Ana Sayfa Blog Sayfa 124

CTE’den İyi Hâl Raporuna İlişkin Basın Açıklaması

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, bazı basın-yayın organları ve sosyal medya platformlarında çıkan “Mahkûmların ‘iyi hâl’ raporuna çözüm aranıyor” başlıklı haberlere dair yazılı bir açıklama yayımladı.

Söz konusu haberlerde gündeme getirilen pandemiden dolayı yaklaşık 2 yıldır idare ve gözlem kurullarının toplanamadığı, kurulların toplanamaması sebebiyle raporların hazırlanamadığı iddialarının gerçeği yansıtmadığının belirtildiği basın açıklamasında “Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik”in 1 Ocak 2021 tarihinde yürürlüğe girdiği hatırlatıldı.

Ceza infaz kurumları bünyesinde bulunan İdare ve Gözlem Kurullarının, pandemi şartlarında dahi toplantı ve değerlendirmelerine ara vermeksizin, hükümlülerin iyileştirme programlarına uyumu ve toplumla bütünleşmeye hazır olup olmadıkları bağlamında 50 kriter çerçevesinde değerlendirmelerine devam ettiğinin vurgulandığı açıklamada İdare ve gözlem kurullarının toplanamaması, değerlendirmelerine ara verildiği iddiaları gerçeklikten tamamen uzak olduğu belirtildi.

Son olarak açıklamada, 24.02.2022 tarihinde TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunda gerçekleştirilen toplantının, iyi hal mevzuat ve uygulamalarına ilişkin bilgilendirme amacıyla düzenlendiği bilgisine yer verildi.

Haber kaynak

Prof. Dr. Kılıç: Rusya’nın Operasyonu Devletlerin İnsan Haklarının Korunması Yükümlüğü İlkeleriyle Bağdaşık Değildir 

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muharrem Kılıç, Rusya Federasyonu’nun Ukrayna Cumhuriyeti’ne yönelik başlattığı askerî operasyona ilişkin basın açıklaması yayımladı.

Açıklamasında “Bireylerin insan onuruna yaraşır biçimde yaşamasını temin etme amacı doğrultusunda insan hakları, her durum ve şartta tüm kişi, kurum ve kuruluşlar tarafından korunması ve saygı gösterilmesi gereken bir yükümlülükler seti ortaya koymaktadır.” hatırlatmasında bulunan Prof. Dr. Kılıç, küresel barış ortamını tehdit eden bir savaşın ya da saldırının insan hakları açısından kabulü ya da izahının mümkün olmadığının altını çizdi. 

Sahip olunan ekonomik ve askerî imkânlardan bağımsız olarak uluslararası hukuk nezdinde her ülkenin eşit egemenliği ilkesini aşındırmaya ya da ilga etmeye yönelik herhangi bir girişimin uluslararası hukuk ve insan hakları hukuku açısından kabul edilemez olduğunu belirten Kılıç, Rusya Federasyonu tarafından sınır komşusu Ukrayna Cumhuriyeti’ne yönelik başlatılan askerî operasyonun, devletlerin eşit egemenliği, toprak bütünlüğüne saygı ve insan haklarının korunması yükümlüğü ilkeleriyle bağdaşık olmadığını ifade etti.

Yazılı açıklamasında “Bu operasyonun başladığı andan itibaren yoğun ve kitlesel insan hakları ihlallerine sebebiyet verdiği görülmektedir.” ifadelerine yer veren Kılıç, söz konusu operasyonla ortaya çıkan insan hakları ihlallerini kaygıyla izledikleri mesajını verdi.

Haber kaynak

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuruda İş Yükü ve Çözüm Önerileri Konferansı

Anayasa Mahkemesi, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi iş birliğiyle 1 Mart 2022 tarihinde Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuruda İş Yükü ve Çözüm Önerileri konulu konferans düzenleyecek. Anayasa Mahkemesi (AYM) Yüce Divan Salonunda gerçekleştirilecek konferans, AYM YouTube kanalından da canlı yayımlanacak.

