Ana Sayfa Blog Sayfa 136

Av. Özge Evci Eralp:Yapay Zekâ İnsan Aklını Taklit Eden Bir Yazılım

E-Safe ve Kişisel Verileri Koruma Kurumu ev sahipliğinde “4’üncü E-Safe Kişisel Verileri Koruma Zirvesi” düzenlendi. Çevrim içi yayında konuşan Başkent Üniversitesi Öğretim Görevlisi Avukat Özge Evci Eralp yapay zekânın işe alım süreçlerinde kullanılan ilişkisinden bahsetti.

Yapay zekânın tanımını yaparak konuşmasına başlayan Özge Evci Eralp “Yapay zekâ bir robot değil. İnsan aklını taklit eden bir yazılım.” dedi. Yapay zekâyı işe alım sürecinde sınıflandıran Eralp “Planlama, işe alım ve yerleştirme, iş süreçlerinde yapay zekâ kullanılır.” dedi. 

İşlenen Verilerin Silinmesi Her Zaman Tartışılmakta

Yapay zekâda etik tartışmalarının sıklıkla yaşandığını hatırlatan Av. Eralp algoritmanın ayrımcılığa neden olacak şekilde tanımlanması ya da algoritmanın bunu bir şekilde öğrenmesi büyük bir sorun. Veri işlemede yapay zekânın kullanıldığının belirtilmemesi büyük bir sorun. KVKK 10. maddede aydınlatma yükümlülüğünün kişisel veri toplanmasının yönteminin belirtilmesi gerek. Yapay zekânın işlediği verilerin silinmesi, yok edilmesi, anonimleştirilmesi her zaman tartışılan bir konu. Çünkü yapay zekânın bir şeyi kolay kolay unutmuyor. Mevzuatın veya amacın belirlediği süre kadar muhafaza edilebilme ilkesine aykırılık teşkil edebiliyor.” ifadelerini kullandı. 

Toplanan Verilerden Yeni Veriler Elde Ediliyor

Öngörülemezlik ve kontrolsüz veri işlemenin önemli sorunlardan biri olduğunu vurgulayan Eralp, “Toplanan verilerden yeni verilerin çıkarılması söz konusu olabiliyor. Aynı zamanda algoritmanın veri sorumlusu tarafından bilinmemesi gibi bir durum da var.” dedi. Eralp, İngiliz Veri Koruma Otoritesi’nin bir bankayla ilgili kararını örnek gösterdi. “Ofis alanının kullanımını görmek için bir yazılım kullandı. Ama daha sonra yazılımın çalışanların ne kadar çalıştığı, bilgisayarın başında ne kadar oturdukları, kaç defa molaya çıktığı gibi birden fazla bilgi verebildiği anlaşıldı. Bu yüzden bankaya ölçüsüz veri işleme ve şeffaf olmaması nedeniyle 500 bin pound ceza veriliyor.” şeklinde konuştu. 

Elde Edilen Sonuçlar Analiz Edilmeli

Av. Eralp, Kişisel Verileri Koruma Kanunu’nun 11. maddesini hatırlattı. Eralp “İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analizi suretiyle çıkan sonuçlara itiraz etme hakkımız bulunuyor. Bu anlamda kişilik testleri veya oyunlardan elde edilen sonuçlar adaylara bildirilmediğinde çıkan sonuçlara ise itiraz etme hakkı olmuyor.” diyerek sonuçların kişilere bildirilmemesinin önemine vurgu yaptı.

Kişiler Verilerin Silinmesini İsteme Hakkına Sahip

Özge Evci Eralp, verilerin sonuçlarının bildirilmesiyle ilgili 108 Sayılı Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi’ndeki maddeyi de hatırlattı. Eralp “Kişilerin verilerinin otomatik dosyada bulunup bulunmadığını sorma hakkı ve verilerin silinmesini isteme hakları mevcut” dedi. Eralp bununla ilgili olarak Amsterdam Mahkemesi’nin verdiği bir karardan örnek verdi. Uber’de çalışan iki şoför aynı anda iki farklı lokasyondan sisteme giriyor. Uber, şoförleri sahtecilik yaptığı iddiasıyla bu şoförlerin hesaplarını engelliyor. Şoförlerin açtığı dava sonucu mahkeme Uber’e ceza veriyor. GDPR 22. maddesi uyarınca ‘Böyle önemli bir karar sadece yapay zekâya bakılarak verilemez’ diyor.” değerlendirmesinde bulundu. 

Yapay Zekâ Kendi Haline Bırakılmamalı

Av. Eralp, İngiliz Veri Koruma Otoritesi tarafından yapay zekânın iş hayatında kullanılmasıyla ilgili verdiği tavsiyeleri sıraladı. Yapay zekalı yazılımların kendi haline bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Eralp “Yapay zekâya başlamadan önce bunun gerekli olup olmadığına orantılı olup olmadığına bakılmalı. Gerekliyse kullanın. En iyi uygulamaları takip edin ve personelinizi bu konuda eğitin. Algoritmaları takip edin. Yapay zekâlı yazılımı kendi haline bırakmayın. Sadece otomatikleşmiş araçları kullanılmamasını öneriyor. Mutlaka insan müdahalesi olmasını istiyor. Çünkü yapay zekâda açık rıza alınsa dahi işçi işveren ilişkileri de olduğu için bu rızanın hukuken geçerli olmayabileceğini söylüyor. Yapay zekânın sağladığı algoritmaların ayrımcılık yaratmak için değil bunu engellemek için kullanılmasını istiyor. İngiliz Veri Koruma Otoritesi’nin tavsiyeleri bu şekilde” dedi.

Chatbotlar Tek Başına Önemli Bir Karar Veremez

Özge Evci Eralp, Fransa Veri Koruma Otoritesi’nin Chatbot görüşüne de açıklık getirdi. “Bir chatbotla yapılan görüşme bir kişinin işe alımına karar verip vermeme gibi önemli bir karara araç olamaz. Ancak insan müdahalesini içeren bir sürecin parçası olabilir. Tek başına buna dayanarak bir karar verilemez.” şeklindeki görüşüyle Fransız Veri Koruma Otoritesi, yapay zekânın kendi başına bırakılmasının günlük hayatta olumsuz sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. 

Av. Eralp konuşmasının sonunda yapay zekâyla ilgili bütün otoriteler ve kanunlardan yapılacak çıkarımlarda az veri çok minimizasyon, aydınlatma yükümlülüğünün şeffaflık ilkesinin yerine getirilmesi, insan müdahalesinin mutlaka olması gerektiğini ifade ederek konuyu özetledi. 

TBMM 27. Dönem Hukuk Fakültesi Mezunu Milletvekilleri

24 Haziran 2018 tarihinde yapılan genel seçimlerle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki milletvekili sayısı 600’e yükseldi. 600 milletvekilinden hukuk fakültesi mezunu olanları birçok özellik açısından inceledik. Benzer bir çalışmayı daha önce 550 milletvekilli 24. ve 25. dönem TBMM için de yapmıştık.

Rekabet Hukuku Semineri

İstanbul Barosu tarafından “Rekabet Hukuku Meslek içi Eğitim Semineri” düzenlenmekte.

Tarih ve Saat

Seminer 19-20 Haziran 2021 tarihlerinde düzenlenecek ve 10.30 da başlayacak.

Başvuru/Ayrıntılar

  • Etkinliğe https://baronet.istanbulbarosu.org.tr üzerinden kayıt yaptırmak zorunlu. 
  • Eğitim Perculus üzerinden online yapılacak ve gerekli şifreler cep telefonlarına SMS olarak iletilecek.

