Avukatlar, Kendilerine Yönelik Şiddeti Anlattı

Avukat Hakları Grubu, haciz işlemi için gittiği Kocaeli’nin Gebze ilçesinde silahlı saldırıya uğrayarak hayatını kaybeden Avukat Ersin Yılmaz’ın ardından tepkilerini dile getirmek için “Avukatlara Yönelik Şiddet” başlıklı bir çevrim içi yayın gerçekleştirdi. Prof. Dr. Mehmet Köksal ve Avukat Gül Banu Kırtok’un hazırlayıp sunduğu programa katılan Kocaeli Barosu Başkanı Bahar Gültekin Candemir, İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Başkanı Av. A. Onur Eyüboğlu, Av. Bengisu Başak Okuyan, Av. Gül Simge Yılmaz ve Av. Savaş Baş, mesleklerini icra ederken yaşadıkları şiddet olaylarını anlattı.

Şiddeti Hayatımızdan Çıkarmak Hepimizin Sorumluluğundadır

“Daha ne kadar öleceğiz?” diyen Kocaeli Barosu Başkanı Bahar Gültekin Candemir, vatandaşı savunmak için mücadele eden avukatların katledildiğini ifade etti. 

Candemir, toplumun ciddi bir şiddet sarmalı içerisinde olduğunu belirtti ve “Kadına, çocuğa, doğaya, hayvana karşı şiddet ve meslektaşımıza karşı şiddet. Bu şiddet sarmalından nasıl kurtulabiliriz? Nasıl bir formül üretebiliriz? Toplumsal barışı bozan şiddeti hayatımızdan nasıl çıkarabiliriz? Bu hepimizin sorumluluğunda. Bir şeyler yapmak, bir şeyler üretmek lazım. Diğer yandan medyanın da ciddi sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Topluma hitap eden, kitlelere siyasilerin, haber spikerlerlerinin rol model olan herkesin bu işte payı olduğunu düşünüyorum. Tek başımıza yapabileceğimiz bir şey değil. Ama ben sorumluluğu kabul ediyorum. Bir baro başkanı ve 25 yıllık bir avukat olarak 2 yıllık meslektaşımı koruyamadım.” şeklinde konuştu.

Saygı Duruşunda Hâkim ve Savcıları da Görmek İsterdik

İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Başkanı Av. A. Onur Eyüboğlu, avukatlar olarak yalnız olduklarının altını çizdi. Eyüboğlu “Avukatlara saldırının meşrulaştırıldığı, kolaylaştırıldığı, avukatlık mesleği itibarsızlaştırıldığı sürece biz ölmeye devam edeceğiz. ‘Eşeği dövemeyen semerini döver’ şeklinde bir atasözü vardır. Alacaklısına karşı tarafa ya da sanığa herhangi bir şey yapamayanlar hâkimden savcıdan daha çabuk ulaşabildiği için avukata saldırır. Öldürülen meslektaşımız için saygı duruşunda bulunduk. İsterdik ki göstermelik bile olsa Anadolu Adliyesi’nde bir hâkim, savcı ya da bir kalem müdürü bizim yanımızda olsun.” ifadelerini kullandı.

Okuma önerisi:  Av. Büşra Özdemir: Temel Hak ve Özgürlüklerin Önünde Ciddi Engeller Bulunmakta

“Avukata yönelik şiddet olaylarında meslektaşlarımızın da katkısı var” diyen Eyüboğlu, bazı durumları kanıksadıklarını ifade etti. Eyüboğlu “Duruşma salonundan çıkarken bize edilen küfürleri, hacze gittiğimizde borçlunun bizi tehdit etmesini kanıksadık. Ceza dosyasında sanık vekiliysen mağdurun, mağdur vekiliysen sanık yakınları tarafından aranıp tehditlere maruz kalıyoruz. Bize yansıyan olaylar aslında yaşananların yüzde 10’u. Sağlıklı bir istatistik tutamıyoruz. Çünkü bize bunlar yansımıyor. İcra dairesinde memurla sıkıntı yaşayan meslektaşımız bize bunu yansıtmadan çözmeye çalışıyor. Ama bu meslektaşımızın orada başka dosyaları da var. Acı olan kısım burası. Bu hâkimin mahkemesinde başka dosyaları olduğu için sineye çeken meslektaşlarımız var.” değerlendirmesinde bulundu.

