adli kontrol tedbiri var. En son uygulanması gereken, en başta uygulanıyor.

Bu, hukuk devleti olmadığımızın kabulü

TBB Başkanı Ramiz Erinç Sağkan, uygulanmayan Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan hakları Mahkemesi kararlarını hatırlatarak “Anayasa Mahkemesi kararını, ilk derece mahkemesi uygulamıyor. Bırakın bizi, AİHM kararı uygulanmıyor. Bu artık hukuk devleti olmadığınızın da kabulü anlamına gelmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Göreve üçüncü kez atanan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’la ilgili de görüş bildiren Sağkan çoklu baro sürecinde baroların sesinin kısılması çabasıyla karşılaştıklarını hatırlatarak Bozdağ’dan uygulamada yaşanan aksaklıkların giderilmesini talep ettiklerini dile getirdi. Sağkan, Bozdağ’ın “Cezasının alt sınırı 1 yıl olan suçlarda tutuklama tedbirinin uygulanmasına ve çoklu baroya karşı tavrı”nın önümüzdeki süreçte belirleyici olacağını vurguladı.

AİHM 2021 Raporunda Türkiye

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2021 istatistiklerini yayımladı. Söz konusu raporlarda Türkiye’yle ilgili de istatistikler yer almakta.

2021 Yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Tarafından Türkiye’nin Aleyhine İhlal Çıkan Başvuruların Hak İhlallerine göre Dağılımı

2021’de Türkiye ile ilgili yapılan 567 farklı başvuru ile ilgili 78 karar açıklandı. Bu kararların 76’sında İnsan Hakları Sözleşmesi’nin en az bir kez ihlali söz konusuydu.

  • Yaşam Hakkının İhlali (AİHS 2.m) – 2 Adet
  • İnsanlık Dışı Muamele ve İşkence Yasağı İhlali (AİHS 3.m)  – 4 Adet
  • Özgürlük ve Güvenlik Hakkının İhlali (AİHS 5.m)  – 29 Adet
  • Adil Yargılanma Hakkının İhlali (AİHS 6.m)  – 23 Adet
  • Özel Hayata ve Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlali (AİHS 8.m)  – 10 Adet
  • İfade Özgürlüğü Hakkının İhlali (AİHS 10.m)  – 31 Adet
  • Toplantı ve Dernek Kurma Özgürlüğü Hakkı İhlali (AİHS 11.m)  – 3 Adet
  • Mülkiyetin Korunması Hakkının İhlali (AİHS Ek Protokol 1, 1.m)  – 10 Adet

1 Ocak -31 Aralık 2021 tarihleri arasında AİHM tarafından kabul edilen Geçici Tedbir başvuruları 2 adettir. Kabul edilen bu başvurular; Türkiye’den Özbekistan’a ve Suriye’ye olan 2 iade başvurusudur. 

Aynı tarih içinde AİHM tarafından reddedilen Geçici Tedbir başvuru sayısı 93 adettir. Bunların ülkelere dağılımı;

  • Rusya 1 adet
  • İran 7 adet
  • Irak 1 adet
  • Suriye 3 adet
  • Nijerya 1 adet
  • Moldova Cumhuriyeti 1 adet
  • Diğer başvurular 79 adet. 

