Teşkilat-ı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası)

Teşkilatı-Esasiye Kanunu, 20 Ocak 1921 tarihinde Türkiye Devleti’nin kuruluşunu sağlayan kanundur. Bu kanun aynı zamanda Türkiye’nin ilk anayasası olma niteliğini taşımakta. 

Teşkilat-ı Esasiye’ye Giden Yol

Osmanlı Devleti, son dönemlerinde yaşanan işgaller karşısında teslimiyetçi bir anlayış sergilemekteydi. Halk, bu işgaller karşısında gerekli tepki ve çabayı 1. Dünya Savaşı’nda göstererek önemli bir bağımsızlık mücadelesi sergiledi. Savaşın ardından Gazi Mustafa Kemal Atatürk, sergilenen bu bağımsızlık mücadelesini meşru bir zemine oturtmak ve çağdaş, modern bir Türkiye kurmak için 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastı. Bu tarih, ülke genelindeki işgallere karşı başlatılan Kurtuluş Savaşı’nın da ilk adımı oldu. 

Samsun’un ardından sırasıyla Amasya ve Erzurum’da çeşitli toplantı ve kongreler yapan Mustafa Kemal, buradan Sivas’a geçerek her ilden halkın belirlediği temsilcilerle Sivas Kongresi’ni gerçekleştirdi. 4 Eylül 1919’da Türkiye’nin her yanından gelen delegelerin katılımıyla Sivas’ta toplanan kongrede, genel seçimler yapılıp yeni Mebusan Meclisi kuruluncaya kadar İstanbul hükûmetiyle tüm resmî bağların kesilmesi kararlaştırıldı. Ülke çapında yeni bir idari ve siyasi örgütlenme kurmak amacıyla bir Heyet-i Temsiliye kuruldu.

1920 yılında yapılan seçim sonucu Osmanlı’nın son Mebusan Meclisi kuruldu fakat 16 Mart 1920’de İngilizler tarafından İstanbul işgal edildi ve Milli Mücadele yanlısı mebuslar tutuklandı. 18 Mart’ta toplanan meclis, kendini feshettiğini duyurdu. Son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin dağılmasıyla Mustafa Kemal, Heyet-i Temsiliye adına yayımladığı bildiride, İstanbul’da işgalden kaçabilen mebusların Ankara’ya gelmelerini istediğini duyurdu.

Büyük Millet Meclisi Kuruldu

İstanbul’dan gizlice kaçmayı başaran milletvekilleriyle Türkiye’nin her yerinden gelen vekiller, Mustafa Kemal’in liderliğinde 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanarak kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini attı ve Büyük Millet Meclisi açıldı. Ertesi gün, 24 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa Büyük Millet Meclisi’nin başkanlığına seçildi. Kuvvetler birliği ilkesini benimseyen Meclis, böylelikle milletin bağımsızlığını ve devletin kurtuluşunu sağlamak için çalışmalarına başlamış oldu. 

Halkın Hükûmeti

Mustafa Kemal Paşa, Meclis Başkanı olarak 13 Eylül 1920 tarihinde 31 maddeden oluşan “Halkçılık Programı” başlığıyla bir tasarı sundu. Mustafa Kemal tasarı için “Mevcudiyetimizin mahiyeti asliyesi milletin temayülâtı umumiyesini ispat etmiştir, o da halkçılıktır ve halk hükûmetidir. Hükûmetlerin halkın eline geçmesidir” diyerek bunun bir zorunluluk olduğunu ifade etti. 

18 Eylül 1920 tarihinde hükûmetin hazırladığı Halkçılık Programı Meclis’te okundu. Malatya Milletvekili Lütfi Bey “Şu beyanname birçok esasatı” içeriyor. Öncelikle Kanun-ı Esasi Encümeni’ne gitmesini öneriyorum” dedi. Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey ise bu tasarının kanun tasarısı olmadığını belirtti ve encümene gönderilmesini istemedi. Maliye Vekili Ferit Bey yaptığı konuşmada tasarının kanun tasarısı olduğunun altını çizerek “Bu program hükûmetin siyasi programı mahiyetindedir” dedi.

