Ana Sayfa Blog Sayfa 123

HSK, Sosyal Medya Kullanım Rehberi Yayımladı

Hâkimler ve Savcılar Kurulu, 08.03.2022 tarihli ve 2022/639 sayılı Genel Kurul kararıyla, Türk Yargı Etiği Bildirgesi Kapsamında hazırlanan “Sosyal Medya Kullanım Rehberi“ni kabul etti. Yayımlanan Rehber’de hâkim ve savcıların ifade özgürlüğü gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde güvence altında olduğu hatırlatılarak “Hâkim ve savcılar, mesleki sınırlamalar ile Türk Yargı Etiği Bildirgesi çerçevesinde ifade özgürlüğünden yararlanırlar. Sosyal ağlara üye olmak özel hayat ve ifade özgürlüğü alanına giriyor olsa da, bunların kullanımı ihtiyatlı olmayı, kullanım ve işleyiş koşulları hakkında iyi bilgilenmeyi gerektirmektedir.” vurgusunda bulunulmakta.

Sosyal medya ve ağlarda aktif olmasalar dahi hâkim ve savcıların; kararlarının, ifadelerinin veya davranışlarının dijital dünyada amacından saptırılarak yayılması riski karşısında sosyal medya ve ağ kullanımlarında daha dikkatli ve özenli davranmaları gerektiğinin altının çizildiği Rehber’de 14.03.2019 tarih ve 30714 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Türk Yargı Etiği Bildirgesi’nin bağımsız ve tarafsız bir yargıya olan güvenin tesisine ve korunmasına rehberlik edecek bağlayıcı etik değer ve ilkeleri belirlediği hatırlatıldı.

HSK açıklamasında; hâkim ve savcılar için sosyal medya kullanım rehberinde geliştirilen etik davranış kurallarıyla, hâkim ve savcıların ifade özgürlüğü ile yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleri arasındaki dengeyi muhafaza etmenin hedeflendiği ifadelere yer verdi.

  • Sosyal Medya ve Ağlarda Sanal Kimlik İnşasında Dikkat Edilecek Hususlar
  • Sosyal Medya ve Ağlarda Sanal Arkadaşlık, Etkileşı̇m ve İlişkiler
  • Sosyal Medya ve Ağlarda Etik Davranış Modelı̇ ve Paylaşım Ölçütler
  • Siber Tehlikeler Karşısında Sosyal Medya ve Ağlarda Gizlilik Ayarları ve Güvenliğin Önemı̇ 
  • Sosyal Medya Kullanımında Eğitim ve Farkındalık Oluşturma 

olmak üzere beş ana başlık altında toplam 45 kural ve öneriden oluşan Türk Yargı Etiği Bildirgesi Kapsamında Sosyal Medya Kullanım Rehberi, şu maddeleri içermekte:

1) SOSYAL MEDYA VE AĞLARDA SANAL KİMLİK İNŞASINDA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

1.1  Dâhil olacakları sosyal medya platformlarını titiz bir şekilde seçmek suretiyle mesleki saygınlıklarını korurlar. Bu değerlendirmeyi yaparken ilgili platformun içeriğini gözetirler.

1.2  Haberleşme ya da gündemi takip etme amacıyla veyahut mesleki, akademik ve benzeri amaçlarla kullanılan platformlarda hesap oluşturabilirler.

1.3  Sosyal medya kimliklerini oluştururken gerçek isimlerini kullanabilirler. Sosyal medyada müstear isim kullanımlarının etik ilkelere uygun davranma yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağını bilirler.

1.4  Kamuoyu nezdinde itibar uyandıran şahıs görüntüsünde davranılarak paylaşımda bulunan gerçek dışı hesapları oluşturmaktan uzak dururlar.

1.5 Sosyalmedyaprofillerindegörevunvanlarınaveçalıştıklarıkurumbilgisineyerverebilirler.

1.6  Profil fotoğraflarını; bağımsızlık ve tarafsızlık görünümlerini, mesleki saygınlıklarını ve bir bütün olarak yargıya olan güveni tartışmaya açmayacak şekilde seçmeye özen gösterirler.

1.7  Görevleri sebebiyle kendilerine tahsis edilen elektronik posta adreslerini sosyal medyakimliği oluştururken kullanmazlar.

1.8  Dâhil oldukları sosyal medya ve ağların, bağımsızlık ve tarafsızlık görünümlerini, meslekisaygınlıklarını ve bir bütün olarak yargıya olan güveni tartışmaya açabilecek bir ortamadönüşmesi durumunda üyeliklerini sonlandırırlar.

1.9  Birinci dereceden aile yakınlarının sosyal medya ve ağlarda hesap oluştururken kendilerininmesleki kimliklerine atıf yapmamalarını temin ederler.

2) SOSYAL MEDYA VE AĞLARDA SANAL ARKADAŞLIK, ETKİLEŞİM VE İLİŞKİLER

2.1  Sosyal medyada arkadaşlık isteği gönderirken veya kabul ederken, takip etme talebinde bulunurken veya takip edilme isteklerine onay verirken seçici, ihtiyatlı ve özenli davranırlar.

2.2  Meslektaşlarıyla, avukat ve bilirkişilerle veya özel hayatlarında iletişim içinde oldukları kişilerle sosyal medya ve ağlarda arkadaşlık kurarken, bu kişilerin kendi işlem ve kararlarıüzerinde etkide bulunabileceği izlenimini oluşturmaktan uzak dururlar.

2.3  Bakmakta oldukları uyuşmazlıkla ilişkili olabilecek taraflar, vekiller, bilirkişiler, tanıklar, arabulucular ve uzlaştırmacılar gibi şahıslarla arkadaşlık ilişkisi kurmaz, etkileşimegirmezler.