Seminer Konuları

  • Rekabet Hukuku ve Serbest Piyasa Ekonomisi
  • Rekabet Hukukunda Temel Kavramlar ve Yatay Anlaşmalar
  • Rekabet Hukukunda Dikey Anlaşmalar ve Muafiyet Rejimi
  • Rekabet Hukukunda Hakim Durumun Kötüye Kullanması
  • Rekabet Hukukunda Yoğunlaşmaların Denetimi
  • Dijital Ekonomide Rekabet Hukuku Uygulamaları
  • Rekabet Kurumu’nun Özel Yetkileri: Bilgi İsteme ve Yerinde İnceleme
  • Rekabet Kurumu Tarafından Alınabilecek Kararlar ve Yargısal Denetimi
  • Rekabet Hukuku İhlalinin Özel Hukuk Sonuçları:Geçersizlik ve Tazminat

Seminer Konuşmacıları

  • Sinan Naipoğlu
  • Cihan Doğan
  • Burcu Can 
  • Selen Yersu Şahin
  • Emre Önal
  • Ceren Görmüş Avunduk
  • Orhan Ünal
  • Haluk Arı
  • Buğra Kesici

Dr. Uğur Bulut: Medeni Kanun’da Hukuki Korumalardan Bahsetmek Mümkün

İzmir Barosu’nun çevrim içi yayınında “Aile Hukukunun Güncel Sorunları” konuşuldu. Dr. Uğur Bulut, “Boşanma Davalarında Geçici Hukuki Korumalara İlişkin Sorunlar” konusunda bir konuşma yaptı. 

Medeni Kanun’un aile hukuku kısmında pek çok farklı geçici hukuki koruma tedbirlerinin yer aldığını belirten Bulut, “Medeni Kanun’un 169. maddesinde düzenlenen boşanma veya ayrılık davası açıldığı zaman hükmedilen geçici önlemler olarak ifade edilen hukuki korumalardan söz etmek mümkün” dedi.

Boşanma Davasında İspata Gerek Yok

“İhtiyati tedbirlerde talepte bulunanın asıl talebin haklılığını yaklaşık olarak dahi olsa ispatlaması gerekir diyen Dr. Bulut, boşanma davalarında ispata gerek olmadığını ifade etti. Bulut “Boşanma davasında geçici önlemlere karar verilebilmesi için boşanmada haklı olma ihtimali önemli değildir. Çünkü bunlar boşanma sürecinde aile hukukundan kaynaklanan hükümlülükleri düzenlemeyi amaçlamaktadır. İhtiyati tedbirlerde talepte bulunanın hakkını elde edebilmesi tehlike, zorluk gibi konuları ispat etmesi gerekirken boşanma davasındaki geçici korumalarda ispata gerek yoktur.” şeklinde konuştu.

Hükmedilen Geçici Önlemlerde Tazminat Talep Etme Hakkı Görmüyoruz

“Boşanma davasındaki geçici korumalar sadece boşanma ve ayrılık davasıyla talep edilebilir.” diyen Bulut, boşanma davalarında tazminat hakkıyla ilgili konuya açıklık getirdi. Bulut “İhtiyati tedbir asıl dava konusuna bağlı olarak talep edildiği için asıl talep yargılamanın neticesinde haksız olarak reddedilirse ihtiyati tedbir kararı hukuki dayanaktan yoksun kalacak. Bu yüzden aleyhine tedbir kararı verilen tarafın tazminat talep etme hakkı karşımıza çıkacaktır. Fakat bunu boşanma davalarında hükmedilen geçici önlemlerde görmüyoruz. Çünkü boşanma davası devam ederken hükmedilen geçici önlemlerde aslında boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar eşler arasında devam eden yükümlülükler düzenleniyor. Bundan kaynaklı olarak eşlerin yerine getirmesi gereken yükümlülükleri düzenlendiği için yargılamanın sonunda boşanma davası reddedilse dahi bu konuda tazminata mahkum edilmekle karşılaşılmıyor.” ifadelerini kullandı.

Taraf Hakkından Feragat Etse de Hâkim Resen Karar Vermemeli

Yargıtay’ın tedbir nafakasının resen verilebileceğini belirterek “Geçici hukuki korumalar, yargılamanın gösterdiği özellikler bakımından iddia ve savunmanın geliştirilmesi ve değiştirilmesi yasağıyla resen karar verme noktasında boşanma yargılamasından daha farklı bir noktada değerlendiriliyor. Hatta tedbir nafakasıyla ilgili Yargıtay, talebe dahi gerek olmaksızın resen nafakaya takdir edileceğini belirtmekte. Ancak tarafların kendi haklarıyla ilgili tasarruf yetkisinin geçerli olduğunu da kabul etmek lazım. Taraf açık bir şekilde bundan feragat ediyorsa hâkim bu konuda resen karar vermemelidir.” yorumunda bulundu. 

İki Ayrı Dosyada Farklı Tedbir Nafakasına Hükmedilebilir

Sık rastlanan sorunlardan birinin farklı boşanma dosyalarında farklı tedbir nafakalarına hükmedilmesi olduğunu belirten Uğur Bulut, bu konuyu bir Yargıtay örneğiyle açıkladı: Hukuk Genel Kurulu’nun 30 Mayıs 2019 tarihli kararına konu olan bir olayda taraflar arasında birden fazla boşanma davası var. Yargıtay infazda sorun çıkmaması adına tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla her iki davada tedbir nafakasına hükmedilmesinin mümkün olduğuna içtihat etmiş. Tedbir nafakasının icrası dahi sorundu. Tahsilde tekerrür işin içine girdiğinde icra daha sorunlu hale gelmekte.” diyerek önemli bir soruna açıklık getirdi. 

Bulut konuşmasının devamında şu sözleri söyledi: İcra ve İflas Kanunu’nda yapılan değişikliklerden sonra artık boşanma davasında hükmedilen tedbir nafakasının bir ara karar olduğu kabul edilmekte. Ara kararlara karşı geçici hukuk korumalarında olduğu gibi geçici nihai karar nitelendirmesi yapsak dahi ilam niteliğinde kabul edilmemekte.

Yeni Çıkan Hukuk Kitaplar Mayıs 2021

Her ay hukukçular tarafından alanında uzman oldukları konularda kitaplar yayımlanmakta ve kullanıcıların faydasına sunulmakta. Türkiye Hukuk olarak, geçtiğimiz yıl Ağustos ayında başlattığımız yeni yayımlanan hukuk kitaplarını listelemeye devam ediyoruz.

Hukuk öğrencilerine kitap önerileri açısından da önemli olan bu listede, sadece ilk kez yayımlanan eserlere yer verdik. Mayıs ayında 1. baskısını yapan hukuk kitaplarının listesini aşağıda bulabilirsiniz.

Gayrimenkul Yatırım Ortaklıklarının Kuruluşu

  • Hazırlayan: Özge Ayan
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 302

Türk Hukukunda Bir Kusursuz Sorumluluk Türü Olarak Objektif Özen Ödevine Dayalı Sorumluluk

  • Hazırlayan: Elif Bolat Türkdoğan
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 223

Ceza Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması

  • Hazırlayan: Mehmet Maden
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 217

L’union Europeenne Et Les Collectivites Locales Turques

  • Hazırlayan: Rukiye Mehtap Özlü
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 374

Cumhurbaşkanlığı Politika Kurullarının Hukuki Niteliği ve İdari Örgütlenmedeki Yeri

  • Hazırlayan: Işıtan Mehmet Taş
  • Yayınevi: Yetkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 328

Bilişim Alanında Kişisel Verilerin Korunması

  • Hazırlayan: Alaattin Bük
  • Yayınevi: Yetkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 327

The Intellectual Property Trilogy: Untraditional Topics in Copyright, Patent and Trademark

  • Hazırlayan: Ece Kaya
  • Yayınevi: Yetkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 99

Şematik Borçlar Hukuku Genel Hükümler

  • Hazırlayan: Betül Özlük
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 168

Radbruch Formülünün Siyasal İktidarla İlişkisi

  • Hazırlayan: Büşra Beydüz
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 158

Özel Ceza Hukuku Cilt IX

  • Hazırlayanlar: Köksal Bayraktar, Vesile Sonay Evik, Zeynep T. Kangal, Ali Kemal Yıldız, Hamide Zafer, Ali Hakan Evik, Güçlü Akyürek, Gülşah Bostancı Bozbayındır, Pınar Memiş Kartal, Eylem Aksoy Retornaz, Sinan Altunç, Asuman Aytekin İnceoğlu, Fulya Eroğlu
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 444

Ceza Muhakemesi Hukukunda Sanığın Hukuki Dinlenilme Hakkı

  • Hazırlayan: Abdullah Batuhan Baytaz
  • Yayınevi: İstanbul Arşivi
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 439

Evlenme Hukuku

  • Hazırlayan: Ömer Uğur Gençcan
  • Yayınevi: Yetkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 1005

Anayasalcılık ve “Politik Olan”

