Ana Sayfa Blog Sayfa 126

AYM, Son 9 Yıllık Bireysel Başvuru İstatistiklerini Açıkladı

Anayasa Mahkemesi (AYM), üç aylık periyotlarla açıkladığı bireysel başvuru istatistiklerini güncelledi. AYM’nin yeni yayımladığı bireysel başvuru istatistikleri 23 Eylül 2012 – 31 Aralık 2021 tarihlerini kapsıyor.

23 Eylül 2012 – 31 Aralık 2021 tarihleri arasında toplam 361 bin 159 bireysel başvuru yapıldı, 302 bin 429 başvuru sonuçlandırıldı. Yapılan başvuruları karşılama oranı yüzde 83,7 olarak gerçekleşti.

Yıllara göre sonuçlandırılan bireysel başvuru sayıları tablosunda en fazla başvurunun 42 bin 971’le 2019 yılında yapıldığı görülmekte. En fazla bireysel başvurunun sonuçlandırıldığı yılsa 89 bin 651 ile 2017. AYM’nin paylaştığı verilere göre 2020’ye kıyasla 2021 yılında bireysel başvuruların sonuçlandırılmasında gerileme yaşandı. 2020’de yapılan başvuru kıyaslama oranı %112 iken bu oran 2021’de %69’a geriledi.

AYM’nin paylaştığı verilere göre toplam 361 bin 159 başvuru sayısından 58 bin 730’u derdest başvuru. En fazla derdest başvuru 44 bin 869 ile 2021’e ait. 2021’de derdest başvuru oranı %76,4 olarak gerçekleşti.

23 Eylül 2012 – 31 Aralık 2021 tarihleri arasında AYM’ye yapılan bireysel başvurularla ilgili verilen kararlarda en büyük pay “Kabul edilemezlik” kararlarına ait. AYM’nin 361 bin 159 bireysel başvuru için verdiği “hakkın ihlal edilmediği” yönündeki kararların oranıysa sadece %0,3. AYM, 25 bin 857 bireysel başvuru için de “en az bir hakkın ihlal” edildiğine dair karar verdi.

Sonuçlandırılan dosyalar bazında 25 bin 857 bireysel başvuru için “Makul sürede yargılanma hakkı dahil” ihlal kararı verildi. Bu sayıya OHAL Kapsamında Başvuru Yollarının Tüketilmemesi Kararı Verilen Dosyalar dahil.

İhlal Kararlarının Oransal Durumu tablosunda %96,9’luk bir oran Esastan incelenen dosyalar basında makul sürede yargılanma hakkı dahil ihlal kararı verilen başvuruları kapsamakta. Bu kapsamdaki dosya sayısı 25 bin 857.

En az bir hakkın ihlal edildiğine dair karar verilen 25 bin 857 bireysel başvuru içerisinde en büyük pay 11 bin 830 başvuruyla 2021 yılına ait. Bu yöndeki kararlar 2019 yılında düşüş gösterirken 521,9 ile 2020’de tekrar yükselişe geçti ve 2021’de %45,8 olarak gerçekleşti.

AYM, 2013 – 2021 yılları arasında toplam 840 bireysel başvuruyla ilgili “Hakkın ihlal edilmediğine” karar verdi. En fazla 2019 yılında 225 bireysel başvuru için bu yönde karar verilirken 2021’de bu sayı bir önceki yıla kıyasla düşüş göstererek 102 olarak gerçekleşti.

2013 – 2021 yılları arasında toplam 26 bin 697 bireysel başvuruyu esastan inceleyen Anayasa Mahkemesi, en fazla 2021 yılında bireysel başvuruyu esastan inceledi. İstatistikler incelendiğinde esastan incelenen bireysel başvuru sayısının 2019 yılından itibaren hızla arttığı görülmekte. 2020’de 5 bin 800 olan esastan incelenen bireysel başvuru sayısı 2021’de 11 bin 932’ye yükseldi.

AYM, 2013 – 2021 yılları arasında 26 bin 155 bireysel başvuru için “Birden fazla hak veya özgürlüğünün ihlal edildiğine” karar verdi. İhlal kararlarının hak ve özgürlüklere göre dağılında ilk sırayıysa 20 bin 84 kararla “Adil Yargılanma Hakkı” almakta. AYM, son dokuz yılda sadece 2 başvuru hakkında “Bireysel Başvuru Hakkı”nın ihlal edildiği yönünde karar verdi.

26 bin 155 bireysel başvuruyla ilgili ihlal kararlarının yıllara göre dağılımında 2021 başı çekmekte. 2013’te 78 bireysel başvuru hakkında ihlal kararı veren AYM, 2021 yılında 11 bin 882 bireysel başvuru için bu yönde kararda bulundu. AYM’nin paylaştığı veriler incelendiğinde İhlal kararlarının bir önceki yıla göre 2019’da düşüş gösterdiği ancak 2020’den itibaren katlanarak yükseldiği görülmekte.

Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tarafından yayımlanan 23 Eylül 2012 – 31 Aralık 2021 Bireysel Başvuru İstatistiklerinin resmî kaynağına buradan ulaşabilirsiniz.

Hukuk Gündemi 2022/2

2022’nin ikinci haftasını kapsayan 10-16 Ocak arasında hukuk dünyası, intihar eden üniversite öğrencisi Enes Kara ile öldürülen Av. Dilara Yıldız’ın isimlerini zikrederken İstanbul Sözleşmesi en çok gündeme getirilen konuların başında yer aldı.

#10Ocak Pazartesi

Adalet Bakanlığı, e-tebligat ile sadece 2021 yılında 40 milyon 537 bin 177 iletinin muhataplarına elektronik ortamda ulaştırıldığını, e-tebligat ile bugüne kadar 1 milyar 219 milyon lira tasarruf sağlandığını duyurdu.

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede 2022 Yılı Yol Haritası konusunda düzenlenen basın toplantısında konuşan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül: Özellikle tedbir için mahkemeye gidildiğinde konuya tüm mahkemeler bakıyordu. Artık her mahkeme değil, tedbir kararı vermeye yetkili ihtisaslaşmış mahkemeler bu konuda karar veriyor. Halihazırda 763 hakim bu konularda tedbir vermeye ve tedbir kararlarına bakmakla görevli.

#11Ocak Salı

Hâkimler ve Savcılar Kuruluna Ait Kararlar, 11 Ocak 2022 Tarihli ve 31716 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından 6087 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu hükümlerinin öngördüğü usul uyarınca HSK Başmüfettişi Mehmet Şirin Işık Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı olarak atandı.

Adalet Bakanlığı, yargılama süreçlerinin hızlandırılmasına katkı sağlamak amacıyla geliştirilen mobil uygulamaların sayısı 11’e yükseldiğini; Celse uygulamasını 56 bin avukatın kullandığını; e-Adalet Vatandaş Mobil uygulamasını 84 bin 480 kişinin aktif kullandığını açıkladı.