Geçici Tedbirler Nelerdir?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“Mahkeme” veya “AİHM”), AİHM İçtüzüğü’nün 39. maddesi gereğince, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf herhangi bir Devlet hakkında geçici tedbir kararı verebilir. Geçici tedbirler, AİHM’in yerleşik uygulamalarına göre telafisi mümkün olmayan bir zararın meydana gelmesine ilişkin olası bir riskin söz konusu olduğu hallerde uygulanan acil durum tedbirleridir. Bu tedbirlerin alınmasına AİHM’de görüşülen davayla bağlantılı şekilde ve AİHM’in söz konusu davanın kabul edilebilirlik veya esası hakkında vereceği karara halel getirmeksizin karar verilir. Davaların çoğunluğunda, başvuran, sınır dışı etmeye ya da suçlunun iadesine ilişkin bir kararın askıya alınmasını talep etmektedir. Mahkeme, başvuranın ciddi ve geri dönüşü bulunmayan bir zarara uğrama riskinin son derece büyük olduğu durumlarda, bu tür talepler konusunda istisnai olarak geçici tedbir kararı vermektedir. Bu tür tedbir kararları daha sonra ihlalden sorumlu olan Hükümete tebliğ edilmektedir. Ancak, İçtüzüğün 39. maddesi uyarınca, AİHM’in başvuranlar1 için de tedbir kararı vermesi mümkündür.

İlgili Yılın 31 Aralık Tarihindeki Mahkemenin Dava Yükü (Başvuru ve Karar Aşamasına göre)

  • Komitelerde İlk İnceleme Aşamasındaki Başvuru Sayısı 2019’da 6.031’ken 2020’de yükselişe geçip 2021’de az bir düşük gösterdi.
  • Başvuru Sahibi ile İrtibata Geçilen (Tebligat) Başvuru Sayısı 2019’da 1.898’den 2021’de 5.474’e hızlı bir yükseliş gösterdi.
  • Tek Hâkim ve Komite Önünde Bekleyen Başvuru Sayısı 2019 – 2020 – 2021 yılları arasında önemli bir dalgalanmaya uğramadı.
  • İlgili Devletin Görüşü Beklenen Başvuru Sayısı 2019’da 37’yken 2020’de 28’e düştü ancak 2021’de 456’ya yükseldi.
  • Kabul Edilen Başvuru Sayısı ise 2019 2021 yılları arası 5.994 artış göstererek 2021 sonu itibarıyla 15 bin 251’e yükseldi.

Kabul Aşamasından Sonra Başlıca Uygulanan Prosedürel Adımlarda Başvuru Sayıları 

  • Yargılama Aşaması için Kabul Edilen Başvurular, 2019 – 2021 yılları arasında 2.274 artış göstererek 9 bin 548’e yükseldi.
  • İlgili Devletin Görüşüne Başvurmak İçin Kabul Edilen Başvuru Sayısı, 2019 – 2020 yılları arasında önemli bir düşüş gösterirken 2021 sonu itibarıyla 4 binin üzerine çıktı.
  • Kabul Edilemez Kararı verilen veya Reddedilen Başvuru Sayıları 2019 – 2020 arası yükseliş göstermesine rağmen 2021’de bir önceki yıla göre tekrar düşük gösterdi.
  • Yargılama Sonucu Karara Bağlanan Başvuru Sayıları ise 2019 – 2021 arası yükselerek 567’ye ulaştı.
Stats_art_39_01_ENG-3

2019 Yılı

  • Kapsam Dışı Görülüp Kabul Edilmeyen Başvurular: 148 adet
  • Başvurusu Kabul Edilen Ve Sonuç Olarak Reddedilen Başvurular: 51 adet
  • Başvurusu Kabul Edilen Ve Sonuç Olarak Onay Verilen Başvurular: 8 adet

2020 Yılı

  • Kapsam Dışı Görülüp Kabul Edilmeyen Başvurular: 353 adet
  • Başvurusu Kabul Edilen ve Sonuç Olarak Reddedilen Başvurular: 225 adet
  • Başvurusu Kabul Edilen ve Sonuç Olarak Onay Verilen Başvurular: 2 adet

2021 Yılı

  • Kapsam Dışı Görülüp Kabul Edilmeyen Başvurular: 321 adet
  • Başvurusu Kabul Edilen ve Sonuç Olarak Reddedilen Başvurular: 93 adet
  • Başvurusu Kabul Edilen Ve Sonuç Olarak Onay Verilen Başvurular: 2 adet
Stats_pending_2022_BIL

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde 31 Aralık 2021 Tarihi İtibarıyla Yargılanmayı Bekleyen Başvuru Sayıları

AİHM’de yargılanmayı bekleyen başvuru sayısı bakımından Türkiye, ikinci sırada gelmekte. Türkiye’nin AİHM’de yargılanmayı bekleyen başvuru sayısı 2021 yılı sonu itibarıyla 15 bin 250.