  • Hazırlayan: Sezgin Seymen Çebi
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 773

Tüketici Hukukunda Seçilmiş Yargı Kararları

  • Hazırlayan: Ebru Ceylan
  • Yayınevi: Bilge Kitabevi
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 388

Sendikal Örgütlenmede İşkolunun Belirlenmesi

  • Hazırlayan: İrem Çelik
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 256

ABD Uygulaması Işığında İmar Hakkı Transferinin Hukuki Rejimi

  • Hazırlayan: Melike Sevim Aynural
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 143

Tüketici İşlemleri Hukuku

  • Hazırlayan: Ömer Faruk İlgün
  • Yayınevi: Legal Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 348

Roma Hukukunda Stipulatio

  • Hazırlayan: Fırat Korkmaz
  • Yayınevi: Yetkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 163

Uyarlama Sebebi Olarak Aşırı İfa Güçlüğü

  • Hazırlayan: Latif Tile
  • Yayınevi: Yetkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 345

Muvazaa Muris Muvazaası İnançlı İşlem

  • Hazırlayan: Mustafa Kırmızı
  • Yayınevi: Bilge Kitabevi
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 798

Sosyal Güvenlik Hukuku

  • Hazırlayan: Mesut Balcı
  • Yayınevi: Yetkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 1654

Anayasa Hukuku

  • Hazırlayan: Mehmet Bülent Kahraman
  • Yayınevi: Temsil Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 145

Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğunda İbra ve Zamanaşımı

  • Hazırlayan: Murat Türe
  • Yayınevi: Dora Yayıncılık
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 197

Pratik Miras Hukuku

  • Hazırlayan: Oğuz Sadık Aydos
  • Yayınevi: Gazi Kitabevi
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 149

Sosyal Güvenlik Hukukunda İş Kazası ve Yapılacak Parasal Yardımlar

  • Hazırlayan: Yasemin Atasoy Karyağdı
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 149

Kripto Para Haczi

  • Hazırlayan: İlker Mete Özsoy
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 109

Taksitle Satış Sözleşmelerinde Tüketicinin Korunması

  • Hazırlayan: Burcu Kandemir
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 179

Yakalama ve Gözaltı Koruma Tedbirleri

  • Hazırlayan: Özen Kaya Göçmen
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 120

İdare Hukuku Pratik Çalışmaları

  • Hazırlayan: Ali D. Ulusoy, Serdar Yılmaz, Betül Damar Çıtak, Oğuzhan Güzel
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 388

Ekonomik ve Teknolojik Gelişmelerin İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukukuna Etkileri

  • Hazırlayanlar: Kübra Doğan Yenisey, Seda Ergüneş Emrağ
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 572

Hizmet Tespit Davası

  • Hazırlayan: Meltem Öztürk
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 188

Gümrük Vergisi ve Gümrük Uyuşmazlıklarının İdari ve Adli Çözüm Yolları

  • Hazırlayan: Asaf Es
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 147

Suudi Arabistan Krallığı Temel Nizamnamesi

  • Hazırlayan: Halil Çeçen
  • Yayınevi: Legal Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 100

Elektrik Enerjisi Toptan Satış Sözleşmeleri

  • Hazırlayan: Hilal Koç
  • Yayınevi: Yetkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 204

Ürün Sorumluluğu

  • Hazırlayan: Yıldırım Keser
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 345

Anayasa Yargısında Yargısal Karşılaştırmacılık ve Türk Anayasa Mahkemesi

  • Hazırlayan: Ersoy Kontacı
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 377

Osmanlı – Türk Anayasal Gelişmelerinde Kuvvetler Ayrılığı İlkesi

  • Hazırlayan: Cansu Pişkinbaba Köklü
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 174

E-Spor Hukuki Bakış

  • Hazırlayan: Ali Paslı, Görkem Gökçe, Yağmur Yollu, Nimet Karaca
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 259

Tapu İptali ve Düzeltme Davaları

  • Hazırlayan: Aydın Tekdoğan
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 1248

Geri Göndermeme İlkesi

  • Hazırlayan: Didem Aytekin
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 237

Tüketici Hakem Heyetleri

  • Hazırlayan: Hasan Can
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 223

Anayasa Mahkemesi Kararları Işığında İdare Hukukunda Kanuna Dayanma İlkesi

  • Hazırlayan: Çiğdem Sever
  • Yayınevi: Turhan Kitabevi
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 354

Otonom Taşıtlarda Sigorta

  • Hazırlayan: İbrahim Yaşar Gök
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 206

Boşanma Davalarında Yargılama Usulü

  • Hazırlayan: Süleyman Topak
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 529

Çocukların Cinsel İstismarı Suçu / TCK m. 103

  • Hazırlayan: Gürol Herkesecan
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 137

Ticaret Hukukunda Genç Yaklaşımlar

  • Hazırlayan: Emek Toraman Çolgar, Abdurrahman Kayıklık
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 488

Elatmanın Önlenmesi Davası

  • Hazırlayan: Ali Suphi Kurşun
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 273

Medeni Usul Hukukunda Karşı Dava

  • Hazırlayan: Çiğdem Yazıcı
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 404

Anonim Şirketlerde Birikimli Oy Yöntemi

  • Hazırlayan: Ayhan Bakır
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 333

Adi Ortaklıklarda Haklı Sebeplerle Fesih ve Ortaklıktan Çıkarma

  • Hazırlayan: Sarp Şahankaya
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 232

İş Sağlığı ve Güvenliği Yönünden Asıl İşveren Alt İşveren İlişkisi

  • Hazırlayan: Banu Özden
  • Yayınevi: Beta Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 425

Aile Hukuku Pratik Çalışmaları

  • Hazırlayanlar: Sera Reyhani Yüksel, Nazlı Hilal Çelik
  • Yayınevi: Aristo Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 157

Şirketler Topluluğunda Hâkimiyet

  • Hazırlayan: Murat Can Atakan
  • Yayınevi: Aristo Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 365

Hamiline Yazılı Pay Kavramı ve Hamiline Yazılı Paylar Üzerindeki Hukuki İşlemler

  • Hazırlayan: Beyza Aka
  • Yayınevi: Aristo Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 298

İdari Hakimlik Usul Mevzuatı

  • Hazırlayan: Sertkan Erdurmaz
  • Yayınevi: Temsil Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 272

Adli Hakimlik Usul Mevzuatı

  • Hazırlayan: Sertkan Erdurmaz
  • Yayınevi: Temsil Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 260

Araştırma ve Geliştirme (AR-GE) Sözleşmeleri

  • Hazırlayan: Faruk Divarcı
  • Yayınevi: Yetkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 185

Gemi Mülkiyetinin Hukuki İşlem Yoluyla Kazanılması

  • Hazırlayan: Kübra Yetiş Şamlı
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 336

6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu Kapsamında Halka Açık Anonim Ortaklıkların Halka Kapalı Statüye Dönmesi

  • Hazırlayan: Burak Etirli
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 217

Danıştay Kararları Işığında Kamu Görevlilerinde Özel Hayat

  • Hazırlayan: Sezal Çınar Özkan
  • Yayınevi: Beta Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 184

Europeanization of Minority Rights in Turkey and Greece: A Comparative Analysis

  • Hazırlayan: Nihan Akıncılar Köseoğlu
  • Yayınevi: Legal Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 398

Kambiyo Senetlerinde Temsil

  • Hazırlayan: Mehmet Emin Yıkar
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 175

Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde Arsa Sahibinin Ayıba Karşı Tekeffülden Doğan Hakları

  • Hazırlayanlar: Halis Cengiz, Mehmet Cengiz
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 127

Mühtehcenlik Suçu

  • Hazırlayan: Gülden Atilla Öztürk
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 376

Şirket Yönetimi İçin Kayyım Tayini

  • Hazırlayan: Mustafa Uğur Demiral
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 188

Müteselsil Sorumlulukta Zarar Verenlerin Birbirine Karşı Rücu İlişkisi

  • Hazırlayan: Sebanur Aşık Zerdali
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 130

Medeni Usul Hukukunda Re’sen Araştırma İlkesi

  • Hazırlayan: Fatih Tahiroğlu
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 233

4857 Sayılı İş Kanunu Kapsamında Belirsiz Alacak Davası Uygulaması

  • Hazırlayan: Uğur Tülü
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 377

