Ana Sayfa Blog Sayfa 121

6 Nisan’da Meclis’e 6 Kanun Teklifi Sunuldu

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına, 6 Nisan 2022 tarihinde altı kanun teklifi sunuldu. Beşi Cumhuriyet Halk Partisi, biri Memleket Partisi milletvekilleri tarafından sunulan kanun tekliflerinin ayrıntıları şu şekilde:

İş Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4369
  • İlk imza sahibi: Memleket Partisi Karabük Milletvekili Hüseyin Avni AKSOY
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile, kadın işçilerin süt izninin kadın memurlar ile eşitlenmesi amaçlanmaktadır.
  • Esas komisyon: Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu
  • Tali komisyon: Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4369

Katma Değer Vergisi Kanunu ile Özel Tüketim Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4370
  • İlk imza sahibi: Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Özgür KARABAT
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile, özel veya belediyelere ait toplu taşıma araçları ve belediye hizmetlerinde kullanılan araçlara akaryakıtta KDV istisnası getirilmesi ile toplu taşıma hizmetinden ÖTV alınmaması amaçlanmaktadır.
  • Esas komisyon: Plan ve Bütçe Komisyonu
  • Tali komisyon: İçişleri Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4370

Harçlar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4371
  • İlk imza sahibi: Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Özgür KARABAT
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile, 26 yaşından gün almamış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına verilecek pasaportların harçtan istisna tutulması amaçlanmaktadır.
  • Esas komisyon: Plan ve Bütçe Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4371

Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4372
  • İlk imza sahibi: Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Özgür KARABAT
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile, Devlet kamu hizmet ve görevlerine Devlet memuru olarak atanacakların geçmeleri gereken Devlet memurluğu sınavlarının yazılı yapılmasının zorunlu kılınması, bu kapsamda sözlü sınav uygulamasına son verilmesi amaçlanmaktadır.
  • Esas komisyon: Plan ve Bütçe Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4372

Özel Tüketim Vergisi Kanununda ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4373
  • İlk imza sahibi: Cumhuriyet Halk Partisi Adana Milletvekili Orhan Sümer
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile, tarım sektöründe kullanılan mazot teslimlerinin katma değer vergisinden ve özel tüketim vergisinden istisna tutulması amaçlanmaktadır.
  • Esas komisyon: Plan ve Bütçe Komisyonu
  • Tali komisyon: Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4373

65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Kanunu ile Sosyal Hizmetler Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4374
  • İlk imza sahibi: Cumhuriyet Halk Partisi Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile, engellilere Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramında asgari ücret tutarında bayram ikramiyesi ödenmesi amaçlanmaktadır.
  • Esas komisyon: Plan ve Bütçe Komisyonu
  • Tali komisyon: Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4374

TBB: Mesleğimiz Tehdit Altında

Türkiye Barolar Birliği (TBB), sekiz maddelik bildiri yayımlayarak “5 Nisan Avukatlar Günü’nü kutlayamıyoruz” mesajı verdi.

81 baronun da destek verdiği açıklamada TBB, şu ifadelere yer vermekte:

  • Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlanamaması; yargıya güven ve hukuka inancı azaltırken, avukatlık mesleğinin itibarını zayıflattı. Yargı bağımsızlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunacağız. Avukatlık mesleğinin itibarını kimseye teslim etmeyeceğiz.
  • Avukata yönelik şiddet mesleğimizi icra ettiğimiz mekanların sınırlarını aşarak, meslek grubumuzu hedef haline getiren ve can alan, ülke çapına yayılmış bir şiddet türü haline geldi. Avukata yönelik şiddeti ne olursa olsun durduracağız. Meslektaşlarımızı ekonomik, sosyal ve psikolojik şiddet karşısında yalnız bırakmayacağız.
  • Avukatlık ücretleri insan onuruna yaraşır şekilde, avukatın sarf ettiği emeği ve üstlendiği sorumluluğu karşılamıyor. Ücret tarifelerinde olması gereken artışları; ödemelerin zamanında yapılmasını sağlayacağız.
  • Kamu avukatları ek gösterge, mobbing ve mesleki bağımsızlıklarının korunması sorunu hâlâ çözülmedi. Baroları kamu avukatlarının meslek örgütü haline getirecek, sorunları çözeceğiz.
  • Hukuk fakültesi kontenjan ve sayılarının ihtiyaç durumu gözetilmeden ve barolara danışılmadan artırılması, avukatlık mesleğinde nitelik kaybına sebep oluyor. Üniversite giriş sınavında hukuk fakültesi barajının yükseltilmesini sağlayarak meslekteki niteliksizleşmenin önüne geçeceğiz.
  • Bağlı çalışan avukatların ücret ve özlük hakları kanuni bir statüye; stajyer avukatlar eşit nitelikteki diğer hukuk mesleklerinin stajyerleriyle eşit koşullara sahip değil. Bağlı çalışan avukatların emek mücadelesini sahipleneceğiz. Stajyer avukatların önündeki kanuni engellerin kaldırılmasını sağlayacağız.
  • Adalete erişim önünde avukatlar ve yurttaşlar için ekonomiye, mekana ve zamana dayalı engeller bulunuyor. Adalete erişimin önündeki engelleri kaldırmak için yetkili makamlarla kurulacak kesintisiz iş birliğiyle çözümleri birlikte hayata geçireceğiz.
  • Çoklu Baro Kanunu ile meslek örgütlerimiz bölündü. Baroları, Birliğimizde birleştireceğiz.