Açılış konuşmalarını İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Gülsev Kale ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Prof. Dr. Zühtü Arslan’ın yapacağı konferans üç oturum hâlinde yapılacak.

“Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuruda Mevcut Durum ve Öneriler” başlıklı birinci oturumun başkanlığını Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Hasan Tahsin Gökcan, “İnsan Hakları Paydaş Kurumları ve Öneriler” başlıklı ikinci oturumun başkanlığını Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Kadir Özkaya yapacak. “Karşılaştırmalı Hukukta Anayasa ve İnsan Hakları Yargısında İş Yükü”nün ele alınacağı üçüncü oturumuysa İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Anayasa Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdal Onar yürütecek.

Konferans Programı

Yürürlüğünün 20. Yılında Türk Medeni Kanunu Sempozyumu

İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 18 Mart 2022’de Yürürlüğünün 20. Yılında Türk Medeni Kanunu Sempozyumu düzenliyor. Dört oturumda gerçekleşltirilecek Sempozyum, çevrim içi ortamda yapılacak.

Prof. Dr. Saibe Oktay Özdemir’in oturum başkanlığını yürüteceği “Medeni Hukuk ve Kişiler Hukuku” başlıklı birinci oturumda Prof. Dr. Burak Özen, Doç. Dr. P. Ezgi Akbulut, Dr. Öğr. Üyesi Nafiye Yücedağ konuşmacı olarak yer alacak.

“Aile ve Çocuk Hukuku” başlığıyla düzenlenecek ikinci oturumun yürütücülüğünü Prof. Dr. Şükran Şıpka üstelenecek. Doç. Dr. Seda Öktem Çevik, Doç. Dr. Canan Yılmaz ve Dr. Öğr. Üyesi Nilgün Başalp Yıldırım ikinci oturumda görüşlerini aktaracaklar.

Prof. Dr. M. Murat İnceoğlu’nun yürütücülüğünde gerçekleştirilecek üçüncü oturum, Eşya Hukuku başlığında yapılacak. Oturumda Prof. Dr. Aslı Makaracı Başak, Doç. Dr. Ece Baş Süzel ve Yaman Gürsel, konuşma yapacak.

Miras Hukuku gündemiyle düzenlenecek dördüncü oturumun başkanlığını Prof. Dr. B. İlkay Engin üstlenirken Prof. Dr. Emrehan İnal, Doç. Dr. Cem Akbıyık, Doç. Dr. Pınar Çağlayan Aksoy ve Dr. Öğr. Üyesi Tülay Aydın Ünver konu hakkında görüşlerini paylaşacak.

18 Mart 2022 Cuma saat 09.00’da başlayacak Yürürlüğünün 20. Yılında Türk Medeni Kanunu Sempozyumu çevrim içi takip etmek için:

Sempozyum Programı

I. OTURUM: MEDENİ HUKUK ve KİŞİLER HUKUKU (09.15–10.45)

Oturum Başkanı: Prof. Dr. Saibe Oktay Özdemir

Prof. Dr. Burak Özen | Kişilik Hakkı Kapsamındaki Değerlerle İlgili İki Tartışmalı Sorun: Çocuk Sünneti ve Hatıraların Korunması

Doç. Dr. P. Ezgi Akbulut | Türk Medeni Kanunu’nun 1. Maddesinin İlk İki Fıkrasının Birlikte Değerlendirilmesi

Dr. Öğr. Üyesi Nafiye Yücedağ | Çocuğun Kişisel Verilerinin İşlenmesinde Rıza

Soru-Cevap (15 dk)

II. OTURUM: AİLE ve ÇOCUK HUKUKU (11.00–12.30)

Oturum Başkanı: Prof. Dr. Şükran Şıpka

Doç. Dr. Seda Öktem Çevik | Velayet Hakkı Kapsamında Aşı Uygulamalarının Değerlendirilmesi

Doç. Dr. Canan Yılmaz | İsviçre Medeni Kanunu (ZGB) ve Alman Medeni Kanunu’nda (BGB)

Küçüklerin Evlat Edinilmesine İlişkin Hükümlerdeki Değişiklikler

Dr. Öğr. Üyesi Nilgün Başalp Yıldırım | Aile Konutu ile İlgili İşlemlerin Geçerliliği ve Yargıtay Uygulaması