2.4  Bağımsızlık ve tarafsızlıklarını zedeleyecek bir algı, şüphe veya tereddüt hâsıl olduğunda,mevcut arkadaşlık, takip veya etkileşimi sonlandırırlar.

2.5  Siyasi şahsiyetlerle yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını tartışmaya açabilecek ve yargıyaolan güveni zedeleyebilecek ilişkiler kurmazlar.

2.6  Nefret ve şiddet söylemine, ayrımcı, toplumu kutuplaştırıcı ve ırkçı söylemlere içeriğindeyer veren gruplara katılmaz, bunları takip etmez, bu tarz paylaşımları olan kişilerle arkadaşlık ilişkisi kurmazlar.

3) SOSYAL MEDYA VE AĞLARDA ETİK DAVRANIŞ MODELİ VE PAYLAŞIM ÖLÇÜTLERİ

3.1 Kişisel ve kurumsal sosyal medya ve ağ hesaplarında yaptıkları paylaşımlarda yargıyı temsil ettiklerinin bilinciyle ve sorumluluğuyla hareket ederler. Sosyal medya ve ağlarda kullandıkları ifadelerin ve paylaşımların yargının itibarına doğrudan etki ettiğinin farkındadırlar.

3.2  Sosyal medya ve ağlardaki beğeni, değerlendirme, yorum ve paylaşımlarının; silinseler bile varlıklarını devam ettirebileceği, kolaylıkla amacını aşan sonuçlar doğurabileceği ve tarafsızlıklarını sorgulanabilir hale getirebileceği hususlarını öngörerek seçici, ihtiyatlı ve özenli davranırlar.

3.3  Gerekli gizlilik ve güvenlik ayarlarını yapmış olsalar dahi, sosyal medya ve ağlardaki fotoğraf, video ve benzeri paylaşımlarının bu platformlar dışına yayılabileceğini öngörerek hareket ederler.

3.4  Paylaşım ve etkileşimlerinde insan onurunu ve insan haklarını gözetirler. Ani ve tepkisel yanıtlar vermekten, saygı ve nezaket sınırları dışına taşan yorumlar yapmaktan ve polemiğe girmekten kaçınırlar.

3.5Sosyal medya ve ağlardaki tüm paylaşımlarını saygı ve hoşgörü çerçevesinde şekillendirirler. Paylaşım ve yorum yaparken, soru ya da eleştiri cevaplarken, bu paylaşım ve yorumlarının üçüncü kişiler tarafından bağlamından koparılabileceğini, saptırılabileceğini veya yanlış yönlendirilebileceğini gözden uzak tutmazlar.

3.6 Paylaşımlarında soğukkanlı ve sağduyulu davranırlar. Sosyal medya ve ağ hesaplarında paylaştıkları içeriğin, terbiye ve incelik sınırları içerisinde kalmasına özen gösterirler. Yıkıcı, itici, kırıcı ve saldırgan bir üslup kullanmamaya dikkat ederler.

3.7İfade özgürlüklerini siyasi mesaj içerebilecek veyahut öyle algılanabilecek şekilde kullanmazlar.

3.8Ayrımcılık, nefret söylemi, ırkçılık, siber zorbalık veya şiddet içeren, çocuk hak ve hürriyetlerini ihlal eden ya da başka bir şekilde rahatsız edici paylaşım ve etkileşimler yapmaktan kaçınırlar.

3.9Görülmekte olan dava, derdest soruşturma veya verilen kararlar hakkında yorum yapmazlar. Bakmakta oldukları dava veya yürüttükleri soruşturmalar nedeniyle veyahut başka bir şekilde öğrendikleri bilgileri ve resmi belgeleri sosyal medya ağları üzerinden paylaşmazlar.

3.10 İleride önlerine gelebilecek uyuşmazlıklar hakkında ihsas-ı rey olarak algılanabilecek kişisel kanaat, değerlendirme ve içerik paylaşmazlar.

3.11 Hukuki danışmanlık mahiyetinde fikir beyan etmezler. Bu anlama gelebilecek paylaşımlarda bulunmazlar.

3.12 Meslektaşlarının mesleki yetkinliklerini ve saygınlıklarını tartışmaya açmazlar.
3.13 Sosyal medyadaki paylaşımlarının kurumları adına yapıldığı izlenimini vermekten kaçınırlar. Adli hizmetlere ilişkin kamuoyu bilgilendirmelerinin kurumsal sosyal medya

hesapları üzerinden paylaşılacağını bilirler.
3.14 “Paylaşımlarının her zaman kendi fikirlerini yansıtmadığı’’ yönünde bir sorumluluk reddi

açıklaması yapmış olmalarının, paylaşım, beğeni, retweet ve benzeri etkileşimlerindeki etik davranma sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını bilirler.

3.15 Sosyal medya ve ağlarda paylaşacakları fotoğraf ve video gibi görselleri oluştururken içinde bulunacakları ortamı titizlikle seçerler.

3.16 Özel hayata saygı ilkesi gereği, üçüncü kişilere ait görselleri veyahut bilgileri rızaları olmaksızın paylaşmaz ve etiketlemezler.

3.17 Toplumsal değerleri tahkir edici veya bağımsızlık ve tarafsızlık görünümlerine zarar verici sosyal medya ve ağ içeriklerini; sanat eseri, edebi veya bilimsel eser adı altında olsa dahi paylaşmaz ve beğenmezler.

3.18 Resmi belgelerin ifşa olmasına sebebiyet vermemek için sosyal medya ve ağlarda paylaştıkları fotoğraf ve video benzeri görselleri titizlikle seçerler.