Bozdağ: Avukatlar, Önemli Bir Hak ve Hukuk Mücadelesinin Öznesidir

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla video mesaj yayımladı. Avukatlar için Yargı görevini yapan, insanımızın hak aramasında ve savunmasında onlara yardımcı olan, adaletin vaktinde ve doğru tecellisinde katkısı bulunan ve özveriyle görev yapan” ifadelerini kullanan Bakan Bozdağ, insanların hak ve hürriyetlerinin korunmasında, haklarının aranmasında, onların savunulmasında Anayasa ve hukuk çerçevesinde avukatların önemli bir görevi ifa ettiği vurgusunda bulundu.

Bozdağ açıklamadında avukatların büyük zorluklar altında önemli bir hak ve hukuk mücadelesinin öznesi durumunda olduğunu, bu sebeple vatandaşa, adalete sundukları hizmetten dolayı her bir avukatı ayrı ayrı tebrik ettiğini dile getirdi. Avukatların içinde bulunduğu sorunların farkında olduklarını ifade eden Bozdağ, stajdan başlayarak avukatların yetiştirilip kalitelerinin artırılmasının Adalet Bakanlığının ana hedefleri arasında yer alamaya devam edeceğinin altını çizdi.

Yeni dönemde avukatların lehine önemli düzenlemelerin hazırlıkları içerisinde oldukları, İnsan Hakları Eylem Planı çerçevesinde önümüzdeki dönemde avukatlarla ilgili yeni adımların atılacağı müjdesini paylaşan Bakan Bozdağ, mesleğe yeni başlayanların desteklenmesi ve meslek içinde de imkanların artırılması için Türkiye Barolar Birliğiyle (TBB) ve taraflarla görüşerek en uygun adımları atma konusunda kararlı olduklarını vurguladı.

Türkiye’de Avukat Sayısı 2021

Türkiye Barolar Birliği (TBB) resmî kayıtlarına göre Türkiye’de barolara 1998 – 2021 yılları arasında 123 bin 720 yeni avukat kaydoldu. 2020 – 2021 yılları arasındaysa 17 bin 321 yeni avukat mesleğe adım attı. 2021 yılı sonu itibarıyla Türkiye’de 83 baroya kayıtlı toplam avukat sayısı 160 bin 651.

Türkiye’de Avukat Sayısının Son 23 Yıldaki Değişimi

Türkiye’de avukat sayısı 2015 yılı sonuna kadar 100 binin altında seyrederken 2016 yılından itibaren 100 bini aşarak hızla 200 bine doğru yükselmeye başladı. Son altı yıldaysa avukat sayısındaki artış büyük hız kazandı. Barolara kayıtlı toplam avukat sayısı son 23 yıldan en çok 2020 – 2021 yılları arasında yükseldi. Bir önceki yıla göre avukat sayısının en hızlı yükseldiği yıllar şu şekilde:

  • 2020 – 2021: 17.321
  • 2019 – 2022: 15.639
  • 2018 – 2019: 10.912
  • 2017 – 2018: 10.283
  • 2015 – 2016: 6.888
  • 2014 – 2015: 6.592
  • 2016 – 2017: 6.035

İstanbul Barosuna Kayıtlı Avukat Sayısı, 76 Baronun Toplamına Denk

Türkiye’de kayıtlı avukat sayısı bakımından ilk sırada İstanbul Barosu yer alıyor. İstanbul Barosuna kayıtlı avukat sayısı neredeyse 76 baronun toplamına denk gelmekte. Bayburt Barosu da en az kayıtlı avukat sayısıyla 83. sırada yer almakta. İstanbul Barosu ile Bayburt Barosu arasındaki avukat sayısı farkıysa 54 bin 433. 2021 sonu itibarıyla 83 baronun avukat sayısına göre sıralaması şu şekilde:

TÜRKİYE’DE TOPLAM AVUKAT SAYISI160.651
İSTANBUL BAROSU54.480
ANKARA BAROSU22.062
İZMİR BAROSU11.650
ANTALYA BAROSU5.987
BURSA BAROSU4.769
ADANA BAROSU3.876
KONYA BAROSU3.197
MERSİN BAROSU2.895
GAZİANTEP BAROSU2.644
İSTANBUL 2 NOLU BAROSU2.435
KAYSERİ BAROSU2.410
KOCAELİ BAROSU2.348
DİYARBAKIR BAROSU1.918
MUĞLA BAROSU1.846
HATAY BAROSU1.729
ANKARA 2 NOLU BAROSU1.702
ŞANLIURFA BAROSU1.696
DENİZLİ BAROSU1.692
SAMSUN BAROSU1.653
ESKİŞEHİR BAROSU1.497
AYDIN BAROSU1.488
BALIKESİR BAROSU1.463
MANİSA BAROSU1.418
KAHRAMANMARAŞ BAROSU1.187
TEKİRDAĞ BAROSU1.094
SAKARYA BAROSU1.066
MALATYA BAROSU905
VAN BAROSU844
TRABZON BAROSU838
ERZURUM BAROSU769
ÇANAKKALE BAROSU692
SİVAS BAROSU658
AFYONKARAHİSAR BAROSU648
ORDU BAROSU648
OSMANİYE BAROSU626
MARDİN BAROSU613
ISPARTA BAROSU559
ZONGULDAK BAROSU551
EDİRNE BAROSU534
BATMAN BAROSU533
ÇORUM BAROSU519
ELAZIĞ BAROSU516
TOKAT BAROSU501
UŞAK BAROSU500
ADIYAMAN BAROSU476
KÜTAHYA BAROSU451
GİRESUN BAROSU425
AKSARAY BAROSU392
KIRKLARELİ BAROSU344
KIRIKKALE BAROSU337
BURDUR BAROSU324
DÜZCE BAROSU324
KASTAMONU BAROSU307
YALOVA BAROSU306
AMASYA BAROSU299
NİĞDE BAROSU293
ŞIRNAK BAROSU281
YOZGAT BAROSU269
NEVŞEHİR BAROSU255
BOLU BAROSU248
AĞRI BAROSU241
SİİRT BAROSU239
RİZE BAROSU235
ERZİNCAN BAROSU230
KARABÜK BAROSU225
KIRŞEHİR BAROSU223
KARAMAN BAROSU218
KARS BAROSU174
BİLECİK BAROSU172
BİNGÖL BAROSU171
MUŞ BAROSU169
BİTLİS BAROSU161
HAKKARİ BAROSU156
BARTIN BAROSU144
IĞDIR BAROSU144
SİNOP BAROSU144
ÇANKIRI BAROSU139
ARTVİN BAROSU125
KİLİS BAROSU121
GÜMÜŞHANE BAROSU74
TUNCELİ BAROSU58
ARDAHAN BAROSU54
BAYBURT BAROSU47

