Av. Ahmet Serkan Göktürk: Alacak Her Zaman İşçinin Alacağıdır

Haber:Taha Ahmet Özel

Avukat Hakları Grubu İzmir tarafından düzenlenen çevrim içi yayında “İşçi Vekilliği” konuşuldu. Yayına katılan Avukat Ahmet Serkan Göktürk, işçi vekilliği yapan avukatların dikkat etmesi gereken konular hakkında önemli bilgiler aktardı.

İşçi davalarında dikkat edilmesi gereken en önemli hususun uyuşmazlığın tespit edilmesi olduğunu belirten Av. Ahmet Serkan Göktürk, iş mahkemelerinin işçinin yanında olan mahkemeler olarak kabul edildiği için sürecin kolay yürütüleceği şeklinde bir algının olduğunu söyledi. Göktürk “İlk önce fesih bildirimini, SGK’ya yapılan işten çıkış bildirimini görmemiz lazım. İşveren fesih bildiriminde hangi nedenden dolayı işçiyi çıkarmış? Fesih bildirimiyle birlikte işin SGK boyutu da var. SGK’ya bildirilen işten çıkış bildirimleriyle fesih bildirimleri bazen çelişebiliyor. Bazen işveren haklı nedenlerle feshe dayandığını söylüyor. Ama işçi işten çıkışını Kod 3 yani ‘İstifa’ olarak belirtiyor.” dedi.

Uyuşmazlığın Tespiti için Görüşme Tutanağı Gerekli

Göktürk, işçi davalarında avukatların ‘Görüşme Tutanağı’ hazırlamaları gerektiğinin altını çizdi. Bu tutanağı tüm meslektaşlarının hazırlaması gerektiğini belirten Göktürk “İşçiye bazı sorular sorulması gerekir. İşçinin ne kadar sürede çalıştığı, hangi davanın açılacağına ilişkin fesih nedeninin nasıl geliştiği, işyerinde kaç işçinin çalıştığı, kıdem şartı, işyerinin iş sağlığı ve güvenliği şartlarına uyup uymadığına yönelik sorular sorulur. Bu gibi sorularla uyuşmazlığın niteliği tespit edilip somut olayın çerçevesi çizilerek hangi yönde ilerleneceği belirlenir” şeklinde konuştu.

Dava Sırasında Yargıtay Görüşleri Değişebiliyor

Dava sürecinde pek çok değişiklik yapıldığını belirten Göktürk, bu durumun çeşitli belirsizlikleri beraberinde getirdiğinin altını çizdi. Göktürk “Hukuk belli bir denklem üzerine kuruludur ve bizlerde hangi davaları nerelerde açıp hangi kurallara göre yargılanması gerektiğini, Yargıtay içtihatlarında nelere tekabül ettiğini bilerek taleplerimizi ortaya koyuyoruz. Fakat son 5-6 yılda öyle bir hale geldik ki… Bir karar çıkıyor. Başka bir karar geliyor. Yargıtay görüş değiştiriyor. Yargıtay’ın değiştirdiği görüşe göre açılan davalar reddediliyor. Dava sürerken iki kere görüş değiştiriliyor. Biz hangi duruma neye göre dava açacağımızı bilemez hale geldik.” ifadelerini kullandı. 

Okuma önerisi:  Bakan Gül: Kadına Karşı Şiddeti Meşru Gösterenlerin Karşısında Durmaya Devam Edeceğiz

İşçinin Tüm Hakları Araştırılarak Dosyaya Eklenmeli

Dosyaya eklenen bilgilerin bilirkişi raporunda doğruluğunun kontrol edilmesi gerektiğini belirten Göktürk, işçinin sahip olduğu tüm hakların eksiksiz bir şekilde araştırılarak dosyaya eklenmesi gerektiğini ifade etti. Göktürk “Ücret miktarının ne olduğuna ilişkin ücret araştırması yapılması, yemek miktarına ilişkin ücret araştırması talep ettiğinizde işverenden buna ilişkin maliyet belgelerinin istenmesi, sosyal yardım yapıldıktan sonra tüm bunların dosyaya eklenmesiyle bilirkişi bunu inceleyeceği için bilirkişinin bunları doğru değerlendirip değerlendirmediğini kontrol etmek lazım. Kıdem, tazminata esas ücret üzerinden hesaplanacağı için hata yapılmışsa esas ücretin üzerinden hesaplanan kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı yanlış hesaplanmış olur. Keza tazminata esas süre de yanlış hesaplanır.” değerlendirmesinde bulundu.

İcra Dosyalarındaki En Büyük Sorun Faiz

“Alacaklıların ücretleri kalem kalem değişmekte” diyen Av. Göktürk, icra takibinde işçilik alacaklarıyla ilgili sıkıntının brüt ödemeden net ödemeye çevrilmesinin değil faiz olduğunu belirtti. Göktürk “Brütten karar verildiyse icra takibinde mutlaka net üzerinden takip edilmesi lazım. Zaten maaş alacağı varsa bunlar net üzerinden hesaplanıyor. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai durumlarında brütten nete çevrilmesi gerekiyor. Burada önemli olan brütten nete çevrilmesinin dışında talep edilecek olan faiz oranı, icra dosyalarında en çok büyük sıkıntıya sebep oluyor.” dedi.

Avukatlar Müvekkilleri Atacağı Adımlardan Önce Yönlendirir

Göktürk, bilirkişi raporlarından sonra atılacak adımlarla ilgili avukatların müvekkilleri sadece yönlendirdiklerini belirtti. “Alacak müvekkilin alacağıdır. Ben ancak avukat olarak aydınlatma yükümlülüğüne sahibim. Bütün sonuçları söylemekle yükümlüyüm. Karar müvekkilin. Kararı verebilecek şekle getiririm. Benim müvekkile o kararı verdirtmem, baskı kurmam söz konusu bile olamaz. Çünkü alacak gerçekten müvekkilin. Onu kabul edecek, vazgeçecek veya riske girecek olan kendisi. Biz bu konuda bilgisi sınırlı olan işçiyi o bilgisini karar vereceği en doğru şekle getirip doğru şekilde aydınlatıp karar verebilecek hale getiriyoruz. Bu şekilde aydınlattıktan sonra müvekkilin size güvenmemesi için hiçbir sebep yok” diyerek avukatların işçi davalarında müvekkillerine izlemeleri gereken yöntemlerle ilgili doğru bilgiyi aktararak onlara rehber olduklarını ifade etti. 

Okuma önerisi:  Bekçiler Kanunu Bağlamında Kolluğun Zor ve Silah Kullanma Yetkisi