3.19 Sosyal medya ve ağ paylaşımlarını kamu hizmeti için verilen cihazlarla ve çalışma saatleri içerisinde yapmazlar.

3.20 Ticari kaygı içeren veya reklam amacı taşıyan paylaşımların yayılmasına destek verici davranışlardan kaçınırlar.

3.21 Doğruluğundan emin olmadıkları, toplumu yanlış yönlendirebilecek, toplumda kargaşaya veya infiale neden olabilecek haberlerin yayılmasına hizmet etmezler.

3.22 Paylaştıkları an itibarı ile bir sakıncası bulunmayan paylaşımlarının, bağımsızlık ve tarafsızlık görünümlerini, mesleki saygınlıklarını ve bir bütün olarak yargıya olan güveni tartışmaya açabilecek bir niteliğe dönüştüğünü fark ettiklerinde, söz konusu paylaşımları silerler.

3.23 Birinci dereceden aile bireylerinin yapacakları sosyal medya paylaşımlarının; bağımsızlık ve tarafsızlık görünümlerini, mesleki saygınlıklarını ve yargıya olan güveni tartışmaya açmayacak nitelikte olmasını temin ederler.

4) SİBER TEHLİKELER KARŞISINDA SOSYAL MEDYA VE AĞLARDA GİZLİLİK AYARLARI VE GÜVENLİĞİN ÖNEMİ

4.1  Kullanacakları sosyal medya platformunun gizlilik ve güvenlik ayarları hakkında bilgi sahibi olurlar. Gerekli ayarlamaları yapmadan paylaşımda bulunmaz, hesaplarının gizlilik ve güvenlik ayarlarını düzenli aralıklarla kontrol ederler.

4.2  Gerekli gizlilik ve güvenlik ayarlarını yapmış olsalar dahi dijital olarak depolanan verilerin başkalarınca ele geçirilebileceğini gözetirler. Sildikleri bir verinin varlığını devam ettirebileceği olasılığını gözeterek; kişisel bilgi, yazışma ve özel addettikleri fotoğraf veya görsellere bu platformlarda yer verme hususunda dikkatli davranırlar.

4.3  Sosyal medya hesaplarında yer verecekleri kişisel bilgileri asgari düzeyde tutar ve bu bilgileri kimlerin görüntüleyebileceği konusunda ihtiyatlı davranırlar.

4.4  Kendilerinin, meslektaşlarının veya mahkemenin güvenliğini tehlikeye düşürebilecek nitelikte coğrafi konum, adres bilgisi veya fotoğraf paylaşımından kaçınırlar.

5) SOSYAL MEDYA KULLANIMINDA EĞİTİM VE FARKINDALIK OLUŞTURMA

5.1 Kullanmayı planladıkları sosyal medya platformunun veya dâhil olmayı düşündükleri grubun; amacı, kapsamı, üye profili ile üyelik için ne gibi kişisel bilgileri talep ettiği hususlarını araştırarak yeterli bilgiyi edinirler.

5.2 Sosyal medya kullanımı hakkındaki bilgilerini güncel tutmak amacıyla gerekli eğitimleri almaya ve bu husustaki gelişmeleri takip etmeye gayret gösterirler.

5.3 Güvenlik ve gizlilik konusunda aile bireylerini bilgilendirmekle yükümlüdürler.

080320221533turk-yargi-etigi-bildirgesi-kapsaminda-sosyal-medya-kullanim-rehberipdf

Sayılarla Yargıda Kadının Varlığı 2022

Geçen yıl, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla hukuk fakültesi dekanlarından baro başkanlarına kadar hukukun birçok alanındaki kadınların sayısını mercek altına almış, bu çalışmamızı “İstatistiklerle Türkiye’de Kadının Hukuktaki Yeri” başlığıyla yayımlamıştık. 2022 yılına ait yargı istatistiklerini tekrar ele aldık ve hâkim, savcı, avukat, baro başkanları gibi birçok görevde kadın varlığının kapladığı alanı tespit etmeye çalıştık.

Hâkim ve Savcı Kadrolarında Erkek Hâkimiyeti

Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) yayımladığı istatistiklere göre 15.11.2021 tarihi itibarıyla Türkiye’de 15 bin 326 hâkim görev yapmakta. Bu sayının 8 bin 236’sı erkek, 7 bin 90’ı kadın hâkimlerden oluşmakta. 2021 sonu itibarıyla erkek – kadın hâkim sayısı arasındaki fark bin 146. Erkek – kadın hâkim sayısı arasındaki fark 2020 yılındaysa 1.199’du.

Yargıtay ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemelerinde Kadın Hâkim Daha Fazla

Türkiye geneli 15 bin 326 hâkimin kadro dağılımlarında en büyük pay Adli Yargı İlk Derece Mahkemelerine ait. Hâkim kadrolarındaki kadın – erkek dağılımına bakıldığında sadece Yargıtay ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemelerinde kadın hâkim sayısının erkek hâkimlerden fazla olduğu görülmekte. Özellikle Yargıtay’da kadın hâkimlerin sayısı, erkek hâkimlerin iki katından fazla. Yargıtay’da 579 kadın, 282 erkek hâkim; Adli Yargı İlk Derece Mahkemelerindeyse 4 bin 885 kadın, 4 bin 663 erkek hâkim görev yapmakta.