Kadın – Erkek Avukat Sayısı Arasındaki Fark Azalıyor

Türkiye’deki 83 baroya kayıtlı erkek avukat sayılarında önemli bir üstünlük bulunuyor. 83 baroya kayıtlı toplam 160 bin 651 330 avukatın 85 bin 262’si erkek, 73 bin 687’siyse kadınlardan oluşuyor. Her yıl, barolara kayıtlı avukatlarda erkek avukat sayısı, kadın avukatlardan yüksek olmaya devam etmekte.

Türkiye geneli kadın – erkek avukat sayısı arasındaki fark her geçen yıl kapanıyor. Kadın – erkek avukat sayısı arasındaki fark 2014 yılında 16 bin 549’ken 2021 sonu itibarıyla 11 bin 575’e geriledi.

28-29 Mart’ta Meclis’e 4 Kanun Teklifi Sunuldu

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına, 28 – 29 Mart 2022 tarihlerinde dört kanun teklifi sunuldu. İkisi Memleket Partisi, ikisi Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri tarafından sunulan kanun tekliflerinin ayrıntıları şu şekilde:

Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4344
  • İlk imza sahibi: Memleket Partisi Karabük Milletvekili Hüseyin Avni Aksoy
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile, Karabük ilinin Safranbolu ilçesinde ‘Safranbolu Üniversitesi’ adıyla bir üniversite kurulması amaçlanmaktadır.
  • Esas komisyon: Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu
  • Tali komisyon: Plan ve Bütçe Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4344

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4345
  • İlk imza sahibi: Memleket Partisi Karabük Milletvekili Hüseyin Avni Aksoy
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile; Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramında ödenen bayram ikramiyesinin tutarının asgari ücretin net tutarının %50’si oranında olması amaçlanmaktadır.
  • Esas komisyon: Plan ve Bütçe Komisyonu
  • Tali komisyon: Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4345

5216 Sayılı Büyükşehir belediyesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4346
  • İlk imza sahibi: Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile, Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME)’nin çalışma usul ve esasları ile katılacak kamu kurum ve kuruluş temsilcilerinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı tarafından müştereken belirlenmesi yerine Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından belirlenmesi amaçlanmaktadır.
  • Esas komisyon: İçişleri Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4346

İş Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4347
  • İlk imza sahibi: Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Engin Altay, Manisa Milletvekili Özgür Özel, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile, dijital platform çalışanlarının çalışma hayatındaki statülerinin tanımlanması, özelikle iş sağlığı güvenliği ve sosyal güvenliğe ilişkin olanlar olmak üzere bu kişilerin sosyal ve ekonomik haklarının iyileştirilmesi amaçlanmaktadır.
  • Esas komisyon: Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu
  • Tali komisyon: Adalet Komisyonu, Dijital Mecralar Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4347

AYM Başkanı Arslan: Artan İş Yükü, Bireysel Başvuru Kurumunu Felç Edebilir

28 Mart 2022 tarihinde Gaziantep’te düzenlen “Adli Yargıda Bireysel Başvuru Kararları ve İhlalin Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması konulu 2. Bölge Toplantısının açılışında konuşan Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, AYM’ye yapılan bireysel başvurusu sayısının endişe verici seviyeye ulaştığı bilgisini paylaştı.

Geçmişte Dîvân-ı Mezâlim ve Dîvân-ı Hümâyunun yaptığını bugün bireysel başvuruları inceleyen Anayasa Mahkemesinin yaptığını, ancak önceki divanlardan farklı olarak AYM’nin inanılmaz bir şikâyet sayısıyla karşı karşıya olduğunu ifade eden Arslan, her toplantıda iş yükünden bahsetmenin kendileri açısından hoş olmasa da bireysel başvurudaki sorunu tespit için iş yükünü ifade etmenin zorunluluk olduğunu belirtti.

14 Şubat’ta İstanbul’da yapılan bölge toplantısından bugüne iş yükünün vahim hâle geldiği, o tarihteki 66 bin civarındaki derdest bireysel başvuru sayısının neredeyse 40 gün sonra, bugün 90 bine ulaştığı bilgisini paylaşan Arslan, söz konusu sayının endişe verici olduğunun altını çizerek “Doğrusu dünyada bizim dışımızda bu kadar başvuruyla uğraşan bir anayasa mahkemesi de insan hakları mahkemesi de bulunmamaktadır.” ifadelerini kullandı.

“Hızla artan iş yükü maalesef bireysel başvuru kurumunu felç etme potansiyeli taşımaktadır. Bu nedenle bireysel başvurunun geleceğinin iş yükünün azaltılmasına bağlı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.” diyen AYM Başkanı Arslan, bunun için Anayasa Mahkemesi kararlarında da sıklıkla vurgulanan, çok iyi anlaşılması ve uygulanması gereken üç hususu sıraladı:

Birincisi istinaf ya da temyiz incelemesi sonrasında kesinleşen kararlardan sonra yapılan başvuruların hatırı sayılır bir kısmı kanun yolu şikâyetleridir. Mevcut başvuruların yüzde 75’i adil yargılanma hakkına ilişkin şikâyetleri içermektedir. Bunların da yaklaşık yüzde 90’ı makul süre ve/veya kanun yolu şikâyetidir.

