Arabuluculukta Kazançlı ve Nitelikli Taraf Vekilliği Paneli

İstanbul Tahkim Merkezi’nin Youtube kanalında Prof. Dr. Mustafa Erkan’ın moderatörlüğünde “Arabuluculukta Kazançlı ve Nitelikli Taraf Vekilliği” isimli bir panel gerçekleştirildi. 

Panele konuşmacı olarak katılan Av. Arb. Nihat Şimşek, arabuluculuğun ülkemizdeki tarihsel gelişiminden söz ederek “Arabuluculuk 2010 yılında kanun çıkmadan önce bakanlık bazı illerde tanıtım amaçlı toplantılar düzenledi. Kanun 2012’de yürürlüğe girdi ama uygulamaları ve kurul üyeliği 2013’te başladı. 2012’den itibaren bu toplantılara katılmaya başladık. Aslında arabuluculuk 2007 yılında Türkiye’nin gündemine ciddi şekilde girmişti. 2012 yılında kanun çıktı ancak uygulanması bir yıl ertelendi. Bu bir yıllık süreçte avukat meslektaşlarımızdan ciddi anlamda arabuluculuk eleştiriler aldı. Bu eleştiriler uzun süre yapıldı. Avukatlığın,yargının alternatifi olarak değerlendirildi. Biz bunun böyle olmadığını anlatmak için epey çaba sarf ettik.” dedi.

Arabuluculuk Yargıya Alternatif Olamaz

Arabuluculuk kavramının yeni yeni anlaşıldığının altını çizen Şimşek “Ülkemizde avukatların arabuluculuğa bakışı sanki arabuluculuk, avukatlık mesleğini sekteye uğratacak. Avukatların işlerini azaltacak gibi bir yaklaşım vardı. Bu yaklaşım günümüzde büyük oranda kırılmış görünüyor. Ülkemizde hak temelli bir avukatlıktan bahsedebiliriz. İki taraf bir araya geldiği zaman hakkın varlığı veya yokluğu, hakkın niteliği üzerine sürekli bir çatışma yaşanıyor. Hakim önünde yapılan bu çatışma bir karara bağlanıyor. Çatışmacı avukatlık dediğimiz yapıya arabuluculuk gibi alternatif çözüm yolları buluyoruz. Ama bu yargıya alternatif değil. Uyuşmazlığın çözümü için getirilen alternatif bir yoldur bu. Arabuluculuk yurtdışında yargıya intikal etmeyen uyuşmazlıkların da çözüme bağlandığı yerler olarak kabul ediliyor.” şeklinde konuştu.

Şimşek sözlerine şu şekilde devam etti: “Taraf vekilliğinde esas unsur menfaat temelli temsildir. Menfaat temelli temsilde masaya oturulduğunda ‘Benim hakkım veriliyorsa verilsin. Ben sonuna kadar haklarımın savunucusuyum. O hakkımı ben alacağım’ mantığıyla oturulan bir masadır. Arabuluculukta ya da tahkimde insanlar masaya otururken müvekkilinin menfaatleri üzerinden gider. Karşı tarafın hakkı olmasa bile birtakım şeyleri verebileceğini varsayarak masaya oturur.

Okuma önerisi:  Kolluğun Durdurma ve Kimlik Sorma Yetkisi

Bazı Kalıpların Dışına Çıkabiliyoruz

Arabuluculukta empati yapmanın gerektiğini vurgulayan Av. Şimşek “Hukuk fakültelerinde hep hak temelli eğitim aldık. Uygulamalarını hep hak temelli yürüttük. Ama menfaat temelli bir taraf vekilliği yapacaksanız sizin uygulamalarınızın müvekkilinizin menfaatine uygun olmasını sağlamak zorundasınız. Bu durumda bazen hak kavramının dışına da çıkmanız gerekiyor. Hakkınız olmasa bile talepte bulunabiliyorsunuz. Karşı taraf kabul etmese hatta kendi müvekkiliniz ‘Hakkım var mı yok mu bilmiyorum’ dese bile ben böyle bir talepte bulunuyorum diyebiliyorsunuz. Mahkemelerde dile getirilmeyen talepleri yine orada menfaat temelli olarak sadece maddi olarak değil manevi menfaat olarak da talep edebiliyorsunuz. Karşı tarafın getirmiş olduğu talepleri empati yaparak onu da anlamaya çalışarak masada duruyorsunuz. Böyle olunca ikna temelli bir vekillik yapılıyor.” ifadelerini kullandı.

Ekonomik Olarak Garanti Verebilmeliyiz

Arabuluculuk yapan avukatların ekonomik özgürlükleri olduğunu ifade eden Şimşek “Yurt dışında avukatlar duruşmaya girmeden taraf vekilliği üzerinden avukatlık yaparak geçimlerini sağlayabiliyorlar. Bizim avukat meslektaşlarımızın arabuluculukta, müzakere ederken, tahkimde etkin bir şekilde rol almaları ve istekli bir şekilde yapmaları için ekonomik olarak karşılığını sağlamamız gerekiyor. Meslektaşlarımızın bir kısmı henüz yaptıkları arabuluculuktaki taraf vekilliğinde ekonomik olarak karşılığını aldıklarını düşünmüyorlar.” diye konuştu.