Kadın – Erkek Sayısı Arasındaki Fark, Hâkimlere göre Savcılarda Daha Fazla

HSK istatistiklerine göre Türkiye’de 2021 sonu itibarıyla 7 bin 494 savcı görev yapmakta. Görevdeki savcıların sadece yüzde 16,24’ünü kadınlar oluşturmakta. 6 bin 277 erkek savcının görev yaptığı Türkiye’de kadın savcı sayısı bin 217. 2020 – 2021 yılları arasında kadın – erkek hâkim sayısı arasındaki fark az da olsa kapanırken savcı kadrolarında tam tersi bir durum söz konusu. 2020 yılında kadın – erkek sayısı arasındaki fark 4 bin 831’ken 2021’de 5 bin 60’a yükseldi.

83 Baronun 9’u Kadın Başkanlara Emanet

Türkiye Barolar Birliğinin (TBB) paylaştığı güncel bilgiler, baro başkanlığı koltuğunda da erkek hâkimiyetinin olduğunu göstermekte. TBB’ye bağlı 83 baronun sadece 9’unda başkanlık koltuğunda kadınlar oturuyor. Bu veriler 2020 yılında 82 baroda 8 kadın baro başkanı şeklindeydi. Dikkat çeken ayrıntılardan biri de kadın başkanların, Marmara ve Karadeniz bölgelerindeki barolarda ağırlıkta olması.

Marmara ve Karadeniz 9 Kadın Baro Başkanının Görev Yaptığı Barolar:

  • Av. Ayla Varan – Artvin Barosu
  • Av. Halime Aynur – Bilecik Barosu
  • Av. Bahar Gültekin Candemir – Kocaeli Barosu
  • Av. Sibel Torun – Ordu Barosu
  • Av. İlknur Ebiz Yıldız – Sakarya Barosu
  • Av. Pınar Gürsel Yıldıran – Samsun Barosu
  • Av. Funda Öztürk Altuntaş – Sinop Barosu
  • Av. Duygu Keleş Aydın – Trabzon Barosu
  • Av. Elif Turnacı Çavuş – Yalova Barosu

Kadın – Erkek Avukat Sayısı Arasındaki Fark Azalıyor

TBB’nin 2021 verilerine göre Türkiye’de barolara kayıtlı toplam 160 bin 651 avukatın 73 bin 687’si kadın avukatlardan oluşmakta. Kadın avukat sayısı geçen yıl 65 bin 533’tü. 1 yılda 8 bin 154 yeni kadın avukat barolara kaydoldu.

2020 yılında kadın – erkek avukat sayıları arasındaki fark 12 bin 264’ken fark, 2021’de 11 bin 575’e geriledi. Baroların büyük çoğunluğunda erkek avukatların sayısı kadınlardan fazla. Sadece İstanbul Barosu, İzmir Barosu, Muğla Barosu ve Bartın Barosunda kayıtlı kadın avukat sayısı erkek avukatlardan yüksek. Dört baroya kayıtlı kadın – erkek avukat sayıları şu şekilde:

  • İstanbul Barosu: 27.911 (Kadın) – 26.569 (Erkek)
  • İzmir Barosu: 5.888 (Kadın) – 5.762 (Erkek)
  • Muğla Barosu: 939 (Kadın) – 907 (Erkek)
  • Bartın Barosu: 75 (Kadın) – 69 (Erkek)

Haber güncelleniyor.

Yargıtay Ceza Dairesi Kararlarının Değerlendirilmesi Sempozyumu

İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 17 – 18 Mart 2022 tarihlerinde Yargıtay Ceza Dairesi Kararlarının Değerlendirilmesi Sempozyumu düzenliyor. “1. Ceza Dairesi Kararları”nın inceleneceği sempozyum, çevrim içi olarak gerçekleştirilecek.

Dört oturum hâlinde yapılacak sempozyumun açılış konuşmaları İzmir Ekonomi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Aşkar ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevilay Uzunallı tarafından yapılacak.

Sempozyumun 17 Mart’taki ilk gününde birinci oturumun başkanlığını Prof. Dr. Handan Yokuş Sevük, ikinci oturumun başkanlığını Prof. Dr. Mehmet Emin Artuk üstlenecek. 18 Mart’taki ilk oturum Prof. Dr. Yener Ünver, ikinci oturum Prof. Dr. Mahmut Koca başkanlığında yönetilecek.

17 Mart’taki oturumlarda

  • Kasten Öldürme Suçunun “Canavarca Hisle” İşlenmesi (TCK m.82/1-b)
  • İnsan Öldürme Suçunda İştirak Sorumluluğu
  • Kasten İnsan Öldürme Suçunda Fail-Yardım Eden Ayrımı
  • 1. CD. Kararları Özelinde Meşru Savunma ve Haksız Tahrik
  • Kasten İnsan Öldürme Suçunda Fail-Yardım Eden Ayrımı
  • 1. CD. Kararları Özelinde Meşru Savunma ve Haksız Tahrik
  • İştirak Halinde İşlenen Fiil Sırasında, Anlık Gerçekleşen Öldürme Fiilinden Suç Ortaklarının Ne Şekilde Sorumlu Tutulacağı Sorunu
  • Kasten İnsan Öldürme Suçunun Kan Gütme Saikiyle İşlenmesi
  • Olası Kastla İşlenen Suçlarda Müşterek Faillik Hükümlerinin Uygulanması Sorunu
  • Kasten İnsan Öldürme Suçunun Çocuğa ya da Beden veya Ruh Bakımından Kendisini Savunamayacak Durumda Bulunan Kişiye Karşı İşlenmesi Nitelikli Hali Bakımından Ortaya Çıkan Bazı Sorunlar
  • Kasten İnsan Öldürme Suçu Bağlamında Haksız Tahrike İlişkin Bazı Değerlendirmeler
  • 1.CD Kararları Işığında Kasten Öldürme Suçu Bakımından Tasarlama Nitelik Haline İlişkin Bir Değerlendirme