İkinci olarak başvuru sayısının azaltılması, ihlal kaynaklarının kurutulmasına bağlıdır. Bu kapsamda devletin temel hak ve özgürlüklerin korunmasına yönelik negatif ve pozitif yükümlülükleri, başka bir ifadeyle yapmaması ve yapması gerekenler vardır.  Sözgelimi hukuka aykırı güç kullanımı da bir ölüm veya yaralama olayı üzerine sorumluların tespitine ve cezalandırılmasına yönelik etkili bir soruşturma yürütülmemesi de hak ihlaline neden olabilmektedir. Bu sebeple yükümlülükler konusunda özenli davranılması başvuru ve ihlal sayılarını azaltacaktır.

Üçüncü olarak bireysel başvurunun başarısı verilen ihlal kararlarının etkili bir şekilde uygulanmasına bağlıdır. Burada münferit başvurularda başvurucunun somut zararının giderilmesini kastetmiyorum. Bu zaten verilen ihlalin doğal sonucu, kararın subjektif etkisidir.

Bireysel başvurunun objektif etkisi hayata geçirilmeli

İdarenin yasama, yürütme ve yargı organlarının ihlal kararlarında ortaya konan temel ilke ve esasları uygulamalarının, yeni hak ihlallerinin önlenmesi bakımından bir zorunluluk olduğunun altını çizen Arslan, ihlalin kaynağına göre idareye, yargıya ve yasama organına çok büyük görevler düştüğünü, idarenin ve mahkemelerin ihlal kararlarındaki değerlendirmeleri dikkate alarak, yeni başvuruların yapılmasını beklemeden ihlale yol açmayacak şekilde karar vermeleri gerektiğini dile getirdi.

AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın açılış konuşmasının tam metni şu şekilde:

Değerli Katılımcılar,

Hanımefendiler, Beyefendiler,

Öncelikle ikinci bölge toplantısına hoş geldiniz diyor, sizleri en içten duygularımla saygıyla selamlıyorum.

Bu toplantının da birincisi gibi verimli ve başarılı geçmesini temenni ediyorum.

Bilindiği üzere her şey zıddıyla bilinir. Çoğu kez bir şeyi ne olduğundan ziyade ne olmadığından hareketle tanımlarız.

Medeniyet havzamızda adalet kavramı da onun zıddı olan zulüm üzerinden tanımlanmıştır. Mevlâna bu tanımı çok güzel yapmıştır. Ona göre adalet her şeyi yerli yerine, zulüm ise bir şeyi ait olmadığı yere koymaktır. Bu nedenle ağaca su vermek adalet, dikene su vermek ise zulümdür.

Adalet hakkı sahibine teslim etmek, zulüm ise hakkı ihlal etmektir. Mevlâna’nın ifadesiyle adalet gönül huzuru, zulüm ise vicdan azabı getirir.

Adalet-zulüm zıtlığı hemen tüm siyasetnameler ve nasihatnamelerde yer almıştır. Daha önemlisi devletin adil olması, halkına zulmetmemesi gerektiği yönündeki düşünceler zamanla kurumsallaşmıştır. Başka bir ifadeyle zulme ve haksızlığa uğrayanlar bunu şikâyet konusu etmiş ve adalet arayışında olmuşlardır.

Nitekim tarih boyunca hüküm süren Türk ve İslam devletlerinde hakları ihlal edilenlerin şikâyetlerinin dinlendiği ve adaletin tesis edildiği divanların kurulduğu bilinmektedir. Bunlardan biri olan Dîvân-ı Mezâlim ya da mezalim mahkemesi, adı üzerinde, zulme uğrayanların şikâyetlerini ilettikleri ve adaletin tecellisi için başvurdukları bir yüksek mahkeme olarak görev yapmıştır.1

Osmanlı Devleti’nde aynı vazifeyi Dîvân-ı Hümâyun ve diğer divanlar görmüştür. İmparatorluğun her tarafından hakları ihlal edilenler şikâyetlerini bu kurumlara göndermiş, verilen kararlar şikâyet defterlerine kaydedilmiştir. Bu şikâyetler arasında mülkiyet hakkı ihlalinden yargı kararının uygulanmamasına kadar muhtelif konular bulunmaktadır.2

Değerli Katılımcılar,

Aslında güneşin altında yeni bir şey yok. Kurumların yapısı ve şekli değişmekle birlikte, yapılan işin esası süreklilik arz etmektedir. Dün Dîvân-ı Mezâlimin ve Dîvân-ı Hümâyunun yaptığını bugün bireysel başvuruları inceleyen Anayasa Mahkemesi yapmaktadır. 

Ancak önceki divanlardan farklı olarak Anayasa Mahkemesi inanılmaz bir şikâyet sayısıyla karşı karşıyadır. Hemen her toplantıda iş yükünden bahsetmek gerçekten bizim açımızdan hoş olmayan bir durum. Şikâyetten şikâyet ettiğimiz sanılmasın. Ancak bireysel başvurudaki sorunu tespit için iş yükünü ifade etmek bir zorunluluktur.

14 Şubat’ta İstanbul’da yaptığımız bölge toplantısından bugüne iş yükünde durum maalesef daha da vahim hâle gelmiştir. O tarihte derdest bireysel başvuru 66 bin civarındaydı. Neredeyse 40 gün sonra, bugün itibarıyla başvuru sayısı 90 bine ulaşmış durumdadır.