Soru-Cevap (15 dk)

III. OTURUM: EŞYA HUKUKU (13.30–14.35)

Oturum Başkanı: Prof. Dr. M. Murat İnceoğlu

Prof. Dr. Aslı Makaracı Başak | Mevduat Rehni

Doç. Dr. Ece Baş Süzel / Yaman Gürsel | Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu Kapsamında “İyiniyet” Nasıl Anlaşılmalı? Karşılaştırmalı Hukuk Açısından Bir Değerlendirme

Soru-Cevap (15 dk)

IV. OTURUM: MİRAS HUKUKU (14.50–17.00)

Oturum Başkanı: Prof. Dr. B. İlkay Engin

Prof. Dr. Emrehan İnal | Mirasta Denkleştirme

Doç. Dr. Cem Akbıyık | Ölüme Bağlı Tasarruflarda Hükümsüzlük Halleri

Doç. Dr. Pınar Çağlayan Aksoy | İsviçre-Türk Miras Hukuku Bir Yol Ayrımında mı? Güncel Gelişmeler ve Yargı Kararları Işığında Bir Değerlendirme

Dr. Öğr. Üyesi Tülay Aydın Ünver | Sağlararası Tasarrufla Vasiyetnamenin Geri Alınması

Soru-Cevap (15 dk)

Tekrar ve Fark: Şubat 28

Türkiye Hukuk Platformu; 28 Şubat Pazartesi Ankara Ulucanlar Kültür ve Sanat Merkezinde Tekrar ve Fark: Şubat 28 etkinliği düzenliyor. Etkinlik İstanbul 2 Nolu Barosu ve Ankara 2 Nolu Barosu destekleriyle gerçekleştirilecek.

Açılış konuşmalarını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, İstanbul 2 Nolu Baro Başkanı Av. Yasin Şamlı ve Ankara 2 Nolu Baro Başkanı Av. Eyüphan Korkmaz‘ın yapacağı etkinlik iki oturumdan oluşacak.

Oturum Başkanlığını Dr. Murat Yılmaz‘ın yapacağı birinci oturum Darbeler: Bir Geleneğin İzini Sürmek başlığıyla gerçekleştirilecek. Birince oturumda Doç. Dr. Nebi Miş, Dr. Rasim Koç, Ali  Özkaya ve Prof. Dr. Birol Akgün konuşmacı olarak yer alacak.

28 Şubat: Aktörler, Söylemler, Gerilimler başlığıyla düzenlenecek ikinci oturumu Prof. Dr. Kudret Bülbül yürütecek. İkinci oturumda Mahmut Arslan, Prof. Dr. Muharrem Kılıç, Av. Hüsnü Tuna ve Emin Pazarcı 28 Şubat’a dair görüşlerini aktaracak.

Etkinlik Programı

Hukuk Dünyasından Sıla Cinayeti Tepkisi

16 yaşındaki Sıla Şentürk’ün Giresun’da vahşi bir cinayete kurban gitmesi tüm Türkiye’yi yasa boğarken hukuk dünyası da yaşanan vahşete ses yükseltti.

#SılaŞentürk etiketiyle Twitter hesabından paylaşımda bulunan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Şentürk’ü öldüren eski nişanlısı için “İnsanlıktan nasibini almamış biri” ifadesini kullanırken “Hepimizin yüreği yandı.” diyerek Şentürk ailesine başsağlığı diledi.

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Ramiz Erinç Sağkan da Şentürk’ün öldürülmesiyle ilgili öfkesini “katilinden “nişanlısı” diye bahsedilen ülkemizde, henüz 16 yaşında bir kız çocuğu katledildi.” sözleriyle ifade etti. Sağkan, attığı tivitte Medeni Kanunu’nun kabulünün 96. yıl dönümü arifesinde böylesi bir cinayetin işlenmesine dikkat çekti.