Okuma önerisi:  İstanbul Hukuk’un Doğuşu: Mekteb-i Hukuk-ı Şâhâne

Tartışmalar sonunda programın her şubeden seçilecek üçer kişiyle oluşacak özel bir encümene gönderilmesi kararı alındı. Encümen-i Mahsus adındaki özel komisyonun üyeleri 25 Eylül’de belirlendi ve çalışmalarına başladı. Encümen, ilk çalışmalarını 21 Ekim 1920’de tamamladı ve program 27 Ekim’de meclis gündemine alındı. 

Encümen, Hükûmet Programı’ndaki Mevaddı Esasiye ve İdare bölümlerinde bazı değişiklikler yaparak bunu Teşkilat-ı Esasiye Kanunu tasarısı olarak düzenledi. Yaptığı düzenlemenin de gerekçesini de Meclise sundu. Encümen-i Mahsus’un hazırladığı Teşkilat-ı Esasiye Kanunu olarak Meclis’e sunduğu yasa tasarısı Mevaddı Esasiye ve İdariye olarak iki bölüm ve 23 maddeden oluşmaktaydı.

Halkçılık Programı’nda yer alan bazı maddeler Encümen-i Mahsus’un düzenleyip Meclis’e sunduğu Teşkilat-ı Esasiye Kanun tasarısında yer almadı. Hilafet ve saltanat konusunu içeren 5. madde, Büyük Millet Meclisi’nin kaç kişiden oluşacağını içeren 10. madde ve orduyla ilgili 16. madde Teşkilat-ı Esasiye Kanun Tasarısı’nda yoktu. 11 madde olduğu gibi kabul edilirken 12 madde üzerinde ise değişiklik yapıldı. Encümen-i Mahsus tarafından da bir Madde-i Münferide eklendi. Teşkilatı Esasiye Kanun tasarısı Meclis’te görüşüldüğü sırada kanuna aykırı lmayan Kanun-ı Esasi maddelerinin ve hükümlerinin geçerli sayılması istendi. Ancak Meclis Başkanı Mustafa Kemal’in bu isteğe karşı çıkmasıyla böyle bir hüküm Teşkilatı Esasiye Kanunu’nda yer almadı. Dolayısıyla Teşkilatı Esasiye Kanunu ile Osmanlı İmparatorluğu’nun çıkardığı Kanun-ı Esasi ile  ilişkisi resmen kesilmiş oldu. 

Teşkilat-ı Esasiye’nin Kabulü

Bu tartışmalar yaklaşık beş ay sürdü. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, 20 Ocak 1921’de Meclis’te kabul edildi. Kanunun kabulünde özel bir yöntem ve yeter sayısı aranmadı. Mustafa Kemal, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nu Sadrazam Tevfik Paşa’ya telgrafla gönderdi. 85 Sayılı “Teşkilatı Esasiye Kanunu” 23 madde ve bir de ayrık maddeden oluşurken Türkiye’nin ilk anayasası olma özellini taşıyor. Bu Anayasa’nın en önemli özelliklerinden birisi, Osmanlı’nın fiilen son bulmamasına rağmen Büyük Millet Meclisi tarafından idare edileceğini ve egemenliğin millete ait olduğunu ilan ederek güçler birliği ilkesiyle birlikte fiilen uygulanmakta olan sistem anayasal bir zemine oturtulmuş oldu.