Bu sayının endişe verici olduğu ortadadır. Doğrusu dünyada bizim dışımızda bu kadar başvuruyla uğraşan bir anayasa mahkemesi de insan hakları mahkemesi de bulunmamaktadır.

Hızla artan iş yükü maalesef bireysel başvuru kurumunu felç etme potansiyeli taşımaktadır. Bu nedenle bireysel başvurunun geleceğinin iş yükünün azaltılmasına bağlı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Bunun için Anayasa Mahkemesi kararlarında sıklıkla vurgulanan üç hususun çok iyi anlaşılması ve uygulanması gerektiğini düşünüyorum.

Birincisi istinaf ya da temyiz incelemesi sonrasında kesinleşen kararlardan sonra yapılan başvuruların hatırı sayılır bir kısmı kanun yolu şikâyetleridir. Mevcut başvuruların yüzde 75’i adil yargılanma hakkına ilişkin şikâyetleri içermektedir. Bunların da yaklaşık yüzde 90’ı makul süre ve/veya kanun yolu şikâyetidir.

Belirtmek gerekir ki yargılama sürecinde herhangi bir hakkın ihlal edildiği gösterilmeden sadece kararın yanlış, haksız ve adaletsiz olduğu yönündeki şikâyetler kural olarak bireysel başvuru kapsamında değildir. Nitekim şu ana kadar sonuçlanan adil yargılanma hakkı şikâyetlerinin yaklaşık yüzde 60’ı kanun yolu şikâyeti olduğundan açıkça dayanaktan yoksunluk gerekçesiyle kabul edilemez bulunmuştur.

Her vesileyle belirttiğimiz üzere bireysel başvuru bir temyiz yolu, Anayasa Mahkemesi de bir süper temyiz mercii değildir. Bireysel başvuru yolunu kullanacak olan başvurucuların bunu unutmaması gerekir.

İkinci olarak başvuru sayısının azaltılması, ihlal kaynaklarının kurutulmasına bağlıdır. Bu kapsamda devletin temel hak ve özgürlüklerin korunmasına yönelik negatif ve pozitif yükümlülükleri, başka bir ifadeyle yapmaması ve yapması gerekenler vardır.  Sözgelimi hukuka aykırı güç kullanımı da bir ölüm veya yaralama olayı üzerine sorumluların tespitine ve cezalandırılmasına yönelik etkili bir soruşturma yürütülmemesi de hak ihlaline neden olabilmektedir. Bu sebeple yükümlülükler konusunda özenli davranılması başvuru ve ihlal sayılarını azaltacaktır.

Üçüncü olarak bireysel başvurunun başarısı verilen ihlal kararlarının etkili bir şekilde uygulanmasına bağlıdır. Burada münferit başvurularda başvurucunun somut zararının giderilmesini kastetmiyorum. Bu zaten verilen ihlalin doğal sonucu, kararın subjektif etkisidir.

Bundan daha önemlisi bireysel başvurunun objektif etkisinin hayata geçirilmesidir. Başka bir ifadeyle idarenin, yasama, yürütme ve yargı organlarının ihlal kararlarında ortaya konan temel ilke ve esasları uygulamaları, yeni hak ihlallerinin önlenmesi bakımından bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu noktada ihlalin kaynağına göre idareye, yargıya ve yasama organına çok büyük görevler düşmektedir. İdarenin ve mahkemelerin ihlal kararlarındaki değerlendirmeleri dikkate alarak, yeni başvuruların yapılmasını beklemeden ihlale yol açmayacak şekilde karar vermeleri çok önemlidir.

İhlalin kanundan kaynaklandığı veya norm denetiminde temel hakları ihlal ettiği için bir kanun hükmünün iptal edildiği durumlarda da yasama organının hızla harekete geçmesi elzemdir. İhlali ve Anayasa’ya aykırılığı giderecek yönde zaman kaybetmeden yapılan bir yasal düzenleme yeni ihlallerin ortaya çıkmasını önleyecektir.

Değerli Katılımcılar,

Son olarak bir hususu vurgulayarak konuşmamı tamamlamak istiyorum. Bireysel başvuru Türk hukuk tarihinde yapılmış en önemli reformlardan biridir. Bu hak arama yolunun 10 yıllık uygulaması da insanımızın hak ve özgürlüklerinin korunmasında hayati bir rol oynadığını göstermektedir.

Bu sebeple bu kurumu yaşatmak ve gelecek kuşaklara etkili bir hak arama yolu olarak bırakmak, hem Dîvân-ı Mezâlimi ve Dîvân-ı Hümâyunu kurumsallaştıran ecdadımıza hem de gelecek nesillere karşı ortak sorumluluğumuzdur.

Bu duygu ve düşüncelerle toplantımızın verimli geçmesini diliyor, emeği geçen herkese, sunumları ve yorumlarıyla katkı yapacak olan tüm katılımcılara şükranlarımı sunuyorum.

Ayrıca bu gazi şehrimizde misafirperverliklerini esirgemeyen Sayın Valimize, Sayın Belediye Başkanımıza, Sayın Başsavcımıza, istinaf mahkemelerinin Değerli Başkan, Başsavcı ve üyelerine ve tüm yargı mensuplarımıza teşekkür ediyorum.

Hepinize sağlık ve afiyet diliyorum. Sağ olun, var olun.

2022 Yılı Uzlaştırmacı Yenileme Eğitimleri Başlıyor

Adalet Bakanlığı, 2022 yılı uzlaştırmacı yenileme eğitimlerinin 31 Mart 2022 tarihinde başlatılmasına ve 30 Eylül 2022 tarihinde bitirilmesine karar verildiğini duyurdu.