Av. Dilara Yıldız’ın kadın cinayeti sonucu öldürülmesinin ardından Türkiye Barolar Birliği, Barolar ve Türkiye Barolar Birliği Kadın Hukuku Komisyonu yayımladıkları ortak bir bildiride “İktidarı İstanbul Sözleşmesine tekrar imza vermeye; Danıştay’ı yaşam hakkından yana bir tutum alarak, hukuka aykırı bir şekilde İstanbul Sözleşmesinden imzanın çekilmesine ilişkin işlemin iptali için açılan davaları kabul etme yönünde karar almaya” yönelik çağrıda bulundu.

Ankara Barosu Gençlik Merkezi, Av. Dilara Yıldız’ın öldürülmesiyle ilgili yayımladığı basın açıklamasında “Kadınların şiddetsiz yaşama ve var olma hakları, yürütme organının tek taraflı inisiyatifine bırakılamayacak kadar hayati öneme haizdir.” ifadelerine yer verdi.

İzmir Barosu, Av. Dilara Yıldız’ın öldürülmesi sonrası “Eril şiddeti durdurun” çağrısında bulundu.

Bursa Barosu, üniversite öğrencisi Enes Kara’nın intiharıyla ilgili “Enes’in kaydettiği video ‘suç duyurusu’ olarak değerlendirilmeli” çağrısında bulundu.

Mersin’de 24 yaşındaki Raziye Oskay ile İstanbul’da Avukat Dilara Yıldız’ın eski nişanlısı tarafından katledilmesi ve kadına yönelik artan şiddetle alakalı Mersin Barosu Konferans Salonuna açıklama yapan Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Arzu Günay: Her gün en az bir kadın cinayeti ile güne başlar olmak ve bu kadın cinayetlerini normalleştirerek toplumun duyarsızlaştırılması, faillere uygulanan cezaların yetersiz olması ve şiddet gören kadınlar için gerekli tedbirlerin alınmaması nedeni ile gerçekleşen bu cinayetler karşısında, devletin tüm organları ve yargı sisteminin sorumluluğu bulunmaktadır.

#12Ocak Çarşamba

Kamu Denetçiliği Kurumunda gerçekleştirilen 2021 değerlendirme toplantısında konuşan Kamu Başdenetçisi (Ombudsman) Şeref Malkoç: Kamu Denetçiliği Kurumu olarak en büyük sıkıntımız nitelikli başvuru alamamak.2021 yılında 3 bin 160 dostane çözüm kararı vermişiz, 1320 ret kararımız var.

Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi’nin öldürülmesine ilişkin 4 kişinin yargılandığı davanın 4. duruşması sonrası açıklama yapan TBB Başkanı R. Erinç Sağkan: Bu soruşturmanın kovuşturma aşamasına geçebilmesinde olağanüstü bir çaba sarfeden meslektaşlarımız, aynı zamanda gerçekten maddi gerçeğe ulaşılabilmesi için de hukuk sınırları içerisinde çok etkin bir mücadele vermekteler.

Türkiye Barolar Birliği R. Erinç Sağkan, Av. Dilara Yıldız’ın öldürülmesiyle ilgili yaptığı basın açıklamasında “Meslektaşımızın hunharca katledilmesinin nedenlerinin başında yasal mercilerin gerekli önlemleri almaması, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmış olması, 6284’ün etkin şekilde uygulanmaması gelmektedir.” ifadelerini kullandı.

Avukat Dilara Yıldız için İstanbul Barosu önünde düzenlenen törende konuşan TBB Başkan Yardımcısı ve Trabzon Barosu Başkanı Av. Sibel Suiçmez: Bir kez daha yetkililere sesleniyoruz: Haklarımızı geriye götürecek yasal düzenlemeleri yapmayı denemesinler. 6284 sayılı yasayı etkin ve eksizsiz biçimde uygulasınlar. İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmediğimizi tekrar söylüyoruz.

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi, Av. Dilara Yılmaz’ın öldürülmesiyle ilgili yayımladığı basın açıklamasında İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının Danıştay tarafından iptal edilmesi çağrısında bulundu.

Ankara Barosu, Av. Dilara Yıldız’ın katledilmesine ilişkin tepki yürüyüşü gerçekleştirerek basın açıklamasında bulundu.

Sakarya Barosu Staj Eğitim Dersleri’nin açılışında konuşan Baro Başkanı İlknur Ebiz Yıldız: Meslekteki temel ilkelerin ne olduğunu ve mesleki duruşu iyi bilmeliyiz. Okulda da çok kıymetli bilgiler öğreniyoruz ama teorinin pratiğe dönüştüğü yer aslında staj eğitim dersleridir. Bilginin kovalayıcısı olun.

Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Enes Kara’nın intiharı sonrası basın açıklaması yapan Eskişehir Barosu İnsan Hakları Komisyonu: Enes başta olmak üzere, aynı durumdaki tüm gençlerimizin ve ülkenin geleceği için, cemaat ve tarikat yurtları derhal kapatılmalı ve bir genci yaşamının en güzel yıllarında intihara sürükleyen tüm sorumlu kişi ve kurumların tespit edilerek cezalandırılmaları gerekmektedir.

Bursa Barosu Kadın Hakları Merkezi, Av. Dilara Yıldız cinayeti üzerine yaptıkları basın açıklamasında “Türk Medeni Kanununun, 6284 sayılı kanunun, uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan kadın haklarının tüm kurum ve kuruluşlarca eksiksiz uygulanması” talebinde bulundu.

#13Ocak Perşembe

Yargıtay Başkanlığı, internet siteleri ile sosyal medya hesapları üzerinden gündeme gelen, Diyanet-Sen Genel Başkanı Mehmet Ali Güldemir’in Yargıtay Birinci Başkanlığı Mescidi imam hatipliği görevinden ve memurluktan ihraç edildiğine ilişkin haberler hakkında “Mehmet Ali Güldemir, imam hatip göreviyle 19.08.2015-14.02.2019 tarihleri arasında Yargıtay Ek Binası’nda görev almış olup, 14.02.2019 tarihinde sendika yöneticisi seçilmesi sebebiyle bu görevinden fiilen ayrılmıştır. İlgilinin o tarihten bugüne Yargıtay ile hiçbir bağlantısı bulunmamaktadır.” açıklamasını yayımladı.

Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenen Hukuk Eğitimi Sempozyumunda konuşan Bakan Gül: Hakimlik ve savcılık tüm yönleriyle eksiksiz ifa edilmesi gereken görevlerdir. Türk Yargı Etiği bildirgesi ile tüm yargı mensuplarının bu anlamda milletimiz adına beklentisi ortaya konuldu. Etikte, ‘Doğruluk, tutarlılık, dürüstlük, eşitlik, ehliyet, liyakat ve kendini sürekli geliştirme perspektifleri Türk yargı mensuplarının olmazsa olmaz değerleridir’ denildi. Türkiye’de özellikle bir yargı mensubunun bu özelliklere sahip olabilmesi için iyi bir eğitim, sağlam bir kişilik ve yeterli hayat tecrübesine sahip olması gerekmektedir.

İzmir Barosu Yönetim Kurulu, 2022 yılı aidat miktarını 554 TL olarak belirledi.

#14Ocak Cuma

İstanbul Barosu, 2022 yılı için baro aidatının 585,96 TL olarak belirlendiğini duyurdu.