  • Rusya – 17000 – %24.2
  • Türkiye – 15250 – %21.7
  • Ukrayna – 11350 – %16.2
  • Romanya – 5700 – %8.1
  • İtalya – 3650 – %5.2
  • Polonya – 2250 – %3.2
  • Azerbaycan – 2100 – %3
  • Sırbistan – 1800 – %2.6
  • Yunanistan – 1400 – %2
  • Ermenistan – 1350 – %1.9
  • Diğer Üye Devletler (37 Ülke) – 8300 – %11.8

TBB’den Veri Koruma Görevlisi Belgelendirme Programına İtiraz

Türkiye Barolar Birliği (TBB), Veri Koruma Görevlisi Belgelendirme Programının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay’a başvuruda bulunulduğunu duyurdu.

TBB’nin resmî web sitesinden yapılan açıklamada 06 Aralık 2021 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan Kişisel Verileri Koruma Kurumunun “Personel Sertifikasyon Mekanizmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ” ile Kurumun internet sayfasında 07 Aralık 2021 tarihinde yayımlanan “Veri Koruma Görevlisi Belgelendirme Programı”nın yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay’a başvurulduğu bilgisi paylaşıldı.

Dört yıllık lisans eğitimi veren fakültelerden mezun olanların veri koruma görevlisi olmasına imkan sağlayan söz konusu düzenlemelerin, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu’nun “Yalnız avukatların yapabileceği işler” başlıklı 35. maddesine aykırı olduğunun hatırlatıldığı açıklamada 35. maddeyle hukuki danışmanlık yapma, hukuki işlemleri takip etme, dava açma ve savunma yetkisinin sadece avukatlara verildiğinin altı çizildi.

TBB yaptığı açıklamada; Kişisel Verileri Koruma alanının bir hukuk disiplini olması sebebiyle veri koruma görevlisi adı altında avukat olmayan kişilerce hukuki danışmanlık hizmeti verilmesinin açıkça Avukatlık Kanunu’na aykırılık teşkil ettiğini vurguladı.

TBB’nin Danıştay’a verdiği 1 Şubat 2022 tarihli dilekçe şu şekilde:

20220202_verikorumadilekce

AİHM’e Başvuru Süresi 4 Aya İndi

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı R. Erinç Sağkan imzasıyla yayımlanan açıklamada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru süresinin 1 Şubat itibarıyla altı aydan 4 aya indirileceği bilgisine yer verildi.

Yapılan bilgilendirme paylaşımına göre; 01 Ağustos 2021 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini (AİHS) değiştiren 15 Nolu Protokol ile AİHS’nin 35. maddesinin 1. fıkrasında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru için öngörülen 6 aylık süre 4 aya indirildi. 4 aylık yeni başvuru süresi uygulaması, 01 Şubat 2022 tarihinde devreye girecek.

Konuyla ilgili Sağkan’ın imzasıyla TBB’den yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

DUYURU NO:2022/7

Konu: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Başvuru Süresinin 6 Aydan 4 Aya İnmesi Hakkında.

01 Ağustos 2021 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini (AİHS) değiştiren 15 Nolu Protokol ile AİHS’nin 35. maddesinin 1. fıkrasında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru için öngörülen 6 aylık süre 4 aya indirilmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 15 Nolu Protokol ile değişik 35. maddesinin 1. fıkrasında “Mahkeme’ye ancak, uluslararası hukukun genel olarak kabul edilen ilkeleri uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra ve iç hukuktaki kesin karar tarihinden itibaren dört aylık bir süre içinde başvurulabilir.” hükmünde yer alan 4 aylık yeni başvuru süresi uygulaması, 01 Şubat 2022’de başlayacaktır.