Limited Şirket Esas Sermaye Payının Rehni

  • Hazırlayan: Emine Develi Ayverdi
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 444

Bilişim Teknolojisi ile Globalleşen Dünyadaki Tehlikelerin Önlenmesi ve Ceza Hukuku

  • Hazırlayan: Ulrich Sieber, Feridun Yenisey, Salih Oktar, Zehra Başer Doğan
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 639

Rekabet Hukuku ve İktisadı Bağlamında Dijital Platformlar

  • Hazırlayan: Cihan Doğan
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 576

Şirket Faaliyeti Sırasında İşlenen Suçlarda Şirket Yöneticilerinin Taksire Dayalı Cezai Sorumluluğu

  • Hazırlayan: Nurten Öztürk
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 309

Tıp Ceza Hukuku

  • Hazırlayan: Hakan Hakeri
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 432

Yapı Malikinin Tazminat Sorumluluğu

  • Hazırlayan: Dolunay Karaçay
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 172

Ayıplı Mal Hukuku

  • Hazırlayan: Mehmet Akif Tutumlu
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 1149

Çalışma Yaşamında Dezavantajlı Gruplara Yönelik Hukuki Düzenlemeler

  • Hazırlayan: Selim Gündüz
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 273

Evlatlık Kurumu ve Koruyucu Aile

  • Hazırlayan: Saliha Okur Gümrükçüoğlu
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 175

Türk Ceza Hukukunda Gönüllü Vazgeçme

  • Hazırlayan: Vakkas Korhan Yeğrim
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 379

Vergi Cennetlerinin Transfer Fiyatlandırmasında Kullanımı

  • Hazırlayan: Zeynep Nihan Aladağ Çamurcu
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 359

Tanzimat Dönemi Osmanlı Hukuk Reformları

  • Hazırlayan: Betül Kayar
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 272

İş Hukuku Temel Bilgileri

  • Hazırlayan: Polat Tunçer
  • Yayınevi: Adalet Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 263

Mücbir Sebebin Sözleşmelere Etkisi

  • Hazırlayan: Serdar Cengiz
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 174

99 Soruda Çocuğun Cinsel İstismarı Suçu

  • Hazırlayan: Didem Yeldan
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 832

İflas İçi Konkordato

  • Hazırlayan: Melisa Gözaçan
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 208

İmalatçının Ürün Sorumluluğu

  • Hazırlayan: İlhan Kara
  • Yayınevi: Yetkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 838

İşe İade Davası Sonrası İşe Başlama Süreci ve Samimiyet Olgusu

  • Hazırlayan: Doğukan Kılıç
  • Yayınevi: Seçkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 184

İş Sözleşmesinin Feshinde Son Çare (Ultima Ratio) İlkesi

  • Hazırlayan: Esra Başkan
  • Yayınevi: Legal Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 340

Borçlar Hukuku Genel Hükümler

  • Hazırlayan: Doruk Gönen
  • Yayınevi: Filiz Kitabevi
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 224

Medeni Hukuk Pratik Çalışmaları

  • Hazırlayanlar: Baki İlkay Gönen, Işık Önay, Tülay Aydın Ünver
  • Yayınevi: Filiz Kitabevi
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 194

İş Kazaları ve Meslek Hatalıklarından Kaynaklanan Maddi Tazminat Davaları

  • Hazırlayanlar: Mesut Balcı, Birol Soner, Bahri Aydoğan, Ahmet Yener
  • Yayınevi: Yetkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 1694

Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin İlgili Uluslararası Sözleşmeler ve 6284 Sayılı Kanun Çerçevesinde Değerlendirilmesi

  • Hazırlayan: Rabia Gündoğmuş
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 271

İnşaat Sözleşmelerinde Bedelin Belirlenmesi

  • Hazırlayan: Şadi Öz
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 109

Yapay Zekaya Sahip Robotların Avrupa Birliğinde Serbest Dolaşımı Önünde Ortaya Çıkacak Sorunların Hukuki Sorumluluk Müessesesi Çerçevesinde Değerlendirilmesi

  • Hazırlayan: Berk Işık
  • Yayınevi: Yetkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 102

Uluslararası Vergi Uyuşmazlıklarının Çözümünde Tahkim

  • Hazırlayan: Arkan Yusufoğlu
  • Yayınevi: Yetkin Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 315

Yapay Zeka ve Ceza Hukuku

  • Hazırlayan: Zeynep T. Kangal
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 170

Sermaye Piyasasında Kamuyu Aydınlatma Belgelerinden Doğan Hukuki Sorumluluk

  • Hazırlayan: Nevin Meral
  • Yayınevi: On İki Levha Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 454

Tasarım Hakkının Gaspı

  • Hazırlayan: Narmin Askarova
  • Yayınevi: Legal Yayınları
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 134

Çalışanların Meydana Getirdiği Eserler Üzerindeki Fikri Haklar

  • Hazırlayan: Neslihan Kurt Özçetin
  • Yayınevi: Vedat Kitapçılık
  • Basım Tarihi: Mayıs 2020 – 1.Baskı
  • Sayfa Sayısı: 258

Hukuk Gündemi 2021/23

07 – 13 Haziran 2021 haftasında hukuk dünyasının konuştuğu konuları, hukuka dair gelişmeleri özetlemeye çalıştık. Geride bıraktığımız haftaya Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün katıldığı etkinliklerdeki açıklamaları damgasını vurdu.

#09Haziran Çarşamba

AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu’nda Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele başlıklı sunum yapan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül: Kadına yönelik şiddetle etkin mücadele için ne gerekiyorsa; kanunsa kanun, gerekirse anayasayı değiştirmek gerekiyorsa, bir kadının daha şiddete uğramaması için o konuda da her türlü çabayı göstereceğiz, gösterdik, bundan sonra da aynı yaklaşımı sürdüreceğiz.

Türkiye Barolar Birliği, 7326 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin Kanun”un Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından 30.4.2021 tarihi itibarıyla ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen baro kesenekleri ile staj kredisi borçlarının yeniden yapılandırıldığını duyurdu.

İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Adem Sözüer, katıldığı bir televizyon programında “Yetişkin bir insan aşı olmayabilir. Kimse beni zorla tedavi edemez. Tedaviyi ret hakkı var. Ancak benim hastalığım başkaları için sorun olacaksa özerkliğim ortadan kalkacak. O zaman hukuki bir sınırlama meşru olur. Ancak bu genelgelerle olmaz, kanun çıkarmak gerekir.” ifadelerini kullandım.

#10Haziran Perşembe

Danıştay, okullarda Öğrenci Andı’nın okutulmamasına ilişkin kararının gerekçesini açıkladı. Gerekçede, “Milli Eğitim Bakanlığı, Türk Milli eğitiminin amaç ve ilkelerinin öğrencilere kazandırılması konusunda kullanılacak eğitim ve öğretim yöntemleri ile materyallerini belirleme hususunda takdir yetkisine sahiptir.” ifadelerine yer verildi.

Türkiye’de Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yollarının Geliştirilmesi Projesi açılış törenine katılan Adalet Bakanı Gül: Davalar şu tarihte bitiyor ama daha erken bitemez mi, daha adil kararlar, daha makul sürede nasıl verilebilir, tüm bunların arayışları içerisindeyiz. Uygulayıcılarla, mevzuat belirleyicilerle ve tüm kurumlarla bunların arayışını yapıyoruz.

Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu baro temsilcilerini dinledi. Komisyona davet edilen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu: Cezaları artırmak tek başına iş olsaydı sorun bir günde çözülürdü. Unsurları hapse atalım demiyorum, rehabilite edelim diyorum. Ayrıca çekişmeli boşanma davalarında eşlerin çocuk üzerinden intikam almaması hususu da eşlere öğretilmelidir. Bugün velayet kimde kalırsa kalsın çocuğun bir intikam aracı yapılmaması noktasında eğitim verilmelidir.

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Bağımlılıkla Mücadelede Yargının ve İnfaz Sisteminin Kurumsal Kapasitesinin Artırılması Teknik Destek Projesi başladı.

Tüm avukatlar, yaş sınırı olmaksızın Covid aşı programına dahil edildi.