#15Ocak Cumartesi

44. Baro Başkanları Toplantısı, TBB’nin seçilmiş kurulları ile 82 baro başkanı katılımıyla gerçekleştirildi.

Türkiye Barolar Birliğinin ev sahipliğinde 44. Baro Başkanları Toplantısına katılan Ankara Barosu Başkanı Av. Kemal KoranelYargı bağımsızlığı konusunda hakim ve savcı teminatının etkin bir şekilde uygulanmaya başlaması gerektiği ve Hakimler Savcılar Kurulundan Sayın Adalet Bakanı ile Bakan Yardımcısının ayrılması gerektiği” yönünde görüş bildirdi.

#16Ocak Pazar

İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu paylaştığı tivitte, 44. Baro Başkanları Toplantısındaki “….Anlatmaya çalışıyorum ki, avukat için reklam yasağı, sadece reklam yasağından ibaret değildir..” ifadelerine yer verdi.

Aile Mahkemelerinin Etkinliği Artırılacak

Türkiye Adalet Akademisi (TAA) ve Avrupa Birliği (AB) iş birliğiyle düzenlenen Aile Mahkemelerinin Etkinliğinin Artırılması: Aile Üyelerinin Haklarının Daha İyi Korunması Ortak Projesinin açılışı Dışişleri Bakan Yardımcısı Faruk Kaymakçı, TAA Başkanı Muhittin Özdemir, Avrupa Birliği temsilcileri ile hâkim ve savcıların katılımıyla gerçekleştirildi.

Açılışta konuşan TAA Başkanı Muhittin Özdemir, “Hedefimiz hukuka ve insan haklarına bağlı, tarafsız, bağımsız, hür vicdanıyla karar veren, meslek etik ilkelerini benimseyen, toplumun adalet ihtiyacına cevap verebilecek nitelikte hakim ve savcılar yetiştirmektir. Bu itibarla hakim ve savcı eğitimi adaletin, yargının kaderini değiştirecek derecede önemi haizdir.” vurgusunda bulundu.

Anayasa’nın 41. maddesiyle ailenin korunması ve çocuk haklarının güvence altına alındığını hatırlatan Muhittin Özdemir, bu sebeple meslek içi eğitimlerde Aile Hukuku ve 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uygulamalarına her dönem yer verildiğini belirterek “Proje kapsamında kurulan pilot adliyelerimizi batıda İzmir, doğuda Kars, güneyde Hatay’a kadar ülkemizin yedi bölgesinden belirledik. Aynı zamanda iş yükü ve mahkeme sayısı bakımından da çeşitliliğe önem verdik. Bu sayede tüm bölgelerimizin aile hukuku bakımdan sosyal, kültürel ve hukuki durumunu görüp, buna göre çözüm önerileri getirmenin daha isabetli olacağını değerlendirdik.” ifadelerini kullandı.

Özdemir, Aile Mahkemelerinin Etkinliğinin Artırılması: Aile Üyelerinin Haklarının Daha İyi Korunması Ortak Projesinin aile ve adalet kavramlarının temelinde yükseldiğinin altını çizerek “Bu iki kavramın merkezinde, sorunlara hukuki çözümler geliştirilmesi ve aile mahkemelerinin etkinliğinin arttırılması hedeflediğinden, sonuçları itibariyle sadece yargı sektörünü değil, esasen tüm toplumu ilgilendirmektedir. Projen, kurulduğu günden bugüne aile mahkemelerini ilk defa bir bütün olarak ele almaktadır.” dedi.

Sağkan: Şiddet Öldürür Hukuk Yaşatır

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Kadın Hukuku Komisyonu (TÜBAKKOM) tarafından Av. Dilara Yıldız anısına düzenlenen “Kadınların Yaşam Hakkı, Medeni Haklar ve Ayrımcılık” konulu sempozyumun açılışında konuşan TBB Başkanı Ramiz Erinç Sağkan, toplumsal bilincin oluşturularak evrensel hukukun işletilmesinin önemine vurgu yaptı.

TBB Av. Özdemir Özok Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen sempozyumun açılış konuşmasını yapan TBB Başkanı Sağkan söz konusu şiddetin kadınları, sınırları belirlenmiş alanda tahakküm altında tutmanın gayrimeşru yöntemine dönüştüğünü belirterek “Bizler de tahakkümün yöntemi olan ve bir ucu yok etmeye kadar uzanan şiddetle gelen bu akıl dışılığı akılla, farkındalıkların geniş kitlelere yayılarak bir toplumsal bilinci ortaya çıkarmasıyla ve nihayetinde bu bilinçle sahip çıkılabilecek insan hak ve özgürlüklerine dayalı evrensel hukuku işletme yoluyla durdurabilir, geriletebilir ve yenebiliriz” ifadelerini kullandı.

“Biliyoruz ki şiddet öldürür, hukuk yaşatır.” diyen Sağkan, “Eğer hukuk işleseydi İstanbul Sözleşmesi bir gece yarısı, hukuk dışı bir kararla kaldırılamazdı ve 6284 sayılı Kanun’un eksiklikleri giderilir, etkin bir şekilde uygulanması sağlanırdı.” dedi.

Cezasızlık Algısı Yerine Cezada Caydırıcılık

Hukuk işleseydi sahada her kademedeki görevli ve yetkililerin, defalarca adli mercilere sığınan, hayatının tehlikede olduğunu söyleyen Dilara Yıldız’ın göz göre göre öldürülmesini önlemiş, onu hayata tutundurmuş olacağını söyleyen TBB Başkanı, aynı şekilde kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere ayrımcılığa ve şiddete maruz kalma riski yüksek olan dezavantajlı grupların önündeki adalete erişim hakkına yönelik engellerin kaldırılmış, sahada görev alanların kendilerine sığınanların yaşam haklarını korumuş olacağını belirtti.

“Hukuk işlese, nefret ve ayrımcılık suçlarıyla etkin şekilde mücadele edilir, suç işleyene karşı sergilenen ‘cezasızlık’ algısı yerine ‘cezada caydırıcılık’ hâkim olurdu.” diyen Sağkan konuşmasının devamında “Sabah akşam, üstelik de başını örnek olmaları gereken kişilerin çektiği ve pervasızca kullanılan nefret dili gazetelerden, televizyonlardan, sosyal medyadan toplum üzerine boca edilmez, şiddete karşı en demokratik hakkını kullanan başta kadınlar olmak üzere sesini duyurmak isteyenler, kolluk şiddetine maruz kalmazlardı. Anaokullarından başlayarak, çocuklarımıza ayrımcılığın ve şiddetin zararları anlatılır, çocuklar ve gençler yasa dışı kurulmuş, denetimsiz mekânlardan çekip alınır, henüz kendi olgunlaşamamış çocuklar, evlilik adı altında eğitim hakkından, özgürce yaşamdan koparılamazlardı.” şeklinde görüşlerini dile getirdi.

Çünkü Kadın Mücadelesi Var

Cumhuriyetin ilkelerine, Anayasa’da yazılı evrensel hak ve özgürlüklerle kadına eşit vatandaşlık temelinde onurlu bir yaşam hakkı tanıyan Medeni Kanun’a sahip çıkmaya devam edeceklerinin altını çizen R. Erinç Sağkan, “Medeni Kanun’un hayati haklar getirdiğini toplumun her kesimine anlatmak, farkındalıkları büyütmek zorundayız. Bu ülkenin kadınları, avukatları ve toplum vicdanı, ülkemizin sonsuz bir karanlığa sürüklemek isteyen kör nefreti mutlaka ama mutlaka yenecektir.” diyerek “Çünkü kadın mücadelesi var, çünkü sizler varsınız.” vurgusunda bulundu.