Ayrıca, Protokolün 8. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca AİHS’nin 35. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen, iç hukuktaki “nihai/kesin karar”, sözleşme maddesinin yürürlük tarihi olan 01 Şubat 2022 tarihinden önce verilmişse, bu karara dayanarak yapılacak başvuru 4 aylık süreye değil, 6 aylık süreye tabi olacaktır.

Yurttaşlarımızın ve meslektaşlarımızın mağduriyetini ve olası hak kayıplarını önlemek için belirtilen bilgilerin ve sürelerin Baronuz mensubu meslektaşlarımıza duyurulmasını rica ederim.

Saygılarımla.

Avukat Ramiz Erinç SAĞKAN
Türkiye Barolar Birliği
Başkanı

2022 Yılı Bilirkişilik Başvuru İlanı

2022 YILI

BİLİRKİŞİLİK BAŞVURU USUL VE ESASLARI İLE BİLİRKİŞİLİĞE KABULE İLİŞKİN DUYURU

6754 sayılı Bilirkişilik Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca,     EK-1 de yer alan temel ve alt uzmanlık alanlarında, EK-2 de aranan nitelikleri taşıyanlar arasından aşağıda belirtilen usul ve esaslara göre bilirkişilik bölge kurulları tarafından bilirkişilik başvuruları alınacaktır.

BAŞVURU ŞARTLARI:

 1- Bilirkişilik faaliyetinde bulunacak gerçek kişilerde aşağıdaki şartlar aranır:
   a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar ile zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık, gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık yapma, yalan tanıklık ve yalan yere yemin suçlarından mahkûm olmamak. 
   b) Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak.
   c) Daha önce kendi isteği dışında sicilden ve listeden çıkarılmamış veya bilirkişilik yapmaktan yasaklanmamış olmak. 
   ç) Disiplin yönünden meslekten veya memuriyetten çıkarılmamış ya da sanat icrasından veya mesleki faaliyetten geçici ya da sürekli olarak yasaklanmamış olmak.
   d) Başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmamak.
   e) Bilirkişilik temel eğitimini tamamlamak.
   f) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olmak.
   g) Meslek mensubu olarak görev yapabilmek için ilgili mevzuat gereği aranan şartları haiz olmak ve mesleğini yapabilmek için gerekli olan uzmanlık alanını gösteren diploma, meslekî yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi, ustalık belgesi veya benzeri belgeye sahip olmak.
   h) Daire Başkanlığının temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlediği EK-2de yer alan nitelikleri taşımak.
   2- 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre yetkilendirilen gayrimenkul değerleme uzmanları bakımından, sadece “Kamulaştırma” uzmanlık alanında bilirkişilik başvurusunda bulunmaları şartıyla, bilirkişiliğe kabul için aranan bilirkişilik temel eğitimi alma ve fiilen beş yıl görev yapma şartları aranmaz. Ancak, diğer uzmanlık alanlarında bilirkişiliğe başvuru yapmaları halinde gayrimenkul değerleme uzmanları bakımından da, bilirkişilik temel eğitimi ile fiilen beş yıl çalışma şartları aranır.
   3- Taşınmaz geliştirme konusunda yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar bakımından, sadece 05 kodlu Kamulaştırma temel uzmanlık alanında bilirkişilik başvurusunda bulunmaları ve bilirkişilik temel eğitimini almış olmaları şartıyla, fiilen beş yıl görev yapma şartı aranmaz. Ancak, diğer uzmanlık alanlarında bilirkişiliğe başvuru yapmaları halinde taşınmaz geliştirme konusunda yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar bakımından da, fiilen beş yıl çalışma şartı aranır.
   4- Yaptığı başvurusu, meslekî olarak (fiili çalışma süresi, uzmanlık alanlarına göre aranan nitelikler vb.) yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamazlar.
   5- Meslek öncesi eğitimde ve stajda geçen süreler fiili çalışmadan sayılmaz.