Mesleğimize Yapılan Saygısızlığı Kaldıramıyoruz

Av. Bengisu Başak Okuyan, yaşadığı şiddet olayındaki süreci anlattı. Okuyan “Haciz mahalinde, keşiflerde şiddete ve hakarete hep maruz kalıyorduk. Ama adliyede yaşadığım ilk şiddet olayında üzerimde cübbe vardı. Kamera görüntüleri olmasa orada yaşadıklarımı, neye uğradığımı ispatlayamayacaktım. Yanımda olan stajyer avukat dışında yaşadıklarımı gördükleri halde kimse tanıklık yapmadı. Müşteki olarak bölge adliye mahkemesinde görülen davada kendimi avukatla temsil ettirmek istedim. Karşı tarafında kendisini avukatla temsil ettirmesini istedim. Çünkü ben her ne kadar avukat olsam da müşteki olarak olayı şahsileştirebilecek durumda olmama rağmen karşı tarafın savunulma hakkının olduğunu düşünüyordum. Bence adil yargılanma bu şekilde oldu” dedi.

“Zaman zaman hayal kırıklığına uğrasam da mesleğe olan saygım çok büyük” diyen Okuyan “Ülkenin de demekki kendine karşı saygısı yok. Eğer vatandaş kendi hakkına saygı duyarsa bize de saygı duymalı. Yarın yine kendi hakkımı savunmak için çıkmayacağım. Ama bBu haksızlığa uğramak çok acı verici. Kendime bir haksızlık olsa bunu belki anlayışla karşılayabiliriz ama cübbeye bir saygısızlık yapılınca bunu kaldıramıyoruz. Bu çok acı verici.” ifadelerini kullandı. 

Okuma önerisi:  Türkiye'de Hukuk Zihniyeti

Avukat Olsam da Beni Savunacak Birileri Olsun

Av. Gül Simge Yılmaz da yaşadığı şiddet olayı sonrasında karşılaştığı hukuki sürecin zorluklarından bahsetti. “Her ne kadar müşteki de olsak kendimizi savunacak avukat ihtiyacı hissediyoruz. Avukat olmamıza rağmen işimizin bu olmasına rağmen müşteki kürsüsünde oturduğumda ‘Beni de savunacak birileri olsun’ diyorum.” değerlendirmesinde bulundu.

Vurulduktan Sonra Herkes Olayı Unuttu

Yayına katılan avukatlardan Savaş Baş, mesleğini icra ettiği sırada vurulduğunu belirtti. Baş “Meslektaşımız gibi bende geçen yıl haciz mahalinde vuruldum. Şans eseri hayatta kaldım. Üç ameliyat geçirdim. Bende kalıcı hasarlar oluştu. Meslektaşımız benim kadar şanslı değildi. Derin bir üzüntü duyuyorum. Meslektaşımızın ambulansa alındığı görüntüleri görünce o anları tekrar yaşamış gibi hissettim.” dedi.

Ameliyata alındığı süreçte Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan’ın kendisiyle yakından ilgilendiğini belirten Av. Savaş Baş, daha sonra olayın unutulduğunun altını çizdi. Baş “Ameliyattan sonra İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu da mesaj attı. Fakat daha sonrasında kimse ilgilenmedi ve olay unutuldu. Bugün bir meslektaşımız bir cani tarafından katledildi. Bu konuyu konuşuyoruz ama bu olayın ardından somut adımlar atılacak mı? Yoksa yine unutulup gidecek mi? Yine başka bir avukat öldüğünde aynı konuşmaları mı yapacağız?” diyerek yaşanan olaya karşı tepkisini dile getirdi.