Bir çiçek daha soldu

Ankara Barosu Gençlik Merkezi ve Ankara Barosu Çocuk Hakları Merkezi, ortaklaşa yaptıkları basın açıklamasında Sıla Şentürk’ün katilinin en ağır cezayı alması için gerekli hukuki desteği sağlayacaklarını ve davanın takipçisi olacaklarını vurguladı. “Ölüm tehdidi altında olan bir çocuğu koruyamayan, gerekli önlemleri almayan, yasaları uygulamayan, ihmali bulunan herkesin sorumluluğu bulunmaktadır.” ifadelerine yer verilen açıklamada, “sistemin kadını korumadığı, önleyici ve koruyucu tedbirlerin etkisiz olduğu bir gerçektir.” dendi.

Ankara Barosu Başkanı Kemal Koranel, “bir çocuk daha öldü, sesini duyuramadan” ifadesini kullandığı tivitinde “16 yaşındaki Sıla’ların yeri okullardır, topraklar değil” mesajını verdi.

İstanbul 2 Nolu Barosu da “Artık Yeter!” diyerek tepki gösterdiği Şentürk cinayetine dair yaptığı paylaşımda “Bu cinayette sorumluluğu olan herkes, en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.” çağrısında bulunarak hukuki sürecin takipçisi olacaklarının altını çizdi.

İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı, Twitter hesabından yaptığı açıklamada Sıla Şentürk ve Edanur Candan cinayetlerini gündeme getirerek bu cinayetlerden toplumda yaşayan herkesin sorumlu olduğu vurgusunda bulundu. Şamlı, Avukat Jacques Verges’in “Her suç topluma sorulmuş bir sorudur.” sözünü alıntılayarak toplumda yaşayan herkesin bu sorunun cevabını araması gerektiğini belirtti.

İnsan Hakları ve Ceza Adalet Sistemı̇ Açısından Ceza İnfaz Kurumlarının İzlenmesi Sempozyumu

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, 2 Mart 2022 Çarşamba günü Anayasa Mahkemesi Yüce Divan Salonunda İnsan Hakları ve Ceza Adalet Sı̇stemı̇ Açısından Ceza İnfaz Kurumlarının İzlenmesi Sempozyumu düzenlemektedir.

Ceza adaletinin tesisine katkı sunulması, ceza infaz kurumlarının izlenmesi ile takibinin uluslararası standartlarda daha etkili bir şekilde yapılabilmesi amacıyla bu kurumlara ziyaretler düzenleyen heyetlerin iş birliğinin artırılması ve İnsan Hakları Eylem Planı bağlamında öngörülen hedeflere erişimde temel bir veri seti hazırlanarak alan yazıma kazandırılmasının amaçlandığı sempozyumun açılış konuşmaları Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muharrem Kılıç ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Prof. Dr. Zühtü Arslan tarafından yapılacak.

Üç oturumdan oluşacak sempozyumun ilk oturumu “İnsan Hakları Temelinde Ceza İnfaz Kurumlarının İzlenmesi“, ikinci oturumu “Ceza Adaletinin Tesisinde İzleme Mekanizmalarının Rolü” ve üçüncü oturumu “Ceza İnfaz Kurumlarına Ziyaret Düzenleyen Heyetlerin İşbirliği Stratejileri” başlıklarıyla gerçekleştirilecek.

Anayasa Mahkemesi Üyesi Prof. Dr. Yusuf Şevki Hakyemez’in başkanlık edeceği birinci oturumda “Ceza İnfaz Kurumlarında İnsan Hakları Standartlarının Sağlanması Bağlamında Ceza İnfaz Kurumlarının İzlenmesi ve AİHM İçtihadı”, “Kamu Denetçiliği Kurumu Perspektifinden Ceza İnfaz Kurumlarının İzlenmesi”, “Ceza İnfaz Kurumlarında Ayrımcılık Karşıtı Hukuk” ve ““Sivil Toplum Bakış Açısıyla Ceza İnfaz Kurumlarının İzlenmesi” konuları ele alınacak.