Uzlaştırmacı yenileme eğitimine 11 Mart 2018 tarihli 2018 Adalet Bakanlığı Uzlaştırmacı Sınavında başarılı olup, uzlaştırmacı siciline kayıt olanlar ile yine bu sınavda başarılı olup, sicile kayıt başvurusunda bulunmayan ancak Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 48 inci maddesine göre sicile kayıt şartlarını taşıyan kişiler başvurabilecektir. Bir yenileme eğitimi programı, bir gün ya da en fazla iki gün içerisinde tamamlanacak ve katılımcılar en fazla bir ders saati devamsızlık yapabilecek,

6 aylık sürede tamamlanacak uzlaştırmacı yenileme eğitimleri, eğitim izni verilen eğitim kuruluşları tarafından yalnızca eğitici eğitimi almış eğitmenler aracılığıyla aşağıdaki ders konularına ilişkin sıralama ve saatlere uygun olarak verilecek:

  • Uzlaştırma Kurumuna İlişkin Mevzuat Değişiklikleri veYargı Kararlarının Değerlendirilmesi-1. saat 
  • Uzlaştırma Sürecinde Tarafların Bilgilendirilmesi ve Uzlaşma Teklifi Sırasında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar-2. saat
  • Müzakere ve Sonrasında Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar-3. saat
  • Uzlaşma Teklifine Davet ve Uzlaşma Teklifi Sırasında İletişim- 4. saat
  • Uzlaştırma Müzakereleri Sırasında İletişim-5. saat
  • Uygulama I -6. saat
  • Uygulama II-7. saat
  • Uygulama III -8. saat

Uzlaştırmacı Yenileme Eğitimlerinin Ayrıntıları

  • Eğitim programlarının takibi, koordinasyonu ve denetimi, Daire Başkanlığımızca oluşturulan “Eğitim Yönetim Sistemi” adlı yönetim paneli (www.eyosis.net) ile sağlanacaktır.
  • Uzlaştırmacı yenileme eğitimleri iki eğitmen tarafından verilecektir. İlk 3 saatlik derse uzlaştırmaya ilişkin ceza mevzuatı eğitimi veren eğitmen, 4. ve 5. saate iletişim eğitmeni katılacaktır. Son üç saatlik uygulama dersini ise hem uzlaştırmaya ilişkin ceza mevzuatı eğitimi veren eğitmen hem de iletişim eğitmeni birlikte verecektir.
  • Uygulama eğitimleri burada belirtildiği şekilde iki eğitmen tarafından yerine getirilecektir.
  • Uzlaştırmacılar, yenileme eğitimi bitiminden sonra http://eyosis.net/AnketKatil.aspx internet adresi üzerinden eğitim ve uzlaştırma sürecine ilişkin bir anket formu dolduracaklardır.
  • Eğitimi tamamlayan katılımcılar, katılım belgesini, anket formunu doldurduktan sonra,sistemden kendileri alacaktır. Bu nedenle eğitim kuruluşları tarafından katılımcılara ayrıca bir katılım belgesi verilmeyecektir.
  • Katılımcıların yenileme eğitimi programı için eğitim kuruluşlarına ödeyecekleri ücret miktarı, Genel Müdürlüğümüz tarafından tespit edilmiştir. Bu kapsamda katılımcıların yenileme eğitimi programı için ödeyecekleri ücret miktarı; eğitimin saati ve katılımcı sayısı dikkate alınmak suretiyle alt sınır 300 TLüst sınır ise en fazla 400 TL olarak belirlenmiştir.
  • Eğitimler 31 Mart 2022 – 30 Eylül 2022 tarihleri arası, eğitim kuruluşları tarafından söz konusu süre göz önüne alınarak etkin ve verimli bir şekilde planlanacak, belirli bir aya sıkıştırılmadan, eğitmen sayısı dikkate alınarak programlamayapılacak ve buna göre sınıflar oluşturulacaktır.

Adalet Bakanlığının konuyla ilgili resmî duyurusuna ilgili sayfadan ulaşılabilir.

Ayrımcılık Yasağı Bağlamında Yapay Zeka Kullanımının Etkileri Uluslararası Sempozyumu

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK), 30 Mart 2022 tarihinde Hasan Kalyoncu Üniversitesinde Ayrımcılık Yasağı Bağlamında Yapay Zeka Kullanımının Etkileri Uluslararası Sempozyumu düzenliyor. Bazı konuşmacıların çevrim içi katılacağı ve üç oturumdan oluşan Sempozyum, TİHEK Başkanı Prof. Dr. Muharrem Kılıç ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Türkay Dereli’nin açılış konuşmalarıyla başlayacak.

Başlığı “Algorı̇tmı̇k Ayrımcılık ve Yapay Zeka Çağında Ayrımcılık Yasağı” olarak belirlenen birinci oturumun başkanlığını Prof. Dr. Mehmet Lütfi Yola üstlenecek. Oturumda Yapay Zekanın Ayrımcılık Bağlamında Riskleri, Yapay Zeka Çağında Ayrımcılık Yasağını Yeniden Düşünmek, Veri Koruma Düzenlemeleri, Yapay Zeka ve Ayrımcılık, Algoritmik Ayrımcılıkta GDPR’da Düzenlenen ‘Right to Explanation’ Hakkı Çare Olabilir mi? başlıklı konuşmalar gerçekleştirilecek.

“Yapay Zeka Uygulamalarının Ceza Hukuku Açısından Değerlendirilmesı̇” başlıklı ikinci oturumun başkanlığını Prof. Dr. Enver Bozkurt üstleniyor. Oturumda Yapay Zekanın Suçta Kullanılmasında, Mevcut Ceza Hukuku Kuralları ile Mücadelenin Yeterliliği, Adalette Ayrımcılık ve Ön Yargı: Robot Yargıçlar Aradığımız Çözüm Olabilir mi?, Öngörüye Dayalı Kolluk Uygulamalarında Ayrımcılığın Önlenmesi, Yapay Zeka Teknolojilerinin Ceza Adaletinde ve Kolluk Faaliyetlerinde Kullanılmasından Doğabilecek Sorunlar başlıkları ele alınacak.