BAŞVURU USULÜ:

1- Bilirkişiliğe başvuru, ilgilinin yerleşim yerinin veya mesleki faaliyetlerini yürüttüğü yerin bağlı olduğu bilirkişilik bölge kuruluna EK-3’deki başvuru kılavuzu dikkate alınarak e-Devlet üzerinden UYAP Bilirkişi Portal Bilgi Sistemi’nde yer alan adımlar izlenmek suretiyle yapılır.
2- UYAP Bilirkişi Portalı Bilgi Sistemi üzerinden yapılacak başvuru sırasında Sistem tarafından girilen bilgilere göre otomatik olarak oluşturulacak Başvuru Formunun elektronik imza (e-imza) veya mobil imza (m-imza) ile imzalanması gerekmekte olup bilirkişilik başvurusunda bulunmak isteyenlerin başvurudan önce gerekli imzalardan birine sahip olmaları zorunludur.
3- Yazılı olarak, posta yoluyla veya vekaleten başvuru yapılamaz. Bu şekilde yapılan başvurular incelenmeksizin reddedilir.
4- Birden fazla bölge kurulu listesine kaydedilmek üzere başvuruda bulunulamaz.
5- Başvuru sırasında en fazla üç temel uzmanlık alanı ve seçilen her bir temel uzmanlık alanında en fazla üç alt uzmanlık alanına kayıt olmak için başvuru yapılabilir. İlk kez başvuru yapacak olan veya listelerde kayıtlı olup yenileme talebinde bulunacak olan bilirkişi adaylarının, başvuruda bulunacakları uzmanlık alanlarında, uzmanlıklarını ve fiili çalışmalarını doğru bir şekilde ispat etmeleri gerekmekte olup seçim yapılırken bu hususa özellikle dikkat edilmelidir. 

BAŞVURUYA EKLENECEK BELGELER:

1- Bilirkişilik başvurusu yapacak gerçek kişiler UYAP Bilirkişi Portalı Bilgi Sistemi  üzerinden oluşturulacak  başvuru dilekçesi ile birlikte aşağıdaki bilgi ve belgeleri eklemek zorundadır:
   a) Yabancılar için pasaport veya yabancı kimlik numarası ve çalışma iznini gösteren belge.
   b) Son 6 ay içinde çekilmiş vesikalık fotoğraf (jpeg, png formatında, en fazla 5 Mb boyutunda).
   c) Bölge kurulunun yetki çevresinde oturduğu ya da meslekî faaliyetini yürüttüğüne dair yazılı beyan.
   ç) Daire Başkanlığı tarafından ilan edilen temel ve alt uzmanlıklarına göre sahip olunan yeterlilikleri gösteren diploma, meslekî yeterlilik belgesi, uzmanlık belgesi, ustalık belgesi veya benzeri belgelerin aslı veya onaylı sureti.
   d) Mesleğini icra edebilmek için herhangi bir meslek kuruluşuna kayıtlı olmak zorunda olanlar için, meslek kuruluşuna üye olduğuna dair son altı ay içinde alınmış oda faaliyet belgesi veya oda kayıt belgesi.
            e) Bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalıştığını gösterir bilgi ve belgeler (SGK kaydı, oda belgesi, ruhsat, vergi kaydı, uzmanlık belgesi, görev belgesi, hizmet belgesi, meslekte veya sanatta yeterlilik belgesi, mesleki birliklerden alınacak kayıt belgeleri, saha çalışmaları, yürütülen projeler, uzmanlık alanına ilişkin mesleki ve akademik çalışmalar vb.)
   f) Bilirkişilik temel eğitimi katılım belgesi.
   g) Banka hesap (IBAN) numarası.
2- Bilirkişilik temel eğitimi Kanun gereği bir defaya mahsus alınan bir eğitimdir. Bu sebeple, iş bu başvuru dönemi öncesi alınan temel eğitim belgeleri geçerli olup başvuruların değerlendirilmesinde esas alınacaktır. Dolayısıyla temel eğitim katılım belgesi bulunan adayların yeniden temel eğitim almalarına gerek bulunmamaktadır.
3- Hali hazırda bölge bilirkişi listelerine Bilirkişilik Kanununun 11 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince üç yıllığına kaydedilmiş olup süresi dolduğundan yenileme talebinde bulunacaklarda temel ve alt uzmanlık alanı sınırlaması nedeniyle mesleki tecrübe ve fiili çalışma şartı yeniden değerlendirileceğinden yenileme talebine başvurulan uzmanlık alanında mesleki tecrübe ve fiili çalışma şartının ispatına yarar bilgi ve belgelerin eksiksiz bir şekilde eklenmesine dikkat edilmelidir.
4- Başvuruya (e) bendi uyarınca bilgi ve belgelerin eklenmesi sırasında sadece diploma, SGK kaydı, oda belgesi, vergi kaydı veya ruhsat ve benzeri belgelerin sunulmasının, başvuruda bulunulan uzmanlık alanındaki fiili çalışma ve mesleki tecrübeyle örtüşmediği sürece tek başına bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalıştığını ispat etmek için yeterli olmayacağı hususuna özellikle dikkat edilmelidir.
5- Bilirkişi adayının çalıştığı kurum ya da kuruluştan alacağı ve başvuruya ekleyeceği görev belgesinde mutlaka görev tanımına, hangi pozisyon ve unvanlarda çalıştığına ve hakkında disiplin yaptırımı ya da mesleki yönden geçici ya da sürekli yasaklılık halinin bulunmadığına ilişkin bilgilerin yer alması gerekmektedir.
6- Mesleğini icra edebilmek için herhangi bir meslek kuruluşuna kayıtlı olmak zorunda olanlar için, başvuruya ekleyecekleri oda faaliyet belgesi veya oda kayıt belgesinde mutlaka mesleki faaliyetten veya sanat icrasından geçici veya sürekli olarak yasaklanmamış olduğuna dair bilgilerin yer alması gerekmektedir.
7– İş bu başvuru döneminde yenileme talebinde bulunacaklarda, yenileme eğitimi almış olma şartı geçici olarak aranmayacaktır. Bu durumdaki bilirkişilerin bölge kurulu tarafından başvurularının kabul edilerek listeye yeniden kaydedilmeleri halinde yenileme eğitimlerini Daire Başkanlığımız tarafından belirlenecek takvim içerisinde almaları gerekmektedir.
8- 31 Mayıs 2021 tarihli Bilirkişilik Temel Eğitiminden Muaf Tutulacaklara Dair Usul ve Esaslar Hakkında Duyuru (EK-4) gereğince bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarında profesör veya doçent unvanına sahip olanlar, Bilirkişilik Yönetmeliğinin 30 uncu maddesinde belirtilen bilirkişilik temel eğitiminden muaf tutulduklarından bu kapsamdaki kişilerin anılan duyuruda belirtilen diğer şartları sağlamaları halinde bilirkişilik temel eğitimi şartı aranmaksızın başvuruları alınacaktır.
9- Başvuru dilekçesine eklenmesi zorunlu belgeleri eksik olanların listesi, bölge kurullarının internet sitelerinde yayımlanmak suretiyle duyurulur. Bu duyuru tebliğ yerine geçer ve başvuru sahibine bu duyuruyla birlikte eksik belgeleri UYAP Bilirkişi Portalı Bilgi Sistemi üzerinden tamamlaması için on beş gün kesin süre verilir. Bu süreye rağmen eksikliklerin tamamlanmaması halinde ilgilinin başvurusu başkaca bir inceleme yapılmaksızın reddedilir.
10-  UYAP Bilirkişi Portal Bilgi Sistemi üzerinden yapılacak başvurularda, evrakların eklenmesi işlemi bir kez yapılabileceğinden başvuru işlemi sırasında Sistem tarafından yapılan yönlendirmelere dikkat edilmesi ve evrakların tam ve eksiksiz olarak Sisteme eklenmesi gerekmektedir.
Evrakların eklenmesi sırasında hata yapılması veya eklenen belgelerin yetersiz ya da  eksik olduğunun tespit edilmesi halinde ilgili bilirkişilik bölge kurulu tarafından bu bölümün 9 uncumaddesine göre yapılacak eksiklik ilanını takiben başvuruda bulunanlar tarafından bu eksiklikler sistem üzerinden tamamlanabilecektir.