Oturum başkanlığını Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Neslihan Göktürk’ün yapacağı ikinci oturumda “Ceza İnfaz Kurumu Uygulamaları Bağlamında Anayasa Mahkemesi Kararları”, “Ceza İnfaz Kurumlarının İzlenmesinde Baroların Rolü”, “Ceza İnfaz Kurumu Uygulamalarında ve Denetiminde Savcılığın Rolü” ve ““İnfaz Hâkimliği Açısından Özgürlüğünden Mahrum Bırakılan Kişilerin Şikâyetlerinin Ele Alınması Süreci” konuları masaya yatırılacak.

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Yunus Alkaç’ın başkanlığını yürüteceği üçüncü oturumda “Ceza İnfaz Kurumlarının İzlenmesinde İl ve İlçe İnsan Hakları Kurullarının Rolü: Kahramanmaraş Örneği”, “Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurullarının Rolü” ve “Ceza İnfaz Kurumlarının İzlenmesinde Ulusal Önleme Mekanizması Olarak Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu” başlıklarında görüşler dile getirilecek.

İnsan Hakları ve Ceza Adalet Sı̇stemı̇ Açısından Ceza İnfaz Kurumlarının İzlenmesı̇Sempozyumu hakkında ayrıntılı bilgi için sempozyum@tihek.gov.tr adresiyle iletişime geçilebilir.

Sempozyum Programı

Insan-Haklari-ve-Ceza-Adalet-Si̇stemi̇-Acisindan-Ceza-Infaz-Kurumlarinin-Izlenmesi̇Sempozyumu

Arslan: AYM’nin İş Yükü Konusunda Tek Rakibi AİHM

Anayasa Mahkemesinin Temel Haklar Alanındaki Kararlarının Etkili Şekilde Uygulanmasının Desteklenmesi Projesi kapsamında, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru ihlal kararları ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin bölge toplantısı İstanbul’da düzenlendi.

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, Avrupa Konseyi Ankara Ofisi Başkanı Cristian Urse, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanvekili Mehmet Akif Ekinci, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Murat Boylu’nun katıldığı toplantıda AYM Başkanı Arslan, Adli Yargıda Bireysel Başvuru İhlal Kararları ve İhlalin Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması başlıklı konuşma gerçekleştirdi.

Türkiye’nin Avrupa Konseyi bünyesinde hazırlanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin hazırlık aşamasına katıldığını, sözleşmeyi 4 Kasım 1950 tarihinde imzalayarak dünyaya duyuran 14 ülkeden biri olduğunu hatırlatan Arslan; anayasa mahkemelerinin, Avrupa’daki otoriter rejimlerin yoğun hak ihlalleri sebebiyle anayasayı ve temel hak ve özgürlükleri korumak üzere kurulduğunun altını çizdi.

Anayasa’nın 148. maddesine eklenen fıkrayla Anayasa’da ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde ortaklaşa korunan temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasıyla herkesin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesine imkân sağlandığını belirten Zühtü Arslan, bu açıdan Türkiye’nin anayasasında açıkça ve lafzen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne yer veren nadir ülkelerden biri olduğunu vurguladı.

Bireysel başvuru sistemi anayasa koyucunun öngördüğü şekilde iyi işliyor mu?

On yıllık bireysel başvuru tecrübesinin sonunda “Bireysel başvuru sistemi anayasa koyucunun öngördüğü şekilde iyi işliyor mu ve haklar standardını yükseltiyor mu?” sorusunun sorulması gerektiğini ifade eden Arslan, bu soruyu olumlu cevaplamak gerektiğini belirterek “Başta her geçen gün artan iş yükü olmak üzere olağanüstü sıkıntılara rağmen Anayasa Mahkemesi iyi işleyen etkili bir bireysel başvuru sistemini hayata geçirmek için gece gündüz çaba göstermektedir.” dedi.

AYM’nin önünde 66 bin civarında başvuru bulunmakta

Arslan konuşmasının devamında bireysel başvuru kurumunu tehdit eden birbiriyle bağlantılı iki önemli tehlikenin olduğuna dikkat çekti: Bunların ilki her geçen gün artan başvuru sayısıdır. Anayasa Mahkemesinin önünde şu an itibarıyla 66 bin civarında başvuru bulunmaktadır. Bu sayının içinde bulunduğumuz 2022 yılında maalesef daha da artması öngörülmektedir. Nitekim yeni yılın ilk ayında yapılan başvuru sayısı 12 bine yaklaşmıştır.