Teşkilat-ı Esasiye’nin Özellikleri

  • Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, kısa ve eksik bir metindi. 
  • Türkiye Cumhuriyeti’nin en kısa anayasasıdır. 
  • Bu kanunda güçler birliği ilkesi esas alındı.
  • Teşkilat-ı Esasiye’de yeni bir devletin kurulacağı ve adının Türkiye devleti olacağından bahsedildi.
  • Bu devletin Büyük Millet Meclisi tarafından idare edileceği ve hükûmetine de Büyük Millet Meclisi Hükûmeti şeklinde ifade edileceği vurgulandı.
  • 1921 Anayasası’ndan bu yana ulusal egemenlik ilkesi tüm anayasalarımızda yer aldı.
  • Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, Osmanlı Devleti’nin çıkardığı Kanun-i Esasi’yi resmen yürürlükten kaldırdı. Teşkilat-ı Esasiye’de saltanat kaldırılarak ikili iktidar anlayışına son verildi.
  • Kanunda yargıyla ilgili hükümlerin olmaması İstiklal Mahkemeleri’nin kurulmasının önünü açtı.
  • Kanun-i Esasi’nin vilayetlerle ilgili olan 22. maddesinde Memalik-i Osmaniye terimleri yerine Türkiye adı yer aldı.
Okuma önerisi:  Hukuk Fakültesi Dekanlarının Mesajları

Teşkilat-ı Esasiye’deki Önemli Maddeler

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun ilk maddesinde hakimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğu belirtildi. Kanunda ayrıca devletin resmi dininin İslam olduğu ve yer aldı. Yasama ve yürütme yetkisinin Büyük Millet Meclisi’nde toplandığı belirtilirken, Büyük Millet Meclisi’nin iki yılda bir seçim yapacağı ve seçilen üyelerin görev sürelerinin iki yıl olduğu da ifade edildi.

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu

Madde 1 – Hakimiyet bilâkaydü şart milletindir. İdare usulü, halkın mukadderatanı bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.

Madde 2 – İcra kudreti ve teşri salahiyeti milletin yegâne ve hakiki mümessili olan Büyük Millet Meclisinde tecelli ve temerküz eder.

Madde 3 – Türkiye Devleti, Büyük Milleti Meclisi tarafından idare olunur ve hükûmeti “Büyük Millet Meclisi Hükûmeti” unvanını taşır.

Madde 4.- Büyük Millet Meclisi, vilâyetler halkınca müntehap azadan mürekkeptir.

Madde 5 – Büyük Millet Meclisinin intihabı iki senede, bir kere icra olunur. İntihap olunan azanın azalık müddeti iki seneden ibaret olup fakat tekrar intihap olunmak caizdir. Sabık heyet lâyik heyetin içtimaına kadar vazifeye devam eder. Yeni intihabat icrasına imkân görülmediği takdirde içtima devresinin yalnız bir sene temdidi caizdir. Büyük Millet Meclisi azasının herbiri kendini intihap eden vilâyetin ayrıca vekili olmayıp umum milletin vekilidir.

Madde 6 – Büyük Millet Meclisinin heyeti umumiyesi teşrinisani iptidasında davetsiz içtima eder.

Madde 7 – Ahkâmı şer’iyenin tenfizi, umum kavaninin vaz’ı, tadili, feshi ve muahede ve sulh akti ve vatan müdafaası ilânı gibi hukuku esasiye Büyük Millet Meclisine aittir. kavanin ve nizamat tanziminde muamelatı nasa erfak ve ihtiyacatı zamanaevfak ahkamı fıkhiye ve hukukiye ile adap ve muamelât esas ittihaz kılınır. Heyeti Vekilenin vazife ve mesuliyeti kanunu mahsus ile tayin edilir.

Madde 8 – Büyük Millet Meclisi, hükümetin inkısam eylediği devairi kanunu mahsus mucibince intihap kerdesi olan vekiller vasitası ile idare eder. Meclis, icrai hususat için vekillere veçhe tayin ve ledelhace bunları tebdil eyler.

Madde 9 – Büyük Millet Meclisi heyeti umumiyesi tarafından intihap olunan reis bir intihap devresi zarfında Büyük Millet Meclisi reisidir. Bu sıfatla Meclis namına imza vaz’ına ve Heyeti Vekile mukarreratını tasdika selâhiyettardır. İcra Vekilleri Heyet içlerinden birini kendilerine reis intihap ederler. Ancak Büyük Millet Meclisi reisi Vekiller Heyetinin de reisi tabiisidir.

 – İdare –

Madde 10 – Türkiye, coğrafî vaziyet ve iktisadî münasebet noktai nazarından vilâyetlere, vilâyetler kazalara münkasem olup kazalar da nahiyelerden terekküp eder.