BAŞVURU TAKVİMİ:

Bilirkişilik başvuruları 31 Ocak – 28 Şubat 2022 tarihleri arasında alınacaktır.

BAŞVURULARIN DEĞERLENDİRİLMESİ VE İTİRAZ HAKKI:

1- Başvurular, bölge kurullarınca tutulacak kayda başvuran kişinin adı ve soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya yabancı ise pasaport ya da yabancı kimlik numarası, yerleşim yeri, iletişim bilgileri, mesleği varsa unvanı, temel ve alt uzmanlık alanı, çalıştığı kurum veya kuruluşun adı, başvuru sonucu ve düşünceler bilgilerinin girilmesi suretiyle işlenir.
2- Bölge kurulunca, öncelikle başvuranın “Başvuru şartları” bölümünde sayılan şartları taşıyıp taşımadığı değerlendirilir. Bu şartları taşıyanlar arasından Bilirkişilik Kanununun 11 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince en liyakatli olanlar seçilir. Liyakatin değerlendirilmesinde, başvuranın mesleki tecrübesi, alanında yüksek lisans, doktora, sanatta yeterlilik eğitimleri ve varsa başkaca uzmanlık eğitimleri, katıldığı meslek içi eğitimler veya uzmanlığı gösteren diğer belgeler ile EK-2’de yer alan temel ve alt uzmanlık alanlarına göre aranan niteliklerde liyakatli olanların belirlenmesine ilişkin diğer kriterler dikkate alınır. 
3- Bilirkişiliğe kabul edilenlere bölge kurulu tarafından üç yıl süreyle geçerli olmak üzere bilirkişilik yetki belgesi verilir.
4- Başvurunun reddine ilişkin karar bölge kurullarının internet sitelerinde yayımlanmak suretiyle duyurulur. Bu duyuru tebliğ yerine geçer.
5- Bilirkişiliğe başvuruya ilişkin verilen kararlara karşı, kararın tebliğ veya ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde kararı veren bölge kuruluna itiraz edilebilir. Bölge kurulunun itiraz üzerine verdiği kararlara karşı yetkili idare mahkemesine dava açılabilir.

YEMİN:

Bilirkişilik Yönetmeliğinin 44 üncü maddesinde belirlenen usul ve esaslara uygun olarak bölge kurulu başkanlıklarınca, bölge kurulu bulunmayan yerlerde ise ilk derece mahkemesi adli yargı adalet komisyonlarınca bilirkişiliğe kabul edilenlere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 64 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 271. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen usule göre yemin ettirilecektir. Yemin tarihi, saati ve yeri ilgili bölge kurulu tarafından ayrıca duyurulacaktır.

BİLİRKİŞİLİK SİCİLİNİN OLUŞTURULMASI:

Bölge kurulları tarafından sicile ve listeye kaydedilmesine karar verilenlere Sistem üzerinden sicil numarası verilerek Daire Başkanlığımız tarafından Bilirkişilik Yönetmeliğinin 45 inci maddesine uygun olarak bilirkişilik sicili oluşturulur.