Sağkan, konuşmasını “Türkiye Barolar Birliği olarak, bu mücadeleye her türlü destek ve katkıyı sunacağımızın sözünü tekrar sizlerin huzurunda vermek istiyorum. Bu mücadeleyi sizler yürüttünüz, bu mücadeleyi sizler devam ettireceksiniz, bu mücadelede Türkiye Barolar Birliği ne bir adım önünüzde ne bir arkanızda değil tam da yanı başınızda yer alacaktır.” ifadeleriyle tamamladı.

Türkiye’de Çalışanların “Ulaşılamama Hakkı” Var mı?

Almanya, Fransa, İspanya, Şili ve Arjantin’de çalışanlara mesai saatleri dışında ulaşılamama hakkı tanınırken Avrupa Birliği (AB) Parlamentosu bu kararın tüm üye ülkelere yayılmasını önerdi. Son olarak Belçika’da çalışanlara, 1 Şubat 2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere mesai saatleri dışında “bağlantıyı kesme hakkı” tanındı. Bu gelişmelerle ilgili görüşlerine başvurduğumuz İstanbul Barosu Bağlı Çalışan Avukatlar Kurulu Üyesi Av. Pelin Pınar Kaya, Avrupa Parlamentosunun 21 Ocak 2021 tarihinde “irtibatı kesme hakkı”nın Avrupa Birliği üye ülkelerinde geçerli olacak bir hak olarak tanımlanması konusunda yayımlandığı raporun ayrıntılarını paylaştı:

“Avrupa Parlamentosu 21 Ocak 2021 tarihinde “irtibatı kesme hakkı”nın Avrupa Birliği üye ülkelerinde geçerli olacak bir hak olarak tanımlanması konusunda bir rapor yayımladı ve tavsiye kararı niteliğinde olan bu rapor Parlamento tarafından oy çoğunluğu ile kabul edildi. Bu karar bağlayıcı bir karar olmasa da irtibatı kesme hakkı açısından bir tanım getirmektedir. Bu önemli bir husus, ancak Covid-19 pandemisi ile daha da görünür hale gelen ulaşılamama hakkı – çevrimdışı olma hakkı – irtibatı/bağlantıyı kesme hakkı (right to disconnect) kapsamında dünyada pandemiden önce de yasal düzenlemeler üzerinde çalışılıyordu. Örneğin Fransa çevrim dışı olma hakkını bu tavsiye kararından önce tanıyan ülkelerden.” açıklamasında bulunan Av. Kaya; İtalya, İspanya, Kanada ve Portekiz’in de bağlantıyı kesme hakkında yasal düzenlemelere yer veren ve ihlali halindeki yaptırımı tanımlayarak uygulamaya geçen ülkeler arasında yer aldığını belirtti.

Türkiye’de “Ulaşılamama Hakkı”yla İlgili Bir Düzenleme Yok

Türkiye’de ulaşılamama veya irtibatı kesme hakkının doğrudan tanımlandığı bir yasal düzenlemenin henüz bulunmadığının altını çizen Kaya, buna rağmen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 24. maddesi gereğince her şahsın dinlenmeye, eğlenmeye, bilhassa çalışma müddetinin makul surette sınırlandırılmasına ve muayyen devrelerde ücretli tatillere hakkı olduğu hatırlatmasında bulunarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50. maddesini işaret etti:

T.C. Anayasası’nın “Çalışma şartları ve dinlenme hakkı” başlıklı 50. maddesinde “Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.” hükmü mevcuttur. Bunun dışında 4857 sayılı İş Kanunu ve İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği’nde çalışma sürelerinin sınırlandırılmasına ilişkin açık düzenlemeler bulunmaktadır. Ayrıca 2016 yılında İş Kanununun 14. maddesinde yapılan değişiklik ile 4. fıkrada uzaktan çalışma tanımlanmıştır. 2021 yılında da Uzaktan Çalışma Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir ve burada da uzaktan çalışmanın yapılacağı zaman aralığının iş sözleşmesinde belirlenmesi gerektiği hükmü mevcuttur.

Ancak bu düzenlemelerin hiçbirinin ulaşılamama hakkını tam olarak karşılamadığını; mesai saatleri dışında, ara dinlenmelerde ulaşılamama hakkının kapsamını ve ihlali halinde ne yapılabileceğini içermemediğini vurgulayan Kaya, söz konusu mevzuatın çalışma süreleri, fazla mesai ve kesintisiz dinlenme sürelerini açıkça tanımlamış ve koruma altına almış olmasına rağmen ulaşılamama hakkı açısından bir düzenlemeye yer vermediğine dikkat çekerek “Aslında Uzaktan Çalışma Yönetmeliği düzenlenirken bu hususa da yer verilmesi gerekirdi.” ifadelerini kullandı.

Dinlenme Hakkından Vazgeçilemez

Anayasa’da “Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.” hükmü dolayısıyla dinlenme hakkından vazgeçilemeyeceğinin açık olduğunu belirten Av. Kaya, İş Kanunu 58. maddesinde düzenlenen izinde çalışma yasağıyla işçinin izin süresi içinde dinlenmesinin amaçlandığını, istirahat raporu olan işçi iş göremez durumda olduğu için söz konusu raporun iyileşme süreci için verildiğini söyleyerek “İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinin 3. maddesinin 2. fıkrasında dinlenme süresinin 24 saat içerisinde kesintisiz olarak 12 saat olduğu açıkça yazılıdır. Dinlenme süreleri ve çalışma süreleri mevzuatta muğlaklığa yer vermeyecek derecede nettir. Bu hususların ihlaline karşı başvurulabilecek hukuki yollar da açıktır.” hatırlatmasında bulundu.

Dinlenme Hakkı, “Zorunlu Haller” Bahanesiyle İhlal Ediliyor

Av. Kaya, işveren tarafından işçiye karşı kullanılan “acil durumlarda 7/24 ulaşabilme” durumunun ortaya çıkardığı hak ihlali ve suistimalle ilgili de şu görüşleri paylaştı:

Türkiye’de Covid-19 pandemisiyle birlikte hayatımıza “bitmeyen mesai” kavramı girdi. İşçinin fazla mesai yapma süreleri İş Kanunu ile açıkça belirlenmişken, özel hayatında sürekli ulaşılabilir olması beklenmeye başlandı. Aslında pandemiden önce de bu sorun işyerlerindeki uygulamalar ile görünür haldeydi. İşçinin öğle yemeği saatlerinde veya ara dinlenme zamanlarında da işvereni veya iş arkadaşları tarafından iş sebebiyle sürekli ulaşılabilir olması bekleniyordu. Bu hususlar “7/24 acil bir durum olursa” şeklinde, bazen ardı ardına mesaj ve aramalarla veya acil yanıtlanması gerektiği belirtilen e-postalarla işçilerin sorunu haline gelmişti.