konuları ele alınırken 18 Mart’taki oturumlarda

  • İnsan Öldürme Suçunda Suçların İçtimaına İlişkin Sorunlar
  • İntihara Yönlendirme ve İntihara Mecbur Bırakma Filleri Arasındaki Ayrımda Yargıtay 1. CD. Uygulaması
  • Töre Saikiyle Kasten İnsan Öldürme” (TCK m.82/1-k)
  • Kasten İnsan Öldürme Suçuna Teşebbüste Cezanın Belirlenmesi
  • Öldürme Suçu Bakımından Kast, Olası Kast ve Nitelikli Hallerin Uygulanabilirliği
  • Kasten İnsan Öldürme Suçunda Meşru Savunma Hukuka Uygunluk Sebebi Bakımından Ortaya Çıkan Bazı Hukuki Sorunlar
  • Olası Kastla Öldürme
  • Kasten İnsan Öldürme Suçu Bağlamında Türk Ceza Kanunu’nun Yer Bakımından Uygulanması: Yabancı Kanunun Göz Önünde Bulundurulması
  • Olası Kastla Yaralama
  • İştirak Halinde İşlenen Fiil Sırasında, Anlık Gerçekleşen Öldürme Fiilinden Suç Ortaklarının Ne Şekilde Sorumlu Tutulacağı Sorunu
  • Kasten İnsan Öldürme Suçu Bağlamında Türk Ceza Kanunu’nun Yer Bakımından Uygulanması: Yabancı Kanunun Göz Önünde Bulundurulması

Çevrim İçi Yayın Linkleri

Sempozyum Programı

Sempozyumla ilgili ayrıntılı bilgilere resmî sayfasından ulaşabilirsiniz.

AYM Başkanı Aslan: Temel Hak ve Özgürlükler, Hürriyetinden Yoksun Kişiler için de Geçerli

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) tarafından AYM ev sahipliğinde düzenlenen İnsan Hakları ve Ceza Adalet Sistemi Açısından Ceza İnfaz Kurumlarının İzlenmesi Sempozyumunda konuştu.

AYM’e Yapılan Bireysel Başvuruların Büyük Kısmı Cezaevlerinden

Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuruların hatırı sayılır kısmının cezaevlerinden geldiğini belirten AYM Başkanı Arslan, cezaevlerinden yapılan bireysel başvuruların çoğunlukla tutma şartları bağlamında kötü muamele yasağından özel hayata saygı hakkına, adil yargılanma hakkından ifade özgürlüğüne kadar birçok alanda hak ihlali şikâyetlerini kapsadığı bilgisini paylaştı.

Anayasa Mahkemesi kararlarında hükümlü ve tutukluların Anayasa’da korunan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahip olduklarının belirtildiğini hatırlatan Arslan, kişinin hürriyetinden mahrum bırakılmasının doğal sonucu olarak ortaya çıkan durumlar ile cezaevlerinde kamu düzeni ve disiplinin sağlanması ihtiyacının bu hakların sınırlandırılmasını gerektirebileceğinin altını çizdi.

“İnsan onuruna uygun şartlar, özellikle sağlık imkanlarının ve gerekli tıbbi yardımın sağlanmasını gerektirmektedir. Aynı şekilde hükümlü veya tutukluların duruşma salonunda bizzat bulunması adil yargılanma hakkının sağladığı bir güvencedir. Anayasa Mahkemesine göre bu hak ancak olayın şartlarının zorunlu kıldığı durumlarda sınırlanabilir. Bu durum hükümlü ve tutukluların şikâyetlerini inceleyen infaz hâkimliklerince yapılan yargılamalar için de geçerlidir.” diyen AYMN Başkanı; Anayasa Mahkemesinin birçok kararında hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğünün de Anayasa’nın 26. maddesinin güvencesi altında olduğunu vurguladığı, hükümlü ve tutukluların örneğin süreli veya süresiz yayınlara ulaşabilmesinin ifade özgürlüğünün koruması altında bulunduğuna karar verdiği hatırlatmasında bulundu.

Hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü ile ceza infaz kurumunun güvenliğinin, disiplininin, düzeninin sağlanması ve mahkûmun ıslahı ihtiyacı arasında adil bir denge sağlanıp sağlanmadığının denetlenmesi gerektiğini, AYM’nin ise bunun yapılıp yapılmadığını gerekçeler üzerinden değerlendirdiğine dikkat çeken Arslan, buna göre ifade özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortaya konulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahalelerin Anayasa’nın 26. maddesini ihlal edeceğini vurguladı.

“Anayasa Mahkemesi ceza infaz kurumlarından gelen temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik şikâyetlerde izleme kurulu raporlarını değerlendirmektedir. Özellikle tutma şartları bağlamında kötü muamele yasağının ihlal edilip edilmediğini değerlendirirken Mahkememiz izleme kurulu raporlarını da dikkate almaktadır.” diyen Arslan; temel hak ve özgürlüklerin, hürriyetinden yoksun bırakılan kişiler için de geçerli olduğunun altını çizerek “Devlete düşen anayasal ve yasal yükümlülük bu hak ve özgürlüklerin korunması, ihlal edilip edilmediğinin etkili bir şekilde denetlenmesidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Haber kaynak

Darağacındaki İstiklal Madalyası – 27 Mayıs Darbesi

Prof. Dr. Emine Gürsoy Naskali’nin editörlüğünde titiz bir çalışmayla hazırlanan Darağacındaki İstiklal Madalyası – 27 Mayıs Darbesi kitabı, Lale Yayımcılık etiketiyle raflardaki yerini aldı.