#11Haziran Cuma

İçişleri Bakanlığı tarafından 81 İl Valiliğine Baro Genel Kurulları genelgesi gönderildi. Genelgeye göre üye sayısı 400’ün üzerindeki  baroların ise; Avukatlık Kanununun Ek Madde 3 hükümlerine göre Cumartesi ve Pazar günlerini kapsayacak şekilde iki gün yapmaları gereken genel kurullarını 26-27 Haziran 2021 Cumartesi ve Pazar günlerinden itibaren yapabilecek.

Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu, Yargıtay’daki boş kontenjanlara üye seçimi yaptı. Eski Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Başkanvekili Mehmet Yılmaz ile eski üyesi Hüseyin Şahin‘in Yargıtay üyeliklerine seçilmelerine ilişkin karar Resmî Gazete’de yayımlandı.

İstanbul Barosu Genel Kurulu ilk toplantısının 09-10/10.10.2021 tarihinde, ikinci toplantının da 16-17/10.2021 tarihinde yapılmasına karar verildiğini duyurdu.

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nde (UYAP), Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü tarafından 578 güncelleme yapıldı.

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde çalışmalarına devam eden Çocuk Hakları Alt Komisyonu, Ankara Polatlı’da yer alan Sarıoba Mevsimlik Tarım İşçileri Yerleşkesi’ne inceleme ziyaretinde bulundu.

Öztorun: Maske Cezaları Vergi Affı Kapsamının Dışında Kalmakta

Avukat Hakları Grubu İzmir’in çevrim içi yayınında “Yeni Vergi Affı Yasasının Getirdikleri” konuşuldu. Yayına katılan Yeminli Mali Müşavir Mustafa Öztorun önemli bilgiler aktardı.

Vergi aflarının son yıllarda sıkça yapıldığını ve bu konuda karşıt görüşlü iki grubun oluştuğunu belirten Yeminli Mali Müşavir Mustafa Öztorun “Gerek vergi afları, gerekse ceza aflarının tamamı bir ihtiyaçtan doğuyor. Fakat bu yola çok sık başvurursanızda işler yoldan çıkıyor. Vergi aflarını da bu kapsamda değerlendirebiliriz. Affı savunan ve savunmayanlar olarak iki farklı kesim olduğunu söyleyebiliriz. Her ikisinin de gerekçeleri var. Aslında her ikisi de haklı.” dedi.

Kriz Arttıkça Vergi Tahsilatı Azalmakta

Vergi ödemeleriyle ilgili olarak esnaflar üzerinden durumu örneklendiren Öztorun, vergi ödemelerinin farklı harcama kalemleri için kullanıldığını ve ödenmediğini anlattı. Öztorun “Ekonomik krizler, birtakım sancılar, esnafın sorunları en temelde bakıldığında bir tasarruf yetersizliğinden kaynaklanmakta. Ekonomi, verginin daha üzerinde bir şey. Esnaf çarkı çevirebilmek için bu durumda kamu kaynağına ayırdığı vergiyi veya harcı finansman kaynağı olarak kullanmak zorunda kalıyor. Aslında vergisini, sigortasını tahakkuk ettiriyor. Ama günün sonunda önce çok zorunlu olan ihtiyaçlarını gideriyor. Sonra sıra vergiye geliyor ama ödeyemiyor. Zaman içerisinde borç birikiyor ve ödenemez hale geliyor. Ekonomik kriz arttıkça tahakkuk oranı artsa ya da azalsa dahi tahsilat oranları düşmeye başlıyor.” şeklinde konuştu. 

Cumhuriyet Dönemindeki Vergi Afları

Mustafa Öztorun, Cumhuriyet dönemindeki ilk vergi affının 1924 yılında çıkarıldığını söyledi. Daha sonra çıkarılan vergi aflarını sıralayan Öztorun “1928,1934,1938,1963,1967,1980 yıllarında da vergi afları gerçekleşti. Daha sonra 1992, 2002, 2003 yıllarında vergi afları yapılmaya devam edidi. 2008’de kısmi, 2011’de kapsamlı af yapıldı. 2016, 2018 ve 2020’de vergi afları yapılmaya devam edildi. Son 10 yılda neredeyse 2 yılda bir af çıkarıldığını görüyoruz. Bunun siyasi, ekonomik nedenleri olduğunu görüyoruz. Hepsinin arkasında tasarruf yetersizliği yatıyor. Ne zaman ki tasarruflar yeterli hale gelir, ekonomik hacim makul seviyeye gelir. İşte o zaman bu afların azalacağını düşünüyorum.” diyerek yapılacak tasarrufların vergi aflarını önleyecek ve sona erdirecek bir adım olduğunu belirtti.

30 Nisan Tarihi Bir Milat

Son yapılan vergi affı düzenlemesinin maddelerinin kapsamlarını açıklayan Öztorun, “İlk madde kapsamı düzenliyor. İkinci madde kesinleşmiş alacaklarla ilgili. Üçüncü madde dava aşamasında bulunan bekleyen alacakları belirliyor. Dördüncü madde vergi müfettişleri tarafından vergi incelemesi başlatılan ve incelendikten sonra sonuç aşamasına gelmiş olan durumları kapsıyor. Beşinci madde matrah ve vergi artırımı olarak bilinen durumları düzenlemekte. Altıncı madde işletme kayıtlarını düzeltilmesini, yedinci madde ise kesinleşmiş SGK alacaklarını düzenliyor. Kapsam aslında 30 Nisan 2021 tarihini milat olarak kabul ediyor.” şeklinde konuştu.

Düzenleyici ve Denetleyici Bazı Kurumların Düzenlediği Cezalar Kapsam Dışı

Öztorun, vergi affının kapsamına alınan ve alınmayan düzenlemeleri açıkladı. Öztorun “Bu tarihe kadar vergi borcu tahakkuk etmiş vergiler ve cezalar bu kapsama girmekte. Maliye Bakanlığı, Gümrük İdaresi, belediyeler ve il özel idareleri tarafından tahakküm ve tahsil edilen vergi ve cezalar, , İSKİ tarafından takip ve tahsil edilen alacaklılar gibi çok geniş kapsamlı alacak grubu görüyoruz. 2021 yılının Emlak Vergisi bu kapsama girmiyor. Motorlu Taşıtlar Vergisi’nin 1. taksidi kapsama girerken 2. taksidi girmiyor. Adli para cezaları kapsam dışı. Pandemide ortaya çıkan Hıfzısıhha Kanunu kapsamındaki maske cezaları da girmiyor. Tütün, sigara cezaları, 5018 Sayılı Kanunun Üst Sayılı düzenleyici ve denetleyici kurumları olan BDDK, EPDK, RTÜK, TAPDK, TRT gibi kurumların düzenlediği cezalar bu kapsama girmemekte.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Fendoğlu: Anayasa Değişikliğine Bilimsel Yaklaşılmalı

SETA Vakfı’nın çevrim içi yayınında “Yeni Anayasa Tartışmaları” ele alındı. Yayında konuşan Prof. Dr. Hasan Tahsin Fendoğlu tarihten örnekler vererek yeni anayasa tartışmalarını değerlendirdi.

Yeni anayasa tartışmalarının iki şekilde yaşandığını belirten Prof. Dr. Fendoğlu “Bir kesim 1982 Anayasası’nı savunurken bir kesim de sıfırdan bir anayasa yapılmasını savunuyor. Burada ikili bir ayrım olabilir. Bazılarımız parçacı yorumcuyken bazılarımız da bütüncül yorum yapıyoruz. Tarihsel gelişmeleri, cumhuriyet öncesi ve cumhuriyet dönemindeki gelişmeleri inceleyerek yeni bir Anayasa için yorum yapmak bütüncül bir arayıştır. Sadece birkaç anayasa üzerinden hareket ederek yorum yapmak ise parçacı bir arayış olur.” dedi.

1982 Anayasası 19 Kez Değişikliğe Uğradı

Yeni anayasa çalışmalarında duygusallığa yer verilmemesi gerektiğinin altını çizen Fendoğlu “Olaya duygusal bakılmamalı. Bilimsel yaklaşmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum.” dedi. Türkiye’de yeni bir anayasa yapılmasının gerekli olup olmadığı hakkında konuşan Prof. Fendoğlu “Bu konuda toplumda da bir mutabakatın olduğunu söylemek lazım. Sadece bugünün mutabakatı değil. 1982 Anayasası yapıldıktan sonra hemen değişiklikler başladı. Şu anda 19 kez değişti ve 184 defa da değişikliğe uğradı. Toplam 177 madde. 21 de geçici maddeden oluşuyor. Bazı maddelerine baktığımızda mülga yazdığını görürsünüz. Yani değişikliğe uğramış.” ifadelerini kullandı.