Geri planda işveren tarafından işçiye karşı kullanılan “zorunlu haller” vurgusu var. İstisna gibi gösterilmeye çalışılarak, bu istisnaların tanımları ve saatleri gün geçtikçe genişletiliyor. İşçinin ulaşılamama hakkı ve bu hakkın ihlalinin tanımı mevzuatta yer almadığından, ihlalden kaynaklı durumlarda hukuki olarak neler yapılabileceğine ilişkin de mevzuatta bir düzenleme bulunmuyor. Oysa zorunlu olsun ya da olmasın bunların hepsi dinlenme hakkını ihlal ettiği gibi işçinin özel yaşamına ve kişilik haklarına da müdahale niteliği taşıyor. Bu konuda artık mutlaka yasal düzenlemelerin yapılması ve işçilerin ulaşılamama hakkı taleplerini yüksek sesle dile getirmesi gerekiyor. 

Hakların Kullanımı İşçinin, İşini Kaybetme Endişesiyle Zorlaşmakta

Ulaşılamama hakkı ve ihlali durumunda uygulanacak yaptırımların herhangi bir açığa yer vermeyecek şekilde düzenlenmesi durumunda işçilerin uğradığı hak ihlallerinin büyük oranda kesileceğini vurgulayan Av. Pelin Pınar Kaya, ulaşılamama hakkının ihlaline ilişkin düzenlenecek yaptırımların da caydırıcılığının çok önemli olduğunu söyledi. Aksi halde sorunun ortadan kalkmayarak söz konusu hakkın ihlaline yönelik uygulamaların devam edeceğini ifade eden Kaya, “Özellikle ekonomik olarak sıkıntı yaşanan zamanlarda işverenler daha az sayıda işçi çalıştırmaya yönelmekte, bu nedenle de hâlihazırda çalışan işçilerin iş yükü artmakta ve bunun sonucunda bitmeyen mesailer oluşarak ciddi hak ihlallerine sebep olmaktadır. Günlük hayatta bu hakkın uygulanmasına ilişkin yükümlülükler yasayla işverenin üzerinde bırakılmalıdır. Zira işçinin, işini kaybetme endişesiyle uygulamada bu hakkını kullanması zorlaşabilir.” açıklamasında bulundu.

Hukuk Gündemi 2022/1

2022’nin geride kalan ilk haftası 03-09 Ocak aralığında hukuk dünyasında yaşanan gelişmeleri özetlediğimiz Hukuk Gündemi listemiz yayında.

#3Ocak Pazartesi

Adalet Bakanlığının Yargı Reformu Strateji Belgesinin alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yaygınlaştırılması amacıyla etkinliğini ve kapsamını artırdığı uzlaştırma müessesiyle 2021 yılında uzlaşma müzakereleri tamamlanan 268 bin 789 dosyadan 226 bin 319’unda taraflar anlaştı; yıl boyunca uzlaştırma müessesinin başarı oranı yüzde 84’e ulaştı.

Eskişehir 1. İdare Mahkemesi, Eskişehir Tabip Odası tarafından Merkezi Hekim Randevu Sistemindeki randevu aralığının beş dakikaya düşürülmesine karşı açılan davada yürütmenin durdurulmasına hükmetti.

Antalya Barosu Başkanı Hüseyin Geçilmez2022 başlamadan biz ücret tarifesinin altında ezildik. Düşük oranlı tarifeyle, SGK ve BAĞ-KUR primleriyle ilgili acil düzenleme bekliyoruz. Vatandaşı enflasyona ezdirmeyeceğini söyleyen yetkililerin avukatları nasıl enflasyona ezdirdiklerini söylemekten çekinmeyeceğiz.” açıklamasında bulundu.

İstanbul 2 Nolu Barosu, çevrim içi olarak Çocuk Hakları Eğitimi düzenledi.

Ankara Barosu Sosyal Dayanışma Hattı, 70 yaş üstü avukatlar ve engelli avukatlar ile Ankara dışından gelecek engelli avukatlara hizmet verecek şekilde güncellendi.

İzmir Barosu, CMK ücret tarifesi ve avukatlık asgari ücret tarifesindeki artış oranının güncellenerek, ücretlerin asgari ücret zam oranı miktarında yeniden belirlenmesi talebiyle Adalet Bakanlığına dilekçe gönderdi.

Ankara Barosu Yönetim Kurulu 2022 yılı baro aidatının 680 TL olarak güncellendiğini duyurdu.

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK), 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Hakkında Doğru Bilinenen Yanlışlarla ilgili bilgilendirmede bulundu.

#4Ocak Salı

Adalet Bakanlığı, 2021 yılında arabulucular marifetiyle 553 bin 625 dosyada tarafların el sıkışarak anlaştığını; böylece en az iki tarafı bulunan hukuk uyuşmazlıklarında 1 milyon 107 bin 250 kişinin arabuluculukla uzlaştığını ve arabuluculukta 2021 yılında başarı oranının yüzde 70 olduğunu açıkladı.    

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, 04.01.2022 tarihi itibarıyla ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü ve tutuklulardan 1. doz aşı yaptıranların oranının %95, 2. doz aşı yaptıranların oranının %87 olduğunu açıkladı.

Ankara Barosu, 12. Uluslararası Hukuk Kurultayının Göç ve Mülteci ana başlığıyla 26-29 Mayıs 2022 tarihleri arasında düzenleneceğini duyurdu.

KVKK, Veri Sorumluları Siciline Kayıt hakkında hatırlatmalarda bulundu.

#5Ocak Çarşamba

Adalet Bakanlığı, 7/24 anlayışıyla adalet hizmeti veren İstanbul Havalimanı Adliyesi’nde bugüne kadar 14 bin 820 adli işlem yapıldığını, havalimanı adliye uygulamasının 2022’de yaygınlaştırılacağını duyurdu.

Türkiye Barolar Birliği (TBB), TBMM tarafından 2010 yılında AYM üyeliğine seçilen Celal Mümtaz Akıncı’nın yaş haddinden 31 Ocak 2022 tarihinde emekliye ayrılmasıyla boşalacak koltuk için aday olan 32 baro başkanının listesini yayımladı. TBB Başkanlık Divanı tarafından 15 Ocak’ta yapılacak seçimde belirlenecek üç adaydan biri, TBMM’de yapılacak oylamada AYM üyeliğine seçilecek.

Ankara Barosu Pati Yardım Hattı kuruldu.

#6Ocak Perşembe

Yargıtay Başkanlığında düzenlenen 2021 yılı değerlendirme toplantısında konuşan Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca: 2020 yılının sonunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nda devreden dosya sayısı 203 bin 632 iken, 2021 yılı sonunda 97 bin 8 olmuştur. Ceza dosyalarında birikmiş iş yükü yarı oranında azalmıştır. Bir yandan üye ve tetkik hakimi sayısı kademeli olarak azalırken, arşivdeki dosya sayımız da azalmaktadır. Dosya sayısını azaltarak tasarruf ettiğimiz zamanı, adli kalitenin yükseltilmesine ayıracağız. Bu şekilde yargı hizmetinin etkinliğini ve kalitesini artırarak, halkımızın yargıya duyduğu güveni daha üst seviyelere getireceğiz.