Anayasa Mahkemesine sadece geçen ay yapılan bireysel başvuru sayısı, bireysel başvuruyu uzun yıllardır uygulayan Almanya ve İspanya Anayasa Mahkemelerinin önlerindeki başvuruların toplamından çok daha fazladır.  İş yükü konusunda maalesef Anayasa Mahkemesinin tek “rakibi”, önünde Türkiye dâhil 47 taraf ülkeden 70 bin civarında derdest başvuru bulunan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesidir.

Bireysel başvurudaki ikinci tehdit ihlal kararlarının gereği gibi yerine getirilmemesi, özellikle objektif etkinin hayata geçirilememesidir. Bilindiği üzere Anayasa Mahkemesinin ihlal bulduğu kararlarda başvurucunun somut müdahale nedeniyle maruz kaldığı hak ihlalinin giderilmesi bireysel başvurunun subjektif etkisini oluşturmaktadır. Bu elbette önemlidir ancak yeterli değildir.

Haber kaynak

TBB’den Avukatlara UHAP Uyarısı

Türkiye Barolar Birliği (TBB), yaptığı yazılı açıklamada UHAP internet sitesi uhap.com.tr‘nin bire bir kopyalanarak sahte bir site yapıldığını duyurdu. Açıklamada oltalama saldırıları (Phishing) yöntemiyle avukatlara bir linkin yer aldığı UHAP’tan gelmiş gibi görünen mesaj gönderildiği ve linkin söz konusu sahte siteye bağlantı sağlayarak avukatların giriş bilgilerinin elde edildiği uyarısında bulunuldu.

Avukatlara UHAP’tan avukatlara bilgi güncellemesi için e-posta ve mesaj gönderilmediğinin hatırlatıldığı açıklamada, internet tarayıcılarındaki adreslere dikkat edilmesi gerektiği, UHAP’ın gerçek internet adresi uhap.com.tr olduğu vurgusu yapıldı.

TBB’den konuyla ilgili yapılan yazılı duyuru şu şekilde:

Avukatların UHAP giriş bilgilerini elde etmek amacıyla, UHAP sitesi ile birebir aynı görünümde sahte bir site oluşturulmuş olup Phishing (Oltalama Saldırıları) yöntemi ile avukatlara mesaj gönderilmekte ve mesajdaki linki tıklamaları istenmektedir.

UHAP’dan gelmiş gibi görünen, UHAP bilgilerinizi güncellemenizi isteyen e-postaları ve mesajları dikkate almayınız.

UHAP tarafından avukatlara bilgi güncellemesi için e-posta ve mesaj gönderilmemektedir.

UHAP’ın gerçek internet adresi uhap.com.tr dir. Bunun dışındaki sahte sitelere giriş yapılmaması, internet tarayıcılarındaki adreslere dikkat edilmesi gerekmektedir.

Bilgilerinize sunarız.

Öğretmenlik Meslek Kanunu Resmî Gazete’de Yayımlandı

3 Şubat 2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda kabul edilen 7354 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu, 14 Şubat 2021 tarih 31750 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Kanunun yürürlüğe girmesiyle 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun 43’üncü ve 45’inci maddeleri de yürürlükten kaldırıldı.

Hâlihazırda uzman ve başöğretmen unvanına sahip öğretmenler, 7354 sayılı Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun sağladığı haklara sahip olacak.

Ancak kanununda yer alan 8. maddeyse 15/1/2023 tarihinde yürürlüğe girecek. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun 8 maddesi

(1) 657 sayılı Kanunun 152 nci maddesinin “II – Tazminatlar” kısmının “B – Eğitim, Öğretim Tazminatı” bölümünde yer alan “% 40’ına” ibaresi “% 120’sine” şeklinde, “% 20’sine” ibaresi “% 60’ına” şeklinde değiştirilmiştir.

(2) 657 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı Cetvelin “IV – Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı” bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

ibarelerini içermektedir.

ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUNU

Kanun No. 7354

Kabul Tarihi: 3/2/2022

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç ve Kapsam

Amaç

MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, eğitim ve öğretim hizmetlerini yürütmekle görevli öğretmenlerin atamaları ve mesleki gelişimleri ile kariyer basamaklarında ilerlemelerini düzenlemektir.

Kapsam

MADDE 2 – (1) Bu Kanun, eğitim ve öğretim hizmetlerini yürüten öğretmenleri kapsar.

İKİNCİ BÖLÜM

Öğretmenlik Mesleği

Öğretmenlik

MADDE 3 – (1) Öğretmenlik, eğitim ve öğretim ile bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisas mesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini, Türk Millî Eğitiminin amaçları ve temel ilkeleri ile öğretmenlik mesleği etik ilkelerine uygun olarak ifa etmekle yükümlüdür.

(2) Öğretmenlerin çalışma şartları, eğitimde kalitenin yükseltilmesi için belirlenen amaçları gerçekleştirmek üzere düzenlenir.

(3) Öğretmenlik mesleğine hazırlık; genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon/öğretmenlik meslek bilgisi ile sağlanır.

(4) Öğretmenlik mesleği; aday öğretmenlik döneminden sonra öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç kariyer basamağına ayrılır.

Öğretmenlerin nitelikleri ve seçimi

MADDE 4 – (1) Öğretmen adaylarında genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyon/öğretmenlik meslek bilgisi bakımından aranacak nitelikler Millî Eğitim Bakanlığınca tespit olunur.

(2) Öğretmenler, öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarından ve bunlara denkliği kabul edilen yurt dışı yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar arasından seçilir.

Aday öğretmenlik

MADDE 5 – (1) Özel mevzuatında yer alan hükümler saklı kalmak üzere, aday öğretmenliğe atanabilmek için 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinde sayılan şartlara ek olarak, yönetmelikle belirlenen yükseköğretim kurumlarından mezun olma, 7/4/2021 tarihli ve 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanununa göre güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmış olma ve Millî Eğitim Bakanlığınca ve/veya Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı tarafından yapılacak sınavlarda başarılı olma şartları aranır.

(2) Adaylık süresi bir yıldan az iki yıldan çok olamaz. Bu süre içinde, zorunlu hâller dışında aday öğretmenlerin görev yeri değiştirilemez.

(3) Aday öğretmenler, eğitim ve uygulamadan oluşan Aday Öğretmen Yetiştirme Programına tabi tutulur. Aday öğretmenlerden adaylık süreci sonunda Adaylık Değerlendirme Komisyonu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda başarılı olanlar öğretmenliğe atanır.

(4) Aday öğretmenlerden;

a) Atanma niteliklerinden herhangi birini taşımadığı sonradan anlaşılanların,

b) Adaylık süresi içinde atanma şartlarından herhangi birini kaybedenlerin,

c) Adaylık sürecinde aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası alanların,

ç) Aday öğretmenler için öngörülen Aday Öğretmen Yetiştirme Programına mazeretsiz olarak katılmayanlar ile bu program sonunda Adaylık Değerlendirme Komisyonunca yapılan değerlendirmede başarısız olanların,

görevine son verilir ve bunlar üç yıl süreyle öğretmenlik mesleğine alınmaz.

(5) Dördüncü fıkranın (ç) bendi kapsamında görevlerine son verilmesi gerekenlerden aday öğretmenliğe başlamadan önce 657 sayılı Kanuna göre memurlukta adaylığı kaldırılarak asıl memurluğa atanmış olanlar, kazanılmış hak aylık derecelerine uygun memur unvanlı kadroya atanır.