432 sayfadan oluşan eser, 27 Mayıs’ı hukuki ve siyasi yönüyle, ayrıca toplum perspektifinde ele almakta. 27 Mayıs darbesinin hukuki yönüyle ele alındığı bölümde Mehmet Emin Artuk, Erkam Yılmaz ve Emine Gürsoy Naskali’nin yazıları bulunmakta. Darbenin siyasi yönünün incelendiği ikinci bölümdeyse Şerif Demir’in 27 Mayıs Askeri Yönetiminin Siyaseti Şekillendirme Çabaları: Yuvarlak Masa Toplantıları yazısı yer almakta. Darbe ve Toplum başlığı altındaysa Emine Gürsoy Naskali ile Nilüfer Gürsoy’un imzalarını taşıyan iki yazıya yer verilmekte.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 3. Cumhurbaşkanı, İstiklal Mücadelesi’nin en önemli aktörlerinden, Türk siyasi tarihine damga vuran bir isim: Celal Bayar. Bayar’ın torunu olan ve önemli çalışmalara imza atan Naskali’nin editörlüğünü üstlendiği bu çalışmada, Bayar’ın bir asra yaklaşan yoğun ve sancılı hayatına dair önemli ayrıntılar yer almakta. Çalışma kapsamında darbenin hem hukuki hem siyasal hem de toplumsal veçheleri ele alınırken, döneme ilişkin kişisel tanıklıklara da yer verilmiş. Eser, 27 Mayıs’ın önemli mağdurlarından Celal Bayar’ın hayatına daha yakından bakmak için değerli bir kaynak.

Daragaci

BAM – BİM Daire Sayıları 2021

Hâkimler ve Savcılar Kurulu, 2021 Bölge İdare Mahkemeleri Daire Sayıları ile Bölge Adliye Mahkemeleri Daire Sayılarını yayımladı. Yayımlanan güncel Adli Yargı ve İdari Yargı listelerine göre;

Faal durumdaki BAM Ceza Dairelerinin sayısı 2021 yılında 203’ten 208’e yükseldi. En fazla Ceza Dairesi sayısında 34’le İstanbul ilk sırada yer alırken Ankara 27, İzmir 26 Ceza Dairesi sayısıyla ilk üçte yer almakta.

Faal durumdaki Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairelerinin sayısı 2021’de 207’den 215’e yükseldi. BAM Hukuk Dairesi sayısında 51’le İstanbul ilk sırada yer almakta. Ankara’da 32, İzmir’de 22 BAM Hukuk Dairesi bulunmakta.

Hâkimler ve Savcılar Kurulunun paylaştığı 2021 Adli ve İdari Yargı Listesine göre faal olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi sayısı 54.

Adli ve İdari Yargı Listesi

04112021092704-11-2021-adli-rehberpdf

79c93091-0492-4779-8591-506409b9cfc4

008b380e-9e27-4724-b98f-606d953fc533

21f1838f-40cc-4024-af15-d9e23c3a0155

a704c6bf-ea60-450c-9013-0a2342b19964

harita-word

Dr. Rasim Koç’un Günah Adası Yassıada Kitabı Yayımlandı

Kıbrıs Basınında Kıbrıs Olayları, İdam Sehpasındaki Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Meclisteki Türkeş kitaplarının yazarı Dr. Rasim Koç’un yeni eseri Günah Adası Yassıada, Lale Yayıncılık etiketiyle yayımlandı.

464 sayfadan oluşan ve Yassıada yargılamalarının mercek altına alındığı kitap, özellikle Adnan Menderes ile onun yargılanmasına dair ilk kez yayımlanan bilgi, belge ve görselleri içermesi bakımından büyük önem taşıyor.

Türk demokrasi tarihinin en önemli kırılma anı, 27 Mayıs 1960 darbesiyle yaşanır. Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan darağacına gönderilirken; Demokrat Partili yüzlerce milletvekili ve bürokratsa cezaevi hücrelerine hapsedilir. Dr. Rasim Koç Günah Adası Yassıda’da, politik tarihimizin önemli kilometre taşlarından kabul edilen bu hüzünlü ve acılı sürece ev sahipliği yapan Yassıada’yı merkeze alır. Eserinde hem 27 Mayıs’a giden süreçteki önemli gelişmelerin hem de demokrasi tarihimizde kara bir leke olarak yerini alan Yassıada’da yaşananların derin analizini yapar. Döneme ilişkin fotoğraf ve belgelerin de yer aldığı, yapılan yargılamalardan Yassıada’nın fiziksel şartlarına kadar pek çok ayrıntının analizlerine yer verilen bu değerli çalışma, alanında önemli bir kaynak olarak dikkat çekmekte.

TİHEK Başkanı Kılıç: 28 Şubat Sürecinde Anayasa’nın Kanun Önünde Eşitlik İlkesi İhlal Edildi

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) Başkanı Prof. Dr. Muharrem Kılıç, Türkiye Hukuk Platformu tarafından 28 Şubat 2022 tarihinde Ankara Ulucanlar Kültür ve Sanat Merkezinde düzenlenen Tekrar ve Fark: Şubat 28 Sempozyumuna katıldı.

Sempozyumun ikinci oturumunda 28 Şubat ve Hukuk başlıklı konuşma gerçekleştiren TİHEK Başkanı Kılıç, darbe zihniyetiyle asıl yapılmak istenenin toplumun değer alanını kuşatmak olduğunu vurguladı.

