Prof. Dr. Fendoğlu: Anayasa Değişikliğine Bilimsel Yaklaşılmalı

SETA Vakfı’nın çevrim içi yayınında “Yeni Anayasa Tartışmaları” ele alındı. Yayında konuşan Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu tarihten örnekler vererek yeni anayasa tartışmalarını değerlendirdi.

Yeni anayasa tartışmalarının iki şekilde yaşandığını belirten Prof. Dr. Fendoğlu “Bir kesim 1982 Anayasası’nı savunurken bir kesim de sıfırdan bir anayasa yapılmasını savunuyor. Burada ikili bir ayrım olabilir. Bazılarımız parçacı yorumcuyken bazılarımız da bütüncül yorum yapıyoruz. Tarihsel gelişmeleri, cumhuriyet öncesi ve cumhuriyet dönemindeki gelişmeleri inceleyerek yeni bir Anayasa için yorum yapmak bütüncül bir arayıştır. Sadece birkaç anayasa üzerinden hareket ederek yorum yapmak ise parçacı bir arayış olur.” dedi.

1982 Anayasası 19 Kez Değişikliğe Uğradı

Yeni anayasa çalışmalarında duygusallığa yer verilmemesi gerektiğinin altını çizen Fendoğlu “Olaya duygusal bakılmamalı. Bilimsel yaklaşmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum.” dedi. Türkiye’de yeni bir anayasa yapılmasının gerekli olup olmadığı hakkında konuşan Prof. Fendoğlu “Bu konuda toplumda da bir mutabakatın olduğunu söylemek lazım. Sadece bugünün mutabakatı değil. 1982 Anayasası yapıldıktan sonra hemen değişiklikler başladı. Şu anda 19 kez değişti ve 184 defa da değişikliğe uğradı. Toplam 177 madde. 21 de geçici maddeden oluşuyor. Bazı maddelerine baktığımızda mülga yazdığını görürsünüz. Yani değişikliğe uğramış.” ifadelerini kullandı.

Gelişmiş Ülkelerde Darbe Olmaz

Gelişmemiş ülkelerde darbelerin görüldüğünü belirten Fendoğlu “1982 Anayasası’nın darbe anayasası olduğu söylenir. Yeni bir anayasa yapmak elbette gerekli. Çünkü darbe anayasası dediğimiz gelişmiş ülkelerde darbe diye bir şey olmaz. Ama bu az gelişmiş ülkelerde, az gelişmiş kabul edilen ülkelerde veya az gelişmiş kafaların bol olduğu yerlerde darbe olduğu görülüyor. Darbeye darbe diyememek de var. Mesela 27 Mayıs darbesi bir dönem bayram diye kutlandı ve kitaplarda bu bir ihtilal, reform olarak gösterildi. Ortaokul ve liselerde bu şekilde okutuldu. Camilerde verilen hutbe ve vaazlar da böyleydi. Herhangi bir kişi darbeyi eleştirdiğinde soruşturma geçiriyordu.” değerlendirmesinde bulundu. 

Okuma önerisi:  Hukuk Gündemi 2021/9

Osmanlı Tarihinde Darbe Örneklerine Rastlamak Mümkün

Prof. Fendoğlu, Osmanlı tarihinde de darbe örneklerine rastlanıldığını ve günümüzde de benzer durumlara şahit olunduğunu ifade etti. Fendoğlu “Osmanlı’nın içerisinde “2. Abdülhamit’e karşı bir darbe yapıldı. 31 Mart Vakası olarak bilinen olaya 2. Meşrutiyet denildi. Abdülmecit’e karşı yapılan Kuleli Vakası var. Abdülaziz’in 15 yıllık hükümdarlığı oldu. Çok değerli bir hükümdardı aslında. Fakat O’na karşı bir darbe yapıldı. Çünkü hem orduyu ıslah etmek hem de Osmanlı’da ulaşım vasıtalarıyla ilgili çalışmaları hayata geçirmek istiyordu. Ülkeyi daha iyi bir düzeye götürme çalışmaları yapıldığı zaman mutlaka farklı şeyler oluyor. Yeni anayasa söylemi olduğu zaman da bunları gördük.” diyerek tarihsel olaylardan örnekler verdi.

51 Ülke Bu Yüzyılda Yeni Anayasa Yaptı

Anayasacılığın uzun süredir gündemde olan ve konuşulan bir olgu olduğunu vurgulayan Prof. Fendoğlu “Bütün dünyada bu kadar çok konuşulan başka bir şey yok” dedi. Fendoğlu 21. yüzyılda 51 ülkede yeni anayasa yapıldığını belirtti ve Türkiye’de oluşturulan uzlaşmacı masasının yetersiz olduğunu aktardı. Fendoğlu “Bu konuda anayasa uzlaşma komisyonunun çalışmaları var. 4 tane grubu olan parti var. Her biri bu komisyona üç milletvekili verdi. Bunlardan biri ayrılırsa masa devrilir. Böyle bir mutabakat, protokol olmaz. Zaten başarısızlıkla da sonuçlandı.” değerlendirmesinde bulundu. 

1921 Anayasası’nda Parlamenter Sistem Yoktu

Türkiye’de gerçekleşen anayasal değişiklikler sonucu yaşanan gelişmeleri aktaran Fendoğlu “1921 yılında ilk anayasayı yaptığımızda parlamenter sistemi almadık. Ama meclis hükûmeti sistemini aldık. 1924 yılında ise parlamenter sistemle meclis hükûmetinin karması bir sistemi aldık. 1961 Anayasası’yla birlikte parlamenter sisteme geçtik. 10 yıl boyunca saf parlamenter sistem uygulandı.1971’le beraber yürütmenin güçlendirilmesi konusunda anayasa değişikliği oldu. Kanun hükmünde kararname kabul edildi. Bu aslında kanuncu özellikten bir sapmaydı. Bu değişikliklerde çeşitli özerkliklerin kısıtlandığını görüyoruz. 1982 Anayasası yapıldı. Ama 1971’de gelinen seviyeden devam etti.” diyerek Türkiye’nin yönetim sistemindeki gelişmeleri tarihsel olarak özetledi.

Okuma önerisi:  Panel: 15 Temmuz Darbe Davaları

Her Ülkenin Sistemi Farklılıklar Gösterebilir

En son yapılan Anayasa değişikliğiyle pek çok maddenin değiştiğini belirten Fendoğlu, çeşitli faktörlerden kaynaklı ülkeler arası farklılıkların olabileceğini vurguladı. Fendoğlu “2017 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle 69 madde değişti. Bazı maddeler topyekün kaldırılırken bazıları ise kısmen değişiklikler oldu. Amerika’daki başkanlık sisteminden farklılıklarımız var. Bizim uyguladığımız başkanlık sistemimiz biraz farklı. Hiçbir devletin başkanlık sistemi diğerinin aynısı olamaz. Aynı şey parlamenter sistem için de geçerli. Ülkelerin tarihleri, kültürleri, sosyolojileri, medeniyetleri elbette ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Her ülkenin farklı anayasalar yapmaları doğal.” ifadelerini kullandı.