LİSTELERİN İLANI:

Bölge kurulları tarafından oluşturulan bilirkişi listeleri, bilirkişinin sicil numarası, adı soyadı, temel ve alt uzmanlık alanı, mesleği, varsa unvanı, bağlı bulunduğu bölge kurulu ve yerleşim yeri belirtilmek sureti ile Daire Başkanlığımız ve bilirkişilik bölge kurulları internet sayfalarında ilan edilir.

DİĞER HUSUSLAR:

1- Bilirkişi olarak hizmet verecek özel hukuk tüzel kişilerinin ve bu tüzel kişilik bünyesinde çalışacak kişilerin taşıması gereken nitelikleri ile faaliyet gösterecekleri temel ve alt uzmanlık alanları ile yetki çevrelerinin belirlenmesine ilişkin çalışmalar devam etmekte olup, özel hukuk tüzel kişilerinin bilirkişiliğe kabulüne ilişkin usul ve esaslar ayrıca ilan edilecektir.
2- 31 Mayıs 2021 tarihinde yapılan Bilirkişilik Temel Eğitiminden Muaf Tutulacaklara Dair Usul ve Esaslar Hakkında Duyuru kapsamında başvuru yaparak bilirkişilik sicili ve listelerine kabul edilenler 3 yıl süre ile listelere kaydedilmiş olup bu kişilerin tekrar bilirkişilik başvurusu yapmalarına gerek bulunmamaktadır. Ancak, muafiyet kapsamında başvuru yaparak 2021 yılı içinde listelere kaydedilen profesör ve doçent unvanlı bilirkişilerden, iş bu duyurunun “Başvuru Usulü” bölümünün 5 inci maddesinde belirtilen sayılardan fazla uzmanlık alanında kayıtlı olanların, uzmanlık alanlarını en fazla üç temel uzmanlık alanı ve seçilen her bir temel uzmanlık alanında en fazla üç alt uzmanlık alanı olacak şekilde yenileme talebi ekranından güncellemeleri gerekmektedir. 
3- Muafiyet kapsamında başvuru yaparak 2021 yılı içinde listelere kaydedilen profesör ve doçent unvanlı bilirkişilerden kayıtlı oldukları uzmanlık alanlarına yeni uzmanlık alanı eklemek isteyen veya mevcut uzmanlık alanlarını güncellemek isteyen bilirkişiler de yine yenileme talebi ekranından bu başvurularını yapabileceklerdir.
4– Halihazırda bilirkişi listelerinde kayıtlı olup yenileme talebi kabul edilmeyen bilirkişiler, 2022 yılı bilirkişi listelerinin ilanı öncesinde görevlendirildikleri mevcut dosyalardaki görevlerini (asıl veya ek rapor hazırlama) tamamlayacaklardır.   
5- Bilirkişiliğe ilk başvuru ve yenileme taleplerinde Ek-1’de yer alan güncel temel ve alt uzmanlık alanları esas alınacak olup, Sistemde (*) işareti bulunan temel ve alt uzmanlık alanları yeni dönemde kaldırılacağından ve başvuruların değerlendirilmesi sırasında dikkate alınmayacağından başvuru yaparken Sistemde (*) işareti bulunan uzmanlık alanlarının seçilmemesine dikkat ve özen gösterilmesi gerekmektedir.
   

Bilirkişilik Yönetmeliğinin 41 inci maddesi uyarınca ilanen duyurulur.

EK-1 Temel ve alt uzmanlık alanları

EK-2 Temel ve alt uzmanlık alanlarına göre aranan nitelikler

EK-3 Başvuru Kılavuzu

EK-4 Bilirkişilik Temel Eğitiminden Muaf Tutulacaklara Dair Usul ve Esaslar Hakkında Duyuru 

Duyurunun resmî kaynağı