Adalet Bakanlığı, yakalama veya zorla getirme kararlarının mesai saatleri dışında infaz edilmesinden kaynaklanan mağduriyetlerin ortadan kaldırılması için “İHEP’te yer alan Uygulamadan Kaynaklı Aksaklıklar Nedeniyle Kişi Özgürlüğünün Kısıtlanmasının Önlenmesi hedefi kapsamında sadece ifadesi alınmak üzere verilen bir yakalama kararı kapsamında mesai saatleri dışında yakalanan kişiye, makul bir sürede adli makamlara başvurmayı taahhüt etmesi şartıyla Cumhuriyet Savcısının emri doğrultusunda serbest bırakılması imkanı getirildiğini; hayata geçirilen bu reformla yürürlüğe girdiği 14 Temmuz 2021’den bu yana 17 bin 831 vatandaş taahhüt vererek serbest bırakıldığını duyurdu.

Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu (BEDK) tarafından düzenlenen Bilgi Edinme Hakkı Ulusal Sempozyumunun açılışında konuşan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül: Milletimiz hukukun asıl sahibidir, insanımız bu hakkın yegane sahibidir ve bunun birileri tarafından kendisine bahşedilmesine ihtiyacı yoktur.

İstanbul Barosundan elektronik imzalı alınabilen evrak sayısı sekize yükseldi.

İzmir Barosu, “2020 ve 2021 Yıllarında Çocukların Maruz Kaldığı Cinsel Dokunulmazlığa İlişkin Suç Verilerine Dair Rapor“u yayımladı.

Belçika’da kabul edilen yasayla birlikte çalışanlara mesai saatleri dışında bağlantıyı kesme hakkı tanındı. Memurlara mesai saatleri dışında telefonlara ve mesajlara cevap vermeme hakkı tanıyan yeni düzenlemeyle ilgili Kamu Hizmeti Bakanı Petra De Sutter “aşırı iş stresi ve tükenmişlik” ile mücadeleye yardımcı olacağı değerlendirmesinde bulundu.

#7Ocak Cuma

Adalet Bakanlığı seri muhakeme usulü kapsamında 2021’de Cumhuriyet Başsavcılıklarınca 56 bin 267 dosyayla ilgili talepname düzenlendiği; böylece uygulamanın başladığı 1 Ocak 2020’den itibaren 134 bin 488 dosyada seri muhakeme usulüne göre karar verildiği; seri muhakeme ve basit yargılama usulüyle 2021’de toplam 274 bin 727 dosya kısa sürede sonuçlanırken, uygulamaların başladığı günden bu yana toplam 415 bin 571 dosyanın karara bağlandığı bilgisini paylaştı.

3’üncü Mehmet Akif İnan Ödül Törenine katılan Adalet Bakanı GülYeni ve sivil bir anayasa milletimizin önünde duran bir ödevdir. Bugün hep birlikte memuruyla işçisiyle, genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle Türkiye’de 84 milyon bütün vatandaşımızın, doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle ‘Evet bu benim anayasam, bu benim hakkımı koruyor, geliştiriyor, teminat altına alıyor’ diye savunacağı toplumsal sözleşmeyi hepimizin ihtiyacı vardır. Bu konuda sivil toplum kuruluşlarına, bütün siyasi partilere çok önemli bir görev düşmektedir.” açıklamasında bulundu.

Hatay Barosunu ziyaret eden TBB Başkanı R. Erinç Sağkan: Hayaliniz eğer avukatlıksa, o hayalinizi başka kaygılarla terk etmeyin. Hayalinizdeki meslek avukatlıksa, o cübbenin önüne düğmeyi diktirmediğiniz sürece, bu dünyanın en onurlu ve güzel mesleğidir.

Ankara Barosu, 7 Ocak’ta yaptığı yönetim kurulu toplantısında TBB tarafından verilen staj kredisinin 1 Ocak 2022’den önce staj kredisine başvuran stajyerler için de 1.050 TL olarak düzenlenmesi için TBB’ye talepte bulunulması kararlaştırıldı.

#8Ocak Cumartesi

Adalet Bakanlığı, Türkiye genelinde 1 Ocak 2021 – 15 Kasım 2021 tarihleri arasında incelenen veriler sonucunda soruşturma ve kovuşturmalarda hedef sürelere uyulma oranının İdari Yargı Mahkemelerinde yüzde 88,38, ceza mahkemelerinde yüzde 86,86, hukuk mahkemelerinde yüzde 85,65, Cumhuriyet başsavcılıklarında yüzde 84,01; tüm yargılama türlerindeyse ortalama yüzde 86 olarak gerçekleştiğini duyurdu.

#9Ocak Pazar

Yargıtay Başkanlar Kurulu Toplantısı, 7-9 Ocak tarihlerinde Afyonkarahisar’da Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca başkanlığında gerçekleştirildi. 

Türk Parlamenterler Birliği’nce düzenlenen programda Hukukun Üstünlüğü ve Yargı Reformu başlıklı konferans veren Adalet Bakanı Gül: Bir kişi akşam başını yastığa koyduğunda, sabah kalktığında daha iyi işleyen hukukla uyanacağı, kendisini tehdit eden bir norm, eylem ya da işlemle karşılaşmayacağına inanmalıdır. Bir şekilde ‘sana şu kadar hukuk veriyorum, adalet veriyorum’ diyerek değil, adaleti vatandaşın kendisi hissediyorsa, yaşıyorsa işte orada hukuk devleti vardır, adalet vardır.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından ceza infaz kurumlarından sorumlu Cumhuriyet Savcıları için düzenlenen “İyi Hal Değerlendirme Sistemi” meslek içi eğitim programı açılışında konuşan Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Yardımcısı Serdar Sezer: İnfazın temel amacına yönelik planlanan ve yürütülen iyileştirme programlarını ve bu çalışmalarının verimliliğini önemsiyoruz. Ceza infaz kurumlarının denetiminden sorumlu Cumhuriyet başsavcıları ve Cumhuriyet savcıları olarak yeni dönemde sizlerden daha fazla destek bekliyoruz.

Gül: Hukukun asıl sahibi milletimizdir

Fotoğraf kaynak: basin.adalet.gov.tr

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu (BEDK) tarafından düzenlenen Bilgi Edinme Hakkı Ulusal Sempozyumunda yaptığı konuşmada demokratik yönetim anlayışı ve hukuk devletinde bilgi edinme hakkının önemini vurguladı.

Hukuk devletinde tüm vatandaşların geleceklerinden emin olması ve kendilerini güvende hissetmeleri gerektiğinin altını çizen Bakan Gül, söz konusu güvenin sadece bir grubun belli bir çevrenin değil, Türkiye’de yaşayan 84 milyon vatandaşın temel hakkı olduğunu belirtti.

“Milletimiz hukukun asıl sahibidir, insanımız bu hakkın yegane sahibidir ve bunun birileri tarafından kendisine bahşedilmesine ihtiyacı yoktur.” diyen Gül, insan haklarının bir lütuf olmadığına, kişinin doğuştan getirdiği bir hak olduğuna dikkat çekerek bilgi edinme hakkının bunu uygulamaya dökmenin en güçlü göstergesi olduğunu dile getirdi.