“Hukuk ve Yapay Zeka Etkı̇leşı̇mı̇nı̇n Farklı Uygulama Alanları Kapsamında Değerlendı̇rı̇lmesı̇” ana başlığında gerçekleştirilecek üçüncü ve son oturuma Doç. Dr. Sezer Bozkuş Kahyaoğlu başkanlık edecek. Bu oturumda Yapay Zeka Destekli Teknolojiler Kapsamında Ayrımcılık Yasağı Hukukunun Uygulanması ve Denetimi: Avrupa’daki Ulusal Eşitlik Kurumlarının Çalışmalarından Örnekler, Özel Hukuk Perspektifinden Yapay Zeka ve Ayrımcılık Yasağı, Sağlık Hizmetinde Yapay Zekaya İlişkin Yasal Zorluklar, Yapay Zekanın Sosyal Haklara Etkisi, Sosyal Medya Platformlarında Paylaşılan Ayrımcılık ve Nefret Söylemlerinin Yapay Zeka Yöntemleriyle Tespiti Üzerine Bir İnceleme başlıklı sunumların yapılacak.

Sempozyum, TİHEK resmî YouTube kanalından canlı olarak da takip edilebilecek.

Sempozyum Programı

1648282306

25 Mart’ta Meclis’e 9 Kanun Teklifi Sunuldu

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına, 25 Mart 2022 tarihinde dokuz kanun teklifi sunuldu. Altısı Cumhuriyet Halk Partisi, 2’si Adalet ve Kalkınma Partisi ve biri İyi Parti milletvekilleri tarafından sunulan kanun tekliflerinin ayrıntıları şu şekilde:

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İş Birliği Anlaşmasını Değiştiren Ek Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4335
  • İlk imza sahibi: Adalet ve Kalkınma Partisi Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentop
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Azerbaycan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Güvenlik İşbirliği Anlaşması’na; dini radikalizm bağlamında işlenen suçlar, casusluk faaliyetleri ve yıkıcı faaliyetler, ödeme yöntemleri ve menkul kıymetler sahteciliği, her türlü emtia ve diğer ürünlerin kaçakçılığı, vatandaşların hayatlarına, sağlığına, onur ve haysiyetlerine yönelik suçlar, mal varlığına karşı suçlar ve yasa dışı organ, doku ve hücre ticareti ile mücadelede iş birliği hususlarının eklenmesini amaçlayan Ek Protokol’ün onaylanmasının uygun bulunması öngörülmektedir.
  • Esas komisyon: Dışişleri Komisyonu
  • Tali komisyon: İçişleri Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

Turkiye-Cumhuriyeti-Hukumeti-ile-Azerbaycan-Cumhuriyeti-Hukumeti-Arasinda-Guvenlik-Is-Birligi-Anlasmasini-Degistiren-Ek-Protokolun-Onaylanmasinin-Uygun-Bulunduguna-Dair-Kanun-Teklifi

Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4336
  • İlk imza sahibi: Adalet ve Kalkınma Partisi Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile, vergi kaçakçılığına ilişkin hapis cezalarının üst sınırının artırılması ve etkin pişmanlık hükümlerinin bu suça ilişkin olarak da uygulanması, vergi bilincinin geliştirilmesi amacıyla vergi ile ilgili uyarıcı ve eğitici yayınlar yapılması, özel sağlık kuruluşlarıyla sözleşme düzenleyerek çalışan hekimlerin serbest meslek erbabı olarak kabul edilmesi, reklam yasağı getirilenlere reklam vermeye devam eden gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin bu harcamalarının vergi matrahının hesaplanmasında gider olarak kabul edilmemesi, finans sektörünün kurum kazançlarının vergilendirilmesinde kurumlar vergisinin %25 olarak uygulanması, seyahat acentalarının Türk Seyahat Acentaları Birliğine ödediği yıllık aidat tutarının azaltılabilmesi için Cumhurbaşkanına yetki verilmesi, muhtar ödeneklerinin net asgari ücret tutarından az olması halinde aradaki farkın ayrıca muhtarlara ödenmesi, bazı yükseköğretim kurumlarına kadro ihdas edilmesi, elektrik motorlu taşıt araçlarını Türkiye’de geliştiren ve üreten vergi mükelleflerine bu faaliyetler kapsamında verilen ve yatırım teşvik belgesi kapsamında yer alan mühendislik hizmetlerinin 2023 yılının sonuna kadar KDV’den istisna tutulması, Yapı Kayıt Belgesi alınan yapıların bulunduğu Hazine taşınmazlarının satışına ilişkin başvuru süresinin uzatılması, ödeme kolaylığı sağlanması ve kentsel dönüşüme pay aktarılması, 2/B taşınmazları ve Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin başvuru ve ödeme süresinin uzatılması, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi ve Tarım Kredi Kooperatifleri Tarafından Kullandırılan Toplu Köy İkrazatı/Grup Kredilerinden Doğan Kefaletin Sona Erdirilmesi Hakkında Kanun kapsamında kredi borcu bulunan tarımsal üreticilerin aciz vesikasına bağlanan borçlarına uygulanacak faizin esaslarının düzenlenmesi amaçlanmaktadır.
  • Esas komisyon: Plan ve Bütçe Komisyonu
  • Tali komisyon: Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu; İçişleri Komisyonu; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4336-2