– Vilâyet –

Madde 11 – Vilâyet, mahalli umurda manevi şahsiyeti ve muhtariyeti haizdir. Harici ve dahili siyaset, şer’î, adlî ve askerî umum, beynelmilel iktisadî münasebet ve hükûmetin umumî tekâlifi ile menafii birden ziyade vilâyete şâmil hususat müstesna olmak üzere Büyük Millet Meclisince vaz’edilecek kavanin mucibince Evkaf, Medaris, Maarif, Sıhhiye, İktisat, Ziraat, Nafia ve Muaveneti İçtimaiye işlerinin tanzim ve idaresi Vilâyet Şûralarının salâhiyeti dahilindedir.

Okuma önerisi:  Kişisel Verilerin Korunması Kanunu

Madde 12 – Vilâyet Şûraları, vilâyetler halkınca müntehap azalan mürekkeptir. Vilâyet Şûralarının içtima devresi iki senedir. İçtima müddeti senede iki aydır.

Madde 13 – Vilâyet Şûrası, azası meyanında icra amiri olacak bir reis ile mutelif şuabatı idareye memur azadan teşekkül etmek üzere bir idare heyeti intihab eder. İcra selâhiyeti, daimi olan bu heyete aittir.

Madde 14 – Vilâyette Büyük Millet Meclisinin vekili ve mümessili olmak üzere vali bulunur. Vali, Büyük Millet Meclisi Hükûmeti tarafından tayin olunup, vazifesi devletin umumi ve müşterek vezaifini rüyet etmektir. Vali, yalnız devletin umumi vazaifile mahalli vezaif arasında tearuz vukuunda müdahale eder.

– Kaza –

Madde 15 – Kaza yalnız idarî ve inzibatî cüzü olup manevi şahsiyeti haiz değildir. İdaresi, Büyük Millet Meclisi Hükûmeti tarafından mansup ve valinin emri altında bir kaymakama mevdudur.

– Nahiye –

Madde 16 – Nahiye, hususi hayatında muhtariyeti haiz bir manevî şahsiyettir.

Madde 17 – Nahiyenin bir şûrası, bir idare heyeti ve bir de müdürü vardır.

Madde 18 – Nahiye şûrası, nahiye halkınca doğrudan doğruya müntehap azadan terekküp eder.

Madde 19 – İdare heyeti ve nahiye müdür, nahiye şûrası tarafından intihap olunur.

Madde 20 – Nahiye şûrası ve idare heyeti kazaî, iktisadî ve malî salâhiyeti haiz olup bunların derecatı kavanini mahsusa ile tayin olunur.

Madde 21 – Nahiye, bir veya bir kaç köyden mürekkep olduğu gibi bir kasaba da bir nahiyedir.

– Umumi müfettişlik –

Madde 22 – Vilâyetler, iktisadî ve içtimaî münasebetleri itibariyle birleştirilerek, umumi müfettişlik kıtaları vücuda getirilir.

Madde 23 – Umumî müfettişlik mıntıkalarının umumî surette asayişinin temini ve umum devair muamelatının teftişi, umumi müfettişlik mıntıkasındaki vilâyetlerin müşterek işlerinde ahengin tanzimi vazifesi umumi müfettişlere mevdudur. Umumi müfettişler Devletin umumi vezaifile mahallî idarelere ait vezaif ve mukarreratı daimi surette murakabe ederler.

– Maddei münferide –

İşbu kanun tarihi neşrinden itibaren meri olur. Ancak elyevm münakit Büyük Millet Meclisi 5 Eylül 1336 tarihli nisabı müzakere kanununun birinci maddesinde gösterildiği üzere gayesinin husulüne kadar müstemirren müçtemi bulunacağı cihetle işbu Teşkilâtı Esasiye Kanunundaki 4’üncü, 5’inci, 6’ncı maddeler gayenin husulüne elyevm mevcut Büyük Millet Meclisi adedi mürettebinin sülüsanı ekseriyetle karar verildiği takdirde ancak yeni intihabdan itibaren meriyül icra olacaktır.