Adalet Bakanı Gül’ün konuşmasından öne çıkan satır başları şu şekilde:

Devletin olağan zemini hukukun kendisidir

  • Devlet rutin dışına çıkmaz. Devletin olağan zemini hukukun kendisidir. Hepimizin bildiği gibi eski Türkiye’de rutinin dışına çıkalım anlayışı sıradanlaşmıştı, daha da kötüsü, bu durum kanıksanmıştı. Oysa devletin rutini hukuktur, demokrasidir, amasız fakatsız bunu her zaman göstermesi temel görevidir. Kimini kılık kıyafetinden dolayı, kimini inancından dolayı, kimini etnik kimliğinden dolayı, kimini siyasi görüşünden dolayı ama herkesi bir şekilde suçlayan araçsal bir hukuk anlayışı vardı. Öyle bir dünyada bilgi edinme hakkı lükstü. Hak kelimesi bile lükstü. Kafka’nın ‘Dava’ romanındaki gibi, sistemin karanlık dehlizlerinde bir başına kalmış, soru soramayan, sorsa cevap bulamayan bir insan vardı. Bugün ise insanımızın önünü hukuk aydınlatıyor. Kamunun bütün faaliyetlerinde vatandaşlarımızın, faaliyetlerimizin teminatı hukuktur.
  • Artık Türkiye’de hiç kimse inancından dolayı ötekileştirilmemektedir. Böyle bir şeye asla izin verilemez. Kimliğinden dolayı hor görülemez, yaşam tarzından dolayı ayrımcılığa maruz bırakılamaz. Ama görüyoruz ki bazıları hâlâ eski Türkiye özlemi içerisinde. Eski Türkiye’nin adetlerini, alışkanlıklarını hortlatmak isteyenler, Kur’an kurslarına ‘orta çağ zihniyeti’ diyerek bunu hortlatmak isteyen, çağdışı zihniyet iyi bilmelidir ki, o köprülerin   altından çok sular aktı. Artık Türkiye eski Türkiye değil. Gerek kimliğiyle, gerek yaşam tarzıyla, gerek kılık kıyafetiyle ötekileştiren, dilinden dolayı ötekileştiren, inancından dolayı ötekileştiren, yaşam tarzından dolayı ötekileştiren korku siyaseti ve jakoben bağnazlık maziye gömüldü. Türkiye’yi hiç kimse artık eski Türkiye’ye dönüştüremeyecek, insan haklarını eskiye götürmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.
  • Milletimiz diyor ki sen benim vatandaşımın inancına, çocuklarımın hangi okula, kursa, eğitime devam edeceğine karışamazsın, sen benim adıma karar veremezsin. Hele hele bunları, bu tercihlerimi asla hor ve hakir göremezsin. Milletimizin yaklaşımı budur.

Hukuk neyi emrediyorsa bunu gerçekleştiren siyaset anlayışıyla yolumuza devam ediyoruz

  • Bir gün bile ‘Rutin dışına çıksa ne olur’ anlayışıyla ülkemizi nereye getirdikleri geçmişte hepimizin yaşadığı bir tarihtir ama değil bir gün, bir saniye bile olsa rutin dışına çıkmayan, hukuk neyi emrediyorsa bunu gerçekleştiren ve daha fazla reformu hayata geçirmeye inanan bir siyaset anlayışıyla yolumuza devam ediyoruz. Bunun dışındaki hiçbir siyaset anlayışı, kabul edeceğimiz bir siyaset anlayışı değildir. Bu anlayışla da sonuna kadar nereden ve kimden gelirse gelsin mücadele etmeye devam edeceğiz.

Anayasal Bir Güvence Olarak Silahların Eşitliği İlkesi

Düzenleyen

Anayasal Bir Güvence Olarak Silahların Eşitliği İlkesi başlıklı etkinlik, Anayasa Mahkemesi ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi iş birliğiyle düzenlenmektedir.

Tarih

10-11 Ocak 2022

Yer

Anayasa Mahkemesi Yüce Divan Salonu

Konuşmacılar

10 Ocak Pazartesi

  • Prof. Dr. Necdet Ünüvar – Ankara Üniversitesi Rektörü
  • Prof. Dr. Zühtü Arslan – Anayasa Mahkemesi Başkanı
  • Prof. Dr. Cumhur Şahin – Hâkimler Savcılar Kurulu Üyesi
  • Doç. Dr. Ali Ersoy Kontacı – Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
  • Muzaffer Korkmaz – Anayasa Mahkemesi Raportörü
  • Doç. Dr. Güneş Okuyucu Ergün – Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
  • Eyüp Yeşil – Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı
  • Prof. Dr. Devrim Güngör – Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
  • Dr. Akif Yıldırım – Anayasa Mahkemesi Raportörü
  • Doç. Dr. Fahri Gökçen Taner – Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
  • Denizhan Horozgil – Anayasa Mahkemesi Raportörü

11 Ocak Salı

  • Kadir Özkaya – Anayasa Mahkemesi Başkanvekili
  • Mehmet Sadık Yamlı – Anayasa Mahkemesi Raportörü
  • Doç. Dr. K. Burak Öztürk – Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
  • Prof. Dr. Cenker Göker – Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
  • Prof. Dr. Muharrem Özen – Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı
  • Ayhan Kılıç – Anayasa Mahkemesi Raportörü
  • Doç. Dr. Emel Hanağası – Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
  • Dr. Öğr. Üyesi Seda Gayretli Aydın – Trabzon Üniversitesi Hukuk Fakültesi
  • Hasan Tahsin Gökcan – Anayasa Mahkemesi Başkanvekili

Konular

10 Ocak Pazartesi

  • Silahların eşitliği ilkesi ve özgürlük ve güvenlik hakkı
    • Silahların eşitliği ilkesinin felsefi temelleri ve insan hakları belgelerindeki yeri
    • Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bakımından silahların eşitliği ilkesi
    • Silahların eşitliği bağlamında avukatların rolü
  • Suç isnadına ilişkin yargılamalarda silahların eşitliği ilkesi
    • Silahların eşitliği ilkesine yönelik uygulamada karşılaşılan sorunlar
    • Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarında silahların eşitliği ilkesi
    • Silahların eşitliği ilkesinin ceza muhakemesi hukukundaki yansımaları
    • Ceza yargılamalarında hukuki ve fiili karinelere dayanılması
  • Medeni yargıda silahların eşitliği
    • Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarında silahların eşitliği ilkesi
    • Silahların eşitliği ilkesinin medeni usul hukukundaki yansımaları
    • Hukuk yargısında ses ve görüntü yoluyla duruşmaya katılma ve silahların eşitliği ilkesi

Etkinlik Programı

2021’de Türkiye’de Hukuk ve Yargı

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları (SETA) Vakfı, 2021’de Türkiye başlıklı rapor yayımladı. Raporda 2021 yılında siyaset, dış politika, güvenlik, göç, ekonomi, enerji, hukuk ve yargı alanlarında Türkiye’de yaşanan önemli gelişmelere yer verildi.

TBMM’de 2021 yılında 81 kanun teklifi kabul edildi

Raporun Yasama bölümünde TBMM’nin 1 Ocak – 15 Aralık 2021 aralığında 81 kanun teklifini kabul ettiği; küresel iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle mücadele etmeye yönelik komisyon kurulması ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanımı hakkındaki kararlar dâhil toplam 56 kararın alındığı bilgisine yer verildi.