4857 Sayılı İş Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4337
  • İlk imza sahibi: Cumhuriyet Halk Partisi Malatya Milletvekili Veli Ağbaba
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile asgari ücretin yılda bir kez yerine yılda iki kez belirlenmesi öngörülmektedir.
  • Esas komisyon: Plan ve Bütçe Komisyonu
  • Tali komisyon: Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4337

5597 Sayılı Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun İle Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4338
  • İlk imza sahibi: Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile; Yurt Dışına Çıkış Harcı Hakkında Kanun ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un yürürlükten kaldırılması amaçlanmaktadır.
  • Esas komisyon: Plan ve Bütçe Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4338

Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4339
  • İlk imza sahibi: Cumhuriyet Halk Partisi Manisa Milletvekili Özgür Özel
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile, Türkiye Varlık Fonu Anonim Şirketi’nin bağımsız denetimin yanı sıra Sayıştay denetimine de tabi olması, Sayıştay’ın bu denetime ilişkin raporlarının TBMM’ye sunulması, ayrıca bu Şirket ve Türkiye Varlık Fonu ile bu Şirket tarafından kurulan şirket ve alt fonların, sermayesinin yarısından fazlası kamuya ait olan veya özel kanunla kurulan kamu kurum, kuruluş ve ortaklıklarına uygulanan mevzuatın denetime ilişkin hükümlerine tabi olması amaçlanmaktadır.
  • Esas komisyon: Plan ve Bütçe Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4339

2330 Sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4340
  • İlk imza sahibi: Cumhuriyet Halk Partisi Muğla Milletvekili Burak Erbay
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile ormanların korunması ve yangın söndürme çalışmaları sırasında hayatını kaybeden orman muhafaza memurları ile yangın işçileri ve görevlendirilen diğer personelin ‘görev şehidi’ ve yaralananların ‘gazi’ sayılması ile söz konusu kişilerin vefat etmeleri veya engelli hale gelmeleri halinde kendilerine ya da yakınlarına nakdi tazminat veya aylık bağlanması öngörülmektedir.
  • Esas komisyon: Plan ve Bütçe Komisyonu
  • Tali komisyon: İçişleri Komisyonu; Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4340

3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4341
  • İlk imza sahibi: Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile avukatlara, adli yardım ile müdafi ve vekil olarak görevlendirmelerinden dolayı ödenecek ücretlerin katma değer vergisinde istisna tutulması amaçlanmaktadır.
  • Esas komisyon: Plan ve Bütçe Komisyonu
  • Tali komisyon: Adalet Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4341

5216 Sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Yönelik Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4342
  • İlk imza sahibi: Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile, büyükşehir belediyelerine öğrenci yurdu yapma ve işletme yetkisi tanınması ve büyükşehir belediyelerinin yükseköğrenim gören öğrencilere burs verebilmesi öngörülmektedir.
  • Esas komisyon: İçişleri Komisyonu
  • Tali Komisyon: Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4342

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi

  • Kanun teklifi esas numarası: 2 / 4343
  • İlk imza sahibi: İyi Parti Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu
  • Kanun teklifinin özeti: Teklif ile, emeklilere her yıl Ramazan Bayramı ile Kurban Bayramı’nda ödenen ikramiyenin 2.296 TL olarak yeniden belirlenmesi ve bu tutarın her yıl TÜFE oranına göre artırılması amaçlanmaktadır.
  • Esas komisyon: Plan ve Bütçe Komisyonu
  • Tali komisyon: Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu

Kanun Teklifinin Metni

2-4343

AİHM’den Wikipedia’ya Ret

Nisan 2017’de Wikipedia’nın bazı İngilizce sayfalarına erişimin Türkiye’de engellenmesiyle ilgili 2019 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuran Wikimedia Vakfına AİHM Yargıçlarından olumsuz yanıt geldi.

Bağımsız internet ansiklopedisi Wikipedia’nın İngilizce sayfalarında yer alan “devlet destekli terörizm” ve “Suriye iç savaşına diğer ülkelerin katılımı” maddeleri Türkiye’de rahatsızlık yaratmış ve değiştirilmesi talep edilmiştir. Talepler Wikipedia tarafından reddedilince sitenin tamamına Türkiye’den erişim engeli getirilmişti.

Yaşanan erişim engelini öncelikli olarak Türkiye’de mahkemeye taşıyan Wikipedia, yerel mahkemeden sonuç alamayınca Anayasa Mahkemesinin (AYM) kapısını çaldı ancak iki yılı bulan süreçte Anayasa Mahkemesinin etkin yargılama yapamadığı iddiasıyla konuyu bu defa AİHM’e taşıdı.

İki yıl sekiz aylık sürecin sonunda Ocak 2020’de AYM, Wikipedia’nın başvurusuyla ilgili kararını açıkladı. Wikipedia’ya Türkiye’nin uyguladığı erişim engelinin ifade özgürlüğünü ihlal etmek olduğuna dikkat çeken AYM, Wikimedia Vakfına 2 bin 732 TL hukuki masraf ödenmesine karar verdi.

Yaşanan bu gelişmeyi göz önünde bulunduran AİHM Yargıçları, söz konusu erişim engelinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesine aykırı olduğu vurgusunda bulunarak sitenin erişime açılmasından dolayı söz konusu başvurunun reddedilmesi kararını oy çokluğuyla aldı. Kararda, AYM’nin kararını 2 yıl 8 ay gibi uzun bir sürede aldığının da altı çizildi ancak bu sürenin Wikimedia’nın iddiasının aksine etkin yargılamayı olanaksız kılacak derecede bir süre olmadığı belirtildi.

AİHM açıkladığı gerekçede ayrıca Türkiye’de ifade özgürlüğüne ilişkin sistematik bir sorun bulunduğunu, buna rağmen Türk yargısının bu soruna çözüm sağlayamayacağını düşünmek için yeterli bir sebep görülmediği ifadelerine de yer verdi.