Gelişmiş Ülkelerde Darbe Olmaz

Gelişmemiş ülkelerde darbelerin görüldüğünü belirten Fendoğlu “1982 Anayasası’nın darbe anayasası olduğu söylenir. Yeni bir anayasa yapmak elbette gerekli. Çünkü darbe anayasası dediğimiz gelişmiş ülkelerde darbe diye bir şey olmaz. Ama bu az gelişmiş ülkelerde, az gelişmiş kabul edilen ülkelerde veya az gelişmiş kafaların bol olduğu yerlerde darbe olduğu görülüyor. Darbeye darbe diyememek de var. Mesela 27 Mayıs darbesi bir dönem bayram diye kutlandı ve kitaplarda bu bir ihtilal, reform olarak gösterildi. Ortaokul ve liselerde bu şekilde okutuldu. Camilerde verilen hutbe ve vaazlar da böyleydi. Herhangi bir kişi darbeyi eleştirdiğinde soruşturma geçiriyordu.” değerlendirmesinde bulundu. 

Osmanlı Tarihinde Darbe Örneklerine Rastlamak Mümkün

Prof. Fendoğlu, Osmanlı tarihinde de darbe örneklerine rastlanıldığını ve günümüzde de benzer durumlara şahit olunduğunu ifade etti. Fendoğlu “Osmanlı’nın içerisinde “2. Abdülhamit’e karşı bir darbe yapıldı. 31 Mart Vakası olarak bilinen olaya 2. Meşrutiyet denildi. Abdülmecit’e karşı yapılan Kuleli Vakası var. Abdülaziz’in 15 yıllık hükümdarlığı oldu. Çok değerli bir hükümdardı aslında. Fakat O’na karşı bir darbe yapıldı. Çünkü hem orduyu ıslah etmek hem de Osmanlı’da ulaşım vasıtalarıyla ilgili çalışmaları hayata geçirmek istiyordu. Ülkeyi daha iyi bir düzeye götürme çalışmaları yapıldığı zaman mutlaka farklı şeyler oluyor. Yeni anayasa söylemi olduğu zaman da bunları gördük.” diyerek tarihsel olaylardan örnekler verdi.

51 Ülke Bu Yüzyılda Yeni Anayasa Yaptı

Anayasacılığın uzun süredir gündemde olan ve konuşulan bir olgu olduğunu vurgulayan Prof. Fendoğlu “Bütün dünyada bu kadar çok konuşulan başka bir şey yok” dedi. Fendoğlu 21. yüzyılda 51 ülkede yeni anayasa yapıldığını belirtti ve Türkiye’de oluşturulan uzlaşmacı masasının yetersiz olduğunu aktardı. Fendoğlu “Bu konuda anayasa uzlaşma komisyonunun çalışmaları var. 4 tane grubu olan parti var. Her biri bu komisyona üç milletvekili verdi. Bunlardan biri ayrılırsa masa devrilir. Böyle bir mutabakat, protokol olmaz. Zaten başarısızlıkla da sonuçlandı.” değerlendirmesinde bulundu. 

1921 Anayasası’nda Parlamenter Sistem Yoktu

Türkiye’de gerçekleşen anayasal değişiklikler sonucu yaşanan gelişmeleri aktaran Fendoğlu “1921 yılında ilk anayasayı yaptığımızda parlamenter sistemi almadık. Ama meclis hükûmeti sistemini aldık. 1924 yılında ise parlamenter sistemle meclis hükûmetinin karması bir sistemi aldık. 1961 Anayasası’yla birlikte parlamenter sisteme geçtik. 10 yıl boyunca saf parlamenter sistem uygulandı.1971’le beraber yürütmenin güçlendirilmesi konusunda anayasa değişikliği oldu. Kanun hükmünde kararname kabul edildi. Bu aslında kanuncu özellikten bir sapmaydı. Bu değişikliklerde çeşitli özerkliklerin kısıtlandığını görüyoruz. 1982 Anayasası yapıldı. Ama 1971’de gelinen seviyeden devam etti.” diyerek Türkiye’nin yönetim sistemindeki gelişmeleri tarihsel olarak özetledi.

Her Ülkenin Sistemi Farklılıklar Gösterebilir

En son yapılan Anayasa değişikliğiyle pek çok maddenin değiştiğini belirten Fendoğlu, çeşitli faktörlerden kaynaklı ülkeler arası farklılıkların olabileceğini vurguladı. Fendoğlu “2017 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle 69 madde değişti. Bazı maddeler topyekün kaldırılırken bazıları ise kısmen değişiklikler oldu. Amerika’daki başkanlık sisteminden farklılıklarımız var. Bizim uyguladığımız başkanlık sistemimiz biraz farklı. Hiçbir devletin başkanlık sistemi diğerinin aynısı olamaz. Aynı şey parlamenter sistem için de geçerli. Ülkelerin tarihleri, kültürleri, sosyolojileri, medeniyetleri elbette ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Her ülkenin farklı anayasalar yapmaları doğal.” ifadelerini kullandı.

Av. Sima Baktaş: Kişilik Hakları Tamamen Yok Edilemez

Hukuknedio’nun çevrim içi yayında “Sosyal Medyada İşlenen Suçlar” konuşuldu. Y  ayında konuşan Av. Sima Baktaş, sosyal medyada kişilik hakları konusunda önemli bilgiler paylaştı.

Kişilerin toplum içerisinde saygınlığına zarar verecek her türlü fiziksel ve sözlü şiddetin birer saldırı olduğunun altını çizen Sima Baktaş, bu durumun Anayasa’yla güvence altına alındığını söyledi. Baktaş “Hakaret, iftira, küfür, tehdit veya kişinin adı soyadıyla nitelikleriyle dış görünüşü, konuşma bozukluklarıyla dalga geçilmesi gibi toplum içerisinde kişinin saygınlığını zedeleyen tüm olay ve olgular kişilik haklarına birer saldırıdır. Bir kişinin hak ve değer varlıkları gibi unsurlar o kişinin kişilik haklarını oluşturmaktadır. Bir insanın kişiliğiyle, şahsıyla özdeşleşmiş tüm olgularla dalga geçilmesi, aşağılanması ve bu haklar üzerinde saygınlığının yitirilmesi kişilik haklarına saldırı olarak nitelendirilmiştir. Özellikle Anayasa’nın 5.maddesi yaşama hakkının temelini oluşturdu ve bu maddenin sınırlandırılması özellikle kişilik haklarına Anayasa’da daha öncede gösterilmiş sebeplere bağlı olarak ancak kanunla nispeten sınırlandırılabilir.” dedi.

Kişilik Hakları Sadece Özel Durumlarda Nispeten Sınırlandırılabilir

Kişilik haklarının her ne sebeple olursa olsun tamamen yasaklanamayacağını belirten Baktaş, bazı özel durumlar halinde nispeten kısıtlanabileceğinin altını çizdi. Baktaş “Kişilik hakları ve insan hakları ancak ve ancak kanunla sınırlandırılabilir. Bir kişilik hakkını hepten yok edemezsiniz. Çünkü bu insan haklarına ve uluslararası sözleşmelere aykırı olacaktır. Savaş, seferberlik, sıkıyönetim ve olağanüstü hallerde bu haklar üzerinde nispeten sınırlandırma ya da durdurma yapılabilir. Daha önce yakın zamanda olağanüstü hal ilan edildi ve kişilik haklarına sınırlama gelmişti. Günümüzde bir olağanüstü hal, sıkıyönetim, seferberlik ya da savaş yok. Burada kişilik haklarının sınırlandırılmış olması hukuka, Anayasa’ya aykırı bir durum.” ifadelerini kullandı. 