28 Şubat, Yeni Nesil Bir Darbe Türü

28 Şubat darbesini, diğer darbelerden ayrışan ve yeni nesil bir darbe türü olarak tanımlayan Prof. Dr. Kılıç; siyasi tarihimizin trajik darbelerinden farklılaşan 28 Şubat’ın, özellikle aktörleri ve araçları açısından daha sofistike bir “toplumsal mühendislik” pratiği olarak tarihe geçtiğinin altını çizdi. Kılıç bu süreçte; Anayasal düzenin meşru hukuki-politik aygıtları üzerine kurulan siyasi iktidarı devirebilmek adına “simgesel şiddet” araçları kullanıldığını, siyasi iktidarın anayasallık ilkesi çerçevesinde kullandığı meşru iktidarını yok etmeye dönük bir “şiddet stratejisi” geliştirildiğini de hatırlattı.

28 Şubat döneminde din ve inanç özgürlüğü, ayrımcılık yasağı, eğitim hakkı, kamu hizmetlerine girme hakkı ve özel hayatın gizliliği başta olmak üzere çok sayıda hak alanlarına ilişkin hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen müdahale ve ihlallerin yaşandığına dikkat çeken Muharrem Kılıç, “Bu dönemde hukukun dispolitik iktidar aracı olarak yapılandırılması, ‘millet iradesi, demokratik yönetim, hukukun üstünlüğü ve siyasal katılım’ gibi ilkelerin paralize edilmesine yol açmıştır. Hukuk devleti, hukuk güvenliği ve hukukun öngörülebilirliği gibi hukukun evrensel ilkelerini yok sayan aktivist yargı kararları yargıya olan güveni zedelemiştir.” ifadelerini kullandı.

Anayasa madde 6’da “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.” hükmüyle düzenleme altına alınmış olmasına rağmen egemenlik hakkının da ihlal edildiğini belirten TİHEK Başkanı Kılıç, “Öyle ki bu dönemde yasama organının MGK Bildirisi doğrultusunda hareket ettiği görülmüştür. Diğer yandan yineyargı erkine militaristik irade tarafından brifinglerle talimat verilmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesinin ihlaline yol açmıştır.” diyerek bu dönem açısından yargısal aktivizmin/ jüriktokrasinin egemen olduğunun söylenebileceğini belirtti.

Darbeler Temelde İnsan Hakları Sorunudur

28 Şubat sürecinin hukukun araçsallaştırılması ile toplumsal düzeni derinden etkileyen kırılmalara yol açtığını, bu post-modern darbenin eğitimden çalışma hayatına, siyasetten örgütlenme özgürlüğü ve siyasi katılıma varıncaya kadar çok sayıda medeni veya siyasal hak ve özgürlüklerin kullanımını etkisizleştirdiğini örneklerle hatırlatan Kılıç, bu dönem açısından Anayasa madde 10’da güvence altına alınan ve “herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit” olduğu hükmünü içeren “kanun önünde eşitlik” ilkesinin ihlal edildiğini vurguladı.

Darbelerle; temel hak ve özgürlükler alanlarını ihlal etme, yok sayma ve bunlara ilişkin güvenceleri olağanüstü yönetim usulleriyle ortadan kaldırılmasının amaçladığını, bu yönüyle de darbelerin temel bir insan hakları sorunu olduğunun altını çizen Kılıç, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumuna 28 Şubat mağduriyetlerine yönelik ilk başvurunun 21 Ocak 2020 tarihinde yapıldığı bilgisini paylaştı. Süreç içerisinde on iki başvuru aldıklarını, yeni başvuruların da gelmeye devam ettiğini ifade eden Kılıç; gelen bilgi ve belgeler dikkate alınarak ilgili başvuruları kapsayan ve genel değerlendirmeleri içeren “İnsan Hakları Bağlamında 28 Şubat Darbesi” konulu tematik raporun 28 Şubat 2022 tarihinde düzenlenen basın toplantısında kamuoyuyla paylaşıldığını söyledi.

Hâkim ve Savcı Sayıları 2022

2021’de 417 hâkim, mesleğe kabul edildi

Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından paylaşılan 2021 verilerine göre Türkiye genelinde hâkim sayısı bir önceki yıla göre 417 kişi yükseldi. 2020 yılında 14 bin 909 olan hâkim sayısı 2021 yılında 15 bin 326 olarak gerçekleşti.

Kadın – erkek hâkim sayısı arasındaki fark azaldı

2020’de 8 bin 54 olan erkek hâkim sayısı 2021’de 8 bin 236’ya; 2020’de 6 bin 855 olan kadın hâkim sayısı 7 bin 90’a yükseldi. Böylece 2020 yılında 1.199 olan erkek hâkim – kadın hâkim arasındaki fark 2021 yılı sonu itibarıyla 1.146’ya geriledi.


Ayrıca bir önceki yıla göre kadın hâkim sayısı erkek hâkim sayısına göre daha çok yükseldi. 2020 – 2021 yılları arasında mesleğe kabul edilen erkek hâkim sayısı 182 iken, kadın hâkim sayısı 235 olarak gerçekleşti.

2021’de 631 savcı, mesleğe kabul edildi

Savcı sayısı 2020’de 6 bin 863’ken, 2021’de 7 bin 494’e yükseldi. HSK verilerine göre 2021 yılında 631 savcı mesleğe kabul edildi. Bu veriler ışığında 2020 – 2021 yılları arasında mesleğe kabul edilen savcı sayısının hâkim sayısından yüksek olduğu görülmektedir.

Kadın – erkek savcı sayısı arasındaki fark açıldı

2021 yılı savcı sayıları incelendiğinde erkek savcı ile kadın savcı arasında büyük fark olduğu görülmekte. 2020 yılında 4 bin 831 olan bu fark 2021 sonunda 5 bin 60’a yükseldi. Erkek savcı sayısı 2021’de 6 bin 863’ten 6 bin 277’ye, kadın savcı sayısıysa 1.016’dan 1.217’ye yükseldi. 2021 yılında mesleğe kabul edilen erkek savcı sayısı 430, kadın savcı sayısı 201 olarak gerçekleşti.

