Ticari Elektronik İletiler ve İleti Yönetim Sistemi

Avukatlar Sendikası’nın Youtube kanalında Avukat Selin Aksoy’un moderatörlüğünde “Ticari Elektronik İletiler ve İleti Yönetim Sistemi” konulu bir yayın gerçekleştirildi. 

Yayına konuşmacı olarak İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Bilişim ve Teknoloji Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Bedii Kaya katıldı. 

Elektronik iletiler hakkında dünyada ve Türkiye’de önemli çalışmalar yapıldığını belirten Mehmet Bedii Kaya “2014 yılından bu yana katı bir düzenlemeyle, regülasyonla karşı karşıyayız. Peki ne oldu da bu alan düzenlenmeye başlandı? Gün geçtikçe düzenlemeler neden daha katı hale gelmeye başladı? Telefonlar, e-mailler, fakslar. Kişilerin, böyle bir iletişim olanağı sağlayan mecraların çıkmasıyla birlikte bu mecraların aşırı ve kötüye kullanımı da artmaya başladı. Bir ara faks terörü vardı. Sabahtan faks göndermeler başlıyordu ve faks kağıdı bitiyordu. Sonrasında telefon çağrıları arttı. Sabah akşam çağrılar, 7/24 aramalar, otomatik, robot aramalar yapılıyordu. Buna da telefon terörü ya da marketing terörü deniliyordu. Şirketler, bireylerle, pazarlamacılarla tanıtım yapan kişilerle muhataplığı sırasında dolandırıcılık ve mahremiyete ilişkin sorunların ortaya çıkmasıyla yavaş yavaş Türkiye’de olduğu gibi dünyada da düzenlenmeye başlandı.” şeklinde konuştu.

Amerika’daki Örnek Dengeli

Telefonla yapılan aramalarda dolandırıcılık sorununa karşı Amerika’da alınan önlemden bahseden Kaya “Amerika’da bununla ilgili bir çalışma yapılıyor ve bir yasa çıkarılıyor. Çıkartılan yasayla bir sicil kuruluyor ve ‘Do Not Call’ adı veriliyor. Bireylere ilişkin rahatsız edilmeme hakkı var. Ama bir yandan da şirketlerin ticari iletişimlerini sürdürmeye yönelik hakları var. Bu haklar arasında bir denge sağlanması, bu sistemlerin etkin bir şekilde çalışması gerekiyor. Amerika’da şu hayata geçiriliyor: Biz bir sicil kuralım. Bu sicil federal bir seviyede çalışsın. Herhangi bir şekilde ticari tanıtım çağrısı almak istemeyenler kendisini o sicile kaydetsin. Bundan sonra şirketler arama yapacağı zaman kendi verilerini check ederek o kişiyi arayıp aramama kararını vermeleri mümkün oluyor. Bu tamamen dengeli bir yaklaşım ve bireyler üzerinden giden bir mücadele yöntemi. Federal sicil kapsamında veriler bir yere otomatik aktarılmıyor. Ortak bir yerde beni aramayın şeklinde bu beyanının icra edilmesi mümkün oluyor. Buna rağmen kişi yine de aranıyorsa çok ciddi bir tazminat, bir para cezası söz konusu.”

Okuma önerisi:  Durakoğlu: Adalete ekmek, su kadar muhtacız

Kaya konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Avrupa Birliği’ne baktığımızda tüketicilerle ilgili mevzuata ilk başta ticari iletişime ilişkin bazı kurallar koyulduğunu görüyoruz. Ardından ‘Mahremiyet Direktifi’ denilen Amerika’dan farklı olarak kişilerin onayına tabii tutularak bu ticari iletişimin gerçekleştirildiğini görüyoruz. Avrupa’da aramalar için Amerika’daki gibi federal bir sistem ya da bir sicil yok. Ama burada da özellikle öz düzenleme mekanizmalarıyla sektörel bazlı düzenlemelerle ‘Beni Arama’ şeklinde zorunlu olmayan ihtiyari olarak yürütülen sicillerin ortaya çıktığını görüyoruz.”

Avrupa İle Benzer Bir Tutum Sergileniyor

Türk hukukunda elektronik iletilerle ilgili yaşanan gelişmelere değinen Mehmet Bedii Kaya, 2014 yılında Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun yürürlüğe koyuluyor ve bu kanunda da aslında epeyce ticari elektronik iletileri düzenleyen hükümleriyle bir tür spam kanunu düzenleniyor. Türkiye Avrupa sistematiğini takip ediyor. Avrupa’da belirli konulardaki istisnaları da dahil etmeyerek katı bir onay mekanizmasıyla bu sistemi işletiyor.” dedi.

Elektronik İletiler, Onay Alınarak Gönderilmeli

İleti Yönetim Sistemiyle ilgili 2014’te yürürlüğe giren düzenlemede temel bir kuralın olduğunun altını çizen Kaya “Kural şu: ‘Onay almadan ticari elektronik ileti gönderemez.’ Aslında burada ticari iletişimi kısıtlayan bir yaklaşımın ortaya koyuluyor. Buradaki onay basit bir onay değil. Bu onay dışında mesajın içeriğine ilişkin de bir kurallar getiriliyor. Burada belli ticari bilgilerin ileti içerisinde olması zorunlu kılınıyor. Bunun dışında iletinin aynı yöntemlerle alınmasının durdurulmasına ilişkin kurallar getiriliyor. Düzenlemeyi incelediğimizde benim tespitime göre 27 tane yasak getiriliyor. Bu yasaklarla ticari iletişimde bir denge ve bireylerin özel alanlarını elektronik ortamda rahatsız edilmemeleri temin edilmeye çalışılıyor.” ifadelerini kullandı.

Şirketlerin Koruduğu Veriler İYS İle Senkronize Ediliyor

İleti Yönetim Sistemi’nin kuruluş aşamalarından söz eden Kaya “2017 yılındaki değişiklikle Ticaret Bakanlığı’na yetki veriliyor. Bakanlık bu yetkiyi kullanarak TOBB’u yetkilendiriyor. Bu bağlamda İleti Yönetim Sistemi A.Ş. isimli bir şirket kuruluyor. Bu sistemde şirketlerin normal şartlarda kendi iç bünyesinde tuttuğu bir süreçti. Mesaj onayının alınması, red süreci, bu verilerin korunması bir yandan da Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında farklı yükümlülükler, sözleşme özgürlüğü kapsamında ilerleyen bir noktadaydı. Şirketlerin kendi içerisinde tutması gereken bu veri tabanının bir kopyasının kurulan İleti Yönetim Sistemi ile senkronize edilmesi ve bu senkronizasyon tamamlandıktan sonra da tüm ileti onaylarının ve red sürecinin İYS üzerinden gerçekleştirilmesi tartışılmakta ve düzenlenmekte” açıklamasında bulundu.

Okuma önerisi:  Adli Tatil 20 Temmuz - 31 Ağustos Arası