Menfaat İhtilafları Ekseninde Şirketler Hukuku Sorunları Sempozyumu

Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından Menfaat İhtilafları Ekseninde Şirketler Hukuku Sorunları Sempozyumu düzenlendi. Sempozyum, pandemi nedeniyle online olarak gerçekleşti ve Bahçeşehir Üniversitesi’nin Youtube kanalında canlı yayımlandı.

İlk oturumun başkanlığını Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ersin Çamoğlu yaptı. 

Borsada İşlem Görmeyen Şirketlerin 2 Yıl Süreleri Var

İstanbul Bilgi Üniversitesi Ticaret Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Veliye Yanlı “Pay Sahibinin Bilgi Alma Hakkı Bağlamında Yatırımcı İlişkileri Bölümünün İşlevi” başlıklı bir sunum yaptı. Yanlı, sunumunda yatırımcı ilişkileri bölümünü açıklarken “Borsada işlem gören şirketler olabileceği gibi işlem görmeyen şirketler de olabilir. Sermaye Piyasası Kanunu muhatap hedef kitle olarak halka açık tüm şirketleri almıştır. Hem Ticaret Kanunu hem de Sermaye Piyasası Kanunu’nun düzenlemek istediği nihai borsa şirketleridir. Sermaye Piyasası Kanunu kısa bir süre de olsa payları borsada işlem görmeyen halka açık şirketler açısından da düzenlemeler içermektedir. Bunu da kapsamına almıştır. Ama hedef kitle borsa şirketleri olduğu için payları borsada işlem görmeyen halka açık şirketlere 2 yıl kadar süre tanımıştır. Şirketler halka açık olmakla beraber azami 2 yıl payları borsada işlem görmeden Sermaye Piyasası Mevzuatı’na tabi olabilirler. Bu kapsamda faaliyetlerini sürdürebilirler. Ama en geç 2 yıl içerisinde bir karar vermek zorundalar. Bunun için ya Sermaye Piyasası Kanunu kapsamından çıkacaklar ya da borsada işlem görmek için müracaat edecekler. Eğer böyle bir karar verilmezse gereken kararı Sermaye Piyasası Kurulu alacaktır.” dedi.

Prof. Yanlı konuşmasının devamında şunları söyledi: “Yatırımcı ilişkileri bölümü, kurumsal yönetim komitesi tarafından gözetilir. Borsa şirketlerinde prensip olarak beş tane komitenin oluşturulması gerekmektedir. Bunlardan biri de kurumsal yönetim komitesidir. Yatırımcı ilişkileri bölümü bu komiteye bağlanmıştır. Bu bölüm senede en az bir kere faaliyetleriyle ilgili yönetim kuruluna sunma zorunluluğu getirilmiştir.İlgili göreve baktığımızda Yatırımcı İlişkileri Bölümünün tebliğde sayılan yazılı bilgi talebi açısından sadece pay sahipleri zikredilmektedir. Esasında Yatırımcı İlişkileri Bölümü olduğu için tüm yatırımcılara hitap eden tüm yatırımcıların şirketle ilişkilerini düzenleyen bir birimdir. Bu mevcut yatırımcı olabileceği gibi potansiyel yatırımcı da olabilir. Şirkete ortak olmayı düşünen şirketin diğer sermaye piyasası araçlarını almayı planlayan yatırımcı da olabilir.” 

Okuma önerisi:  Vergi Hukuku Platformu 1. Ulusal Kongresi

Günümüzde Bilgi Alma Hakkına Zor Ulaşıyoruz

Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Anlam Altay ise “Bilgi alma hakkının diğer hak sahiplerine etkisi” konulu bir sunum yaptı. Altay sunumunda şunlara değindi:

“Bilgi alma hakkının diğer hak sahipleriyle ilişkisi Türk Hukuku’nda çok uzun zamandır ele alınıyor. Dünyadaki gelişmeler de bu doğrultuda cerayan ediyor. Önce bilgi toplumu aşamasına girilmesi ardından endüstri çağına girilmesiyle ardından gelen bütün evrelerde kilit, anahtar kavramın bilgi olması anonim ortaklıklar hukukuna da yön veren faktörlerden biri haline geldi. Buradaki kritik noktayı şöyle açıklayabiliriz: Aslında sosyolojik veya ekonomik bir realite olarak bugün ülkemizde anonim ortaklıklarda bilgi alma hakkına ve kâr payına işlerlik kazandırılması anonim ortaklıkları hukuku uygulamasının çehresini tamamen değiştirebilecek iki gelişme. Belki anonim şirketler uygulamasının biz hukukçuların tercihlerini uygulamalarını bu doğrultuda geliştirmeleri çok farklı bir kazanım sağlayacak. Yargıtay’ın bir çok değerli kararı bize gösteriyor ki pay sahiplerinin bilgi alma hakkına erişimleri büyük güçlükler arz ediyor. Bu gerçeklikte pek bir değişiklik olmadı. Sebebi de menfaat çatışmaları. Pay sahipleri arasında çoğunluk ya da azlık. Bireysel pay sahipleri arasındaki menfaat çatışmaları”

Önemli Bir Alternatif: Usuli İbraz Hakkı

“Sermaye Şirketlerinde Pay Sahibine Bilgi Verilmesine ve Onun İnceleme Hakkının Kullandırılmasına İlişkin İlamın (TTK md. 437/5; md. 614/3) İcrası” başlıklı bir sunum yapan İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Evrim Erişir “Maddi hukukta düzenlenen ibraz ya da inceleme hakkı bağlamında alternatif oluşturabilecek usuli ibraz yükümlülüğünden söz etmek istiyorum. İnceleme hakkı bağlamında sorumluluk davası gibi ilgili şirketler hukukundan doğan talebin koşulları gerçekleşmiş fakat alacağı meblağ belirsizse doğrudan belirsiz alacak davası açılıp usuli ibraz yükümlülüğünden yararlanılabilir.” şeklinde konuştu.

Okuma önerisi:  Türkiye'de İlk Defa Başkanlık Sistemi Çalıştayı

Doğru Olan Pay Sahipleri Sözleşmesi’ni Borçlar Hukuku Alanında Değerlendirmek 

Galatasaray Üniversitesi Ticaret Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Sinan H. Yüksel ise “Pay Sahipleri Sözleşmelerinde Bilgi Alma ve İnceleme Hakkı Düzenlemeleri, Bunların Esas Sözleşmeye Aktarılması ve İlgili Uyuşmazlıkların Çözümü” konusunda bilgiler verdi. Yüksel Pay Sahipleri Sözleşmesi’nin tanımını yaparak “Bu sözleşme bilindiği üzere Türkiye’de özellikle birleşme ve devralma işlemleri çerçevesinde yoğun bir uygulamaya kavuşmuş ve kanunda düzenlenmemiş bir sözleşmedir. Bu sözleşmeye sadece birleşme ve devralma işlemleri bağlamında başvurulduğu söylenemez. Bir ortaklığın içinde uzlaştırılması gereken menfaatler söz konusu olduğunda başvurulan sözleşmesel bir araç olarak görmek gerekir. Hem Türk öğretisinde hem uygulamada Pay Sahipleri Sözleşmesi’nin ortaklıklar hukuku alanında değil borçlar hukuku alanında ve sözleşme serbestisi dahilinde akdedildiğini söylemek konusunda hiçbir tereddüt yok. Bu konuda bir görüş birliği var.” ifadelerini kullandı.