(6) Aday öğretmenlerin adaylık sürecinde yetiştirilmelerine esas Aday Öğretmen Yetiştirme Programı ve Adaylık Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ile aday öğretmenlik sürecine ilişkin diğer usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

Öğretmenlik kariyer basamakları

MADDE 6 – (1) Aday öğretmenlik dâhil öğretmenlikte en az on yıl hizmeti bulunanlardan;

a) Mesleki gelişime yönelik 180 saatten az olmamak üzere düzenlenen Uzman Öğretmenlik Eğitim Programını tamamlamış olan,

b) Mesleki gelişim alanlarında uzman öğretmenlik için öngörülen asgari çalışmaları tamamlamış olan,

c) Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası bulunmayan,

öğretmenler uzman öğretmen unvanı için yapılan yazılı sınava başvuruda bulunabilir. Uzman öğretmen unvanı için yapılan yazılı sınavda 70 ve üzeri puan alanlar başarılı sayılır. Yazılı sınavda başarılı olanlara uzman öğretmen sertifikası düzenlenir.

(2) Uzman öğretmenlikte en az on yıl hizmeti bulunan ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezası bulunmayan uzman öğretmenlerden mesleki gelişime yönelik 240 saatten az olmamak üzere düzenlenen Başöğretmenlik Eğitim Programını tamamlamış olan ve mesleki gelişim alanlarında başöğretmenlik için öngörülen çalışmaları tamamlayanlar başöğretmen unvanı için yapılan yazılı sınava başvuruda bulunabilir. Yazılı sınavda 70 ve üzeri puan alanlar başarılı sayılır. Yazılı sınavda başarılı olanlara başöğretmen sertifikası düzenlenir.

(3) Yüksek lisans eğitimini tamamlayanlar uzman öğretmen unvanı için öngörülen, doktora eğitimini tamamlayanlar ise başöğretmen unvanı için öngörülen yazılı sınavdan muaf tutulur.

(4) Eğitim kurumu yöneticiliği ve sözleşmeli öğretmenlikte geçen süreler öğretmenlik süresinin hesabında dikkate alınır.

(5) Öğretmen unvanından, bu göreve atanmanın atamaya yetkili amir tarafından onaylandığı tarihten, uzman öğretmen veya başöğretmen unvanından ise uzman öğretmen/başöğretmen sertifikasının düzenlendiği tarihten itibaren yararlanılır. Uzman öğretmen veya başöğretmen unvanını kazandıktan sonra alan değiştiren ya da ilgili düzenlemelerle alanı kaldırılan veya alanının adı değiştirilen öğretmenler kazandıkları unvanları kullanmaya devam eder.

(6) Uzman öğretmen veya başöğretmen unvanı alanlara her unvan için ayrı ayrı olmak üzere bir derece verilir.

(7) Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almış olanlar, cezaları özlük dosyasından silindikten sonra uzman öğretmen veya başöğretmen unvanı için başvuruda bulunabilir.

(8) Öğretmenlik mesleği kariyer basamaklarında ilerlemeye ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

Hüküm bulunmayan hâller

MADDE 7 – (1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde; 5/1/1961 tarihli ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, 657 sayılı Kanun, 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ile diğer kanunların bu Kanun ile çelişmeyen hükümleri uygulanır.

MADDE 8 – (1) 657 sayılı Kanunun 152 nci maddesinin “II – Tazminatlar” kısmının “B – Eğitim, Öğretim Tazminatı” bölümünde yer alan “% 40’ına” ibaresi “% 120’sine” şeklinde, “% 20’sine” ibaresi “% 60’ına” şeklinde değiştirilmiştir.

(2) 657 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı Cetvelin “IV – Eğitim ve Öğretim Hizmetleri Sınıfı” bölümü aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

MADDE 9 – 25/8/2011 tarihli ve 652 sayılı Özel Barınma Hizmeti Veren Kurumlar ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine “sözleşmeli öğretmenler” ibaresinden sonra gelmek üzere “, can güvenliği ve sağlık mazeretleri hariç olmak üzere” ibaresi eklenmiştir.

MADDE 10 – 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 43 üncü ve 45 inci maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Uzman öğretmen veya başöğretmen unvanına sahip olanlar

GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte uzman öğretmen veya başöğretmen unvanına sahip olanlar, bu Kanunun sağladığı haklardan yararlanır.

Yürürlük

MADDE 11 – (1) Bu Kanunun 8 inci maddesi 15/1/2023 tarihinde, diğer maddeleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 12 – (1) Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

13/2/2022

20220214