2021’de TBMM’de kabul edilen önemli kanunlardan bazıları şu şekilde:

  • 7281 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
  • 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu
  • 7338 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
  • 7328 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
  • 7330 sayılı Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi Hakkında Kanun
  • 7331 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
  • 7332 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
  • 7335 sayılı Paris Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun
  • 7343 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
  • 7346 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun

2021’de Yargı

SETA tarafından yayımlanan raporda yargı alanında 2021’de gerçekleşen önemli gelişmelere de yer verildi. Türkiye’de yargı alanında 2021 yılında şu önemli gelişmeler yaşandı:

  • 2019’da ilan edilen Üçüncü Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında 2021’de ceza muhakemesi, idari yargılama usulü, infaz ve icra iflas hukukuna ilişkin kapsamlı düzenlemeler getiren dördüncü ve beşinci yargı paketleri yasalaştırıldı.
  • 2 Mart’ta 11 ilke, 9 amaç, 50 hedef ve 393 faaliyetten oluşan İnsan Hakları Eylem Planı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kamuoyuna duyuruldu.
  • 4 Nisan’da İnsan Hakları Eylem Planı İzleme ve Değerlendirme Kurulu oluşturuldu.
  • 30 Haziran’da “Hukuk Muhakemelerinde Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası Hakkında Yönetmelik” Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
  • 9 Temmuz’da hayvan haklarına ilişkin kapsamlı düzenlemeler öngören kanun TBMM’de kabul edildi.
  • 14 Temmuz 2021’de Dördüncü Yargı Paketi olarak da adlandırılan adli kontrol, yargıya erişim, kadına yönelik şiddet ve soruşturma usulleri konularında değişiklikler öngören 7331 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
  • Kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında Türk Ceza Kanunu’nda önemli değişikliklere gidildi.
  • Hâkim adayları ve stajyer avukatlara Anayasa Mahkemesinde staj yapma imkanı tanındı.
  • Adalet Bakanlığı tarafından tanık davetiyelerine karekod tanımlanmak suretiyle tanıkların sürece dair birçok soruya cevap bulabilecekleri “Tanık Bilgilendirme Broşürü”ne erişebilmeleri sağlandı.
  • Kasımda elektronik duruşma hizmeti 81 ilde uygulanmaya başlandı.
  • Adalet Bakanlığınca geliştirilen “UYAP Akademi” yenilenerek “UYAP Mobil” uygulaması geliştirildi.
  • Uzman arabuluculuk uygulaması getirildi.
  • Erzurum’da Türkiye’nin ilk “Çocuk Adalet Merkezi” açıldı.
  • Yargı Reformu Strateji Belgesindeki hedeflerin yüzde 62’si hayata geçirildi.
  • 6 Ekim’de Paris İklim Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun TBMM’de kabul edildi.
  • 12 Kasım 2021’de “Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik”te değişiklik yapılmış, bu değişikliği öngören 4773 karar sayılı Cumhurbaşkanı Yönetmeliği Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
  • 30 Kasım 2021’de 7343 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun, Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
  • 5395 sayılı çocuk Koruma Kanunu’na “Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulması” başlıklı dördüncü kısım eklendi.

2021’de 15 Temmuz Darbe Girişimi Davaları Tamamlandı

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimine yönelik açılan 293 davanın 288’inin ilk derece yargılaması Temmuz 2021’de tamamlandı.

  • 79’unu onayan ve 41’i hakkında bozma kararı veren Yargıtayda 131 hüküm hakkındaki temyiz süreci devam etmektedir.
  • 13 İlk derece mahkemelerince sonuçlandırılan 288 davada 8 bin 724 kişi hakkında karar verilmiş ve bunlardan 4 bin 890 sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedildi.
  • Bu sanıklardan 1.366’sı hakkında müebbet hapis cezasına, 1.634’ü hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına ve diğer 1.890 sanık hakkında çeşitli sürelerle hürriyeti bağlayıcı cezalara hükmedildi.
  • Kalan 2 bin 780 sanık beraat ettirilirken 964 sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına hükmedildi.

SETA 2021’de Türkiye Raporunun tamamına aşağıdan ulaşabilirsiniz:

2021deTr

TİHEK, Ankara Üniversitesindeki İddialarla İlgili Resen İnceleme Başlattı

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), sosyal medyada gündeme getirilen Ankara Üniversitesinden bir öğretim görevlisinin ders sırasında başörtülü öğrencilere yönelik dini inançları üzerinden insan onurunu kırıcı ve aşağılayıcı söylemlerde bulunduğu iddialarını gündeme aldıklarını duyurdu. Kurumun misyonunun insan haklarını korumak ve geliştirmek, ayrımcılığı önlemek olduğunun hatırlatıldığı açıklamada ayrımcılık yasağının ulusal ve uluslararası insan hakları metinlerinde güvence altına alındığı vurgulandı.

TİHEK’in konuyla ilgili duyurusu şu şekilde:

Ankara Üniversitesinde Başörtülü Öğrencilere Yönelik Sözlü Taciz İddialarına İlişkin Basın Açıklaması

Ankara Hukuk İstikamet Topluluğu ile Hareket ve Adalet Kulübü tarafından sosyal medya üzerinden “Ankara Üniversitesine bağlı muhtelif fakültelerde öğretim görevlisinin ders esnasında başörtülü öğrencilere yönelik dini inançları üzerinden insan onurunu kırıcı ve aşağılayıcı söylemlerde bulunduğu” şeklinde iddiaları içeren bir açıklama yapılmıştır. Söz konusu açıklama, misyonu insan haklarını korumak ve geliştirmek, ayrımcılığı önlemek olan Kurumumuzun gündemine alınmıştır.  

Eğitim hakkı, din ve vicdan özgürlüğü ile temel insan hakları ilkelerinden biri olan ayrımcılık yasağı; ulusal ve uluslararası insan hakları metinlerinde güvence altına alınmıştır.

6701 sayılı Kanun’un 3’üncü maddesinde hukuken tanınan hak ve hürriyetlerden yararlanmada cinsiyet, ırk, renk, dil, din, inanç, mezhep, felsefi ve siyasi görüş, etnik köken, servet, doğum, medeni hâl, sağlık durumu, engellilik ve yaş temellerine dayalı ayrımcılık yasaklanmış olup Kanun’un 2’nci maddesinde bu temellerden birisine dayanılarak psikolojik ve cinsel türleri de dâhil olmak üzere insan onurunun çiğnenmesi amacını taşıyan veya böyle bir sonucu doğuran yıldırıcı, onur kırıcı, aşağılayıcı veya utandırıcı her türlü davranışı ifade eden “taciz” bir ayrımcılık türü olarak sayılmıştır. Aynı Kanunun ilgili maddesine göre “ayrımcılık yasağı ihlallerini resen veya başvuru üzerine incelemek, araştırmak, karara bağlamak ve sonuçlarını takip etmek” Kurumun görevleri arasında sayılmaktadır. Bu kapsamda, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulunun 29.12.2021 tarih ve 2021/324 sayılı kararı uyarınca yukarıda bahsi geçen iddialar hakkında resen inceleme başlatılmıştır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.