Kişilik Haklarının Sosyal Medya Özelinde Tanımı Yok

Kanunlarda kişilik haklarıyla ilgili sosyal medya özelinde bir tanımının yapılmadığını belirten Av. Baktaş, hak ihlalleri karşısında Medeni Kanun’un hükümlerinin devreye girdiğini ifade etti. Baktaş “Sosyal medyada kişilik hakları şeklinde özel bir tanım yok. Medeni Kanun’da kişilik hakları genel bir biçimde yapılmış. 4722 Sayılı Kanun’la hukukumuza girmiş. Aslında orada da bir tanım yapılmamıştır. Kişilik haklarına saldırı olması durumunda mahkeme kararıyla yaptırımların olacağı ifade ediliyor. Normal şartlarda kişilik haklarımız İnternet Kanunu’ndan önce Anayasa’nın 5.maddesinde ve Medeni Kanun’un 24 ve 25. maddelerinde düzenlendiğini söyleyebiliriz.” diyerek hukuki bir zemininin olduğunu şeklinde konuştu.

Kovuşturma Sırasında Haklarınızı Kaybetmezsiniz

Kişilik hakkına saldırı sonucu mahkeme emri olmadan erişim engeli getirilebileceğini ifade eden Sima Baktaş, bunun kısa süreli olacağını söyledi. Baktaş “Sosyal medyada kişilik hakları 5651 İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Hakkındaki Kanun’la herhangi bir saldırı olması durumunda içeriğin yayından çıkarılması ve erişime engellenmesi gibi bir hakkınız var. Katalog suçlar oluşması durumunda erişime engellenmesine karar verilebiliyor. ‘Katalog suç oluşmadı fakat kişiliğim zedelendi. Bu durumda hiçbir şekilde bir hakka sahip değil miyim?’ şeklindeki bir soruya ise Medeni Kanun’un 24 ve 25. maddeleri cevap veriyor. Kişilik haklarıma saldırı oldu. Bu belki Ceza Kanunu’nda da suç olmayabilir. Ceza Kanunu’nda bu durum ifade özgürlüğü olarak kabul edildi. Suç duyurusunda bulunduktan sonra takipsizlik, kovuşturmaya yer olmadığı ya da beraat kararları verilebilir. Soruşturma ilerledi ama kovuşturma aşamasında ilerlemezse haklarınızı kaybetmiyorsunuz.” değerlendirmesinde bulundu.

Hukuk Mahkemeleri Ayrı Bir Değerlendirme Yapar

Baktaş, konuşmasının devamında hukuk mahkemelerinin kişilik haklarına yapılan saldırıları ayrı değerlendirdiğini belirtti. Baktaş “Eğer ki ceza davasında bir karar aldınız. Suç duyurusunda bulundunuz ve karşı taraf ceza yedi. Bu, elinize geçen güzel bir delil oluyor. Böyle bir delil yoksa hukuk mahkemesinde kişilik haklarına saldırıdan kaynaklı manevi tazminat hakkınız var. Sonuca götürmediyseniz hukuk mahkemeleri, hâkimler bunu ayrıca değerlendiriyor. Hatta bazen tam tersi de olabiliyor. Ceza mahkemesi suç olarak görüyor. İlginç kararlar da çıkabiliyor. Hukuk mahkemeleri kişilik haklarına saldırı olduğunu görmediğini söyleyebiliyor. Nadir de olsa böyle kararlar çıkabiliyor. ‘Ceza mahkemelerinin neticesi hukuk mahkemelerini bağlamaz.’ şeklinde bazı kararlarda mevcut. ‘Hukuk mahkemesi olarak bunu daha farklı değerlendirmeli, ceza mahkemesindeki sonuca bağlı kalınmamalı’ diyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Erişim için Katalog Suç Olmasına Gerek Yok

Kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan içeriğin erişime engellenmesi katalog suçlar için daha çok verildiğini belirten Baktaş, “Kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan içerik, sosyal medya araçlarıyla milyonlarca kişiye ulaştıysa bu durumdan dolayı büyük bir acı, keder yaşıyorsanız ve bunu ispatlayabiliyorsanız mahkemeden erişim engeli istenebilir. İllaki katalog suç olmasına gerek yok. Katalog suçlar olduğu zaman bunu hızlı bir şekilde Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) yazarak erişim engeli getirilebilir. BTK kişilik haklarına saldırıdan dolayı erişim engeli isteğinizi kabul eder fakat kısa bir süre içinde mahkemeye giderek karar almanızı ister. Burada dilekçenizi çok iyi yazmalısınız.” diyerek erişim engeli kararının yalnızca katalog suçlar için verilmediği aktardı.

Amerika’da Hakaret Etmek Suç Sayılmıyor

Kişilik haklarıyla ilgili hakaret suçunun bazı tartışmaları beraberinde getirdiğini belirten Aktaş, bunu bir örnekle açıkladı: Amerika’da hakaret suç değil. Hele ki ünlü biriyseniz hakaret etmek sanki bir hakmış gibi. Suç değil. Bununla ilgili hukuk mahkemelerinde haklarını para cezası olarak öne sürebiliyorlar. Ancak edilen hakaretler suç değil. Orada ifade özgürlüğü kavramı çok daha geniş yorumlanıyor. Bizde ise daha az. Hakaret suçu objektif kriterlere göre değerlendiriliyor. Örneğin bir kişiye ‘metres’ demek hakaret midir? Türk Hukukunda ispatı yapılsa bile bu hakarettir. Çünkü objektif kriterlere göre değerlendiriliyor. Amerika’da ise bu subjektif kriterlere göre değerlendiriliyor. Anglosakson ile Kıta Amerikası arasındaki yaklaşım birbirinden çok farklı. Kişilik hakları ihlali sosyal medya aracılığıyla olunca daha fazla soruna sebep oluyor. 

Kamuya Mal Olan İnsanların Katlanma Yükümlülüğü Bulunmakta

Kanunlar önünde kişilerin tanınmış olup olmadığına bakılmadığını belirten Sima Baktaş “Türk hukukuna göre değerlendirirsek yüksek sayıda takipçili fenomenlerle sıradan vatandaşın arasında ceza hukuku açısından bir fark yok. Diyelim ki bir kişiye ‘Gerizekalı’ dediniz. Bunu bir fenomene söylemeniz ile bir vatandaşa söylemeniz durumunda ceza yargılaması açısından aynı değerlendirilmekte. Kamuya mal olmuş kişinin eleştiriye katlanma yükümlülüğü vardır. Özellikle politikacılar, sanatçılar için geçerli. Çünkü milyonlarca kişi takip ediyor ve ünlü olmanın bir bedeli vardır. Kamuya mal olduğu için kişilik hakları kapsamında geniş yorumlanıyor.” ifadelerini kullandı.

Yeni Hayvan Hakları Yasasının Yerel Yönetimler (Belediyeler) Üzerindeki Etkisi

Av Gülşah GÖRÜR
Sarıçam Belediyesi Hukuk İşleri Müdürü
Adana Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı


Ülkemizde hayvan hakları alanında geçerli olan yasa 2004 yılında yürürlüğe giren 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’dur. Ancak yasa günümüzde ne yazık ki beklentileri karşılama noktasında yetersiz kalmakta, kamu vicdanında da artık karşılık bulamamaktadır. 

Hayvana karşı şiddet, işkence ve her türlü kötü muamele karşısında “sahipli, sahipsiz” ayrımı gözetmeksizin faillere hapis cezası öngören; yerel yönetimlerin de hukuki ve cezai sorumluluğa tabi olduğu yeni bir yasa talebinin önünde durabilmek pek mümkün değildir. Nitekim  Türkiye Büyük Millet Meclisi 27. Yasama Dönemi 3. Yasama Yılı içerisinde “Hayvanların Haklarının Korunması ile Hayvanlara Eziyet ve Kötü Muamelelerin Önlenmesi için Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu Raporu” Ekim 2019’da tamamlanmıştır. 

Hayvanların haklarının korunması, hayvanlara eziyet ve kötü muamelelerin önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla 12 milletvekilinden oluşan Meclis Araştırması Komisyonunca sürdürülen görüşmelere birçok baronun hayvan hakları komisyon ve kurul temsilcisi avukatlar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, Türkiye Belediyeler Birliği Temsilcileri, birçok belediyede görev yapan veteriner hekim ve veteriner işleri müdürleri, üniversite temsilcileri, Tarım Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parlak Genel Müdürlüğü temsilcileri katılmış; karşılıklı istişarelerle sorunlar ortaya konularak çözüm yolları önerileri üzerinde konuşulmuştur. Benim de bizzat katıldığım görüşmeler neticesinde, Meclis Araştırma Komisyon raporu oluşturularak son halini almıştır.