Yargıtay ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemelerinde kadın hâkim hâkimiyeti

Türkiye geneli 15 bin 326 hâkimin kadro dağılımlarında en büyük pay Adli Yargı İlk Derece Mahkemelerine ait. Hâkim kadrolarındaki kadın – erkek dağılımına bakıldığında sadece Yargıtay ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemelerinde kadın hâkim sayısının erkek hâkimlerden fazla olduğu görülmekte. Özellikle Yargıtay’da kadın hâkimlerin sayısı, erkek hâkimlerin iki katından fazla. Yargıtay’da 579 kadın, 282 erkek hâkim; Adli Yargı İlk Derece Mahkemelerindeyse 4 bin 885 kadın, 4 bin 663 erkek hâkim görev yapmakta.

2021 yılı sonu itibarıyla hâkim kadrolarının dağılımı şu şekilde:

  • Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri: 9.548
  • Bölge Adliye Mahkemeleri: 2.193
  • İdari Yargı: 1.316
  • Yargıtay: 861
  • Danıştay: 449
  • Bölge İdare Mahkemesi: 417
  • Bakanlık Merkez: 309
  • HSK Tetkik Hâkim-Kurul Müfettişi: 221
  • Anayasa Mahkemesi: 12

Danıştay’da kadın savcı hâkimiyeti

Türkiye geneli 7 bin 494 savcının kadro dağılımında en büyük pay, Adli Yargı İlk Derece Mahkemelerine ait. Savcı kadrolarındaki kadın – erkek dağılımı incelendiğinde sadece Danıştay’da kadın savcı sayısının erkek savcılardan yüksek olduğu görülmekte. Danıştay’da 25 kadın savcı, 18 erkek savcı görev yapmakta.

2021 yılı sonu itibarıyla savcı kadrolarının dağılımı şu şekilde:

  • Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri: 6.956
  • Bölge Adliye Mahkemeleri: 292
  • Yargıtay 203
  • Danıştay 43

Hâkim – savcı sayısı arasındaki fark 2021’de azaldı

2020 yılında olduğu gibi 2021 sonu itibarıyla da hâkim sayısı, savcı sayısının iki katından fazla. Ancak 2021 yılında hâkim – savcı sayısı arasındaki fark azaldı. Hâkim – savcı sayıları arasındaki fark 2020’de 8 bin 46 iken 2021’de 7 bin 832’ye geriledi.

TİHEK Kadın Hakları Sempozyumu

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), 9 Mart 2022 Çarşamba günü Ankara’da Kadın Hakları Sempozyumu düzenliyor. Kurum’un resmî YouTube kanalından da canlı olarak yayımlanacak Sempozyum; TİHEK Başkanı Prof. Dr. Muharrem Kılıç, katılımları durumunda  Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ‘ın açılış konuşmalarıyla başlayacak.

Toplam beş oturumda gerçekleştirilecek Sempozyumun birinci ve ikinci oturumları ayrı salonlarda eş zamanlı olarak yapılacak.

Kadınlara Yönelik Ayrımcılık başlığıyla Kartepe Salonunda düzenlenecek birinci oturumun başkanlığını Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Kadriye BAKIRCI üstelenecek. Bu oturumda Dr. Öğr. Üyesi Ayşen SEYMEN ÇAKAR,  Av. Müjgan BİLGEN ÖZEN ve  Dr. Öğr. Üyesi Dilara AĞAOĞLU CANAY konuşmacı olarak yer alacak.

Pendik 1 Salonunda Kadın Haklarının Korunmasında Devletin Yükümlülükleri başlığıyla düzenlenecek birinci oturum, Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Esra Gül DARDAĞAN KİBAR‘ın başkanlığında yürütülecek. Dr. Öğr. Üyesi Ezgi CANKURT, Dr. Öğr. Üyesi Murat Buğra TAHTALI, Öğr. Gör. Tuğba DAMGACI ve Prof. Dr. Füsun ERDURAN NEMUTLU bu oturumda konuşma yapacak.

Ceza Hukuku ve Ceza İnfaz Sistemi Uygulamalarında Kadınlar başlığıyla Kartepe Salonunda gerçekleştirilecek ikinci oturumun başkanlığını Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Doç. Dr. Fatma Ebru GÜNDÜZ üstelenecek. Bu oturumda Dr. Öğr. Üyesi Semih YUMAK, Dr. Öğr. Üyesi Duygu MERKİ ÇOKSEZEN ve Dr. Öğr. Üyesi Fulya EROĞLU konuşma yapacak.

Çalışma Yaşamında Kadınlar başlığıyla Pendik 1 Salonunda düzenlenecek ikinci oturum, Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Doç. Dr. Gamze TURAN BAŞARA tarafından yürütülecek. Dr. Öğr. Üyesi Ayça İZMİRLİOĞLU ve Prof. Dr. Aysun BAY KARABULUT bu oturumda konuşma yapacak.

Sempozyumun üçüncü ve son oturumu Dijital Dünyada Kadınlar ve Kadın Haklarının Farklı Boyutları gündemiyle gerçekleştirilecek. Oturumun başkanlığını TİHEK Kurul Üyesi Av. Zennure BER üstelenecek. Arş. Gör. Sevda BORA ÇINAR, Doç. Dr. Fatma Elif KILINÇ, Prof. Dr. Arzu OĞUZ ve Dr. Sevim CAN son oturumun konuşmacıları arasında yer alıyor.

Sempozyum Programı

Kadin-Haklari-Sempozyumu