Günümüzde hayvana şiddet, işkence ve kötü muamele uygulayan bireylere yönelik adli ve idari yaptırımların haricinde konuşulması gereken en ciddi sorunlardan biri belediyelerin de tabi tutulması gereken idari ve cezai sorumlulukları hususudur. 

Zira bazı belediyelerce bugün ne yazık ki birçok hayvan hakkı ihlali ve toplu hayvan katliamları gerçekleştirilmektedir. İş bu durum Meclis Araştırma Komisyon toplantılarında da katılımcılar tarafından defalarca dile getirilerek konuyla alakalı çözüm önerileri üzerine konuşulmuştur.

Komisyon raporu uyarınca, yasalaşması beklenen hayvan hakları yasa tasarısının içeriğini oluşturacağını düşündüğümüz hususların, yerel yönetimlere getirmesi beklenen düzenleme ve değişiklikler ana başlıklarıyla şunlardır:

1.Öncelikle şehirlerde popülasyon kontrolünü sağlamak amacıyla uygulanması önerilen tek yöntem kısırlaştırma olup, kısırlaştırmanın başarıya ulaşabilmesi ancak tüm ülke çapında seferberlik halinde uygulanmasıyla mümkündür. Bu amaçla öncelikle şehirlerdeki sahipli ve sahipsiz hayvan sayısının, coğrafi dağılımının tespit edilerek buna göre hareket edilmesi öngörülmektedir. Kısırlaştırma sürecinin doğru yönetimi için belediyelere bütçe tahsisi,veteriner hekim, yardımcı teknik ve destek personel istihdamı ivedilikle gerçekleştirilmeli, kısırlaştırma operasyonunun bir cerrahi girişim olduğu gerçeğiyle asgari teknik koşulları mevzuatla belirlenen klinik ve kısırlaştırma merkezleri ile hayvanların operasyon sonrası bakımları için gerekli barındırma alanları planlanmalı. Hayvanların yakalanabilmesi için tüm personele yönelik eğitimlerin düzenlenmesi ve gerekli donanımın temini sağlanmalıdır.

2. Belediyelere, hayvanların korunmasına yönelik faaliyetleri için gelecek yılın bütçesini belirlerken bir önceki yıla ait gerçekleşmiş bütçenin belli bir oranında bir sonraki yılın bütçesine pay koyma zorunluluğu getirilmelidir. (Halihazırda böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır.) Ayrıca, Tarım ve Orman Bakanlığınca yerel yönetimlere yönelik desteğin kapsamı ve miktarı genişletilmelidir. 

3.Yerel yönetimler hazırladıkları stratejik planlarda hayvanlarla ilgili çalışmalar konusunda bakanlığa bilgi vermeli, bakanlık bu konuda yönlendirme ve planlama yapmalıdır.

4.Hayvan refahı ve sağlığı açısından önemli risk doğuran, belediyelerin bakımevi kurma sorumluluğunu devralarak sürekli ve uzun vadeli popülasyon kontrolü yapılmasına engel olan, yine aynı nedenle, hayvanlara rutin sağlık hizmeti sunulamaması sonucunu doğuran belediyelerin mobil kısırlaştırma ünitelerinin ve buna yönelik mevzuat düzenlemesinin bütünüyle kaldırılması gereklidir.

5.Sokağa terk edilen bir hayvanın sahipli olduğunun anlaşılabilmesi için, kimliklendirmeye ilişkin mevzuat ivedilikle yürürlük kazanmalıdır. Kimliklendirme belediyelerin birbirlerinin sınırlarına hayvan bırakmasının da önüne geçecektir.

6.Kanunun etkin bir şekilde uygulanabilmesi maksadıyla sahipsiz hayvanların rehabilitasyonuyla ilgili yükümlülüklerini (hayvan bakımevi kurulması, kısırlaştırma, aşılama, tedavi) yerine getirmeyen yerel yönetimlere yaptırım uygulanmasına dair kanuna hüküm eklenmesi, kanunun etkin bir şekilde uygulanabilirliğini sağlayacaktır. Kısırlaştırma ve hayvanların korunmasına yönelik diğer uygulamaları gereği gibi yapmayan yerel yöneticilere adli ve idari yaptırım uygulanmalıdır.

7.5393 sayılı belediye kanununun belediyelerin görev ve sorumluluklarını düzenleyen 14. maddesinde, belediyelerin hayvanlarla ilgi görevi/görevleri yer almalıdır. Hayvan bakımevlerinde çalışacak personelin çalışma alanları ve görev tanımlarının belirlenmesi, tüm personele eğitim ve sertifikasyon zorunluluğu getirilmesi, sertifikası olmayan personelin buralarda çalıştırılmaması önem arz etmektedir. 

8.Hayvan bakımevlerinin şeffaf şekilde yönetilmesi, kamerayla izlenmesinin mümkün hale getirilmesi önerilmektedir. 

9.Geçici hayvan bakımevleri kapsamı, 5996 sayılı kanunda tanımlandığı şekliyle klinik, izolasyon/karantina birimi; hayatını tek başına idame ettiremeyecek derecede hasta ya da engelli hayvanların barındırıldığı birimler; sahiplendirme, mama hazırlama ve üretim, atık toplama gibi birimler olarak tam teşekküllü olmalıdır. 

10.Belediyelerin geçici hayvan bakımevlerinde yirmi dört saat nöbetçi veteriner hekim bulundurulmalıdır.

11.Sahipsiz hayvanların beslenmesi maksadıyla, yerel yönetimler tarafından hayvanseverlerle iş birliği içerisinde belirlenecek beslenme odaklarının oluşturulmasıyla serbest yaşayan hayvanlara ilişkin süreçlerin çevre kirliliği ve hijyenle alakalı problemlere sebebiyet verilmeksizin sistematik ve daha sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olacaktır. (5199 sayılı yasada her ne kadar belediyelerin yerel hayvan koruma görevlileriyle koordineli çalışmasını öngörmüş olsa da uygulamada bu durum ne yazık ki söz konusu olmamıştır.)  

12.Havai fişek kullanımının yasaklanması, hayvan dövüşlerinin önüne geçilmesi ve fayton kullanımının kısıtlandırılması konusunda da yerel yönetimlere sorumluluk getirilmesi öngörülmektedir.

Meclis Komisyonu  faytonların tüm yurtta bütünüyle kaldırılmasının uygun olacağı değerlendirmesini yapmıştır. Ancak, faytonların yüzyıllardır kullanıldığı, tarihi ve kültürel miras değeri taşıdığı bazı noktalarda, belirlenecek standartlar dahilinde, atlı fayton çalıştırılmasına izin verilebileceği değerlendirilmiştir. Görüşmelere katılan hayvanseverler ve hayvan hakkı savunucularınca atlı faytonun tüm yurtta tamamen yasaklanması talebi iletilmiş olsa da  “Fayton taşımacılığının tarihi değer taşıdığı alanların belirlenmesi ve bunlar arasından seçim yapılarak fayton çalıştırılmasına izin verilecek yerlerin kararlaştırılması, belirlenecek alanlarda düz ve kısa bir rotada, sınırlı sayıda faytonun hazırlanacak bir mevzuat çerçevesinde çalıştırılması, faytonların ulaşım amacıyla kullanılmaması, ulaşım gereksinimi olan bölgelerde ivedilikle elektrikli ulaşım araçlarının kullanımına geçilmesi” öngörülmüştür.

Bu vesile ile bir kez daha belirtmek isteriz ki atlar için eziyet haline gelen atlı fayton uygulamasının tüm yurtta tamamen -istisnasız şekilde- sonlandırılması gerektiğine inanmaktayız. 

Geleneklerinde, tarihinde, inancında hayvan sevgisine her daim rastladığımız güzel ülkemizde hâlâ hayvanların öldürülmesi, şiddet, işkence ve kötü muameleye maruz kalması hem hukuken hem de vicdanen kabul edebileceğimiz bir durum değildir. Hayvanların yaşam hakkını güvence altına alan bir Hayvan Hakları Yasası‘nın en kısa sürede yürürlüğe girmesi dileğiyle.

Köşe yazarları tarafından burada paylaşılan görüşler, turkiyehukuk.org’a değil, yazara aittir.